John adlı varlıktan David Spangler aracılığı ile tebliğ,
17 Mayıs 1972
Findhorn’un temelde ne olduğu ile başlayalım. Siz bir organizmasınız, hayatı Tanrı’dan, o her birinizin içinde olan ve sizin bedensel varlığınızı aşan Tanrı’dan gelen bir organizmasınız. Bu merkezde başka hiçbir kavram anlaşılmayacak olsa bile bu, bütünün parçası olan herkesçe mutlaka anlaşılmalıdır. Her biriniz kendi beşer hüviyetinizin üzerinizden dökülüp gitmesi ve içinizdeki tanrısal yönü ortaya koyması için buradasınız. Bu hedefe varmak için, tanrısal varoluşun (Tanrı Varlığı’nın, ilahi mevcudiyetin) gerçeği hakkındaki bilgiye götürecek inanç gereklidir. Daha önce de söylendi, yine söylenecek, Sizler tanrısal varlıklarsınız.
Bunun yalnızca entelektüel bir kabulden öte bir bilgi, anlayış, farkına varış haline gelmesine lütfen imkan verin ve başkaları ile, bütün ile olan ilişkilerinizde bütün davranışlarınız tümü ile bu gerçeğe uygun olsun.
İnanç ümit değildir. İnanç bir bireyin, görünmeyenlerin özünü ve gerçeğini fark edip bilmesine imkan veren bir başka idrak biçimidir. Bu inanç dinamiktir, pasif değildir. Kişi bakmak, idrak etmek, farkına varmak için çalışmalıdır. Ve bu farkına varış çevre ile olan salt duygusal temastan doğan diğer farkına varış şekillerinden önde gelmelidir. Bir başka deyimle, siz dünyayı bedeninizin gözleri ile ( fizik gözlerinizle) değil, ruhun gözleri ile de görmelisiniz. O dünyaya karşı, şuurunuzda gitgide artan sevgi, bilgi, ışık ve anlayış ile davranmalısınız.
Tanrı’nın gerçekliğini ve O’nun yarattığı hayatın bolluk ve bereketini idrak ediş olarak tercüme ve tarif edebilecek bir Tanrı inancı, bu topluluğun kaya üstüne oturtulmuş temelidir. Başka her ne tür değişiklikler, kalıptan kalıba girişler yer alırsa alsın, bu temel kaybedilmemeli, asla gözden kaçırılmamalıdır. Eğer günlük zorluklar, engeller ve meydan okuyuşlar gibi gözüken durumlar karşısında, onlara göğüs gerebilmek için Tanrı’nın gerçekliğini her gün yeniden devamlı anmak ve doğrulamak lazım geliyorsa, bu mutlaka yapılmalıdır.
İnsan idrakinde ortaya çıkan bir yanılgı, Tanrı’yı bir dış kuvvet ( bireyin kendi dışındaki bir kuvvet) olarak kabul etmesi ve böylece, Yaradan’ın karşısında pasif bir bekleyiş tavrı takınmasıdır. Kişi elbette doğru zamanlamanın sabrını öğrenmelidir. Fakat bu sabır, bireyin tanrısal hayat akımının dengesine ve ritmine bizzat katılması yani o ritm ile birlikte hareket etmesidir. Bu nedenle size, duymak için gönül, düşünmek için akıl verildiğine göre, siz de En Yüce’nin ışığı altında duymalı, düşünmeli ve hareket etmelisiniz. Akıllıca bir ekonomik politika izlemelisiniz ve buna “ mutlak inanç” ve Tanrı’nın nimetlerinin bolluğu gerçeği hakkında idrak eşlik etmelidir. Diyeceğim ki, size gelen, sizden çıkan paralar, gelen faturalar ve yapılan ödemeler, hepsi Tanrı’nın maliyesidir. Onlar O’nun senetleri, O’nun ödemeleridir, fakat ben bunu söylerken sizlerin sorumluluğunuzu herhangi bir şekilde iptal ediyor değilim. Sorumluluğunuz sizin bireysel ve toplumsal şuurlarınızın Tanrı’nın eylem vasıtasını oluşturduğunun farkında oluşunuzdur. Tek ve topluca, O’nun eli olduğunuzu fark etmelisiniz. Bu merkezin genişliği içinde, yol gösterici tebliğlerin ışığında, ne yapılması gerekiyorsa onu yapmalısınız. Bilgeliğin yönetimi altında, bu genişliğin sağlam bir ekonomik politika içinde büyümesini sağlamak üzere her ne yapılması gerekiyorsa onu yapmalısınız. Fakat aynı zamanda, duygusal bakımdan nötr ve bağımsız olmalı, kişisel üzüntü ve korkularınızı ilahi planın içine sızdırmamalısınız. Açıkça söylüyoruz: Sinirli düşünce ve duyguların, tezahür süreçleri içine akıtılması, merkez içinde ancak hastalığa benzer bir durum oluşturur ki bu şartlar altında etkili bir tezahür elde edilemez. Bazı kimseler bu sözlerimin, aldırmaz olmak, sorumluluğu kaldırıp rüzgârlara savurmak, her şeyin nasılsa yeniden tamamlanacağını bilerek durmadan merkezden almaya devam etmek anlamına alabilirler. Bu insan şuurunun safsatası, bir yanlış değerlendirmesidir. Bütüne karşı bir sorumluluk duygusu ve idraki olmalıdır ki kullanılan şey bir maksada ersin. Bütüne hayrı olsun ve anlayışsızlık ve sorumsuzluk ile tüketilmesin.
