Albert PAUCHARD’ın RUHSAL ALEMDEKİ DENEYLERİ – TEBLİĞLERİ - BUĞDAY TARLASININ PERİSİ
İyi akşamlar dostlarım. Muhteşem bir şey gördüm! Buğday perisini ve tarlaya hayat vermek için yaptıklarını gördüm.
Çalışmıyor. Hayır. Hiçbir sorumluluğu ve vazife düşüncesi yok. Sadece oraya buraya gidiyor, böyle.... Görünüşte hiçbir gayesi yok. Ama algıladığı güzellik nedeniyle sevinç dolu bir kalple!
Sizin, dünyevi gözleriniz için henüz kış uykusunda olan buğdayı o, kendine has şuur düzleminde görüyor.
Alanı, hafif ayakları üstünde baştan aşağı dolaşıyor....
Buğday tarlasının güzelliğinin şuuruna vardıkça, kalbi sevgiyle doluyor ve bu güzelliği kendinde toplamayı istedikçe de benim kalbim sevgi ile doluyor!
Ve işte avrası yayılıyor.... yayılıyor, yayılıyor.... tarlanın en uç kısmına ulaşıncaya kadar yayıyor avrasını. Ve gerçekten tümüyle alıyor onu ve sevgisi giderek yoğunlaşırken, aynı zamanda ondan çıkan ışık her geçen an daha güzel ve daha parlak bir şekilde oluşuyor.
Böylece yayılırken, buğdayla birleşmek için, onun içinde kaybolmuş gibi görünüyor. Işık gittikçe artıyor ve yeniden ortaya çıkıyor.
Yeni bir doğuş gibi her tohumdaki YAŞAM İLKESİ ışık saçıcı Varlığının etkisi altında HAREKETE GEÇERKEN sevgisi nedeniyle hiç olmadığı kadar pırıl pırıl, yeni doğmuş gibi ortaya çıkıyor.
Bunu iyi anlayınız: O, bütün bu olanları hiç bilmiyor. Sizin fiziki maddenizi hiç tanımıyor.
O’nun görüşünde tarla, yazın çiçek açmadan biraz önceki hali ile ortaya çıkıyor.
Şuuru, yalnızca kendinde sevgi uyandıran güzelliğe gidiyor. Ve sevgi her şeyi tek başına yapıyor! Ve sevgi her şeyi tek başına yapıyor!
Henüz varlıkların temelindeki sevginin ne kadar olduğunu anlayamamıştım. Sevgi, gerçekten, yaradılışın da esasıdır.
Her yaratma güzellik sevgisine dayanır ve bütün yaratıklar bu sevgiden doğan sevinçten kaynaklanırlar!
Bu, Evrenin ve Evrende yaşayan her şeyin oluşumunun temelidir.
Zira, AŞK OLAĞANÜSTÜ YAPICI BİR GÜÇTÜR. Buna karşılık kin, nefret en zararsız olduğu anlarda bile her zaman yıkıcı bir güçtür.
İşte bu muhteşem tecrübeden çıkardıklarım bunlar!
REENKARNASYON
- Bunlar kızkardeşim içindir:
Reenkarnasyon konusunu ele alman, işlemen çok iyi Antoinette. Ancak bunu çok teorik olarak yapmaman konusunda seni uyarmam gerek.
Önermeler zihinleri kapatır.
Onları arayarak ve onlarla düşünerek birçok insana, birçok yüksek ruhlara ulaşacaksın.
Önemli olan, Reenkarnasyonun kendisi değil neye yaradığıdır: Neysen O Olmak! ( Bana bu sözleri söyleyen sendin dostum, o andan bu yana tüm hayatımın anahtarı oldu bu söz!) Gerçek şahsiyetin ortaya çıkışı. Bitki, buğday tohumu, dolu bir başak olurken ve benzerleriyle dolu -şiiri ve güzelliğiyle- bir tarla haline gelirken. İşte gözönünde tutulması gereken bu!
Ne seksen yılda, ne de yüz yılda, Tanrı kadar mükemmel olamayız. Bireysel tekamül dünyevi kariyerden sonra da devam eder, daha öncesinden başladığı gibi.
Dünyada tanıdığımız hayat, sadece basit bir dönem, zamanın karanlığında kaybolan bütünün bir parçası olabilir yalnızca, oysa öteki uç bir amaca doğru yayılır.
Önemli olan, yönetilmiş bir hareket olmasıdır. Sürecin kendisinin -Reenkarnasyonun- ikinci dereceden bir önemi vardır.
