AMONA - ÖMÜRLER BOYUNCA TEKÂMÜL

ÖMÜRLER BOYUNCA TEKÂMÜL

Şimdiye kadar kaç ömür yaşadınız? Binlerce. Ruh ebedîdir, ve dünya plâneti milyonlarca yıldan beri dönmektedir. Sizin dünyaya geliş ve gidişleriniz çok kısa sürer. 10 yıl gerinize bakın, sadece birkaç ay öncesiymiş gibi gelecektir. Anlayışınız genişleyip açıldıkça bu zaman parçaları size daha da kısa gelecektir. Hürriyetiniz elinize verilip, ufkunuz açıldığı zaman, dünyasal zamanımızın zengin bilgisine vâkıf olarak tam bir hayat yaşıyacaksınız ve bu ömrünüzün sonunda daha yüksek bir plânete ,plânlara yükseleceksiniz. Ancak bu, sizin gelişmeniz elverişliyse olur. Aksi halde tekrar dünya plânetine dönmeye mecbur kalacaksınız. Bir plândan başka bir plâna yükselirken, o zamana kadar topladığınız tecrübe ve bilgileri de götürürsünüz. Zaten bu ömrünüzde de bundan öncekilerden elde ettiklerinize sahipsiniz. Bu sizin için iyi bir şeydir. Bütün bunlar defterinizde kayıtlıdır.  (Akaşa)

Asıl hesap verecek olan ruhsal bedenimizdir (can). Günlük yaşamınızda zihnî, fizik ve spiritüel yönden gelişin. İki bedeniniz birbiriyle âhenk içinde olmalıdır. Bu, gerçek gücünüzü her yönde genişletmek bakımından gereklidir. Şahsî kazançları bakımından birçokları pek çok yolu deneyecektir. Gerçek yardımcılar elde etmek için alelâde düşünce, fizik ve aksiyonlardan sıyrılmalısınız.

Tembel olanlar çoğunlukla kendi maddî bedenleriyle ilgilenenlerdir. Birçok enkarnasyonlardan sonra bir gün belirli bir anlayışa sahip olacaklardır. Bu gibiler incelenmeye değer kişilerdir. Fakat bu kişilikte olanlar aşağı güçleri üzerlerine çekmeye elverişlidir. Böylece sizin kendi ilerlemenizi de güçleştirirler. Belli bir seviyeye gelmedikleri sürece onlara Yardım edemezsiniz. Bunlar çok defalar yardım talebinde bulunmuşlarsa da bu istek içten olmamıştır.

Birçok enkarnasyonlardan sonra inşa edebildiğiniz güçleriniz düşük seviyeli zihinler yüzünden neden boşuna harcansın. Bu zavallılar sâdece mantal seviyede bulunanlardır. Bu seviye kayda değer bir başarı olamaz. Şimdilik ya da yola girinceye kadar onlar için gelişme diye bir şey yoktur. Bunun müsebbibi gösteriş ve büyüklük temayülünde olan Ego’dur. Bu gibiler kendilerine benzemeyenleri kıskanırlar.

Hiçbir zaman arkanızı dönüp esefle bakmayın. Tekâmülünüz bakımından onun öyleolması gerektiğini düşünün. Gelişebilmesi için ruhun elem çekmesi gereklidir ve sadece böyle elemli bir yaşantı içinde büyük bir ruh teşekkül edebilir. Bunun başka yolu yoktur. Eğer muhakkak geriye bakmak gerekirse, sizi şimdiye kadar ana yollara çıkaran taşlı yollardan nasıl geçtiğinizi hatırlamaya çalışın. İşte gerçek hayat yolu budur.

