İNSANLARIN YARATILIŞI
Dogonlar’a göre, insanlar «en yüksek Gök Katı»nda yapılmış, imal edilmiş ve Tilki Ogo’nun henüz ancak yontmuş, kabasını almış olduğu boş, işlenmemiş Dünya’ya nakledilmişlerdir ( 17). ( 17) «Beşer varlığının... ( yeryüzünde) mevcudiyetine imkân veren şartlar teşekkül ettikten sonra, bir bedenin meydana getirilmesi zarurî olmuştu. Bedenin hâsıl olması için gereken bütün malzeme, şüphesiz sadece yeryüzünde mevcut değildi. Dünya insanı beşerin ilk numuneleri, ilk tipleri yeryüzünde meydana gelmemiştir.» ( Sâdıklar Plânı)
İnsanların atalarının yaratılışına ( 18) ilişkin olarak şu bilgiler verilmektedir: «Amma tüm nesneleri yarattı; daha sonra insanı yarattı. Amma, po tohumunun vücudunda 4 erkek insan yoğurdu». Nommo’yu en yüksek Gök Katı’nda yoğurmuş olan Amma, insanların atalarını canlandırılan Nommo’nun plasentasının maddesiyle yoğurdu. «Dört erkek insandan Amma Serou plasentanın havasından, Lebe Serou toprağından, Binou Serou suyundan, Dyangou Serou ateşinden yapıldı». Amma, aynı zamanda bunların dişi ikizlerini de yaptı. ( 18) Burada, Kadîr-i Mutlak Allah tarafından tüm Kâinat’taki insanların atalarının yaratılması gibi bir olgu sözkonusu değildir. Yalnızca Dünya’ya ve Dünya’nın da belli bir ‘devre’sine mahsus olan bir yeniden meydana getiriliş sözkonusudur. Gerek bilimsel bulguların, gerekse ruhsal tebliğlerin ışığında, bugün, uygarlığımızdan önce Dünya’da birbiri ardı sıra pek çok uygarlığın yeşermiş ve bunların bir veya birkaç ‘devre’ boyunca hüküm sürdükten sonra son bulmuş olduklarını bilmekteyiz. Dogon mitindeki «insanların atalarının yaratılışı» da, işte bu ‘devre’lerden birinde hüküm sürecek bir neslin atalarının yani prototip örneklerinin Ruhsal ve Uzaysal Muktedirler tarafından imal edilmesini ifade etmektedir. Dolayısıyla, burada, Kâinat’ın ilk insanlarının yaratılışı gibi bir olgu sözkonusu olmadığı gibi, yoktan var edilme, yaratılma olgusu da sözkonusu değildir; Yüksek bir Ruhsal Organizasyon tarafından imal edilme ya da yaratılmış olanı şekillendirme olgusu sözkonusudur. Bu bakımdan mitteki Amma teriminin de her zaman için doğrudan doğruya Kadîr-i Mutlak Allah’ı ifade eden bir terim olduğunu düşünmek yanlış olur.
«... Mukaddes kitabınız Kur’an, Âdem’in yaratılışından bahsederken ‘onu İki Eli ile halk etti’ der. İki El, işte bu Rablerin Rabbi İlahî Plân’ın tasarrufudur.» ( Sâdıklar Plânı)
Canlandırılan Nommo’nun plasentasının ihtiva ettiği temel unsurlar kullanılarak yapılan bu 4 erkek ata ile onların dişi ikizleri, insanlığın 8 «Oğullar» ( Unum) denilen 8 atasını oluşturmuşlardır. «Oğullar» ( Unum) lakabını almalarının nedeni, bunların, «babalar»ı oluşturan önceki ilk kuşağa ait olan, adanan Nommo’nun oğulları olarak kabul edilmesidir.
