İLÂHÎ ANA - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 24

İLÂHÎ ANA

Bir kez daha, kendimizde tanrısal bir amaç yaratmak için duralım.

Önyargı bugün, insanın, Tanrı’nın dişil tabiatını anlamasına engel olmaktadır. İlâhî Analığa ibadet etmek, zamanın başlangıcından beri vardır.

Bütün insanlar mutlaka bir anneyi sevmiştir. Bir erkeğin, çocuklarının anası olan eşine karşı duyduğu sevgi, onu, annenin içinden sadır olan ilâhî tezahürü görmeye yönelten bir iç sestir.

Ara sıra İlâhî Ana’ya dua ettiğinizi ve mükemmel bir Ana sevgisi ideali önünde eğildiğinizi sevinçle görüyoruz.

Düşüncelerinizi; bütün ifadesi merhamet, sevgi, şefkat, anlayış, sıcaklık olan Tanrı’nın dişil yönüne çevirin.

Unutmayın ki Ana,çocuğu için neyin iyi olduğunu bilir ve vazifesini de asla yanlış yapmaz. Elbette gerektiğinde doğru yolu gösterecektir, hem de derin bir sevgi ile.

Karmanın tüm bunlarla ilişkisi nedir?

Her şeydir kardeşim. Onun içinde tüm hakikatın çekirdeği gizlidir, ilahi sevgi tarafından yaratılmış bir kanun olan karma kanununu veya sebep sonuç yasasını açıklama arzumuzun nedeni insanı cezalandırmak değil, onun hakikati anlamasına yardımcı olmak içindir.

Çocuklar için “ders” sözcüğü daima itici olmuştur, bu yüzden diyoruz ki karma bize Tanrı’yı anlama fırsatı verir. Size, hayatınızda yaşadığınız bütün olayların sonucunda getirdiği tanrısal bir sevinçtir.

Böylece görüyoruz ki Tanrı, insan için hem ana, hem baba, hem ilâhî bilgelik, hem ilâhî sevgi, ilâhî kudret, hatta hayatın her tezahüründe, her şeklin arkasında olandır.

Bu yüzden Tanrı’nın çocukları, Tanrı’nın yüreğinden çıkan ilâhî sevginin kıvılcımları, Tanrı’nın bildiği ve her ruhun özüne yerleştirdiği tohumu, o mutluluğu ifade etmeyi öğrenebilirler.

KARMANIN AMACI

Başlangıçta insan, ilâhî kanunun bilgisinden habersiz, tecrübeye muhtaç bir çocuktu. Küçük bir çocuk, oturmayı, beslenmeyi, yürümeyi ve oynamayı öğrenmek zorundadır ve daha sonra aklî gelişim ve deneyimle hayatın bazı belirgin özelliklerini özümser ve bu süreç aracılığıyla olgunlaşır.

İnsan ruhu da benzeri bir süreçten geçer, eril dişil Tanrı’dan doğuşu ile başlayan, ruhsal faziletlerin büyümesi ve büyük geri dönüşü ile tamamlanan ve Tanrı ile tekrar birleşen veya tekleşen bir süreç.

Varlık fiziksel, zihinsel ya da ruhsal yönden ıstırap çekmeseydi, şuurunu genişletemez, şuursuzluktan kendini bilmeye, daha sonra da İsa şuuruna ulaşmazdı.

Varlık ıstırapları bizzat yaşamadığı sürece kardeşinin ıstıraplarından habersiz olur, bu yüzden de yaraları saramaz ve hastalara şifa veremezdi.

Acı; aydınlanma, anlayış ve hoşgörü getirir. İnsanoğlu, mutluluk ve neşeyle olduğu gibi, acı ve ıstırap aracılığıyla da bir şeyler öğrenir.

Bir çocuk doğduğu zaman, suçsuz olmasına rağmen, iç varlığında insanların iyi ve kötü dediği iki özellik vardır. Yaşamı boyunca ikisini de tezahür ettirecektir ve iyi ile kötüyü ifade ederken göksel bir denge aracılığıyla açıkları ve fazlalıkları olacaktır.

Eğer bu gerçek bir defa sağlam bir şekilde yerleşirse, eğer tüm insanlar, ektiklerini kesin olarak biçeceklerini görseler, yaşamın uyumluluğuna ve güzelliğine katkıda bulunan herhangi bir şeyi öldürmeden önce durup biraz düşünürlerdi.

