FİLİPİNLER’DEKİ PSİŞİK AMELİYATLAR - SILVER BIRCH - BÖLÜM 17

FİLİPİNLER’DEKİ PSİŞİK AMELİYATLAR

Yeni Zelandalı genç medyom için Hannen Swaffer’in özel celsesine davet edilmek bir rüyanın gerçekleşmesi gibi bir şeydi. Medyom Paul Stannard’dan celselerin rehberi Silver Birch’e sorular yazılı olarak geldi.

“Bir celsede, rehber bir varlığın, medyomunki de dahil birçok kişiliklerin bir kombinasyonu olduğu söylenmişti.” dedi ziyaretçi.

“Bunu biraz açıklayabilir misiniz?”

“Çalışacağım.” dedi Rehber. “Burada kişilikler kelimesi kullanıldı. Bu pek uygun değil. Bir kere dünyanızı geride bırakınca, kişilik de artık geçmişe mal olmuştur. Bireysellik ise kendisini, dünyada olduğundan daha fazla ifade etmeye başlar. Kişilik sadece dış ifadeden ibarettir, bireysellik ise daimî benlik, varlığın kendisidir.

Bu çok komplike bir soru. Yeni Ahit’te denilir ki Nasıralı şakirtlerine dönüp sordu:’Ben kimim?’ Onlar çeşitli cevaplar verdiler. Fakat ‘BEN kimdir?’ Eğer ben ‘Siz kimsiniz?’ diye sorarsam, siz adınızın Paul olduğunu söylersiniz. Şu tarihte doğdum. İşte kimlik kartım. İşte adım. Fakat bu sizin KİM olduğunuzu bildirmez, bu sadece dünyanızda çağrıldığınız adı bildirir.

Ruh sonsuz olduğundan, sonsuz görünüşlere, tezahürlere sahiptir. Siz sonsuz ruhu sınırlandıramazsınız. Ayrıca belli bir mekân boyutu gösterip, onun işgal ettiği yer şurasıdır da diyemezsiniz, çünki bu, fiziksel coğrafya ile ilgilidir ve spiritüel realitelerle bağlantısı yoktur.

Ruh olarak her zaman vardınız. Nasıralı bu anlamda söylemişti: ‘İbrahim’den önce ben ( var) idim. ( Ben ben idim.)’ Bu sözler sizin ruh olarak bir başlangıcınızın bulunmadığının bir başka şekilde söylenişidir. Ruhun birçok görünümleri vardır. O bir pırlanta gibidir fakat çok daha fazla yüzleri vardır. Bu yüz dünyanıza farklı zamanlarda enkarne olabilme kabiliyetindedirler.

Siz bu yüzlerden birini Bay X, bir diğerini Bay Y ve bir üçüncüsünü Bay Z olarak adlandırabilirsiniz. Fakat bu adlar onların kim olduklarını, birbirlerine veya bir kısmını oluşturdukları pırlantaya olan oranlarını açıklayamaz. Ayrıca birbirleriyle bağlantılı olan, yakın akraba olan, bir bütünün kısımları olan ruhlar dünyanıza enkarne olurlar, yaşantıda bir zenginlik kendini gösterir çünki onlar birbirlerini tamamlayıcı bir birlik içinde olurlar.”

Rehber, medyomun, karısının ve bizzat kendisinin daha büyük bir bütünün kısımları oldukları yolundaki önceki ifadesini tekrarladı. Fiziksel olmayan realitelerin ve gerçeklerin anlatılması için kelime bulmanın çok zor olduğunu söyledi.

“Çocuk düşürme hakkında ve onun hangi noktada hata olduğu hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?”

“İlk yapıldığı andan itibaren.” dedi Rehber.

“Hatta en başından itibaren mi?”

“Yapıldığı andan itibaren o yanlıştır. Dinleyiniz, sizin hayat yaratma gücünüz yoktur. Sizin hayatı transfer etme gücünüz vardır. Sizin bir hayat ifadesini mahvetmeye hakkınız yoktur. Çocuk düşürmek cinayete benzer bir şeydir. Gebe kalındığı andan itibaren ruh, kadının rahminde enkarne olmuştur. Çocuk alındığında da spiritüel beden o olgunlaşmamış hâlinde dahi büyümeye ve gelişmeye devam edecektir. Siz fiziksel aracını ( fizik bedeni) yok edebilirsiniz fakat siz orada bulunmuş ruhu yok edemezsiniz.”

Stannard, Filipinler’deki psişik cerrahlar konusunda gitgide büyümekte olan zıt görüşlü tartışmalara değindi. “Bazıları bedenden çıkartılan maddenin insanî olmayıp hayvansal olduğunu iddia ediyorlar. İnsan organları bedenden çıkartıldığında bazı psişik değişmeler meydana gelir mi?”