Amma, «Oğullar»ı ( Unum) meydana getirirken önceki kuşak gibi balık formunda meydana getirmişti; fakat, anagonna bile diye adlandırılan bu varlıklar nommo anagonno’lardan farklı olarak meydana getirilmişlerdi. Bunlar, hermafrodit yani çift cinsiyete sahip olarak değil, kadın ve erkek halinde ayrı olarak yaratılmışlardı.
Ancak, bu varlıkların köprücük kemiğiyle başlayan oluşumunun dönüşümlerin sözkonusu olduğu, anagonno bile, anagonno sala ve «kişi» gibi çeşitli evreler gösterdiği görülmektedir. Varlığın oluşumunda ilk sırayı, iskelet bütününün asılma sistemini oluşturan ve 8 temel tohum sembolünü ihtiva eden köprücük kemiği alır. Köprücük kemiğinin yaratılmasından sonra sırayı anagonno bile alır. Ancak o da anagonno sala’ya dönüşecekti. Nitekim adındaki, «imaj» ( bibile) sözcüğünden gelen ve «dönüşecek» şeklinde çevrilebilen «bile» terimi bir mütasyonun başlangıcını ifade eder.
Dünya’ya inecek olan Nommo’nun gemisinde anagonno bile aşamasında bulunan bu varlıkların, geminin konmasını müteakiben art arda geçirdikleri dönüşümler şöyle betimlenir: «Oğullar ( Unum) en yüksek Gök Katı’ndan o-nommo ile çıktılar, anagonno bile olarak indiler, anagonno sala olarak Dünya’ya kondular ve Dünya üzerinde yürümek için gemiden ayrıldıklarında kişiler haline geldiler.»
Böylece, anagonno bile, önce anagonno sala ya da «normal anagonno»ya, sonra da «kişi»ye yani insan varlığına dönüşmüştür. Dogonlar, anagonno bile ve anagonno sala’yı insan ceninine benzeyen balık biçiminde temsil ederler. Araştırmacı Eric Guerrier’e göre, anagonno bile’nin köprücük kemiğinden itibaren geçirdiği evreler insan cenininin gelişim evreleridir; varlığın, annesinin rahminde gelişerek, balık yani cenin evresinden, yeryüzünde hareket etmesini sağlayan üyelerine sahip bir insan varlığı haline gelene dek geçirdiği evrelerdir.
Amma, eserini, nommo anagonno’lara benzer balık formunda yaratılan «Oğullar»la ( Unum) sınırlamayacak; canlandırılan Nommo’nun 8 atanın gemiyle Dünya’ya naklinden sonra, Dünya’ya ayrı ayrı inecek olan «Demirci», «Büyücü», Yasigui gibi başka varlıklar da yaratacaktı.
Dünya’ya 8 ata ile Nommo’nun inişinden sonraki zamanlarda indirilen bu varlıklar hakkında şu bilgiler verilmektedir: Amma, Nommo’nun plasentasından sağladığı maddeyi kullandı ve onun göbek bağıyla «Demirci»yi yarattı. O, Dünya’ya sırası gelince indi. İnsanlara tahıl tohumları getirip tarımı öğretti. Aletler imal etti ve insanlara temel teknikleri öğretti. Amma sonra, Nommo’nun kan yoluyla «Büyücü»yü yarattı. Ve daha sonra, Nommo’nun plasentasını kullanarak, Ogo’nun sünnet kanının akmış olduğu yerde Tilki’nin dişi ikizi Yasigui şekillendirdi. O, sırası gelince, ilk güneş tutulması esnasında Dünya’ya insan formunda indi.
Amma, insanları, başlangıçta «rahmi»nden çıkan nommo anagonno’lar gibi ölümsüz yaratmıştı. Fakat Tilki Ogo’nun hataları, yaptığı eylemlerle Dünya’ya yaydığı bozukluk, kirlilik, pislik dünyada ölümün görünmesiyle sonuçlanacak bir sürü düzensizliğe, karışıklığa yol açacaktı.