Eğer sözlükte “ disiplin” sözcüğünün anlamına bakmışsanız, o şöyle yazar:
İnsan, yetişkin zihninin kavrayışına uymayan basit çıkarımı
kullanan bir kişilikle uğraşırken barışçıl bir sonuca erişmek
için artık mantığı kullanamadığında kullanılan aşırı davranış.
Bir başka deyişle, disiplin, istediğiniz şeyi tam olarak istediğiniz biçimde elde edemediğinizde mantıklı bir eylem yolu olan kuvvetin kullanılmasıdır.
Diyelim ki sizin beş yaşında bir oğlunuz var ve o evinizin salonunda bir köpek yavrusunu kovalayarak çok eğleniyor. Ancak bu sırada masaların üzerindeki şeylere çarparak onları yere yuvarlıyor, sandalyeleri yere deviriyor. O yaştayken sizin de belki aynı şeyi yaptığınızı hatırlayın. Ama şimdi ne yaparsınız? Küçük çocuk koşarken onu durdurmak için kolunu sertçe çekersiniz. Çocuk gözleri yerlerinden fırlayarak size bakar ve sonra çığlıklar atmaya başlar. Bu kasıtlı olmasa da, siz onun kolunu oyuğundan çekerek canını acıtmışsınızdır. Hiç bunu yaptınız mı? Çocuk ağlamaya başlar, o zaman da siz bağırırsınız, “ Hemen ağlamayı kes, yoksa seni fena yaparım!” Siz onu ağlatmış ve sonra da ağlamayı kesmesini söylemişsinizdir. Bu küçük dramda yaratılan kafa karışıklığını görüyor musunuz?
İçinizden bazı ebeveynlerin şöyle diyeceklerini biliyorum: “ Ya, tabii, sen benim dört yaşındaki oğlumla yaşamayı bir dene bakalım. O zaman çocukları ara sıra cezalandırmak gerektiğini bileceksin.” Tüm içtenliğimle, ben cezalandırmayı gerçekten yanlış bir şey olarak görüyorum. Size şunu sormama izin verin. Cezalandırmaya başvurmak zorunda olmanız çocuğunuzla aranızdaki iletişimde bir bozukluğun, bir kesintinin olduğunu göstermez mi? Ve sizce bunu kim başlatmıştır?
“ Ama, Kirael, ben bir ya da iki yaşındaki bir çocukla nasıl iletişim kurabilirim?” diyebilirsiniz. Ağzınızla daha az, kalbinizle daha fazla konuşun. Tamam mı? Kalbinizle daha çok konuşun.
Kuvvete ancak, fiziksel zarar görme tehlikesi karşısında son çare olarak başvurulmalıdır. Ona şu şekilde bakın. On kiloluk küçük bir çocuğa karşı, en az atmış kilo ağırlığındaki bir yetişkin. Bu size de biraz tek-taraflı bir durum gibi görünüyor mu? İki taraf bir diyaloğu sürdürebildiği sürece fiziksel eyleme asla başvurmayın. Çoğu insan bunu işitmeyi hiç istemese de, kuvvete başvurmak yanlışı düzeltecek sözlerin bulunamayacağını kabullenmektir. Elbette, bu kusursuz bir dünya değildir, ancak siz bir yerden başlamalısınız. Şöyle düşünün:
Eğer bu sözleri okuyan herkes iletişimi geliştirmeye çalışsaydı, bu yaşadığımız dünyayı nasıl değiştirirdi?