RUHSAL ŞİFA - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 26

RUHSAL ŞİFA

Ruhsal aydınlanmanın en önemli özelliklerinden birisi de şifacılık özelliğidir. Bütün şifacılara şunu öneririz:

İlâhî yaşam gücünün kanalları olduklarını fark etsinler. Her şet için tanrı’ya bağlandıklarını unutmayarak kendilerini O’nun çocukları olarak düşünmeyi öğrensinler.

Ruhsal duyularınızı kozmik şifa ışınlarına açma tekniğini öğrendiğiniz zaman, sizin üzerinizden şifa gücü sürekli olarak akacaktır.

Hepiniz bu manyetik ve ruhsal ışınların aracıları olabilirsiniz, ancak bilgisizlik ve diğer bazı sebepler nedeniyle kimi insanlar kendilerini bu yaşam gücüne kapatırlar.

Ruhsal bir şifacı olarak göreviniz yardım etmek, uyum içinde çalışmak ve izin verildiğinde günümüzün bilinen tıbbî sistemleriyle birlikte görev yapmaktır.

Dünya üzerinde çok farklı türde insanlar vardır. Birisi şifacılığın belirli bir şekline tepki gösterirken, başka birisi de farklı bir işleme tepki gösterecektir.

Fizik yöntemlerle ya da bir ameliyatla kolayca ve çabucak halledilebilecek bazı bedensel rahatsızlıklar üzerinde uzun bir süre ve çok fazla güç harcamak akıllıca bir iş değildir.

Ayrıca tüm tedavilerin temeli ruhsaldır.

Ruhsal şifacılığın, dünyanızda çok önemli bir hizmet olarak tanınacağı ve tümüyle yerleşeceği günler gelecektir. Ancak insanoğlu, bedenine hükmetmeden önce ruhsal yönden gelişmek zorundadır.

Temelde bütün hastalıklar, bedende ruhsal ışık olmadığı zaman meydana gelir. Bunu başka bir şekilde ifade edersek, hastalıklar, huzur ve uyum yokluğundan dolayıdır ve insan tüm yaşamı boyunca hastalık ve uyumsuzluk yaratmakla meşguldür. Yaşamlar, içlerinde bulunan İsa tarafından kontrol edilirse ya da yönetilirse, uyum ve sağlık korunabilir.

Ruhsal şifa tamamen bilimseldir. Düzensiz fizik atomlarını uyumlu hâle getirmektir. Kalp merkezinden gelen komutun sesidir. Ve bu güç büyük ölçüde şifa aracılığıyla olmak üzere hasta aracılığıyla da işlev görür.

Sevgi, düzensiz atomları uyuma sokan komutun sesidir. Atomlar, ilâhî sevgi yasasına itaat etmeye zorlanır. Şifacılığın sırrı budur.

Ve şifacı gibi, hasta da bu sevgi denen merkezle uyuştuğu zaman, kısa sürede tedavi gerçekleşir. Burada hastanın bedeninin ve ruhunun ihtiyaç duyduğu o kozmik ışın şuursuzca seçilmektedir.

İsa, bu ilâhî gücün en büyük göstergesiydi. İsa, hastalıkların adlarına takılıp kalmadı. O daima ruhsal sebebe indi. Uyandırıcı ışığı ruha dökerek hastaları iyileştirdi. “Lazarus, kalk ve yürü!” dedi ve Lazarus, üzerindeki tabut giysileriyle kalkıp yürüdü. Bunun büyüklüğünü anlamıyor musunuz? Lazarus dünyasal şeylerle kefenlenmişti, bir ölü gibiydi. Ancak Efendi’nin sesi, “Lazarus, kalk ve yürü!” deyince mezardan çıktı. İşte gerçek şifacının görevi budur.

Hiç unutmamalısınız ki ruhta bir karma birikimi vardır. Birçok olayda olduğu gibi, hastalığın sebebi ruhun derinliklerinde yatar ve geçmiş bir yaşamdan astral bedene eklenmiştir.

Bildiğiniz gibi, geçmişteki hareketler astral bedeni yaratır. Astral bedene eklenmiş geçmişin karması, bazen kendisini fizik hastalık şeklinde, bazen de bir yaşamın şartların içinde ortaya çıkar.

