HER ALEM BİR ÜST ALEMİN YANSIMASIDIR.
Düşünce ALEMİNİN ötesinde ve ondan daha üstün olan Ubudiyet Alemi ( Adoration) bulunur.
Bu Alemin ötesinde “ Yaratılışı” yöneten “ Kanunlar” ve “ Düşünceler” in doğduğu SAF AKIL ALEMİ bulunur.
Dünyanız mı?
Sizin dünyanız Toplayıcı Alemdir. KENDİNDE, YÜKSEK ALEMLERİN ÇALIŞMALARINI TOPLAR VE YANSITIR ve onları kendi seviyesine göre tezahür ettirir.
Hiçbir zaman bu olguyu ve ne içerdiğini düşünüp tartamayacaksınız!
Saf Akıl Aleminin Fikirler Aleminin ötesinde Yaratma İradesi Alemi bulunur.
ORADA HER ŞEYİN “ İRADE” HALİNDE olduğunu söylemek istiyorum. Anlıyor musunuz?
Bu bir eksenin üst kutbudur, alt kutbu sizin dünyanızdır. En azından burada öğretildiği ve gösterildiği kadar olaylar bana böyle gözüküyor.
Özet olarak: BÜTÜN, yukarıda ve bu BÜTÜNÜN YANSIMASI, Aşağıda. Tekrar görüşelim, sevgili üçlü.
MELEKLER
- Sevgili dostum, arzunuzu ve sorunuzu iyi anlıyorum. Kuşkusuz melekleri gördüm, tekrar ediyorum, çok sık değil ama onları gördüm. Size bundan sözetmeye gelince bu tamamen ayrı bir iştir.
Görebiliyor musunuz, sizde bu konuda yeterince doğru bir fikir uyandırabilecek tasvir olduğunu sanmıyorum. Mümkün olabilecek tüm dürüstlükle bu tasvirlerin yapılmaya çalışıldığı kitaplar tanzim ettiğinizi biliyorum, ancak her şeye rağmen gerçeklerden çok uzak kalıyorlar, bu da beni kendi hesabıma böyle bir deneme yapmakta ki cesaretimi kırıyor...
Sizlere daha önce sahip olduğumuzdan daha iyi başka bir şey veremeyeceğim.
En azından, sizlere onlarla temas halinde yaşadığım durumlardan bir fikir verebilir miyim?
Evet. Belki. Elimden geleni yapacağım.
Biraz sabırlı olun.
.....................................
M. – İmajlar var... Ama dalgalı... Bir kalabalık görüyorum... İçerde bir hareket var... Bu hareket figürler oluşturuyor... Büyük bir çiçeğin taç yaprakları gibi...
Şimdi, bu çiçek türünün içinden fışkıran yoğun bir ışık... Beyaz bir ışık. Büyük... Yayılıyor... Bu beyaz ışık içinde ortaya çıkan renkler var... Hareketler halinde...
Oh! Görüyorum... Bu bir melek olmalı... Büyük... Güçlü!... Renkli ışıklardan yapılmış... Tatlı ve parıltılı renklerden... Kalabalık, yerlere kapanıyor. Belki çok yüksek bir Melek...
Şu anda müzik... Müziği duymuyorum, açıkçası onu hissediyorum.
Her şey kayboldu!... Önümde sadece açık büyük bir kitap var... Gotik harflerle yazılmış bir kitap... Ya da bunun gibi bir şeyler... Çok, çok latif, esirimsi... Tüm bunlarda madde izlenimi yoktu...
.....................................
Kendi kendinize bu kitap ne anlama geliyordu diye soruyorsunuz? Açıklama yapmamak daha iyi olacak. Daha çok zihninizde anlayışın kendiliğinden doğmasını beklemeli.
Bu imajlar benim tecrübeme tekabül ediyor. Kalabalığı, topluluğu oluşturanlardan biriydim.
RUHSAL TEMAS ŞEKLİ HAKKINDA
- Hayır beni rahatsız etmiyorsunuz. Zaten isteseniz de beni rahatsız edebileceğinizi sanmayın; bu bakımdan Burası yeryüzü gibi değildir.
