Albert PAUCHARD - RUHSAL ALEMİN SONSUZ İMKÂNLARI - BÖLÜM6

http://www.dunyaana.com/images/dnz.jpgDAR GÖRÜŞLÜ İYİLİK

Bu akşam yine iyi bir şeyler anlatacağım sizlere. Yine bir kadın, söz konusu olan. Şu andaki Arınmayeri, dünyada kendisi için çalışmış olan insanları içine attığı tehlikeleri kendi kendine hissetmesinden ibarettir.

Onun, merhametsiz ve sert biri olduğunu sanmayın. Tam tersine, o çok iyi ve sevimli, aynı zamanda nazik biridir, eskiden de öyle idi. Ancak, bazen başkalarının yerine geçilebileceği hayal gücünden yoksundu.

Genç bir terzisi vardı. Onu intihardan kurtarmış, birçok tanıdık evde ona iş bulmakla uğraşmıştı. Bütün bunlar çok güzel şeylerdi tabii ki. Ama ne yazık ki, bu zavallı küçüğün hangi şartlarda çalıştığının farkında değildi.

Bu zavallı küçük, güneş görmeyen, kışları yeterli ışık almayan bir çamaşır odasında kalıyordu. Isınmak için, sabahtan akşama kadar teneffüs etmek zorunda olduğu havayı kötü kokulara boğan, bir gaz sobası vardı.

Zavallı küçük, velinimetine karşı minnettar, onu seviyor, sayıyordu. Ve hiçbir zaman yakınmıyordu.

Hepsi bu değil, dahası var.

Daimi görevlisinin yapamadığı işleri için bir temizlikçi kadın tutmuştu. Orta yaşlı, çok kalabalık bir ailesi olan bir kadındı. Mesele, biraz öncekinin aynısıydı. Bu kadını, gerçekten iyi kalplilikle almış, yapmacıksız bir merhametle çocuklarıyla ilgileniyordu. Ancak, bu yoksulun yorgunluktan, aşırı çalışmaktan bittiğini farketmedi. Patron olarak, ona çalışmasını emretti her zaman.

Şu anda, sadık hizmetkarlarına yüklediği yükün bilincindedir. Ve aynı zamanda, bu iki kadının kendisine duydukları tüm sevgi dolu minnet ve sadakat duygularını anladı.

Onlar orada « başının üzerinde kızgın kor» oldular. Bana inanabilirsiniz.

Size bu örnekleri vermemin sebebi; bunların henüz oluşmaktayken elde edilmiş olmalarındandır. Bunlar size bilimsel incelemelerden daha dolaysız hitabedeceklerdir.

Bu bayan, şu anda, size bahsettiğim insan ve şartlarla kişisel ve yoğun bir şekilde özdeşleştiği şuur haline geçiyor.

Zira burada öyle bir an gelir ki; sadece iyi ya da kötünün değil, başkalarında sebep olduğu her sevincin ve her acının şuuruna varmak zorundadır kişi.

Bu tür bir Arınmayeri’nden geçmek için daha önce bazı şartların yerine getirilmesi, bazı gelişmeler gerektiğini söyleyeceksiniz. Az gelişmiş ruhlar, henüz gerekli sevgi, sempati derecesini duymak imkanından yoksun olarak, bunu yapamazlar.

EŞYALAR ve ÖTEKİLER

Başlangıçta, buradaki en önemli şeyin uyum sağlamak ve dördüncü buut konusu olduğunu söylediğimi hatırlarsınız. Gerçeği söylemek gerekirse, bunun, bulunduğum alemin anlaşılması güç maddesi ve dünyadan getirilen alışkanlıklarla ilgisi vardır.

Bu bakımdan, doğal olarak değişik bireylerin şuurlarında büyük bir farklılık vardır.

Olayları size tanıtmak pek de zor değildir. Eğer özel bir noktayı göz önünde bulundurursanız; bu da tartıştığımız konunun, son derece etki altında kalabilen, esnek bir konu olduğudur.

Fiziki bedeni terk ettiğimizde; maddenin, alıştığımız katı bir direnç gösterdiği bir dünyadan tamamiyle farklı bir aleme geçiyoruz. Maddemiz tahayyül etkinliklerimize, isteğimize uyabilir, bize itaat edebilir. Bu, rahatça geliştirebileceğiniz bir veridir.

Örneğin, yatağıma uzanmak olayı saf bir otomatizmadır. Burada yorgunluk olmadığını iddia etmiyorum. Ancak, bu yorgunluğu geçirecek bir yatak değildi. Bu uyum, intibak meselesidir.

Şu anda kendimi, çalışmak için bir masanın önüne oturmuş olarak görüyorum. Aynı çalışma, masa ve yazı olmadan da gerçekleşebilirdi. Öyle ise neden masaya yerleştim? Alışkanlıktan mı? Evet.

Şimdi de birkaç günden beri sizleri ara sıra rahatsız eden, kaygı ve depresyonlar konusunda bir şeyler söyleyeceğim: Kaygı ve bunalımlar fiziki değil, ruhsaldır. Size anlattığım ilk günlerimin « kara bulutlar»ını hatırlayın!...

Bu durum, yolunuzun üzerinde, geçmişinizin ürünü olan bu «bulutlar»la ara sıra karşı karşıya kalmanızdan ileri gelmektedir. Şu halde, bu bulutlar sorununu, üzerlerinde durup incelemek suretiyle, dünya yaşamınız sırasında çözümlemek zorundasınız; evet,  buna mecbursunuz! Onlara karşı yabancı varlık muamelesi yapınız ve de, söylemek caizse, gözlerinizi onların gözlerine dikiniz. Tek çare budur. Böyle anlarda, düşünceleri yücelten ve zihnen üstün bir plana yükselmeyi mümkün kılan bir şeyler okumak da yararlı olmaktadır. Ama bunu, yan çizip « kaçmak» için değil, « kendinizi yüceltmek» için yapmanız gerekir. Depresyona «bakmak» ve depresyonu « hissetmek» kavramlarını -veya herhangi bir diğerini- iyi ayırt ediniz, iyi kavrayınız. Böyle yapınca sonuçları farklı olmaktadır.

İnsanın yakasını bir türlü bırakmaz cinsten varlıkların, reel bireyin sert bakışları önünde, güneş altında kalmış kardan adamlar misali, eriyip çözülüşlerini kaç kez görmüşümdür burada, -evet, kelimenin tam anlamıyla-kaç kez görmüşümdür.

Yolunuzun üzerinde böyle bulutlara rastlayacak olursanız, onları başınızdan defetmeye kalkmayınız. Sadece, mevcut bulunduklarının farkında olup onlara - düşmanca duygularla değil de- sükunetle bakınız. Zira, mücadele etmeye kalktığınızda, kendinizi onların düzeyine indirmiş ve onların gözünde zayıf duruma düşürmüş olursunuz; kavgacılığınız yüzünden yeni kozlarınızı nasıl tehlikeye sokacağınızı belirtmeye gerek bile görmüyorum.