KÂİNATIN YARATILIŞI
a) İşaretler Hakkında Önbilgi
Dogon Kozmogonisine göre, Amma, Yaradan’dır. Amma’nın zamansızlık ve mekânsızlık içinde vuku bulan yaratma fiilini gerçekleştirme tarzı, birkaç safha gösterir ( 1). Bu fiil, kendisinden dışarı yansıttığı düşüncesine yüklemiş olduğu âniden tezahür edici kudrete genişlik vererek, Âlemi maddîleştirmesine dayanır. Bütün «şekiller», O’nun müteal maksadı ya da tasarısının birbirini izleyen aşamalarına göre meydana gelmiş ve canlanmıştır. ( 1) Dogonlar’a göre, Amma’nın yaratma fiilinde zaman ve mekân sözkonusu değildir. Bir başka deyişle Amma’nın yaratışı, zaman ve mekân dışı bir fiildir. Nesneler, Amma’nın Düşüncesi vasıtasıyla mekân teşkil ederek mevcut olmuşlardır.
«Tanrı tasavvur ve imajinasyonunun, yani tahayyülünün içerisinde yer tutmak, bir mekâna sahip olmak, İlâhîlik bakımından varlık olmaktır. Bu mekân teşekkül etmediği müddetçe, nesne mevcut değildir. O halde yaratılış, Tanrı muhayyilesinin, Tanrılık tasavvurunun mekân teşkil edecek bir kavse ulaşmasıdır.» ( Sâdıklar Plânı)
Amma, Âlemi, «görünmez Amma» denilen «işaretler»i vasıtasıyla meydana getirmiş, başlatmıştır. «İşaretler», Tanrısal düşüncenin fiilî ifadesi olan «kelâmlar»dan önce mevcuttular. Bununla birlikte, «işaretler»le «kelamlar»ın ayniyeti de belirtilmektedir: «İşaretler, kelâmlardan önce mevcut idiyseler de, Amma’nın kelâmları ve işaretleri birdir.»
Yaratıcı düşüncenin tezahürleri olan «işaretler», nesnelerden önce mevcuttular ve nesnelerin sebebiydiler. «Amma’nın Âleme yolladığı işaretler, gittiler, nesnelere girdiler ve girdikleri ânda nesneler var oldular» denir. Ayrıca, «işaretler»in içinde bir «zekî can»ın bulunduğu söylenir. «Zekî can» hakkında şöyle denir: «Amma, canlı bir nesne yarattığı zaman, plasentanın resmi içine zekî can koyar.»
Dogonlar’a göre, kimse, ne bir temel «işaret» ( bummo) icat edebilir, ne de «işaret»lerin geleneksel bütününü değiştirebilir. Çünkü yeni bir işaret çizmek yeni bir şey yaratmak demekti ki; bu da Amma’yı aşmak demek olurdu.
Dogon Kozmogonisinde yaratılış safhaları soyuttan somuta doğru inen işaret-resim sistemiyle ifade edilir. Temel ilâhî kanunlar niteliğinin yanısıra, aynı zamanda en soyut prensipler olan «işaretler»le ( bummo) başlayan kademeleşme, soyuttan somuta doğru inerek, somut «tasvirî resim» resme geçiş kademeleşmesi için dört farklı kavram kullanırlar:
1 – Bummo: En soyut kavram olan «işaret»tir.
2 – Yala: Bummo’nun boşluktaki «iz»i ya da aks’i olan semboldür.
3 – Tonu: Yala’yı tasvir eden «şema»dır.
4 – Toy: Tonu’ya tekâbül eden «tasvirî resim»dir.
Amma, yaratmak istediği Âlemi önce düşünmüş, sonra resmetmiştir. Âlemin ve genişleyişinin plânını kendisinde çizmiş bulunan Amma, Âlemi, yaratmadan önce, boşluğa şekiller çizerek, «işaretler»iyle resmetmiştir. Ayrıca, «Amma, nesneleri başlattığı zaman düşüncesi vardı; O’nun düşüncesi ilk şemadır» denir.
«Amma’nın işaretleri»nin toplamı 266’dır. Bu «işaretler»in oluşturduğu bütüne «görünmez Amma» denir. «İşaretler» aynı zamanda, Dogonlar’ın deyişiyle Âlemin «inişi ve genişleyişi» ile âhenktar olan bir hiyerarşi teşkil ederler. Bu hiyerarşi, üç kategorisinden her birinin Âlemin genişlemesinde özel bir vazifeyi yerine getirdiğini belirten «Âlemin organlaşmış işaretleri» adını taşır.