Henüz sizin bilmediğiniz bir şey var: Tebliğimi verdiğim an ile onun sizin tarafınızdan alındığı an’ın ille de aynı zamana rastlamadığıdır. Daha önce, temasın zihninizde iz bıraktığı, fakat sizin onu birkaç gün sonra aldığınız sık sık oldu.
Birazcık dikkat saf ederek “ geciktirmeli” tebliğler’le “ verdiğim anda size ulaşan” tebliğleri genel olarak ayırt edebileceksiniz. Bu son olayda, mesela bana sorduğunuz sorulara her zaman derhal cevap verebilirim. Çünkü oradayım ben, arkada. Ancak birinci olayda, sorularınız, sanki bağlantıyı kesmişsiniz gibi bir anlık tereddüt, temasta duraksama ve dalgalanmaya yol açıyor, sadece... Tebliğim size ulaşsa da, ben fiilen tebliği size intikal ettirmekle meşgul olmuyorum. Anlıyor musunuz?
Evet, elbette ki, şüpheciliğiniz bana her zaman bir sıkıntı oluyor. Ama daha önce söylediğim gibi, şüpheciliğiniz benim için bir garantidir de. Kendi kendinize, aldıklarınızın benim tarafımdan mı yoksa sadece düşüncelerinizin bir yansıması mı olduğunu sormanız akla yatkındır, normaldir.
Bununla birlikte, bu konuda tasalanmayın. Bu olay bazen kaçınılmazdır. Olsa bile, sizi temin ederim ki ben aramızda bu şekilde gerçekleşen temasın sonucundan çok memnunum.
ZATEN, BAŞKA TÜRLÜ OLSAYDI BUNU SİZE SÖYLEYECEKTİM!
Şu anda sizi nasıl görüyorum? Eğer kararlı olarak çevrenizde sizi gördüğümü düşünürseniz bu bana bir çağrı oluyor ve sonuç olarak gerçekten sizi köşenizde görebiliyorum.
Ama, normal olarak, not almak için gerekli şeylerle -önümde- Burada’sınız. Bazen, kelimeleri anladığım manadan başka türlü yazdığınızı görüyorum!... Ve çabucak, söylediğim hakikati ( gerçek bilgiyi) stratejileri bularak yardıma yetişiyorum!...
Bilginize yabancı olan haberleri ulaştırmak istediğim zaman, bunları, uyku ile uyanıklık arasında, zihninizin bir gün için boş olduğu, henüz bir şey yazılmadığı, dış dünyanın henüz onu ele geçirmediği uyku ile uyanıklık arasında söylüyorum. Bu şartlarda bireysel zihninize ulaşmayı daha iyi başarıyorum. Ve tebliğim, en iyi akşamları ulaşıyor.
Burada kelimenin alışılmış manasıyla “ Ruhsallık” değil “ telepati” söz konusudur. Bu sebeple sizde unsurları olmayan tebliğleri size geçiremiyorum.
Sizlere harfleri tek tek ( heceleyerek) hiç veremem, geçen gün sizin bilmediğiniz bir ismi vermeyi başaramadığım gibi, bu iş bir mekanik medyom’luk işidir.
Sizinle, bu tamamen ayrı bir meseledir. Gerçekten size kelimeleri değil, fikirleri veriyorum. Ve uygun kelimeler zihninizde birdenbire ortaya çıkıyorlar. Sizde kullanılabilir kelimeler yoksa bir şeyin geçmemesi besbellidir. Bildiğiniz gibi, bu birden çok fazla oldu. Ya da kimi kelimeler bir çeşit birbirinin yerine almaya yöneliyor, burada işleri yeniden ayarlamak için araya giriyorum.
Bazen, tebliğimi verirken, sizin zihniniz -özellikle karınızın zihni- kendi kelimesini söylüyor. Fakat, bu her zaman tamamıyla söylediklerime uygun düşüyor, engelleyici olmuyordu. Tersine: Bu çok değerli bir işbirliği oluyordu.
Eğer aramızda bir “ birlik” olmasaydı, belli bir anda uyumsuz bir duygu tarafından derhal uyartılacaktınız. Zaten, tekrar ediyorum, bizzat kendim sizi yeterince uyaracaktım.
