“ Bir ‘hayat okuması’ için verilen bilgilerin içinde, zaman zaman varlığın ya da kişinin, Atlantis Kıtası’nda iken özel bir konum işgal etmiş olduğuna, ya da bu kıta üzerinde herhangi bir faaliyete iştirak etmiş olduğuna, ya da varlığın bu kıtadan ayrılarak, o devirde yeryüzünde bulunan başka bir bölgeye, buralara özel bir gelişme süreci aşılayabilmek için göç etmiş olduğuna rastladım. Bu kişiler çok fal olmalıydılar, çünki yeni gökler altına gelmiş oldukları hâlde, içine girmiş oldukları bu yeni ortamlarda bir hayli değişiklikler oluşturmaya başladılar. Tekrardoğuşun bir olgu olduğunu ve dünyada önce yaşamış olan ruhların, bugünkü devirde de yeryüzüne doğmakta olduklarını kabul edersek, eskiden yaşamış oldukları devirde yaptıkları faaliyetlerle kendi yıkımlarını hazırlamış iseler, günümüzde de geri gelerek yeniden bazı değişimler meydana getirecek olduklarını düşünmek yanlış mı olur acaba? Onlar bu eski dünyaya mı aittiler? Yoksa bizimkine mi? ( 364-1)
“ Varlık, yeryüzünde yaşayan ve dokunulmazlar denen o acayip mahlûkların oluşturduğu kastların, yüksek kastlara mensup onlarca köpeklerden bile daha çok aşağılanmaları ile ilgili olarak vicdanların sızlamaya başlamış olduğu ve sorunların ortaya çıktığı o dönemde yaşamış bir Atlantisli’dir. Varlık, dokunulmazlara içinde bulundukları durumdan kurtulmaları için yardım etmeye çabaladığımda, yüksek bir konumda bulunuyordu. Günümüzde ise, geçmişteki bu deneyimi ile güçlenmiş olarak varlık, metaller, konstrüksiyon ( yapı) ve demokratik anlayışla ilgili her şeyi bilmektedir.” ( 333-L-1)
“ ... Varlık, o çağın toplumlarında bir üstat, bir öğretmendi ve karalarla birlikte okyanusa gömülenler arasında bulunuyordu. Ve varlık, yeni değişimlerin meydana gelecek olduğu bugünkü dönemde, yeniden dünyaya gelmiştir. Atlantis’te, Isshuta adıyla yaşamış olan varlık korkuya yenik düştü ve gerçek ortaya çıktığında, diğer insanları doğru yoldan çıkardı. Günümüzde, bu korku onda doğuşundan beri sürmektedir.” ( 105-L-1)
“ O devirde dünya zamanı şimdi olduğu gibi günler, haftalar ve yıllar değil, onluklarla, elliliklerle ve yüzlüklerle sayılıyordu... Buna göre, beş, altı ya da yedi yüz sene yaşamak, günümüz zamanına göre sadece elli, atmış yada yetmiş yıl yaşamak demekti.” ( 1968-L-2)
“ ... Belirtilmiş olduğu gibi varlık, mekanik ile ve mekaniğin kullanımı ile uğraşanlara katılmıştı. Ve bu, günümüzde henüz icat edilememiş olan şeylerin bulunduğu bir dönemdi. Örneğin, Ateş Taşı gibi... Varlığın içinde bulunduğu faaliyetler kendisini o çağın hem yapıcı hem de yıkıcı güçleri ile uğraşmaya sevk ediyordu. Varlığın, günümüzde daha iyi anlayabilmesi için bu âletin bir tanımını yapmak iyi olacaktır...”
“Tabanı, günümüzde yalıtkan olmayan malzeme diye adlandırdığımızdan kaplanmış olan yapının ortasında, günümüz İngilteresi’nde bu tip şeylerle uğraşanların gayet iyi bildikleri bir isim altında üretilen diğerleri gibi, amyanta benzer, taştan ya da metalden bir malzeme bulunuyordu...”