Sizin dünyadan birisinin, dünyadaki devrini (tekâmülünü) tamamlamadan herhangi bir sebeple daha yüksek bir plânete gelmesi, böyle bir şey olsa bile üzücü olacaktır. O yine de buraya, dünyaya gelip gitmek zorunda kalacaktır. Devrini tamamlamadan başka bir dünyaya geçenler, başarı gösteremedikleri zaman, noksanları tamamlamanın ne kadar lüzumlu olduğunu anlamaktadırlar. Birçoklarının yollarını kaybedişlerinin nedeni de budur. Şimdi bizim aramızda pek çoğu yarım kalmış devirlerini (tekâmüllerini) tamamlamak üzere başka dünyalara inmek için emir beklemektedir. Birçok elemli denemelerden geçerek bunun ne demek olduğunu anlayacaklardır.

Şunu biliniz ki, bir bebek olarak dünyaya geldiğiniz zaman, sadece fizik bir beden ve fizik zihinden ibaret değildiniz. Bu sadece dış görünüştür. Çünkü bu dünyaya aslında bir ruh olarak indiniz ve bu plânet üzerindeki işlerinizi yürütebilmek için böyle bir bedene ihtiyacınız vardı. Ruh açısından bir bebek aslında bebek değildir. Zira ruh için yaş söz konusu olamaz. O, ebediyen gençtir. Bu bebekler, bulundukları, ortamı yavaş yavaş anlamaya ve bu ortama uymaya başlarlar. Birçoğu gerçek hüviyetlerini, niçin dünyaya geldiklerini bilmezler ve asıllarını dış görünüşteki bedenleri sanırlar. Bu dünyaya inmekteki gerçek amaçlarını unuturlar ve hiçbir zaman eski çalışmalarına devam etmenin ve kendilerini yükseltmenin amaç olduğunu akıl edemezler.

Dünyanızda her ırkın, başka başka plânetlerin temsilcileri olduğu görüşü doğrudur. Tekâmül yolunda dünyanızdan çok ileri plânetler olduğu gibi çok aşağı olanlar da vardır. Işte bu çeşitli plânetlerden bir çok temsilci dünyanızda şu, ya da bu noksanlarını tamamlamak üzere bulunuyorlar.

Bir kimse dünyadaki gerçek misyonunun ne olduğunu anlamak istiyorsa, büyük sırların muhafaza yeri olan ruhu içsel zihin (gayrî şuur – inconscient) ile temas kurmaya çalışsın. Bunu yapamadığı sürece, bu dünyadayken bir kadın ya da erkek olarak gerçek misyonun ne olduğunu anlayamaz. Burada bulunuşunun gerçek nedenini bilmediği sürece spiritüel gelişimi yanlış, ya da ağır olacaktır.

Çok eski zamanlarda insanlar, plânetler arası seyahatler yaparak dünyaya daha mütekâmil plânetlerden bilgi getiriyorlar. (Atlantis, Mû, Lemurîa Kıt’aları mevcutken 70-100 bin sene önce) Sizin plânetin sakinleri binlerce yıl önce başka plânetlerden getirilen bilgilere o kadar doydu hattâ o kadar şımardı ki, artık daha fazla bilgi almaya tahammülleri kalmadığını bildirdikleri zaman bu transportasyona son verilmişti. O zaman daha çok maddî zevklere meyletmişlerdi. Yüksek güçler hiçbir zaman hiç kimseyi arzuları (niyetleri) hilâfına zorlamadığından bu iyi ilişkiler o zaman kesilmişti. Kozmik kanunlara göre hiçbir varlığın serbest arzularına mani olunamaz. Bu bakımdan her fert, kendi aksiyonundan kendisi sorumludur. Kendi gelişimini mümkün kılacak gayreti gösterip göstermemekte de serbest bırakılmıştır. Eğer bu gayreti gösterirse yüksek güçler de kendisine yardım eder. Fakat bunun aksine harekette de serbesttir. Hayatını, sonu gelmeyen dünyevî zevklerle geçirmek kendi elindedir. Fakat bu kendisine nelere mâl olur? Esasında böyle bir kimse de yardımsız kalmaz fakat, yardımı aşağı güçlerden alacaktır. Ve başka hiçbir şey onları daha fazla mutlu etmeyecektir. Akıl Hastanelerinin bu kadar kalabalık olmasının nedeni de budur işte. İnsanlar sadece alkol veya hap alarak sefahata dalmazlar; bazen bu işi din de yapar sapıttıkları zaman dezenkarne (bedensiz) varlıkların tesirine de girebilirler (obsesyon).