Karınızın sahneler, tablolar ya da imajlar görmesi, ki son zamanlarda birçok defa oldu, karınızın zihninin sadece düşüncelere mukabele etmesine bağlı olmayıp, Bura’nın sahnelerine ve ortamına bağlı olmasındandır. Bu tür izlenimlerin karınızın zihninde yerleşmesi için hayli yardım ettim, ama bu her zaman olmadı. Bu imajlar, tecrübelerinizle bildiğiniz gibi, ara sıra bir Yüksek İrade tarafından onun şuuruna yazılırlar. Ama, genel olarak, bunlar kendiliğinden olur -ve istisnalar hariç- özel bir sonuçları yoktur.
Örneğin “ Çocuk bahçesi” olayında olduğu gibi “ kendisini ıslatmayan bir suya” girmiş izlenimi vardı, bu zihninin yansıttığı bir imajdı. Bunlar “ yansımalar” dır.
İyi akşamlar, belki yarına görüşürüz.
BİRÇOK PLANLARDA AYNI ANDA BULUNAN ŞUUR
Yakın bir zamanda size söylediğim gibi “ Yüksek” denilen Planlar bir gökdelenin katları gibi üst üste konulmamışlardır. Yüksek Planlar, Astral Plan’la Dünyasal Planın arasındaki ayrılıktan daha az bir ayrılıktadırlar.
Bütün Alemler -ya da Planlar- birbirinin içine girmişlerdir. Aktif olarak birden çok Planın şuurunda olabilirim.
Şu an için, dünya vücudunun muhafaza etmek için birçok araştırma ve tecrübe yapma imkanım olan Astral Alemi seviyorum.
Ruh, bir Alemden vazgeçtiği anda onu terkeder.
Ama, nasıl ki, -şuurumda- Yüksek Alemleri görebiliyorsam, aynı şekilde her zaman şuurumu¬ arkamda bıraktığım Alemlere doğru da döndürebilirim.
Bedenin belli bir Alemde ifade ve kaydetmeğe mahsus bir alet olarak muhafaza edilmesi o Alemde bulunan yarardır.
Böylece kimileri ( spatyomda) bir kere herhangi birini beklemeye karar verdiklerinde, onların gelişine kadar Astral Alemde kalabilirler.
Farklı bir çok Plandaki bu şuur zaten Dünyada da, en azından belli ölçüler içinde vardır. Dünyasal hayatınız sadece maddı değildir, öyle değil mi? Ete kemiğe bürünmüş olmasına rağmen, durum elverirse zihin Yüksek izlenimleri de kaydedebilir...
Bir örnek mi?
Dostum, dallarda asılı kalmış damlaların sabah ışığını yansıttığını düşünün... Ve onların sizde doğurduğu izlenimleri hatırlayın biraz. Bunlar “ Yüce” değil midirler?
Bazen dünyasal hayatın akışı içinde -Ölümsüzlük- duyguları, ve Kozmik hayatın parıltıları olmaz mı? Ve birçok defa basit tabiat olaylarının sizlere kitapların yazdıklarından daha çok şey açıkladığını gözlemlediğiniz olmadı mı?
Kimi anlarda, hiç bir şeyin gerekçesini göstermediği, anlatılamaz bir sevinç, açıklanamaz bir mutluluk duymadınız mı? Bu bir işarettir. Zira spiritüel hayat, spiritüel tecrübe her zaman sınırsız bir mutlulukla beraber bulunur.
Şimdi, kızkardeşimin bana sorduğu soru üzerine birkaç söz:
Evet, bahsettiğin genç dostun “ geçişinden” haberdarım. Ama senin vasıtanla. Senin bundan haberin olur olmaz, haber bana da ulaştı. Mümkün olanı yapacağım...
Hayır, her zaman mümkün değildir. Titreşim meselesi, benim müdahalemin rolünün mümkün olabilmesi için belli bir anda titreşimlerin ahenk içinde olmaları zorunludur. Bu benim Alemimin Kanunlarına bağlıdır. Yeryüzüne çok yakın olduğum zamanlarda karşılaşmalar eskiden olduğu kadar kolay ve faydalı değildir.