Bu Reenkarnasyon fikrini kabul edemeyen, bu doğrudan ve aracısız kazançlı fikri kabul edemeyen ve temel fikre peşinen zihinlerini kapayanlara yazık olacak.
Çalışman esnasında sana elimden gelen yardımı yapacağım.
Dostlarımız da sana yardım edecekler.
Bunları bir başka biçim altında yeniden ele almak ve tamamlamak için sana şunları söyleyeceğim:
Kendini tartışmalara kaptırma, eğer bir fırsat çıkarsa... Burada özellikle senin sohbetlerinden bahsediyorum.
Tartışmalar iyi bir yere götürmez.
Dünyada reenkarnasyon doktrinini kabul edemeyen ve “ölümden sonraki hayatla” ilgilenen pek çok insan var. Sana itirazlarıyla, karşı koymaları ile gelirlerse, onları inandırmak için kendini zahmete sokma.
Sana bunları söylüyorum, çünkü son zamanlarda bu konuda birçok şey öğrendim. Zira bu türden olaylara BURADA da karşılaşılıyor. Bir başka sefere anlatmaya çalışacağım, eğer mümkün olursa.
Benzer bir durumda söyleyebileceğin en iyi şey, Reenkarnasyonun kabul ya da reddinin önemli olmadığıdır.
Önemli olan hayatın, bireyin BEN’liğinin gerçekleşmesine ( Kendini tanımasına) giden yolculukta karşılaştığı kısacık bir dönemden ibaret olduğudur.
Bu akşam sana anlatmaya çalıştığım konu işte budur.
DUYMAK İÇİN
Düşüncelerimde hep sizinle birlikteyim. Benimle ve dünyadaki sevdiklerimle bağınız var.
Kız kardeşimin düşüncesinden yeni yıl arifesinde olduğunuzu çıkardım. O’na ve dolayısıyla sizlere en iyi dileklerimi göndermek istiyorum.
Sevgili Antoinette, belki bu defa seninle doğrudan konuşacağım. Ancak bunun için ruhunun yeniden neşeli sükunete kavuşması gerekli. Bununla birlikte, birtakım bilgiler verebilirim.
Spiritüel İşitme ( Duruişiti) Çalışmaları Yap
Rahatça haberleşmemizi engelleyen, sürekli ve insan zihnini meşgul eden yararsız düşüncelerdir. Her şey suyun yüzünü dalgalandıran hafif bir esinti gibidir.
Bu zihinsel aktivite bir odada yakılmış ışığa benzer.
Camlar üzerine yansır ve dışarıda, büyük dünyada ne olup bittiğini anlamayı görmeyi engeller. Lamba söndürülürse, dışarısı hemen belirginleşir.
“Dışarı”dan neyi kastettiğimi anlıyorsun: Bizim şuurumuzu, sıradan şuurların bölümleriyle sınırlı olmayan Büyük Şuurumuzu.
Dinlendiğin anlarda müdrike sessizliğini ve tesir alabilme durumunu geliştirmeye çalış.
Ama dikkat et. Düşüncelerin basitçe yok edilmesi, sadece, onların yeniden ortaya çıkmasına, alevlenmesine neden olur! Zihnin boşluğu negatif bir boşluk değil, “ pozitif bir boşluk” olmalıdır.
Aktif bir gevşeme “ Kalple ve zihinle dinlenme” olmalıdır.
Başlangıçta bunun oldukça zor olacağını biliyorum, ancak sebat ve istekle başarı muhakkaktır.
Dostumuzla çok iyi temas kurabiliyorum, çünkü sıradan şuur onda her zaman yoktur. O, genelde anladığımız anlamda bir medyom değildir. Onunla her zaman temas kurulabilir.
Sizlere iyi bir yıl dilerim sevgili dostların; sana da Antoinette ve arasıra beni düşünen tüm dostlarıma.
SANKİ ORADAYMIŞIM GİBİ...
İzin verirseniz bunlar da kızkardeşim için:
Sevgili Antoinette, birtakım bilgeliklerle kafanı şişirmek, canını sıkmak faydasız! Çok basit ve etkili, ancak çalışmaların için sana öğretilmemiş olan bir metod. Bazı şeyleri anlamaya çalışmak yerine, bırak onların kalbinde, topraktaki tohumlar gibi, çiçeklendiğini, filizlendiğini büyük bir sevinçle gör.
Böylece gizli bir çalışma başlayacak, ruhunun derinliklerinde ve beklenmedik bir anda, şuurunda aydınlanma gibi bir anlayış ortaya çıkacak.
Böyle yapmaya çalış, özellikle akşamları uyumadan önce.