“Taşın üstünde, bina oval ( yumurta gibi) ya da kubbe şeklindeydi ve taşın, faaliyetinde ateş hâlindeki cisimlerden yayılan enerjilerin yoğunlaştırılmasından, dünya atmosferinde bulunan ya da bulunmayan unsurlardan ve Güneş’in ya da yıldızların ışınlarından yararlanabilmesi için, bu kubbeyi geriye çekmeye yarayan bir mekanizma bulunuyordu.”
“Cam ( günümüzdeki adıyla) prizmalar vasıtasıyla yapılan konsantrasyon ( yoğunlaştırma) işlemi, değişik nakil vasıtalarına monte edilmiş cihazlara etki edebilecek şekilde gerçekleştiriliyordu; günümüzde uzaktan kumanda sisteminde radyo dalgalarının yönlendirilmesiyle çok benzeşen endüksiyon yöntemleri sayesinde taştan yayılan ve taşıtların hareket ettirici gücüne etkide bulunan enerjinin türü sayesinde bu işler gerçekleştiriliyordu.”
“Her şey öylesine tasarlanmıştı ki kubbe açıldığında veya yer değiştirdiğinde, mekânda hareket eden değişik yapılara -bunlar ister gözün görüş alanı içinde, ister de dışında, suyun altında ve ya hava da ya da karada gidiyor olsun- yollanan direktifleri hiçbir şey bozamıyordu.”
“ Taşın hazırlanması sadece inisiyelere emanet edilmişti; ve varlık, bu radyasyon ( ışınım, şua neşretme) etkilerini yönetenler arasında yer alıyordu. Bu dalgalar göze görünmez bir şekilde yükseliyorlardı ve gerek o devirde mevcut bulunan gazlar sayesinde uçan taşıtları havalandırmak için, gerekse de karada ya da havada veya suda ya da suyun altında gidebilen eğlence taşıtlarını yönetmede kullanılıyorlardı.”
“Bunlar, jeneratörün ( günümüzde söylendiği gibi) merkezine yerleştirilmiş olan taştan yayılan dalgaların yoğunlaştırılması ile hareket ettiriliyorlardı. Varlık bu aktif güçten yıkımın tohumlarını ekmek için yararlandı; bu amaçla ülkenin çeşitli bölgelerine, şehirlerde, köylerde ve kasabalarda sürdürülen faaliyetler için enerji üreten farklı cihazlar ( ya da taşlar) yerleştirdi. Bu cihazlar beceriksizlik yüzünden yüksek hacimle ve çok güçlü çalışacak şekilde bağlandı ve bu da ülke halkına ikinci yıkım dönemini getirdi ve kara parçalarının adalara ayrılmasına neden oldu. Nitekim daha sonraları bu adalar da, getirilen yeni güçler yüzünden yıkılıp gideceklerdi.”
“Aynı ateş türü sayesinde insan bedenleri yenileniyordu: Taşın ışınımlarını kullanarak, canlı organizmaya yıkıcı güçleri getiren etkiyi yakıyorlardı. Varlık, bu şekilde pek çok kereler kendini gençleştirmişti; ve bu ülkede kâh toprakların parçalanmasından sorumlu olanlarla, kâh son yıkım esnasında Belial ile beraber çalışarak yaşadı. Bu, varlığın düşüşü oldu. Başlangıçta, yıkıcı güçleri yönetmek arzusuyla hareket etmiyordu. Ama daha sonra iktidar hırsı üstün geldi.”
“Bu taşın tanımlanmasına ve yapısına gelince: Büyük ve camdan -günümüzdeki adıyla- bir silindir görüyoruz. Bu, tepesi ya da başlığı, silindirin en alt yüzü ile tepesi arasında yoğunlaşmış olan enerjiyi toplayabilecek şekilde façetalar ( küçük satıhlar) hâlinde yontulmuş durumdadır.”