Karma yasası kesindir, adil, mükemmel ve doğrudur. Karmaya müdahale edemezsiniz, ancak hastanızın onu değiştirmesine yardım edebilirsiniz.

Eğer İsa Işığının tamamen içeri akışını almasında hastaya yardım edilirse, o, daha sonra kendisine yardım edilecektir. Ve bu şekilde belirli hastalıklar yerine karmasının değiştirilmiş hâliyle bir şeyler öğrenecektir.

Karmanın amacı öğretmektir. Ders alması, bilgelik kazanması ve ruhsal yapısını geliştirmesi için varlığa fırsat vermektir.

Eğer varlık gururluysa ( ki en sık rastlanan sorun budur), eğer inanmazsa, eğer bildiğinden çok eminse, tercih edilen yolda yürümekten ve fiziksel hastalığa katlanmaktan başka yapacak bir şeyi yoktur. Ancak ıstırap yolunu özellikle seçen bazı varlıklar vardır, fakat bu seçim şuuraltıdır.

Bu durum bizi başka bir noktaya getirir: Ruhsal şifayı başkaları üzerinde, asla ve asla zorlayarak uygulamayın. Varlık ancak, kendi özgür seçimiyle ruhsal yardımı aramalıdır. Hastanın ihtiyacı ruhsal ışıktır. Acının amacı ise, onu, bu ışığa doğru yönlendirmektir.

Bu nedenle ruhsal şifa yaparken fizik bedenle ve onun türlü ağrı ve acılarıyla çok fazla ilgilenmeyin. Siz varlıkla ve hastanın aurasıyla ilgilenmelisiniz.

Şifacıların belirli manyetik güçlere ya da “canlı manyetizm”e sahip oldukları doğrudur, ama bu yeterli değildir. Ruhsal şifada ruhu iyileştirirsiniz. Zamanla beden, ruhun sağlığını yansıtacaktır.

Gerçek tedavi ruhsal plânda gerçekleşir ve tedavi gücü İsa’nın dünyasına ait İlâhî Yaşam’dan gelir.

Şifacının saflığına bağlı olarak, bu güç, onun daha süptil araçları olan mantal ve hayatî bedenleri aracılığıyla dökülür ve elleriyle tüm aurasından fışkırır.

Dağdan çıkan ırmakların temiz bir kanala ihtiyaç duymaları gibi şifa ırmağı da şifacıda saf bir auraya ihtiyaç duyar.

Sadece ellerin yerleştirilmesiyle iş bitmez, aynı zamanda İsa ile de temas kurmak gereklidir. O zaman İsa’nın özü akmaya başlayabilir ve bu işlem şifacının mantal kontrolüyle belli bir yerde yoğunlaştırılabilir.

Bu yüzden uygun bir şekilde yapıldığı takdirde uzaktan şifa yöntemi de, elleri kulanarak yapılan şifa kadar etkili olabilir.

Görülebilen ışınların belli özellikleri, renkleri, titreşimleri hatta kokuları vardır, ki şifacı bunları algılayarak hastaya nakledebilir.

Bir insan hastalandığı zaman genellikle bir şey eksiktir ya da ruhsal varlıkta, hastanın ruhunda bir dengesizlik vardır.

Sizler bir şifacı olarak meleklerle birlikte çalışırken dengeyi sağlamak, ruha sağlık ve bütünlük getirmek zorundasınız.

Sizler bu saf ruhsal güçleri yönetmektesiniz, bu nedenle eski çağlara ait papazlar ya da rahibeler gibi olmaya çalışmalısınız.

Bir insan ve ruhsal bir aracı olarak kendinizi saf yaşama, saf düşünceye, saf harekete ve doğru davranışa uyumlu hâle getirmelisiniz.

Kendiniz sağlıklı tutmak için bütün varlığınızla uğraşın.

Dünyasal yaşamınızda çok yorulmayın.

Saf ve sağlıklı yaşamanın kurallarını yerine getirin.

İç varlığınızla uyum içinde yaşayın.

Bu dünyaya ait temiz, sağlıklı ürünlerle beslenin.

Tüm şuurunuzla Tanrı’nın yaşamını soluyun.