Üstte gördüğümüz, Dogon Kozmogonisinde önemli bir yeri olan, bummo, yala, tonu, toy şeklinde sınıflanan temsil ve tasvirler sistemi, Dogonlar’ın güncel yaşamında da, somut olarak, inisiyatik bir eğitim biçimini teşkil eder. Sembolizme dayalı bu eğitim biçiminde, gizlilik içinde yapılan soyut işaret, inisiye için; herkesin görebileceği somut resim ise, henüz yeni olan sâlikler içindir.
Dogonlar’a göre, bir insan, işaretlere tasarruf edebildiği, onları iyi bildiği ölçüde bilgindir; yaratılış, mahlûkat unsurlarının bilgisi, yalnız işaret bilgisinden değil, aynı zamanda işareti teşkil eden öğelerin bilgisinden oluşur.
b – Amma’nın Yumurtası Hakkında Önbilgi
Başlangıçta, her şeyden önce Amma vardı. Amma, hiçbir şeye dayanmıyordu. «Amma» sözcüğünün sözlük anlamı; bozulmadan
olduğu gibi özlü kalmak, tamamen kuşatmak, aynı yerde olduğu gibi tutmaktır.
Her şeyin yaratılmasından önce, ilkönce «Amma’nın yumurtası» mevcuttu. Dogon Kozmogonisinde çok önemli bir rol oynayan bu temel «yumurta», «köprücük kemikleri» denilen 4 kısımdan müteşekkildi. Bundan başka hiçbir şey mevcut değildi, ne mekân ne zaman mevcuttu ( 2). «Amma’nın yumak biçimindeki köprücük kemiklerinde tüm sahip bulunduğu şeyler işaretlerdi» denir.Bu 4 «köprücük kemiği», diğer işlevlerinin yanısıra, «4 şey» denilen 4 temel unsurun yani su, hava, toprak ve ateşin öntasviriydi. Bunları ayıran tasarımsal açıortaylar ise «4 köşe» denilen 4 ara yönü yani uzayı göstermekteydi. Böylece, ilerde ortaya çıkacak olan 4 temel unsur ve uzay, temel «yumurta»nın yapısında, biçiminde mevcut bulunuyordu.
( 2) Bkz. Dipnot-1.
Dogon kozmogonisinde Amma tarafından gerçekleştirilen iki yaratılış sözkonusudur. Birinci yaratılış, Amma’nın «köprücük kemikleri»nde gizlice icra edildiğinden hakkında az şey bilinmektedir. İkinci yaratılış ise, Amma’nın başlangıçta kapalı olan yumak biçimindeki «yumurta»sının açılışı vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Amma, önce, «yumurta»sının içinde temel «işaretler»den (bummo) «izler»i ( yala) resmetmiş; bunlar da «yumurta»dan çıkarken «şemalar»a dönüşmüş ve Amma’nın «faaliyet»iyle spiral «yıldız âlemleri»ni teşkil etmişlerdir. Bu, daha önce gördüğümüz, bummo’dan başlayarak soyuttan somuta doğru inen, ikinci yaratılışı ifade eden kademeleşmedir.
Birinci yaratılış sonucunda birinci Âlem; ikinci yaratılış sonucunda ise, spiral «yıldız âlemleri»nin oluşturduğu ikinci Âlem meydana gelmiştir.
Dogonlar, Amma’nın «yumurta»sını, merkezinde göbek bulunan, «Amma’nın işaretler karnı» denilen, işaretlerle kaplı bir tabloyla temsil ederler. Amma’nın «yumurta»sını, «Âlem yumurtası» da denir.
c – Birinci Yaratılış
Yaratmak istediği Âlemi düşünen ve resmeden Amma, kendi şahsından gelen bir «et»i ve tükürüğünü ilâve edeceği maddeleri üst üste koyar. Buna elleriyle yoğurarak tohum biçiminde şekil verir. Bu çalışmanın sonucunda sene tohumu meydana gelir. Amma, sene tohumu ve ağaç tohumundan başlayarak «birinci Âlemin nesneleri»ni yaratır.