R.mi? Evet, “ buraya” geçişinden kısa bir süre sonra ona rastladım. Çok iyi şu anda, hayatı ilginç ve güzel buluyor; rahatsız olduğu bazı anlar dışında tabii ki. Neyi söylemek istediğimi biliyorsun.
Marius’u da gördüm. Ancak, çok az karşılaşıyoruz. Onun da benim kadar meşgul olduğunu düşünüyorum.
Frank mı? İyidir. Yeni aleminde sevinçli ve mutludur. Hayır. Leon Denis ile karşılaşmadım, ne Melusson, ne de Delanne’la. Sanıyorum buradan uzakta olmalılar.
E ve M’ye gelince, kendilerine göre benim geçirdiklerimi onlar da geçiriyorlar.
İlgilerimiz bu yeni alemde şüphe götürmez kolaylık ve imkanlarla çabucak değişiyorlar.
Her geçen gün yeni bir şeyler keşfediliyor. Dostluk ve aile ilişkileri, azalmıyor, aksine artıyor, ancak bu ilişkiler zihni daha az meşgul ediyor. Çünkü, zihnin özümseyecek o kadar çok yeni şeyi var ki!
Sevilen birisi, herhangi bir sebeple şuur alanıma girdiğinde, varlığımın derinliklerinden bir “ sevgi dalgası” fışkırıyor, sıcak ve ışıklı dalgalar, söz konusu kişiye ulaşmak için benden uzaklaşıyorlar....
Genel olarak, sonuçta şunu tespit ediyorum, aynı durumda bu kişi beni düşünecek ve çoğunlukla onun yanındaymışım hissine kapılacaktır. Odadaki yerimi, durumumu tesbit edebildiğini zanneder. Bu alışılmış bir vak’a değildir. Biraz önce söylediğim gibi, dalgalar ve onların eşlik ettiği duygular hariç, ben orada değilim.
Fiziki varlık haberleşme için gerekli değildir. Fiziki varlık, karşılıklı ilişkilerin biçimini yavaş yavaş, belli olmadan değiştirir.
Senin bazen “ kardeşimin burada olduğu hissi var içimde” dediğin gibi. Gerçek, benim her zamanki odamda, alışılmış koltuğumda bulunduğumdur. C... sokağındaymış gibi ama, C sokağı değil. Sadece astral öte-yüzdeki bölümü; daha doğrusu astral maddeden yeniden oluşmuş halidir. Yeniden oluşum, değerli bir alışkanlıktan doğan, hemen hemen irade dışı ve içgüdüsel tahayyülden gelir!
Seninle beraber olduğum zaman, bana yabancı gelen yeni çevrende değil, dikkatimi bu nokta üzerinde sabitleştiriyorum. Ama bizi, ikimizi eski aile çevresi içinde görüyorum.
Burada yeni şartlara uymak ve başkalarıyla ilişki kurmak için yeni biçimleri kullanmak çabucak öğreniliyor.
Böyle söylüyorum, çünkü biraz önce söylediğim gibi, çoğu zaman birinin benim varlığımı yakınında hissettiğini, hatta bulunduğum yeri hissettiğini gözlemledim.
Çoğu zaman birisinin kafasında oluşan düşüncelerin, hiçbir zaman onunla temas kurmadığım halde, benden alınmış tebliğler olarak kabul edildiği oluyor.
Sen şimdi, bunu tecrübelerinle biliyorsun.
Görüyorsun, kişisel sübjektif izlenimler ve şuura dışarıdan sokulan izlenimler bazen ayırdedilemiyor. Birbirinin içine girmiş dairelerdir bunlar, su üstündeki halkalar gibi; medyomların aldıkları da şuursuzca, önyargıya dayalı fikirlerle sarılmış, çevrelenmiş, gerçeğin bir damlası, bir parçasıdır sadece.
Şimdi de, bu akşam senden ayrılmadan önce, konferansların konusunda bir şeyler söylemek istiyorum:
Dinleyicilerine biraz düşünmeleri ve soru sormaları için beklemelerini tavsiye et. Çoğunlukla onlar, kendiliğinden cevabı bulacaklardır; böylesi onlar için daha iyi olacaktır. İhtiyaç olduğu durumlarda sana yazılı sorular yöneltmeleri daha iyi olacaktır. Ve gerek kişisel olarak, eğer soru ve cevap genel ilgiye açıksa, gerek konuşman sırasında cevap vereceksin.
Çalışmanın saçmalıklarla ve yüzeyselliklerle önemini kaybetmesine izin verme.
Sık sık kendime, birçok şeyi başka türlü yapmalıydım dediğim oluyor. Bazı eski şeyleri şimdi gördüğüm gibi görebilseydim. Zira insanların yüzeyselliği çoğu zaman korkutucu, bunaltıcıdır. Ve bütün çalışmalarımız onları cesaretlendiriyor.