Sözlerime sizin bir organizma olduğunuzu söyleyerek başladım. Bir organizmada enerjiler koordine halde olmalıdır. Bu topluluğun ayrı ayrı varlıklardan oluştuğunu düşünenler varsa, düşüncelerini yeni baştan inşa etsinler. Sizler bir bütünsünüz, bu gerçeğin farkına varma çabası içindesiniz, bireyselliğinizden fedakârlık ederek değil, fakat bireylerden gelen enerjileri birleşik bir düşünce ve ruh kalıbı oluşturma yolunda kullanarak. Her organizma bir sinir sistemine, bir koordinasyon merkezine sahiptir. Organizmanın farklı kısımları birbirlerinden bağımsız hareket ederlerse, bundan hastalık doğar. Bu sadece politik bir husus değil aynı zamanda spiritüel ve biyolojik gerçeğin ifadesidir, ki bu merkezde bütün aksiyonlar bir koordine edici nokta içine ve o noktadan çevreye akmak zorundadır ( ki Findhorn’da bu nokta Peter ve onunla ilişki halindeki kısım şefleridir). Bu prensibi ihlal eden herkesin şunu anlamasını sağlayacak önlemler alınmalıdır ki, bir organizmada prensiplerin ihlali o organizmanın ölümü ile sonuçlanır. Onların düşünceleri bütünü dikkate alır şekilde yeniden inşa edilmelidir.
İkinci olarak, bir organizmanın birçok veçheleri birlikte ( aynı zaman içinde) gelişebilir ise de, hepsi birbiri ile dengeli bir ilişki içinde gelişmek zorundadır ve onlar tamamlanmalıdır. Merkez binasının tamamlanması büyük önem taşıyor. En büyük önceliğin buna verilmesi gerekir, özellikle şu sebepten ki onun tamamlanışı kısmen zaman aşımına girmiş bulunuyor. Çünkü ihtiyaç duyulan diğer gelişim kalıpları öne gelmeye ve hakları olan enerjileri talep etmeye başlamışlardır. Şimdi burada bulunan ve bu merkeze gelmekte olan bazı bireyler var, onların maksadı dış dünya için yeni iletişim kanalları geliştirilmesine yardımcı olmaktır; plak, yazın ( literatür), sanat ki bunlar merkeze akacak mali gücün ve diğer besleyici unsurların akıp geleceği boru hatları gibi hayati önem taşırlar. Merkez binası tamamlanmalıdır, çünkü bu hali ile, potansiyel eylem tıkanıklığı gösteriyor. Prensip odur ki her başlatılan tamama erdirilsin. Biyolojik bir örnek vermek gerekirse, yemeğinizi yer yemez hemen ağır bir işe girişmeniz tavsiye edilmez, çünkü enerjinizin sindirim sürecini tamamlaması gerekmektedir. Eğer o enerji, sindirim faaliyeti bitmeden önce, daha ağır bir iş için çekilip alınırsa, sindirim tamamlanmamış olur ve bir iç düzensizlikle sonuçlanır.