Ama, bu endişelenmen için haklı bir neden değildir. Genç dostumuz, benim kişisel karışmam gerekmeksizin karşılama ve yardım bulacaktır.
Şimdi, izninizi istemek zorundayım, iyi akşamlar dostlarım!
UBUDİYET ALEMİNDE
Düşündüm ki, bir toplantının, sizin de iştirak etmiş olduğunuz bir toplantının tasviri ilginizi çekecek. Daha önce size anlattığım -sizde düşüncelerinizle ordaydınız- “ Soylu İhtiyarın” ( Pir’in) görünmesini hatırlarsınız.
Bu, yakınlarda cereyan etti. Bu toplantılar sizin tasarlayamayacağınız kadar yüksek bir aleme aittir. Tapınma ( Ubudiyet) Alemindeki bu toplantılara zihinlerini bu yüksek Plana kadar yükseltmiş olanlar katılabilirler.
Onlar Ruhların cevap verdiği bir titreşime doğru çekilirler. Dışsal olarak belli bir anda yer alan Fışkıran bir çeşmeye benzerler. Ancak fışkıran şey su değil yoğun bir Işıktır! Başkaları için bu Işık Evrenin en uç noktalarına kadar çınlayan bir müzik notası, bir sestir. Sizlere Planetimizin en Yüksek Planlarını içimde topladığımı söylemek gereksizdir.
Işık ve ses bir Titreşim doğurur. Kelime yetersiz ama başka bir şey bulamıyorum. Titreşim derhal ruhlarda yankılanır, bulunduğu Planlarda birlik meydana getirir.
O zaman zihinleri “ Merkez noktaya” doğru döner... Ve böylece sonsuzlukta geometrik bir figür -bir çiçek mesela- kalpten ( merkezden) dışarıya doğru bir hareket, bir çağrı ve dışardan kalbe ( merkeze) dönüş cevap olarak oluşur.
“ Stilize edilmiş bir çiçek” ve katılanların ruhunda böylece doğurtulan etki tüm bir hayatın Birliği ( Vahdaniyeti) şuurudur.
Eşlik eden duygu, bir tapınma ve müthiş sevinçli bir şarkıdır. Akımlar çiçeğin her bir taç yaprağının çevresinde çiçeğin kalbinden yeniden fışkırmak için dolaşır.
Böyle bir toplantıya katılmak zihni zenginleştirir, ruhu olgunlaştırır. Ve her zamanki varlık planına dönüldüğünde beraberinde şuurun derinliklerine ekilmiş, zamanı gelince fışkıracak olan Spiritüel Tohumlar götürülür.
Bu toplantılar sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar sık yapılır. Sizin “ hapsedilmiş şuurunuzda” bile olsa bir şey bilemezsiniz. Yüksek şuur buna aktif olarak katılır... Sizin hatırlama eksikliğiniz her zamanki şuurunuzda -beyindeki şuurdan- “ Ruhun gardiyanı” olmasından ve çok yüksek titreşimleri engellemesinden ileri gelir.
Sevgili üçlü, sizlere yetersiz de olsa bu tasviri aktarmış olmaktan memnunum!
Evet, sezinlediğiniz gibi. Evrenin hareketleri, yeterli bir mesafeden görünüşüyle, her zaman geometrik figürler oluştururlar. Ve bu figürlerden bazılarıyla düşünce ve duygunun hareketleri arasında uygunluk vardır.
Müzikte de aynı şey. Ama seslerle ifade edilmiş müzikte. Eğer “ müzik” dediğimiz şeyi görebilseydiniz, açıkça kendini göstermeyen binlerce varlığın ritmik dansını görecektiniz.
SES, RENK, IŞIK HER ŞEY CANLIDIR!
Bunları daha önceleri, sizlere söyleyemiyordum. Bu gözlemleri sizlere aktarabilmek için aktüel şuur haline varmam gerekiyordu. Size söylediklerim oldukça yetersiz şeylerdir. Ama bununla birlikte belki şu anda bulunduğum Alemden cılız da olsa bir fikir edineceksiniz.