“Bu yapının plânları ya da belgeleri, günümüzde halen dünyanın üç bölgesinde bulunmaktadır: Atlantis’in batık bazı bölgelerinde ya da Poseydia’da; ki buradaki tapınakların kalıntıları şu anda Florifa açıklarındaki Bimini Adası yakınındaki bir bölgede okyanusun dibinde çamur tabakasıyla örtülü bir durumdadır ve yakın bir zamanda keşfedilecektir. Ve ( ikinci olarak) Mısır’ın eski tapınaklarının arşivlerinde; ki varlık daha sonra buralarda, daha önce ülkelerinde bulundukları sırada muhafaza etmiş ve daha sonra Mısır’a getirmiş oldukları belgeleri korumak için diğerleriyle birlikte çalışmıştı. Bunlara ek olarak ( üçüncüsü) diğer arşivler de Amerika’ya, günümüzde Yucatan adı verilen bölgeye nakledildiler ve hatta bu taşlar ( ki hakkında hiçbir şey bilinmemektedir) şu anda bile keşfedilmiş durumdadır.” ( 440-5)
“... Atlantis topraklarında, Bir’in sayısız yasalarının ve esaslarının çiğnenmesi sonucu oluşan sıkıntılar ve felâketler zamanında; ve Poseydi Adası ahalisinin göç etmesine neden olan yer sarsıntıları başladığında, varlık doğadaki harekete geçirici güçleri depolayanlar arasında yaşıyordu. Bu güçler, ışığı, formları ve faaliyetleri çok kuvvetli bir şekilde yoğunlaştıran büyük kristallerden gelmekteydi. Bunlar sayesinde deniz dibinde veya havada giden taşıtları idare ediyorlardı. Bu güçler ayrıca birçok teknikte: Örneğin, cisimleri ulaştırmada, ses ulaştırmada, bu faaliyetlerin kaydedilmesinde ve günümüzdeki adıyla televizyonun çalıştırılması için özel titreşimlerin meydana getirilmesinde kullanılıyordu.” ( 813-L-1)
“... Atlantis topraklarında... Yıkıcı güçleri harekete geçiren faaliyetlerin önceden bilinmesine dayanan ve Atlantis dışına yapılan göçlerin yaşandığı o garip devirlerde, varlığın, günümüzdeki isimleriyle sadece Yucatan denilen ülkeye değil, Pireneler’e ve Mısır’a da gidenler arasında bulunmuş olduğunu görüyoruz. Hava yoluyla taşımacılık ve iletişim yöntemleri o devirde, çok daha sonra Hezekiel’in tarif edecek olduklarına çok benzemekteydi.” ( 1859-L-1)
“... Atlantis topraklarında, son afetten önce ve milletlerin büyük göçü gerçekleştiği devirde varlık, çeşitli uzak ülkelere yapılan yolculukları düzenlemeye yardım edenler arasında bulunuyordu. Varlık, yargıç ( bugünkü ismiyle) vazifesi görüyordu ve ayrıca milletlere uygun bir çevre, iklim ve etkinlikler sağlayabilecek kapasitede bölgeler araştırmakla da görevliydi. Ve varlık, günümüzde Orta Amerika diye adlandırılan ve ülkeden kaçanların günümüzde keşfedilmiş olan o pek çok tapınakları inşa etmiş oldukları bölgeye geldi.”
“Varlık, bu arkeolojik buluntulardan söz edildiğini duyduğunda, buna çok özel bir ilgi duydu; çünkü bu, onun uzak geçmişinin bir parçasıdır. Varlık, kendi kendine bu ülkeyi terk eden insanların geride neden tek bir mezar dahi bırakmadıklarını ve oturdukları evlerden neden tek bir kalıntı dahi kalmadığını soranlara pek çok şeyi açıklayabilir. Çünki varlık, ölüleri yakma âdetini oluşturanlardandı; ve çok sayıda insanın külleri bu amaç için kurulmuş tapınaklardan birinde bulunabilir.” ( 914-L-1)
“... Atlantis topraklarında, Belial Oğulları tarafından azdırılan yıkıcı güçlerin neden olduğu göçün başlangıcında, varlık, bu ülkenin prenslerinden biriydi. Diğer bölgelere seyahatleri sağlayan etkilerin ayrılmasına, belgelerin muhafaza edilmesine... ve günümüzde medeniyet adını verdiğimiz şeyin bir bölümü hâline gelmiş olan etkinliklerin sürekli olarak yerleştirilmesine taraftardı.”
