Albert PAUCHARD - KADER BİLMECESİ - BÖLÜM3

http://www.dunyaana.com/images/man171.jpgHER ŞEYİN KAYNAĞINDAN

Kaynak; berrak, saf, zengin ve kurumaz niteliktedir. Kaynak herkesin emrine amadedir. İster tanrıtanımaz olsun, isterse bir kilisenin üyesi olsun, kimse istisna değildir. Kaynak akar, yayılır. Samimi olarak, inançla, kalpten, yüce bir idealle onu arayan er ya da geç bulur. Dünya onun kollarıyla doludur. Bir nehire katılan ve denize dökülen bir dere kaynağının tersine bu kaynak, suyundan içmek isteyen herkese hizmet etmek için sonsuza bölünür.

Tahmin ettiğiniz gibi, bu kaynak TANRI’nın Ruhudur. Tanrı her insana bu ilahi kıvılcımı vermiştir, kimileri bunu bilmez, kimileri hisseder, bilenler onu tanırlar. Kıvılcım uyandığında ve insan bunun şuuruna vardığında, daha önce size bahsettiğim kollardan biri aracılığıyla, Kaynakla çabucak uyuşur.

Birçoğu için bu uyuşum kesik bir şekildedir. Zengin, muhteşem anları izleyen bir uçuruma düşüş vardır. Bir ümitsizliğe, cesaret kırılmasına sebep olmamalıdır. Aksine bu bir umuttur. Bir defa mümkün olan sürekli bir hal alıncaya kadar yenilenecektir, tekrarlanacaktır.

Bu ilahi kaynaktan ne alınabilir? Uyuşum eksiksiz olduğunda, her şey alınır sevgili dostlarım. Her şeyi söylüyorum iyi anlayalım. Bu kaynakla temas kuranlar yalnızca daha büyük spiritüel yetenekler isteyebilirler, bunları almak, bunlara sahip olmak kesindir.

Spiritüel bir çalışmaya girişeceğiniz zaman kendinizi bu kaynağın karşısına koyunuz, berrak, kristal akışını görünüz. Spiritüalitedeki oranını gözünüzde canlandırın, berraklığının gücünü tasarlayın. Bırakın gücüyle sizi kaplasın; böylece, TANRI’nın istediği gibi hareket edeceksiniz. Bunun için, insanı iç güdülerin ittiği bir hareketle başlamak gerekmez. Kendi içinde sakin olmak gerekir. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ancak birçok kere deneyiniz. Cesaretinizi kaybetmeyiniz. Mükafat zahmete değer. ( Ücret ecir karşılığıdır.)

Her şeyin doğasını araştıran bu ilahi güçlerle sizi temasa geçirmek benim için mutluluktur. Bu uyumla, bütün insanlar moral ve fizik acılardan kurtulacaklardır. Bir gün gelecek herkes bunu tanıyacaktır. Dünya yeniden oluşturulacaktır. Bizimle birlikte mutlu anın olabildiğince kısa bir sürede gelmesi için dua ediniz. Büyük bir çalışma yapılmalıdır ve bildiğiniz gibi, bize dünyada mürşitler yardım edebilir.

MELEKLER

Melekler çok kalabalıktırlar, bu semavi varlıklar dezenkarne olmuş ruhlardan tamamıyla değişik bir özdedirler. Bunları gözünüzde kanatlı, güzel, pembe ve beyazla kaplı olarak tasvir edersiniz. Tatlılıkla dolu olan bu imaj, henüz onlardan yayılan reel güzelliği tanımlamaktan uzaktır. Siz onları kanatlı olarak görüyorsunuz, çünkü onlar düşünce hızıyla yer değiştirirler. Onları güzel görüyorsunuz, çünkü onlar saf Sevgiyi yayıyorlar. Onları çok hafif görüyorsunuz, saydam görüyorsunuz, çünkü onlar maddeden değil saf ruh’dan oluşurlar.

Onları size tasvir edemiyorum. Düşüncelerinin her hareketiyle, onları canlandıran her duyguyla görünüm değiştiriyorlar. Renk ve şekil değiştiriyorlar. Ama daima ışıl ışıl bir güzelliktedirler ve eğer isterlerse sizin canlandırdığınız melek görünümünü alabilirler.

