SEV…
Sev, sevebildiğince her şeyi; insanı, hayvanı, bitkiyi, madde ve ruh alemini. Sevgi ile sevgisinden Yaradan’ın sana bağışladığı duygularla görebildiğin, düşünebildiğin, hissedebildiğin ne varsa sev gönlünce, gücünün yettiğince…
Sevgi dolu olsun her düşüncen, her davranışın, her adımın. Hayır da sevgidedir, ilham da sevgidedir. Her şey önünde eğilir, gösterdiğin sevgiyle. Mutlak kucaklar seni, gene aynı sevgiyle.
Sev, seni seveni de, asla sevmeyeni de. Sana iyilik edeni de, kötülük edeni de. Kem sözlüyü kınama, her şeyde hikmet vardır. Doğrusu ona sevgi ile bakmaktır. Kötü söyleyen seni incitmek ister sanma. Nahoş sözlere kanma. Onun sözüne, yüzüne değil, gözlerinin içine bak, oradan ruhuna ak. Gözler vicdanı yansıtır, yalanı bastırır. Onun yaptığı söylediği hizmettir sana, kendisi bilmezse, ruhu bilir her şeyin aslını da doğrusunu da.
Sev bulduğun hali, yüksünme! O hali sen istedin, sen özledin. Bulunduğun nokta senin eserin. Her düşünce ve her fiilimizle kaderimizi çizen bizleriz. Yaşam bir tiyatrodur, bu tiyatroyu yazan da biziz oynayan da biz. Öyleyse, umutsuzluğun üzülmenin anlamı ne? Neden buruk içiniz? Hiç bir varlık itilmez, bulunduğu duruma; o durumu biz seçtik, boş yere düşme gama.
Varsa başka özlemin; o da olur, sen iste. Bu kez sevgiyle iste, bütün gücünle iste. İyilik, doğrulukla; vazife aşkıyla iste. Artık göreceksin ki, bundan böyle her anın her günün; sevinçlerle dolacak, mazide kaldı dünün. Sıkıntı endişe ve ıstırap, hepsi bir bir geçecek. Günün her saati sevgiye bürünecek. Artık seni sıkan yüklerden kurtulacak gerçek özgürlüğün tadına varacaksın.
Evrenin düzeni sevgiyle kuruludur. Mikro ve makro kozmos sevgiyle ayakta durur. Sevgi olan yerde her şey güzeldir, doğrudur. O verimli ortamda her şey bereketlidir.
Öyle sev ki, bu sevgi, kendinden aşıp taşsın. Aileni, komşunu, ülkeni sarsın. Eğer gücün yeterse, dünyayı da kaplasın. Dalga dalga yayılıp, evrene ulaşsın. Sevgiye sığınalım, sevgimiz zararlı tesirlere siper olsun da kötülüklerden korunalım.
Severek O’na de ki: Ey benim Yaradan’ım! Varlıkların sahibi, sıfatsız Yaradan’ım! Şu rengarenk dünyada, ancak liyakatimce; görüyor, hissediyor, seviyorum kendimce. Varlığım tüm dünyanın sevgisiyle dopdolu. Benim için herkes bir, ayırmam hiç bir kulu. Bu nasıl cömertliktir; neler nasip etmiş, ne güzel ve imkanlarla dolu yaşam bağışlamışsın. Şükrederim gönülden, verdiğin tüm imkanlara. Bana layık gördüğün nimet ve ilhamlara. Sevgin kabımdan taştı; coşuyorum. Ruhumla secde edip, gönülden diliyorum: İnsan kardeşlerime böylesi duyguları, nasip eyle! Biz senin kullarınız, içimizi bilirsin. Sen her isteyene istediğini verensin.
Sen dünyaya özel bir eğitim için geldin. İlk ve son konusu sevgidir, göreceğin her dersin. Korkma yalnız değilsin, çevrendeki varlıklar; özden bir sevgi ile bir vazife almışlar. Şaşmaz bir dikkat ile seninle yardımlaşırlar. Ruhsal tekamül için seni yetiştirirler. Sonsuz sevgi müjdesi taşır, bu ilahi yardımlar. Sonunda öyle değişirsin ki, dar gelir kozmoslar.
Halini beğenmeyip, hep şikayet edenler; sıkıntılar içinde hayatı yük görenler; bil ki gönlü mühürlü, gözü perdelilerdir. Nefsaniyet içinde kıvranan cahillerdir.
Dünyaya gelişinden son nefesine kadar, sonsuz sevgi kaynağı ile beslenen, ucu bucağı görünmeyen ulu bir nehirde akarsın. O nehrin denizle kavuştuğu, özlemini denize karışarak dindirdiği sona gelinceye dek; sevgi ile yaşadığın anlar, nehrin en hızlı aktığı, en çoşkun yerinde; hırs, kin, nefret, öfke, yalan ve dolanla olduğu anlarında da girdaplarında dolanarak eylenir.
Dünya eğitiminde en başta ana baba; sonra kardeş, arkadaş, akraba; uğraşıp dururlar, bizi nehrin en hızlı akan yerine ulaştırmaya. İşin güzel yönü, biz de bilerek veya bilmeyerek aynı şeyi yaparız onlara. Biz hepimiz birbirimize karşı bir öğrenci olduğumuz kadar da öğretmen sayılırız dünya okulunun her sınıfında.
Sev ki, sezgindeki perdeler aralansın da sınırları aşıp sonsuzluğu seyredesin.
Sev ki, seni sevenlerin nasıl şefkatle üzerine titreyerek seni yetiştirmeye çalıştıklarını idrak edebilesin.
Sev ki, attığın her adım, seni büyük kudretlere iletsin.
Sev ki, bütün yaratılmışların, tekamülü ile orantılı olarak Yaradan yolunda yürümekte olduğunu göresin.
Sev ki, varlıkların yörüngeleri farklı farklı da olsa, yönlerini daima Tanrı’ya doğru olduğunu sezebilesin.
Sev ki, seni seven ve sövenlerin, özde verdiğin kararlara yönelmeni sağladıklarını fark edebilesin.
Sev ki, geçmişten bu yana hangi noktaya geldiğini idrak edip, kendini tanıyasın, örtülerin açılsın da sezgi kapılarını açmak için yetenek kazanabilesin.
Sev ki, sezgilerin sonsuzluklar içinde yükselsin ve sana iletilmek üzere yola çıkarılmış anlamları alabilesin.
Sev ki, ruh ve madde aleminin sevgi kapıları ardına dek açılsın sana.
Sev ki, karşılaştığın olayların, tekamülün için anlayamadığın bir sevgi biçimi ile yoluna çıkarıldığını idrak edebilesin.
Sev ki, benliğine yerleşmiş, nefsani engelleri söküp atabilesin.
Sev ki, sevgilerinin Tanrı sevgisine ulaşabilmek için bir aracıdan başka bir şey olmadığının şuuruna varabilesin.