Siz ekonomik kaynaklarınızı yeniden düzenleyerek şarja geçtiğiniz geçici bir dönem içinde bulunuyorsunuz. Bu durumda stüdyolar ile, basılacak yazılar ile, teypler ile, gelir sağlamak zorunda olduğunuz tüm alanlarda, özellikle de ziyaretçiler ile meşgul olurken şuurlarınız rakamlarla, miktarlarla uğraşıyor olabilir. Bu durum sizin, şimdi Tanrı vergisi aklınızı ve zekanızı çalıştırmanız anlamında, doğru ve uygundur. Fakat bu durum sizin ihtiyacınız olan tüm malzemenin Tanrı’dan geldiği ve şuura ait kanunların aktif varlığı ve dinamik faaliyetleri aracılığı ile geldiği hakkındaki bilgi odağından sapılmasına yol açacak olursa, bu doğru ve uygun olmaz.
Tezahür kanunları topluluğun bütün üyelerince anlaşılmalı ve uygulanmalıdır; hem bireysel yaşam şekillerinde, hem de toplumsal olarak. Siz gitgide bir organizma haline gelirken, merkez, üyeleri besler. Merkezi beslemek üzere bireylerden gelecek başlıca katkı, kendi şuurlarını merkezin vizyonunu mükemmel şekilde yansıtacak ve tezahür ettirecek tarzda geliştirmek üzere gayret sarf etmeleri ile olacaktır. Öyle ki onların eylemleri; birbirleri ile, ziyaretçiler ile olan davranışları bütünden ayrı, bütüne ters düşmesin. Ben her şeyi oluruna bırakan bir tabi oluştan bahsetmiyorum. Ben sorumluluktan söz ediyorum. Paylaşılan vizyonu her şahıs kendine özgü üslup içinde meydana vurmalı ve kendi katkısını merkezi koordinasyon noktası aracılığı ile koordine etmelidir.
Cemaatin mali işlerinin bir tek bireye mal edilmemesi tavsiye olunur. O eğer birinin mülkü olacaksa, o biri Tanrı’dır, fakat siz O’nun yöneticileri, O’nun hizmetindeki görevlilersiniz. Sizler iyi bir yönetim gerçekleştirmeye, iyi bir hizmet vermeye çalışmalısınız, fakat bu merkezin refahı konusunda endişeli olmamalısınız. Şuurunuz dahilinde her şeyin olabildiğince iyi yürümesi için yapmanız gerekeni yapmalı, üst tarafını O’na ve şuurunuzun daha genişleyip, daha büyük adımlar atabileceğiniz ve daha büyük tedbirler alabileceğiniz zamana bırakmalısınız.
Cemaat bir bütün olarak, merkezin programından ve genel durumundan haberdar tutulmalı, bireylere bütün içinde kendi ihtiyaçları, kendi katkıları ve bütünden alacakları konusunda değerlendirmeler ve muhakemeler yapmalarına yardımcı olacak bilgiler iletilmelidir. İnsanın birçok seviyeleri için besi teşkil eden bir şeyi bütünden doğru biçimde alması asla bir kayıp sayılmamalıdır; bu doğru olmaz. Bu sadece organik bir olgudur. Hücre, bütün tarafından desteklenmelidir ( beslenmeli). Fakat bunun tam anlamı ile gerçekleşmesi için önceden hücrenin de bütünü tam anlamı ile desteklemesi gerekir. Dengenin korunması ve her bir ünitenin ancak diğerlerini engellemeyecek ve bütünün dengesini bozmayacak şekilde alıp vermesi önemlidir.
Hepiniz insansınız, her biriniz yegânesiniz, tek ve kendine özgü varlıklarsınız. Ve her ne kadar bütünün parçaları iseniz de, topluluktaki birçok bireyler kendilerine imkân tanıdıklarından çok daha büyük ölçülerde tezahür gücüne sahiptirler. Biz sizden çok şey istemiyoruz. İstediğimiz şey, negatif taleplerin, kişisel bakış açısından ve sonuçları etraflıca düşünülmeden yapılmış taleplerin bir yeniden değerlendirmesini yapmanızdır. Bu merkez herhangi bir kadının ya da erkeğin menfaatine değil, insanlara yardımcı olacak ilahi vizyonun yararınadır. Biz burada kendini tümü ile hizmete adamış olmayan bireyler istemiyoruz. Burada lüzumlu olanlar fanatikler değil, gerektiği gibi almasını ve gerektiği gibi vermesini bilen anlayış sahibi hizmetlilerdir.