“Psişik cerrahlar denilen kimseler vardır. Bunlar yoksul ülkelerde tezahür eder ve orada yaşayan halka uygun tertiplenir. Bu, spiritüel realiteyi çok maddesel bir tarzda belirtmek içindir, tıpkı materyalizasyon olaylarında ve büyük ölçüde ruhsal şifada olduğu gibi. Siz gerçekten psişik cerrahlarla öyle olmayanları ayırt edebilmelisiniz. Şu anda biz gerçek cerrahlar üzerinde konsantre olalım.

Evet, bu hastalıklı organlar çıkartılabilir, bu organlar hastalıkların bedenlerinde bulunanlarıdır. Gösterinin gerçek olmadığı bazı hâllerde onların yerine başka şeyler onlarmış gibi gösterilebilir. Fakat doğruluğu ispat edilemeyecek olan bu hayvansal madde iddialarında bulunan aleyhtarların fikirleri de bir tez olarak kabul edilmemelidir.

En iyi şekli ile psişik cerrahî, işbaşındaki ruh gücünü belli eden harikulâde bir gösteridir. En kötü şekliyle ise çok kaba bir iş olmakla beraber, muhatap olan halka uygundur. Fakat sahte olduğu zaman çok hazindir. Bu çeşit işlerle uğraşanlara acımalıyız.”

Bir celse üyesi şöyle sordu: “Eğer bu yöntem yoksul halka uygun ise o zaman dünya görmüş ve eğitimli Batılılar’ın bu tedavi yollarına başvurmaları doğru mu?”

“Bu soruyu cevaplandıramam, çünkü siz dünyanızda hür iradeye ve kişisel sorumluluğa sahipsiniz. Karar vermek size düşer. Bazıları hayal kırıklığına uğramışlardır. Talihsiz sonuç şudur ki bir ülkenin standardını, halkı o maddî gelişim kademesine ulaşmamış bir başka ülkeye götürürseniz o zaman yanlışa uymalar ve vesveseye düşmeler büyük olur.”

Bir başka celse üyesi, “Bir organın eterik eşi üzerinde ameliyat yapılabileceğini pekâlâ anlıyorum, bunu fizik organın üzerinde yapmanın lüzumu nedir?” diye sordu.

Silver Birch cevaben her iki tip ameliyatın yapıldığını söyledi. Eterik beden üzerindeki ameliyatlar İngiltere’de yapılmaktaydı. Fakat bu çeşit ameliyatlar bir tür gösteri ihtiyacında olan basit, yoksul halkın gözünde bir çeşit mucize yaratma şeklinde olan ameliyatlara kıyasla pek öyle göze çarpıcı değildi.

“Fakat spiritüel olanı maddîleştirmeye ( ruhsal olanı yoğun fiziksel kademe içinde ifadelendirmeye) çalıştığınız zaman daima problemlerle ve zorluklarla karşılaşırsınız.”

Bir başka celse üyesi de Rehberin, insanların ruhen hazır olduklarında ruhsal şifa aldıkları yolundaki sözleri hakkında ona soru sordu. Yani bu onların şifa almaya lâyık olmadıkları anlamına mı geliyordu? Ama o evliya gibi mübarek bir insan tanıyordu ki bu kişi şifa bulamamıştı. Sebep neydi?

“Bu evliya gibi kişinin kim olduğunu bilmeksizin bu soruyu cevaplandırabilmek çok zor.”

“Birçokları var. Olayların her birinde hastanın kabahatli olduğunu mu söylüyorsunuz?”

“Her olayda hasta kabahatlidir demiyorum. Şifacı fonksiyonunu en iyi şekilde yapamıyor olabilir. Üzgün ve sıkıntıda olabilir. Karısı ile kavga etmiş ve dengesi sarsılmış bulunabilir. Fakat genel bir prensip olarak, kişi spiritüel bakımdan hazır olduğu zaman şifa bulacaktır.

Siz mübarek olmaktan bahsedince, bu, kişinin en son kademeye ulaştığı ve artık spiritüel gelişmenin son bulduğu anlamını taşıyor. Fakat dünyanızdaki en büyük azizlerin bile hâlâ ayakları balçıktandır. Ne kadar mübarek olurlarsa olsunlar, hâlâ zaafları, benlikleri ve öğrenecekleri dersleri vardır. Dünyanızda hiç kimse spiritüel erişkinliğin zirvesine ulaşamaz çünki bu sizin dünyanızda elde edilmez. Tekâmül sonsuzdur.”

Üye yine de ısrar etti: “Biliyorum, fakat hâlâ öyle demek oluyor ki hasta iyileşmezse bu onun kendi kabahatidir.”

“Büyük ölçüde böyle olması gerekiyor. O safhada şifaya hazır değildir; çünki öğrenilmesi gereken bir ders vardır.”

“Bu hayvanlara nasıl uygulanır?” diye bir başka üye sordu.

