KARMA - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 23

KARMA

Asırlardan beri inanç sahipleri, karmayı, insanın dünyadaki hayatını yönlendiren kanunlardan biri olarak kabul etmişlerdir.

Kanun, bütün hayatı idare eder ve eğer kanundan kaçışın olmadığını kafamızda esaslı bir şekilde halledersek, bu, bize, karşılaştığımız olayları kabul edip bunlardan ders çıkarmamızda yardımcı olur. Bununla birlikte, karmanın, insanların yaptığı kötülüklere karşı bir ceza olduğu fikrini de düzeltmeyi arzu ediyoruz.

İnsanoğluna Tanrı’nın sevgi olduğu söylenmiştir. Fakat insan hâlâ, kendisinin ve sevdiklerinin ıstırap çektiğini görmeye mecbur olmaktadır.

Bazen hayat kişiye pek çok şeyler vaat eder görünürken, sevdiklerinin acı çektiğini, hastalandığını veya öldüğünü görerek onu teskin edebilmek için elinden hiçbir şey gelmemektedir ve kırılmakta, üzülmekte, incinmektedir.

Tabiatıyla Tanrı’nın sevgisinden sorgu sual etmektir. Dünyaya acı ve gözyaşı ile bakarak insanî bir merhametle kalbinden şu çığlık yükselir: “Hani, Tanrı nerede? Niçin bütün bu karışıklık ve acılara izin veriyor?”

Sevgili kardeşlerimiz, beraberce durup bir düşünelim.
Hayatın her anında Tanrı, insanın kalbine sevgi ve güzellik ilham etmektedir.

Herhangi bir vesile ile bir kendinden geçme, coşku ve yücelik hâlini yaşamamış olanınız yok gibidir. Bu hâli belki çok zevkli geçen bir tatil sırasında ya da çok üzüntülü bir dönemin geçmesinden sonra yaşamış olabilirsiniz. Böyle bir tecrübe bir barışma sonrası veya hayatınıza çok sevdiğiniz birinin girmesiyle de yaşanmış olabilir.

Diyoruz ki, insan sevgisi; Tanrı’yı, güzelliği, arkadaşlığı ve bir ideali araştırırken, iç varlığa ulaşma özlemi içindeyken Tanrı tarafından verilen gerçek bir cevaptır. Bu, insanı, eşini aramaya yönlendiren Tanrı’yı arayıştır; bütün doğanın ardında bulunan Tanrı’ya yöneliştir.

Yani insanın kalbinden çıkan ses Tanrı’nın sesidir, ama insan bu sesi bastırmaktadır, onun Tanrı’nın sesi olduğunu anlamamaktadır. Yine de her güzellik, her mutluluk ve sevinç duygusu, Tanrı’dan gelen tesirin fizik organizma aracılığıyla yansımasıdır.

Hepimiz biliriz ki, mutluluk, bizimle uyum hâlinde olan bir arkadaşla işbirliğinden doğar ve insan aklının sınırlarının dışına taşan bu sevinci, ondan bize gelen tesirde bulur.

Akıl, hiçbir zaman, insana, tanrıyı göstermeyecektir. Tanrı ancak, uygulama yolu ile belli bir noktada bulunabilir. Tanrı insana kalbinden seslenir ve bu olunca insanlar bir daha O’nun sevgisinden sorgu sual etmez.

Böylece en sonunda, Tanrı’nın sevgi olduğu ve bütün varlığın O’nun sevgisinden sadır olduğunun yüce idrakine ulaşırız.