Sorumluluğu, iyi hizmeti ve gözetimi öğütleriz. Üzüntüye ise hayır… Çünkü üzüntü görüşü daraltır ve problemleri göğüslemede kişisel hatta kolektif bir yetersizliğin temel olgu olarak kabul edildiği anlamına gelir. Göğüslenemeyecek hiçbir problem yoktur. Çünkü onun çözümü gerçekte vardır. Ve çözüm, inanç yoluyla ortaya çıkacak sezgi sayesinde görülüp idrak edilebilir. Size verileni alın ve onunla çalışın, fakat onu kendi duygusal halleriniz ve heyecanlarınız aracılığı ile iç varlığınıza aktarmayın. Bu sadece, bütün için olan tezahürü durdurmanıza sebep olmakla kalmaz - her ne kadar başkaları ile birlikte birtakım tıkanıklıklar yaratabilir iseniz de- asıl önemlisi, kendinizi öyle bir stres altına sokarsınız ki artık fonksiyon yapamaz olursunuz.
Sizin bu merkezde bulunuş sebebiniz kendinizi değiştirerek yeni bir şuur seviyesine ulaşmanızdır. Burada genişlemeye açık olmayan kimseler istenmez. Bu nedenle, disiplin ve içe yönelme yoluyla üzüntüyü atmak zorundasınız. Bu sizin için önemlidir, çünkü siz bütünün bir hücresisiniz. Siz sağlıklı, güçlü ve bütün oldukça bu gücünüz sizin bütüne katkınızdır.
Bilmelisiniz ki sizin işbirliği içinde olduğunuz Tanrı, tüm bolluk ve bereket demektir; hikmet, anlayış ve irfan dışı bir bolluk ve bereket değil, fakat kanunun doğru kullanılması ile tezahür eden… Biz bu cemaatin kaynaklarının tümünden söz ediyoruz; bunlar para olduğu gibi personel, iyi niyet, işbirliği, enerji gibi kaynaklardır da. Bu kaynaklardan haberdar olmalısınız.
Buraya katılan kişilerin sayısı arttıkça, inanç bakımından ve doğru ( yeterli) tezahürler bakımından denge bozucu yönde hareket edenler çoğalacaklardır. Bir proje karara bağlandığında, o işin içinde olanların tüm enerjileri o işin tamama vardırılması için kullanılmalıdır ve o işe teğet düşecek başka faaliyetler ve girişimler başlatılmamalıdır. Eğer bir proje topluluk içerisindeki bir üyenin enerjisine ihtiyaç gösteriyorsa bu durum, o üyenin enerjisinin kullanabileceği alanlardan sorumlu olan kişilerle birlikte bir açıklığa kavuşturulmalıdır. Kendilerini konuya tümü ile yani şuur, davranış, destek verme ve işbirliği bakımından, vermeyen bireylerin farkına varmalısınız. Bir bedende ( organize toplulukta) negatiflik sadece dıştan gelen enfeksiyon kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda içten parçalanışa da yol açar. İstenilen körü körüne bir kabul ve bir rıza değildir. Bundan çok ama çok uzaktır, çünkü biz bu merkezde totaliter yönetimi ne hoş görürüz, ne de kabul ederiz. Aynı nedenledir ki, bütünün hayrına ve selametine gönlünde yer vermiş olan hiçbir üye, bütünün sağlık ve selametini zedeleyecek kişisel ilhamsızlık, korku, endişe gibi tavır ve davranışları kabul etmeye yetkili değildir. Sizler hepiniz bütünün gücüne güç katacak üyelersiniz. Bundan geri durmanın hiçbir mazereti olamaz.