“Varlık, sadece hava ve deniz seferlerinde değil, doğa güçleri sayesinde diğer ülkelerle haberleşme sanatında da ustaydı... Sonuç olarak doğanın, haberleşme ile alâkalı bu şeyleri, o devirde varlığın yaşamının bir parçasını oluşturmaktaydı... Yolculuk hikâyelerinde... imajinasyon ( tahayyül)... yabancı ülkelere ve yabancı milletlere ve onların örf ve âdetlerine ait her şey onun doğuştan var olan güçlerinin bir bölümü hâline geldi.” ( 1215-L-1)
“Varlık, korunması gereken kişilerin yollanabilecekleri, birden fazla sayıda ülkeyi araştıran grupta bulunuyordu. Böylece Yucatan Ülkesini, Pireneler ve Mısır’da yapılan faaliyetleri tanıdı. Bugün de, bu milletlerin, âdetlerinin ve yaşam biçimlerinin varlığın ilgisini çektiğini görmekteyiz. Eski yaşamının başlarında, varlığın Poseydia’da yaşamış olduğunu görüyoruz; ama belirleyici faktörler Bir Yasası’nın Çocukları ile Belial Oğulları arasındaki çatışmaları doğurduğunda varlık, yeniden inşa dönemi esnasında Mısır’a gidenler arasında bulunuyordu.” ( 1908- L-1)
“Varlık, ikinci tufandan hemen önceki karışıklık ve huzursuzluklar meydana geldiği sırada; Belial Oğulları ve Bir Yasası’nın Çocukları arasında tartışmalar ve anlaşmazlıklar çıktığı zamanda Atlantis topraklarında yaşamaktaydı. Varlık, Bir Yasası’nın Çocukları’nın prensiplerini izleyen, ancak bir yandan da Belial Oğulları’nın maddî avantajlarından yararlanmaya teşebbüs edenler arasına katıldı. Böylece varlığın maddî ve ruhsal ideallerinde bir zıtlık meydana geldi. Ama senin Sahibin Olan Tanrın birdir ve kendine karşı bölünmüş bir evi yoktur.” ( 3102-L-1)
“... Atlantis topraklarında, kıtanın parçalandığı devirler esnasında, ülkenin değişmesi için bir kanun ilân edildiği zamanda varlık Mısır’a doğru yelken açan, ancak günümüzde Portekiz, Fransız ve İspanyol Ülkesi denen yere, Pireneler’e gelenlere eşlik ediyordu. Ve Calais Falezlerinde varlığın arkadaşları tarafından bırakılmış olan izler hâlâ görülebilir... Amaçları Bir Yasası’na sadık olanlar için dinî bir etkinlik kazandırmaktı... Varlık önce kaybetti, sonra kazandı... Kazanması, Mısır topraklarını uygarlaştıranlarla işbirliği kurulduğunda gerçekleşti. Ve tüm bunlar, İskenderiye çevresinde keşfedilmeyi bekleyen eşyalarla kanıtlanacaktır. Çünki, şu da açıklanabilir ki varlık, Barış Prensi’nin, ilk inisiyasyonu için Mısır’a gelişinden 10300 sene önce İskenderiye’de bir bilgi kütüphanesini ilk kuran kişiydi. Çünki beni duyunuz: ‘O, Mısır’da da çarmıha gerilmişti.’ ” ( 315-L-1)