Hayatın hayal kırıklıkları ve acılarla ruhları derinleştirmekle yükümlü olması şaşırtıcı mıdır?
Sana söylediklerimi düşün biraz, kendi adına bu Batılı eksikliği, kusuru yüreklendirmeye yardım etme. Eğer serbestsen, zaman zaman çevreni değiştir biraz. Kısa bir zaman sonra görüşmelerimize ara vereceğim. Ancak, bundan önce seninle dostlarımız arasında bir ya da iki defa temas kurabileceğimi umuyorum.
İÇ ÇATIŞMALAR
- Sevgili dostum, nesnelere doğrudan doğruya, oldukları gibi bakın. Bizim ruhi ve moral gelişmemiz buradadır. Hatalarına karşı mücadele edenler ve kötü, düşük eğilimlerini “ askıya alanlar” saygın kişilerdir. Ancak başarıları azdır.
Yapılacak en iyi şey budur:
Egonun ( nefsin) zayıf yönlerinden ayrılmak ve onu serinkanlılıkla gözlemek; onun davranışına, tepkisine bakmak, istediklerini yapış şeklini saptamak v.s... sanki onları dıştaymış ve kendine yabancı şeylermiş gibi... ( gözle). Bütün sır buradadır işte. ( Kendini gözlemek – RM’nin notu).
Bunu yapmayı başaranlar, baş döndürücü bir hızla ilerleme kaydediyorlar.
Şunu not ediniz: Ben bu ilerlemeyi görebiliyorum. Gözle görülür olguları tespit ediyorum. Bu benim teorim değil.
Böyle bir anda, tüm dikkatimi “ insanın sırrı” üzerine yöneltiyorum. Daha önce çıkardığım bir sonuç her birimizdeki, olumlu ve olumsuz nitelikleri fiziki, bedeni yapıya bağlı olduğudur... Öyleyse başkalarını, yakınlarını yargılamaya çalışmak büyük bir yanılgıdır.
Dikkat, zira sizi bir başka hataya düşürmek istemiyorum. İnsan ruhunda ne gerçek bozuklukların ve kötülüklerin, ne de gerçek erdemlerin olmadığını inkar etmiyorum.
Ancak, bunları kanın ve sinir sisteminin etkisinden ayırmanın, dış çevre şartlarından ayırmanın her zaman çok zor olduğunu söylemek istiyorum.
İnsanın gerçek ilerlemesi; BEN ( Zat) şuurunu fiziki, psişik, heyecansal ve entellektüel hareketlerinden ayırmasıyla, kendisinde oluşan bu hareketlerden, yankılardan etkilenmemesiyle kendini gösterir. Bilinen bir örnek verirsek süvari, atının hareketlerini, kaprislerini v.s... bilir. Ancak, hiçbir zaman atına bindiğinde kendisini onunla özdeşleştirmeyi ( eşkoşmayı, idanditifikasyonu) düşünmez. Altında ne olup bittiğinden etkilenmez. Örnek değil ama her zaman iyi bir misaldir. ( *) Gördüğünüz gibi, basitçe gözlemlemek ve serin kanlılıkla tespit etmek, size bütün beğenmediğiniz içsel hareketlerin yaşanmasını ortadan kaldırmak imkanını verecektir.
Demek ki, hiç karşı koymak yok. Sadece, kendinizde arzu etmediğiniz şeyi reddedeceksiniz.
( *) Bu konuda, Ouspensky’nin ‘ Dördüncü Yol’unu okuyunuz. Ruh ve Madde Yayınları.
Yapılacak ikinci şey, ortaya çıkan “ boşluğu” arzu edilen şeyle doldurmaktır.
Özellikle şunu söyleyiniz: GERÇEK BENLİĞİM ( Zat’ım) HATA YAPMAZ VE ACI ÇEKMEZ.
Böylece sizdeki gerçek benlik şuurunu uyandırın. Ve gerçek benliğinize ait olmayan şeyleri tabiatınıza yabancı şeyler olarak kabul edin, bunlara sizin “ dışınızda”, sizden ayrı şeyler olarak bakın.
Bu onların üstesinden gelmek için bütün bir hayatı gerektirse de, sonunda “ iç” kurtuluşunuza doğru çok büyük bir adım atmış olacaksınız. Güçlü ve özgür insan, ruhunun hareketlerine, davranışlarına yukarıdan bakan insandır.
Bütün gerçekçi ilerlemenin, gelişmenin sırrı burada yatar.
İyi akşamlar dostlarım.