Hiç birimiz kendi kardeşini isteyerek, bilerek öldürmez. Habil ile Kabil öyküsü bunu göstermektedir. Çünki kötülüğün temsilcisi Kabil, kardeşi Habil’i öldürüp kaçtıktan sonra, üzüntüsünün, kendisinin taşıyabileceğinden daha ağır olduğunu haykırır.

Sert bir davranışla bile cinayet işlediğinizi biliyor musunuz? Düşüncesiz, nefret dolu, zalim kelimelerin hepsi, güzeli ve iyiyi katleder. Eğer bunu iyice düşünürseniz, kendi kendini kontrol etmenin, Tanrı’ya doğru giden bir yol izlemenin; daha olumlu benliği ezecek yıkıcı güçleri izlemekten çok daha iyi bir şey olduğunu anlayacaksınız.

Tanrı’nın Oğlu hep iyiyi yaratır, iyiyi inşa eder. Ancak kabil, içteki bu özelliği yıkarsa, terazinin borç kefesine bir parça daha koyacaktır.

Geçmişteki karmamızı değiştiremeyiz ancak geleceğimizi şekillendirecek biçimde kontrol edebiliriz.

İşte bu yüzden kardeşlerim, sizleri Tanrı’nın yasaları doğrultusunda yönlendirecek, gayret dolu bilgileri kabul edin. Kendinizi, düşüncelerinizi, konuşmalarınızı kontrol edin, iyi kalpli ve sevgi dolu olun.

Bütün bunların hepsi sizi bir şeye götürür: İyi kalpli ve merhametli olmak. Ve hiçbir yaşayan varlığa bilerek acı vermemek.

Düşüncesizliğin, bilgisizliğin ya da başkasının kötülüğünü istemenin ne kadar ıstırap verici olduğunu öğrenenler, gelecek yaşamlarında hep dikkatli olacaktır.

Bilginin Efendileri hiçbir zaman acı vermezler. Hepsi sevgi dolu, hepsi merhametlidir. Ama onlar aynı zamanda adalet yasasını da tanırlar ve her yaşamın eninde sonunda mutlaka dengeleneceğini ve İlâhî Işığa, tüm yaşamların Kaynağına yöneleceğini bilirler.

Her hareket bir karma meydana getirir. Ve bu, çok yakın bir gelecekte hemen ödenmek zorunda değildir. Sonuçlar genelde, borç yapıldıktan bir kaç saat ya da bir kaç gün içinde ortaya çıkar.

Kötü karma oluşturduğunuzda sanmayın ki ödeme gününü sonsuza kadar erteleyebilirsiniz... Çünki Tanrı’nın biçeceği ne günü ne de saati bilirsiniz.

Örneği çok basittir: Gittiğiniz yere bakmadan kalabalık bir yolda yürürseniz, düşebilir ve bir yerinizi incitebilirsiniz. Ardından hemen, “İşte, galiba bu benim karmam!” dersiniz. Evet, o sizin karmanızdır, ancak bu, hemen ortaya çıkan bir karmadır.

Karma bizlere dikkatli, titiz ve Tanrı gibi olmamızı öğretir. İşte böylece elimizde karmanın açıkça amacı bulunmaktadır: Bizler ancak ıstırap çekerek tecrübe ve bilgi kazanırız.

Farz edin ki evinize bir hırsız girdi. Siz de teslimiyet içinde, “Bu benim karmam!” dersiniz. Ancak, karmanın size öğrettiği bu mudur?

Eğer bir şey öğretmediyse belki bu hayatta, belki de birkaç enkarnasyon geçtikten sonra karşılık alırsınız.

Önemli olan, varlığınıza, evinizin soyulmasının nasıl bir şey olduğunu hissettirmektir, çünki aynı şeyi siz de başka bir varlığa yapmışsınızdır.

Bu yüzden karma bizlere dersler verir. Bunu yaparken de ayrıca kardeşimizin kendi derslerini anlamasına ve ona yardım etmemize imkân tanır.

Burada ince bir nokta var: “Eğer biz, onlara ıstırap verirken, kendi derslerini öğrenmelerine yardım ediyorsak, bu çok şey fark eder mi?”

Evet, yasa, başkalarının size yapmasını istediğiniz şeyi siz de onlara yapınız, der.

Kardeşinizi inciterek yeni bir karma yaratırsınız, bu size daha sonra dönecektir. Çünki yarattığınız acıyı sizin de yaşamanız gerekir.

Yasa iki yönlü çalışır. Bir amacı da ruhu, mükemmel yaşam gerçeğine, ilâhî yaşama doğru uyandırmaktır.