Herkes parasal katkıda bulunacak değildir, fakat herkesin kendi tarzında bir katkısı olmalıdır. Ve onlar şuna dikkat etmelidirler ki, topluluk içinde bulunuşları bu organizmanın zayıf düşmesine neden olmasın. Mali katkı yapabilecek olanlar yapsın ve hiç kimse yapabileceği en küçük katkının bile gereksiz ( istenmez) olduğunu düşünmesin. Parasal katkı yapamayacak olanlar da katkılarını başka şekillerde yapsınlar ve bunlar değerlendirilsin. Eğer onların şuurları bir değişim geçiriyorsa, bütün merkezde bir şuur yükselişine, daha büyük bir bütünleşmeye, daha büyük vizyona, daha büyük tezahür gücüne iletici oluyorsa, o zaman onların katkıları hayati önem taşıyor demektir. İnsanların kimlikleri; milliyetleri ya da hayatta belli bir pozisyona sahip olmaları ile değil, yansıttıkları enerji alanları ile tanımlanmalıdır. Yarattıkları şeyin değeri, o şeyin aslında bütünü nasıl etkilediğine göre ölçülmelidir. Bütüne gerçekten katkısı olmalıdır. Mali imkânlar sağlayacak olan tezahür kanunları herkes tarafından ve kolektif olarak uygulanabilir. Örneğin bir proje ortaya konulduğunda, bu projenin başarısının nerelere kadar uzanabileceğini ve dünyaya getireceği hayrı görebilenler olur. Bunlar arasında birçokları, maddi katkı yapabilecek durumda değildirler, ama onlar yeni finans kaynaklarının merkeze akabileceği geliş yollarını yaratmadaki sorumlulukları ile katkıda bulunmaktadırlar. Bu geçerli bir katkıdır.
İyi niyet ve doğru davranışta bir katkı olarak daima hazır bulunmalıdır. Ve bireyler iş ile ve para ile devamlı katkıda bulunuyor bile olsalar, zihninde, merkezin total ( toplam) şuur genişlemesini aksatacak bir şey bulunmamalıdır. Eğer büyük serveti olan bir kimse çıka gelse ve mali katkıda bulunuyor olsa fakat belli bazı negatif düşünce ve davranış kalıpları taşısa, ya da insanların enerjilerini israf ediyor olsa veya katkısını vizyonun bütününü dikkate alarak yapmıyorsa, bu kişi hiçbir parasal katkıda bulunmayan fakat tümü ile pozitif, dinamik ve yaratıcı bir şuur hali ile başkalarına bu yolda yardımcı olan kimseye oranla, bu merkez için çok daha tüketici ve merkezin sağlığı bakımından çok daha büyük bir tehlike oluşturan kimsedir.
Öncelikleriniz doğru olsun ve her şeyde denge korunur. Herbir bireyin durumu tek tek dikkate alınmalıdır.
Bu merkezde doğru davranışın önemini, altını çizerek belirtmeliyim. Büyüme ve denge prensiplerinden sapan, belli bir zaman süresi içinde sürekli, tutarlı bir büyüme kaydetmeyen ( burada geçici gerilemeler yapan ya da bir süre çetin bir değişim süreci içinde bulunanları kastetmiyoruz, yeter ki onlar bu durumlar geride bırakarak ilerlemekte olsunlar). Sık sık hiddete kapılan, duygusal taşkınlıklar ve gürültücü gevezelikler yapan, kaçış için yapay çareler edinen, gerek duygusal gerekse fiziksel kademede potansiyel zorluk kalıpları yaratan, örneğin, bütünün şuuru üzerinde zamansız olarak meydana getirilen bir etkinin sonuçlarını tam değerlendirmeden veya etraflıca dikkate almadan, bir anlık itiliş ile duygusal, cinsel veya zihinsel alanda yanlış beşeri ilişkilere giren birey; ya değişmelidir ya da cemaati terk etmelidir. Bu merkeze gelen herkes, geçmişe ait olan her şeyi, geçmiş davranış biçimlerini terk etmeye, değiştirmeye, manada yücelmeye hazır olmalıdır. Bu böyle olmadıkça onların bu merkezde bulunmalarının sebebi kalmaz; diğer konulardaki katkıları ne denli büyük olursa olsun.
Bu topluluğun, onun her bir bireyinin üzerine büyük bir itimat ve sevgi mantosu örtülmüş bulunuyor. Bu gerçeğe uyanmaları, YENİ’nin tohumu olduklarını bilmeleri, bu mantoyu ve onun sorumluluklarını kabul etmeleri, ama bu yükün hafif, bu sorumluluğun kolay olduğunu bilmeleri için tek tek her birine ayrı ayrı çağrı yapılmada. Hepinize hayır dileklerimi ve Büyük Parlağın temsil ettiği “ O ” nun sevgisini, kudretini ve gönülde birliğini iletirim… Amin