“Bu büsbütün başka bir kategoridir. Burada bir başka tekâmül safhası söz konusudur. Hayvanların şifası söz konusu olunca yöntemler farklıdır, çünki bu spiritüel olmaktan çok maddî ve eterik plânla ilgilidir.”

“Görünüşte ruh gücünün hayvanlarda daha çabuk etkili olması bu sebepten midir?”

“Çünki onlar insanlardan daha az komplikedirler ( karmaşık) ve aynı problemleri yoktur. Hayvanların durumları ve faaliyetleri hakkında kendi standartlarına göre değil de sizinkilere göre hüküm verme eğilimi var.”

Bir başka üye bir atasözünü söyledi: “Bilgide pratiklik vardır. Şu hâlde bilgiyi elde edin ve elde ettiklerinizle anlayış kazanın.”

Silver Birch şöyle dedi: “Orada söylenenlere rağmen, anlayışı kazanmamış iseniz bilgiyi elde edemezsiniz. Anlayış bilginin ayrılmaz parçasıdır. Siz çok yüksek derecede entelektüel olabilirsiniz ama yine de spiritüel realitelerden tamamen habersiz bulunabilirsiniz.”

Stannard sordu: “Bunu bir adım ileri götürebilir miyim? Siz hiçbir insanın avatar ( azizlik) kademesine ulaşmamış olduğunu söylüyordunuz. Şimdi sizin âleminize gelince spiritüel bakımdan ilerledikçe siz vahdete ulaşır mısınız?”

“Bireysellik asla kaybolmaz,daha fazla bireyselleşir, fakat bu sizin lisanınızla anlatmak çok zor. Onda eriyip kaybolma yoktur. Ruh bakımından benliğin kaybedilmesi yoktur. Dünyanıza hiç enkarne olmamış varlıklar vardır ama siz onlardan bahsetmiyorsunuz. Sizin kastettikleriniz dünyanızın üstatları sayılabilecek kimselerdir, meselâ Nasıralı gibi. Tekâmül yolu sonsuzdur. Bir son, bir nokta, bir durak, bir bitiş yoktur.”

Bir diğer soru şuydu: “Bizler hepimiz başka ülkelerdeki insan ıstırapları ile ilgilendiğimize göre, et ve diğer yiyecekleri terk edip, açların yemesi için onlarsız olmamız iyi olur muydu?”

“Bu küçük bir katkı olurdu, problemin esasına göre çok küçük bir katkı. Gerçek çözüm, dünyanız insanlarına açgözlülüğün, cimriliğin ve bencilliğin ıstırapların çoğunun sebebi olduğunu öğretmektir. Bunlar materyalizmin kötü meyveleridir. Dünya cömert ve bereketlidir. Keşke insan tabiatla işbirliği yapsaydı, o zaman yaşaması için muhtaç olduğu her şeyi olan bir gökler saltanatı içinde yaşardı.”

“Bazı Kızılderili toplumlarında şöyle inanılır: eğer bir başkasının yolu üzerindeki bir taşı kaldırırsanız, onun karmik kanununa müdahale etmiş olursunuz. Bu doğru mudur?”

“Öyle düşünmüyorum. Hoşgörü, yaratıcılık, şefkat, iyilik, işbirliği, hizmet, bunlar ruhun ifadeleridir. Belki de söylediğiniz iddiayı sürdürürseniz şöyle bir sonuca varırdınız: Bir başkasının yoluna bir taş koymak onun tekâmülüne yardım etmek olur!”

Silver Birch ziyaretçi Yeni Zelandalı medyoma dedi ki: “Siz ülkenize dönüyorsunuz. Orada yapılacak işleriniz var. Yeni Zelanda güzel bir ülkedir, fakat spiritüel bakımdan güzel olmayan pek çok şey de var ve işte yapacağınız iş o alandadır. Elinizden geleni yapın; ruh gücü sizinle olacak. Siz hizmet ederseniz aynı şekilde size de hizmet edilir. Eğer bir tek ruha kendisini bulmasında yardımcı olursanız sevinirim. Unutmayın ki siz de gözyaşları ve zorluklar içinde kendinizi bulmuştunuz.

Yolunuza devam edin. Eğer herhangi bir zamanda size yardım edebileceğimi düşünürseniz, bana düşüncelerinizi yollayın, elimden geleni yapacağım. Sizin tesir alanınıza gönderilen insanlara yardım edin. Cömertçe takdis olunmuşsunuz. Paha biçilmez bir bilgiye, ilâhî bir hediyeye ve büyük bir sorumluluğa sahipsiniz.”

Bütün hazır bulunanlara Rehber şöyle dedi: “Çokluğun güzelliği, görkemi ve kudret ifadesi içinde doğa yasasının dolgunluğunu tezahür ettiren yaz mevsiminin size vereceği çok şeyler var. Bu yüzden ondan iyice yararlanın. Güneşin enerji verici ışınlarını içinize alın ve tabiattan, dolgunluğuna ulaştığında size karşılıksız verdiği zenginliklerden hisse alın.”