Amma’nın «köprücük kemikleri»nde gizlice icra edilen bu birinci yaratılışa ait az şey bilinmektedir, sadece taslak olarak şöyle betimlenir: Erkek «Gök» dikeni ve dişi «Yer» dikenine temas vasıtasıyla döllenen «oğulcuklar»la dolu kâse, «Yer» ve «Gök» dikenleri arasında önce yavaşça döllenmekteydi. Kâse hız arttığında çatlayıp açıldı ve içindeki tüm «oğulcuklar» savrulup saçıldılar. Amma, kâseyi geri çekip ters çevirdi; bu eylem, kendi ağırlıklarıyla bir «yer»e dökülüp saçılmış ve kâsenin içindeyken gelişmeleri bitmiş olan «oğulcuklar»ın bir nevi doğurtulması oldu. «Oğulcuklar» müteakiben, iki sivri ucun yani «Yer» ve «Gök» dikenlerinin kavuşması sırasında büyüdüler.
Amma, birinci yaratılışta unsurları birbiriyle karıştırmamış, üst üste koymuştu; önce toprağı, sonra suyu, sonra ateşi ve nihayet havayı. Fakat, «su» unsuru, dolana dolana dönme sırasında bütünden ayrılır. Bunun üzerine Amma, eserini yeniden ele almaya, bir başka Âlem yaratmaya karar verir ki; bu seferki insanı esas alacaktı. Önceden «işaretler» vasıtasıyla öntasviri yapılan ve dolayısıyla meknuz halde bulunan bu yeni Âlem, unsurların üst üste konmasının değil, unsurların sürekli bir harekete uygun olarak harmanlanıp karıştırılmasının, tam olarak bütünleşmelerinin sözkonusu olduğu bir başka tekniğe göre meydana gelecekti.
d) Po Tohumu Hakkında Önbilgi
İkinci yaratılışta başlangıçtan itibaren en önemli rolü oynayan öge, «po tohumu»dur ( po-pilu). Amma, ikinci yaratılışı gerçekleştirmeden önce yeni «oğulcuklar»dan başlayarak meydana getirmiş ve ikinci Âlemi bu «oğulcuklar»dan başlayarak meydana getirmiştir. Bu oğulcukların en önemlisi po’dur. Oğulcukların, çatlayıp açıldıklarında içlerinden çıkacakları tohumların ilki ve en küçüğü po tohumudur ( po-pilu). Po tohumu, Amma’nın kendisi «yumurta»nın içinde spiral bir hareket gibiyken yaratılmıştır: «Amma Âlem yumurtasını kırıp çıktığı zaman, birdenbire, burgaçlanan bir rüzgâr çıkıverdi. Küçük olan po tohumu, görünmez olarak yapılmıştı, merkezdeydi; rüzgâr, Amma’nın kendisidir.
Amma’nın ilk çıkarttığı, po tohumudur». Po tohumu merkezî bir hava kabarcığı gibi, dönüyor, kendisi işitilemez ve görülmez kalırken sesli ve ışıklı bir fiille madde partikülleri yayıyordu. Ancak, o, bir düşünceden ziyade bir kelâmdır ( 3).
( 3) Dogonlar po için, aynı zamanda, «bir insan bunu zaman zaman derûnunda işitebilir» derler.
Birinci yaratılışta sene tohumu, ikinci yaratılışta da po tohumu maddenin menşei imajıdır. Bu nedenle bazı Dogon rahipleri «ondan söz etmek yasaktır» diyerek, «po» sözcüğünü telaffuz etmezler, kavramı «en küçük şey» ifadesiyle belirtirler. Çünkü «nesnelerin başlangıcı Amma’nın en büyük sırrıdır». Amma’nın yaratıcı iradesi en küçük şey olan po tohumunda yerleşmişti. O, ayrıca, Yaratıcı’nın imajıdır. «Amma, yaratıcı, po tohumunu rüzgâra dönüştürdü ve böylece kendi yerine onu bıraktı. Amma’nın tüm nesneleri yaratmaya başladığı ândan itibaren hepsi po tohumunda mevcuttu; tüm nesnelerin büyümesine karşın po tohumu hiç büyümedi» denir. Böylece, rüzgârdan meydana getirilmiş ve «havanın tanığı» olan po tohumu, başlangıçta ancak ve ancak burgaçlanan kasırgalarla kıyaslanabilecek Amma’nın bizzat kendisinin tanığıydı.