Bu bakımdan, uyuşturucu madde ile zihni öldürmek tehlikelidir. Meselâ: Alkol almış bir sarhoş birisini öldürdüğü zaman bu hareketten sorumlu değildir, fakat bu davranışıyla, davranışının karşılığını almaya imkân hazırlamıştır.

Zihninizi bir ışıldak, düşünceleri de ışık pırıltıları olarak düşünün. Yapıcı düşüncelerden başkasını zihninize sokmayın. Bu ışıldak sayesinde her türlü eksikliği görebileceksiniz. Zihninizden geçen her şeyi büyük bir dikkatle inceleyin, kendi kendinizi aldatmayın zira zihin kendi başına kalırsa birçok mazeret uydurabilir. Bu büyük tekniği kullanarak buna mani olabilirsiniz. Aynı güçlü ışığı, «hayır» denmesi gereken şeylere «hayır», «evet» denmesi gereken şeylere de «evet» derken kullanın. Bu başlangıçta zor ve ıstırap verici olabilir. Fakat unutmayın esasında ıstıraplı olay bu değildir. Doktor yara üzerine bıçağı koyduğu zaman, bu acı verici bir şeydir, fakat ameliyat bittikten sonra acı da geçmiştir. Bıçağı değil, sonunda gelecek rahatlığı düşünün.

Zihni toparlamaya başladığınız zaman, bütün güçlerinizi dinamik ve hareketli bir enerji şeklinde bir araya getirirsiniz. Zihin ve vücudunuzda toparladığınız bu enerji boşa ve başkaları üzerinde hakimiyet kurmaya kullanılmamalıdır. Sadece kendi gelişiminiz için kullanılmalıdır. Bunu, başkaları üzerinde baskı kurmak v.s. de kullandığınız zaman bu sizin için bir kayıp olacaktır. Böylece o zamana kadar kazandıklarınızı yeniden elde etmeye çalışmanız gerekecektir. Bu ise bir zaman kaybıdır. Bu güç sadece hayra yönelmiş işlerde kullanılmalıdır.

Yaşantınızda Ego’nun işe karışması, yıkıcı bir tesir yapacaktır. Bazılarında bu temayül olabilir. Bu daima aşağılık duygusunun bir işaretinden başka bir şey değildir. Diğerleri yanında güçlü bir insan daima uysaldır. Onun gücü oradadır ve diğerlerinden hiç korkusu yoktur. Çünkü o kendi kendine yeterlidir. Pek çoğu işi başarmıştır, fakat ego işin içine girdiği zaman, kötüye kullanışlar ortaya çıkmaktadır. İnsan, egosunu tanımamazlıktan gelerek susturabilir. Egonun herhangi bir şekilde dış tezahürüne meydan vermeyin ve onu meydana çıkarmak için, zihin ışıldağını üzerine tutun.

Düşüncelerin güçlü, canlı şeyler olduğunu unutmayın. Düşündüğünüzü cezbedersiniz. Böylece karşınızda iki yol belirir. Her ikisinde de seyahati tercihte birçok yardım görürsünüz. Yollardan biri, büyük mükâfatlarla yüklü olan yükseltici, diğeri de aşağılatıcıdır. Birisi yapılanı yıkıcı, diğeri ise ruhun olumlu yönde gelişimini sağlayacak gelişmeler yoludur. Dinamik bir ruhun meydana gelişi kimbilir kaç ömürle tamamlanacaktır. Sizin plânetinizde bu yıkıcı gücü haiz birçok aşağı seviyeli ruh tekâmül için daha aşağı plânetlerden gelmektedir. Ruhların yanında diğerleri de yaşantıları sırasında adım adım gözetlenmekte ve himaye edilmektedirler.