Saf Sevginin var olduğu bölgeleri dolduruyorlar. Varlıklarının güç ve aydınlık götürdüğü daha az gelişmiş alemlerde, bu sevgiyi parlatmakla görevlidirler. Bununla birlikte, onlar için sınırsız, sonsuz bir fedakarlık olan özel bir görevle yükümlü olmadıkça dünyasal plana kadar inmiyorlar. Onların da elçileri vardır. Bunlar; onlarla temas kurmalarını sağlayan spiritüel gelişmelerine ulaşmış olan yüksek ruhlardır. Böylece, kademe kademe, en kutsal ve en saf olan beşer kalbine girebilirler. Aydınlık karanlıklara böylece iner. Size, daha önce ruhun aydınlığa nasıl yükseldiğini gösterdim (*).

Melekler vardır. Onlara inanınız. Onlar alemlerimizin nimetleridir ve sizin için çalışırlar. Dünya iyi, güzel bir şey olduğu zaman, daima bunun temelinde bir melek vardır. Melek, sanatsal yaratıcının, bir şair, ressam, heykeltıraş ya da müzisyenin ruhuna kadar ulaşır, kalbine biraz güzellik sokar ve sanatçı bu güzelliği yaymakla yükümlüdür.

Bana; bugün kendilerine sanatçı diyen, ancak eserleri uyumsuz, karmakarışık ve anlaşılmaz olan insanların var olduğunu söyleyeceksiniz. Bu varlıklar spiritüel alemle, meleklerin ilahi alemleriyle temas halinde değillerdir. Onların kalıcı bir eser yaratmak, ortaya koymak arzuları vardır. Ancak, onların ilhamları ancak insanca bir muhakeme tarzındadır. Onlar tabiatı örnek almak yerine zihni zırvalarını görülür, işitilir kılmaya uğraşıyorlar.

Sanatın gerçek güzelliğe yabancı olduğunu görmekten üzülmeyiniz. Melekler her zaman oradadırlar. Sanatçılar bakışlarını yeniden spiritüel aleme döndürdükleri zaman meleklerle temas kurulacak ve gerçek sanat doğacaktır.

Melekler; TANRI’nın gönderdikleri sevgi ve güzellik dağıtıcılarıdır.
(*) “ Bilgelik Alemi” bölümüne bakınız.

BAŞ MELEKLER

Baş Melekleri tasvir etmek isteyenler onların kudratini ifade etmeye çalıştılar. Bazı tablolarda, Mikail’in kanatları, gücünün ölçüsünü vermek için sınırsız, büyük bir çaptadırlar. Güzeldirler; şimşek bakışlı, sert ve ulu bir güzellik. Sizlere son defa bahsettiğim meleklerden oldukça değişiktirler. Nadiren belirli bir şekil içinde tezahür ederler.

Baş Melekler, TANRI’nın Evreni yönetmek için yararlandığı kozmik güçlerin kişileştirilmesidir. Çocukturlar. Kutsal kitapların bahsettiği Baş Melekler, insanlıkla ve dünya ile ilgilenmekle görevlendirilmişlerdir. Düşündüğünüz gibi daha başkaları da vardır.

Kozmik güçlerden genellikle Evrenin maddi kanunlarını, genel çekim, yerçekimi vb. gibi kanunları yöneten güçleri anlıyorsunuz. Ancak, ruhsal kanunlar tüm bunların üzerinde bir güçtür ve önemi onlardan çok daha büyüktür.

Mikail, ruhsal kanunlar ve iyilik Baş Meleği, Cebrail aydınlık ve gerçeğin Baş Meleğidir. Her İlahi şeyin bir Baş Meleği vardır. Adalet, sevgi… Onlar kişileştirilmiş, ifade edilmiş İlahi güçlerdir. Onları görmüyoruz ama onların var olduklarını biliyoruz, ışınlarını hissediyoruz. Yüksek planlarda etkileri büyüktür onların. TANRI iradesinin ilk gerçekleştiricileri onlardır. Temsil ettikleri erdemin, zafer kazanmasıyla görevlidirler. Erdemi geliştirmek isteyenlere rehberlik ederler.