Po tohumu, küçüklüğü nedeniyle, tüm nesnelerin başlangıcının imajıdır. «Amma’nın yarattığı tüm nesneler küçük po tohumu gibi başlarlar» denir. Amma’nın bu ‘son derece küçük olan’dan başlayarak yarattığı tüm nesneler po tohumuna eş küçüklükteki unsurların sürekli ilâvesiyle meydana gelirler. «Amma, nesneleri küçük başlatır; o ufak şeyden azar azar ilâve eder. Amma bunu ilave ettikçe nesne büyük olur» denir.
Po tohumuna «kelâm» vasıtasıyla «hayat»ın yerleştirilmesi şöyle anlatılır: Amma 4 temel unsuru po tohumunun içinde harmanlayıp karıştırdı. «Amma nesneleri 4 ayrı şeyi karıştırarak yarattı.» Öte yandan, bu karıştırma, tohumun içinde titreşimlere neden oldu. Bu titreşimler, bu aşamada tohumun «hayat»ını oluşturan «kelâm» fiiline, Amma’nın «kelâm» fiiline tanıklık etmekteydiler.
«Hayat»ın gelişmesi, konik spiral biçiminde dönen bir harekete uygun olarak gerçekleşmiştir. «Hayat, artarken, burgaçlanarak artar» denir. Bu bir bakıma, üstte gördüğümüz, «yumurta»dan çıkış sırasındaki burgaçlanma hareketinin, yani Amma’nın fiilinin bir tekrarını teşkil etmektedir; çünkü «hayat»ın bu hareketi için «bu, Amma’nın Âlem yumurtasından çıkışını tekrar eder» denir. Tohumun içindeki, «kelâm»dan müteessir olmuş bulunan bu spiral hareket, Amma’nın niyetlerine tanıklık etmekteydi. Po tohumu daha sonra, «hayat»ın gelişmesinden ileri gelen bir iç maksimum dinamizme ulaşınca çatlayıp açılmış; spiral bu kez, «yumurta» içindeki sözkonusu hareketin hayali olarak, öteki yönde dönmüştür. Po tohumuna verilen «po» adı aynı zamanda bu spiral hareketi ifade etmektedir; çünkü «po» sözcüğü «başlangıç» anlamına gelen «polo» sözcüğünden geldiği gibi, aynı zamanda, sarık gibi «kendi üzerine sarılıp dolanan» anlamındaki bir kökten de gelmektedir.
Amma’nın kendisine «kelâm»ı mahlûkatına nakletme görevini vermesine dek, po tohumu «kelâm»ı muhafaza etmiştir. Amma’nın «kelâm»ı po tohumu vasıtasıyla değişik mahiyette, değişik uzunlukta ve değişik tesirlerdeki titreşimler halinde yayılmıştır. Bu titreşimlerin spiral biçimindeki oluşumu da, Âlem’in tüm nesnelerine bir iç hareket vermiştir. Ve bu hareketli bütün, daha sonra, döl verebilir, doğurgan hale getirilmiştir.
Po tohumunun en yüksek Gök Katı’ndaki tanığı Sirius-B yıldızıdır
( Po-tolo: «Po yıldızı»). Dogon kozmogonisine göre Sirius-B yıldızı, mitin ilerki kısmında ayrıntılı olarak göreceğimiz gibi, spiral «yıldız âlemleri»nin hepsinde müessir bir işleve sahip olan en önemli yıldızdır.
e) İkinci Yaratılış Hakkında Önbilgi
Amma, yaratmak istediği Âlemi önce düşünmüş, sonra «rahmi»nin, «yumurta»sının içinde resmetmiştir. «Rahim»in, «yumurta»nın içindeki resmediliş, temel «işaretler» ( bummo) ve müteakip «izler» ( yala) safhasını kapsar. «İzler»in ( yala) «şemalar»a ( tonu) dönüşmesi ise «yumurta»dan çıkarken gerçekleşmiştir. Böylece, ikinci yaratılışın somut olarak gerçekleşmesi «yumurta»nın dışında vuku bulmuştur. «İzler»in ( yala) «şemalar»a ( tonu) dönüşümü, ikinci Âlemi dolduran spiral «yıldız âlemleri»nin henüz öntasvir safhasıdır. Spiral «yıldız âlemleri»nin meydana gelişi, Amma’nın aşağıda göreceğimiz «faaliyet»iyle tedricen gerçekleşmiştir.