Bedeninize karşı hoşgörülü davranın, yapılması akılsızca olan şeyleri yapması için onu zorlamayın.

Onu dumanda kirletmeyin.

Dinlendirin, temizleyin, temiz yiyeceklerle besleyin, daha yüksek esirin daha saf titreşimlerine ayarlayın.

Şifacılığın temeli, şifacının, bedenini doğanın ve ruhun güçlerine ayarlamasıdır.

Kendinizi yorgun ya da bitkin hissettiğinizde yeniden dolmaya çalışın. Yeniden dolmanın üç yolu vardır: Elleri soğuk suya sokma, toprağa yerleştirmek ve ağaçlar arasında dolaşmaktır.

İri bir ağaca yaslanın ve ağaçla birlikte yaşam gücünü hissederek nefes alın. Bu yaşam gücünün içinize yeniden nasıl dolduğuna şaşıracaksınız, yorgun olduğunuzda doğayla temas kurun.

Görevinizi yapamayacağınızı gerçekten hissettiğiniz zaman geri çekilin. Zamanla kendinizi yenilemeyi öğrenecek ve böylece yorulmayacaksınız.

Gevşeme hem şifacı, hem de hasta için önemlidir. Ancak gevşeme daha yüksek benliğin kontrolü altında olmalıdır.

Beden tamamen rahatlasın; düşüncelerinizi gevşetin. Ve fizik, astral ve mantal bedenleriyle birlikte ilâhî bedeniniz İsa’nın ışığıyla aurayı doldursun.

Nasıl gevşeneceğini o kadar az kişi biliyor ki, birçoğu, kendilerini göksel plânlara huzur, barış ve teslimiyet içinde bırakacaklarına, yüzleri acı içindeymiş gibi, her yanları düğüm içindeymiş gibi dolaşıp duruyorlar.

Şifa gücüne uygun olabilecek saf bir kanal olmaya çalıştıkça hassasiyetiniz artar, bu yüzden auranızı nasıl koruyacağınızı size söylememiz gerekmektedir.

Hemen, acı veren ya da negatif bir durumu hissedin ya da bir şey topladığınızı düşünün.

Böylece tıpkı bir meleğin kanatlarını açıp kapatması gibi çevrenizdeki aurayı açıp kapatarak kendinizi koruyabilirsiniz. Bunu zihinsel olarak yapın.
Ayrıca birkaç derin nefes almak da yardımcı olacaktır. Büyük Beyaz Işığı içinize çekin, sağ elinizi sola koyarak ellerinizi karın boşluğu üzerine yerleştirin ve pozitif düşünceler besleyin.

Sol el alıcı, sağ el ise verici eldir. Sol elinizi şifa gücünün gelmesini isteyerek dua eder gibi yukarıya kaldırırsanız, güç sol elinize akacaktır. Bir mıknatıs gibidir. Nabız atışı hâlindeki tüm yaşam güçleri bu ele gelir, bedenden geçerek sağ ele ulaşır ve oradan da hastaya nakledilir.

Şifacının temasları çok yumuşak olmalıdır. Gerekli olan tek şey, çok yumuşak ve çok hafif bir temastır. Işınlar parmak uçlarına ve avuç altlarına kadar uzanır.

Şifacılar hiçbir zaman unutmamalıdır ki onların üzerinde bir el daha vardır. Kendi elleri âlet değil, sadece iletkendir.

Bir hastaya kesinlikle duygusal yönden yaklaşmayın.

Dünya gezegeninde bir tıp adamı sempatik ve nazik olabilir ancak akıllı davranıp hiçbir zaman bir hastayla duygusal olarak ilgilenmemelidir.

Duygular, ruhsal bir görev sırasında kontrol altında tutulmalıdır. Hâkim olunamayan duygular en nazik bir görevi ve en nazik grupları bozabilir.

Çocuklarımıza daima kontrolsüz insanî duyguların zayıflığından kurtulmalarını öğretiriz. Çünki bir adayı, yolu üzerinde gelişmekten alıkoyan başka bir şey yoktur.

Akıllı adam ciddî, hoşgörülü, herkese karşı sevgi doludur, sevgi ve bilginin olduğu büyük kalbe doğru ilerler.