Telepati yoluyla bu olağanüstü alemi tanıma şansım oldu. Öğrenmek arzusu beni Hakikatin baş Meleğiyle temasa soktu. Size ilettiklerimi bana ilham etti. Henüz bu alemden uzağım, ama, bizim alemimizde spiritüel temaslar mesafeye rağmen gerçekleşiyor, eğer mesafe varsa.

Baş Melekler alemi vardır. Bu alem, TANRI’nın basamağıdır. Bu alem bütün güçlerin haznesidir. Bu alem, TANRI’nın Kudretini doğrudan gösterdiği alemdir.

GÖKLERİN VE YERYÜZÜNÜN KRALI

Bu kralı, koyunlarını otlatan İyi Çoban diye adlandırmak alışkanlığı var sizde. Onu Kardeş diye çağırıyorsunuz ama, öğretisini çok uzaktan ve çekinerek izliyorsunuz. Bazıları bunu ihmal ediyor, kimileri sadece TANRI’ya, Yaratıcıya yönelerek onu inkar ediyorlar. TANRI, her şeyin sahibidir. Bundan tüm Evreni kastediyorum, ama O’nun hemen altında, İsa güneş aleminde saltanat sürüyor. Hükmeden kraldır ve gerçek bir kral da güçlüdür.

İsa’nın kişiliğini değiştirmek arzusunda değilim. O iyi bir Çoban, O Kardeş, aynı zamanda özgür ve enkarne olmuş bütün ruhların kralıdır.

“ Güneş aleminde hükmediyor” dedim. Krallığı yeryüzünün ötesine aşıyor. Yeryüzünün hangi bölümünde olursa olsun, öğretilen dinleri tümüyle kaplıyor. Kısacası, her inanç ifadesi; inancı ifade eden kimse bunu bilmese bile, ondan geçerek TANRI’ya yöneliyor.

Bu, dinlere ne muhteşem bir birlik, bir bütünlük veriyor. Şu an için, bu yalnızca yüksek planlardan görülebilir. Gün gelecek “ bütün diller Rabb’in adını ilan edecekler!” Bu söz gerçektir. Bunu da Hristiyanlar çok dar bir şekilde yorumluyorlar. Bilmiyorlar ki; hangi dinde üretilmiş olursa olsunlar, her spiritüel hamle, her mükemmellik arzusu, kutsal hayatın her araştırması, dünyaya gerçek TANRI bilgisini taşımak için en ulu bölgelerden inmiş olana bir minnet, bir saygı duygusudur.

Sizler, sevgili dostlarım, bu satırları okuyan sizler, eğer bunlar aldığınız eğitime ve din duygularınıza ters görünüyorsa onları gölgelemeyin, görünmelerine engel olmayın. Bunu bir ayartma, bir tökeztaşı gibi ele almayınız. Sizden rica ediyorum, hoşgörülü olunuz. Materyalist veya putperest bile olsa hiçbir dini eleştirmeyiniz. Herkes, belki dindarlar bile, içlerinde Hakikatin tohumunu gizlerler.

İnsanların İsa’ya şükredeceği, yasasını izleyeceğini göreceğimiz gün hemen yarın değildir. Bu yasa öylesine yalın ki, bu birkaç sözde özetlenmiş yasa çok tekrar edilir ama nadiren izlenir: “ Tanrını bütün kalbinle, bütün ruhunla ve bütün düşüncenle seveceksin. Yakınlarını da kendin gibi seveceksin.”

Size söz veriyorum, o gün gelecek. Bu umut sözü ve bu öğütle bitirmekten mutluluk duyuyorum. Ama o güne tüm dünyasal kişiliğin eksikliklerinden kendini arındırmış olarak katılmak gerekir. Her şeyden arınmış ruh; istemeli, kendini sunmalı ve kabul etmelidir. Bu şartlarda her dua yerine getirilir. Bu tecrübeyi geçiren, bunu hiçbir zaman unutmayacak ve her zaman simgeleştirilmiş Sevgi olan İsa’nın kalbine, dünyasına girişi bulacaktır.