Amma, ikinci yaratılışı «açılarak» gerçekleştirmiştir. O, Âlemi, «kapısını açarak» salmıştır. Bu yayılma, genişleme, önce, birbirlerine yapışık 4 «köprücük kemiği»nden müteşekkil «yumurta»nın açılışıyla tezahür etmiştir. Bu açılış ise, kendi etrafında dönerek, «köprücük kemikleri»nin açılmasını sağlayan Amma’nın «faaliyet»i sonucunda olmuştur. Amma, «köprücük kemikleri»nin açılması için, Dogonlar’ın deyişiyle «geriye şeyler yani ışınlar bırakan» bir spiral hareket ortaya koymuştur. Böylece Amma, 4 «köprücük kemiği»nin potansiyel olarak ihtiva ettikleri 4 ana yönü ve uzayı tayin etmek için «köprücük kemikleri»nin önce ayrılmasını, sonra açılmasını sağlamıştır. Amma, ortaya koyduğu bu spiral hareketle «uzaya spiral şekli vermiş» ve Âlemi oluşturan tüm spiral «yıldız âlemleri»ni meydana getirmiştir.
Daha önce gördüğümüz gibi, Amma ikinci yaratılışı gerçekleştirmek için her şeyden önce yeni «oğulcuklar» meydana getirmişti. İkinci Âlemi de bu oğulcuklardan başlayarak meydana getirmiştir. Bu oğulcukların bulunduğu tohumların en önemlisi, Amma’nın «rahmi»nde spiral çizen «po» tohumudur. Tohumların içine bir mayalanma ameliyesine benzeyen «hayat» yerleştirilmiştir. Tohumların Amma’nın «rahmi»ndeki mayalanışı, çatlayıp açılmalarını ve çimlenmelerini doğurmuş; bu çimlenme de, Âlemi «açmış», Âlemin gelişmesine imkân vermiştir.
Amma’nın müteal maksadının ya da tasarısının birbirini izleyen aşamalarına göre doğan, canlanan ve tohumların içindeki çimlendirici güçleri yıldızlara kadar itikal ettiren «şekiller», Amma’nın Âleme vermiş olduğu evrensel hareketin yalnızca bir görünüşüydü.
f) İkinci Yaratılış
Amma, yaratmak istediği Âlemi düşündükten sonra, «rahmi»nin, «yumurta»sının içinde, temel «işaretler»den ( bummo) başlayarak yeni bir Âlemin «izler»ini ( yala) resmeder.
«İzler» ( yala) «işaretler»in ( bummo) aks’i olduklarından, bunların spiral dönme hareketleri de tersine çevrilmişti; «yumurta»nın iç spiral hareketine ters yönde dönmekteydiler.
Âlemin öntasvir «izler»ini tanzim edince, Amma, «gözler»ini açar. Bu fiil, Âlemin müteakip genişlemesinin öntasviri olan, «yumurta» içinde dönen spiralin «izler»inin ( yala) çıkmasına neden olur. Böylece, Amma, kendi «rahmi»nin zarını yarıp açmış ve «göz»ü bir ışık haline getirmiştir. «Göz»ü Âlemi aydınlatmakta ve tüm oluşum halindeki nesnelerin varlığını ifşa etmekte olan bir ışık haline gelmiştir ( 4).
( 4) Dogonlar bu ışığı, bir delikten çıkan projektör ışığı gibi betimlerler. Dogonlar’a göre, yaratılış aynı zamanda, oluşum halindeki nesneleri aydınlatan bu «ışık» vasıtasıyla gerçekleşmiştir.
«Hiçbir varlık burada ( Tevratın birinci babında) ışık tarzında anlatılan ‘yaratıcı tesir’i bilemez. Bunun geliş noktası, hiçbir varlık sisteminin dahilinde mevcut olmayan bir sistemdir. Siz buna Allah’ın yaratıcı gücü dersiniz. Kadîr-i Mutlak, kudretinin tezahürünü, Işık ile yani ‘Ol’ kelâmının kendisi ile gösterir.» ( Sâdıklar Plânı)
Spiralin «izler»i ( yala), uzayın 4 ara yön işaretlerinden geçerek «yumurta»dan, «rahim»den çıkarlar «İzler» (yala) çıkarken «şemalar» ( tonu) haline gelirler. Bunlar, çıkışları sırasında spiral hareketleri bir kez daha tersine çevrildiğinden, yeniden aslî yönde, yani «yumurta»nın iç spiral hareketinin yönünde döneceklerdi. «İzler»in ( yala) «şemalar»a dönüşümü, görünen ve görünmeyen tüm yıldızların yaratılma safhasıdır, Amma’nın «açılarak» meydana getireceği tüm spiral «yıldız âlemleri»nin öntasvir safhasıdır.
Bu dönüşmüş «şemalar»a ( tonu), «7 ‘yerin sınırı’ ( yalu-ulo) haline gelen, po tohumunun uzay şemaları» denir. 7 rakamı, erkek cinsiyetini sembolize eden 3 rakamı ile dişi cinsiyetini sembolize eden 4 rakamının toplamı olup, çoğalmayı, teksiri ifade eder. «7 ‘yerin sınırı’( yalu-ulo)» ifadesindeki 7 rakamı ise, Amma’nın meydana getireceği spiral «yıldız âlemleri»nin hemen hemen sonsuz çoğalma ve gelişmesini ifade eder. Amma’nın ölçülebilir olmakla birlikte sonsuz olan Âlemini dolduracak bu spiral «yıldız âlemleri», «yumurta»nın dışında aslî yönde yani «yumurta»nın iç spiral hareketinin yönünde döneceklerdi. Çünkü, üstte belirtildiği gibi, çıkış sırasında hareket bir kez daha tersine çevrilmişti.
Dogon Kozmogonisinde, «yıldız âlemleri»nin sonsuz çoğalması kavramının yanısıra, «üst üste konulmuş âlemler» kavramına, yani bu âlemlerin kat kat oluşu kavramına da rastlanır.
Amma’nın spiral bir hareket ortaya koyarak spiral «yıldız âlemleri»ni yaratması şöyle betimlenir: Amma, merkezde, kendi etrafında soldan sağa doğru dönüyordu. «Her dönüşünde birbirine yapışık bir Gök ve bir Yer yaratıyordu». Amma 14 defa döndü... «Amma, uzaya spiral biçimi verdi»; dönerek ve dans ederek Âlemin tüm spiral çizen «yıldız âlemleri»ni meydana getirdi...
Amma, 7x2’yi yani âlemlerin sonsuzluğunu yarattı... Spiral «yıldız âlemleri» meskûn âlemlerdir.
g) Amma’nın Köprücük Kemiklerinin Kapanışı
Amma, spiral «yıldız âlemleri»ni meydana getirmesinin yanısıra, yaratılışlarını ilerki bölümlerde göreceğimiz nommo anagonno denilen idareci varlıkları ve insanları da yaratmıştır. Nihayet, ikinci yaratılışı tamamen gerçekleştirmesinden sonra Amma, yapılması gereken bütün işler yapılmış olduğundan, 22 tane olan «esasî işaret»i kendi huzurunda muhafaza etmeye karar verir. Bu 22 «esasî işaret», ikinci yaratılışın temel safhalarını, unsurlarını, Âlemin «hayat»ını ifade etmekte ve «Amma’nın elleri arasında kalıp çıkmayacak olan»ı temsil etmekteydiler. Amma, bu «esasî işaretler»i 4 ana noktada açık duran «köprücük kemikleri»ne yerleştirir.
«Esasî işaretler»i «köprücük kemikleri»ne yerleştirdiğinden, Amma, Âlemin «hayat»ının yarısını kendi huzurunda muhafaza ederek, kapanır. «Köprücük kemikleri» düzenle geri çekilir. Bütün, yeniden, ilk aslî «yumurta» biçimini alır. Amma, o zamandan beri 4 ana noktanın merkezinde, en yüksek Gök Katı’nın «ortası»nda ikâmet etmekte ve oradan Âlemi gözetmektedir. «Gözü Âlem üzerindedir» denir.
Amma, kudretlerinin hemen hemen tümünü idareci nommo anagonno’lara bırakır. Âlemin işleyişini onlara emanet eder. Bundan böyle, insanlar çeşitli durumlarda, tüm dualarında Amma’yı çağıracak, O’na seslenecekler; fakat O, çoğu zaman doğrudan doğruya müdahale etmeyecekti.