ONLAR BURADA - BÖLÜM 21 - YAŞAMI ÇEVRELEYEN KOŞULLAR

Share

http://www.dunyaana.com/images/earth2.jpgBöyle bir başlık atarak ne demek istiyorum? Önce içermekle çevrelemek arasındaki farkı belirtelim. İçermek bir kavramın aslında ta kendisidir. Çevrelemek ise o kavramla aranızdaki ilişkiler bütünü ve ona karşı tavrınızdır.Yeniden doğuşla, birbirleriyle ilişkili nefeslerle bastırılmış düşünceler ortaya çıkarılıp, farkına varılabilir hale getirilir. Düşüncelerin bastırılmış olmasının sebebi o düşüncelerle ilişkileriniz ve tavrınızın olumsuzluğudur (çevreleme). Zaten aksi olsaydı bastırmanız gerekmeyecekti.

Yeniden doğuş sırasında yanlışlarınızın da farkına vararak olumsuz koşulları olumluya çevirmek mümkündür. Ancak tam da aynı noktada kendi kendimizi olumsuz bir biçimde yargılayıp, durumu olumluya çevirirken önemli üzüntülerde hatıra gelecektir. Bu zor durumları daha önemsizlerle birlikte özümseyip ( belki de önemsiz sorunları birer sığınılacak liman olarak kullanıp) aşmaya çalışmak mümkün olacaktır.

Burada; incelemediğiniz, sorgulamadığınız, bilinçsiz düşüncelerin yaşamınızda yarattığı engellemelerden, bu sorunları kafaya takmaktan, değil onlarla yaşamayı öğrenmekten bahsediyorum. Bu noktada sorunları çerçeveleyip kapsayabilmek son derece önemlidir. Bu tür bir durum noksanlığında yaşam zorlaşmaktadır. Genellikle bu çerçeve bizi sıkan tüm sorunları kapsayabilecek kadar geniş olmalıdır. Düşünce ve hislerinizde her türlü fikre açık olmalısınız. İşte bu nedenle melekleri, uzaylıları, üst tonları, Babaji’yi bilmeniz gerekmektedir. Bu sayede alışılmadık fikirlere uyum sağlamayı da öğrenebilirsiniz. Bu şekilde daha geniş düşünebilme becerisi edineceksiniz. Bu tür beceri yoksunluğunda her şeyin kanıtını arayacak sonuçta da sıkıntıları aşmak giderek zorlaşacaktır.   

Zihni Arındırma

Yaşamınızı çevreleyen koşulları tespit ederken temel prensibin kendinizi alışık olmadığınız düşüncelere de açmak olduğunu unutmayınız. Ancak bu şekilde kapılarınızı açmayı öğrenebilirsiniz.Örnek olması açısından; bir bardak suyumuzun olduğunu var sayalım. Bu suyun dibi de bir parmak kalınlığında çamurla kaplı olsun. Eğer üstüne temiz su ilave ederseniz ( yaşamı çevreleyen koşullar) çamurlu bir karışım elde edersiniz. ( bilinç altında dikkatimizi dağıtan fikirler) eğer temiz su eklemeyi sürdürürseniz su er geç temizlenecek, elinizde de tertemiz bir bardak su kalacaktır. ( ön yargılar çamur olarak varsayılmalı) Zihni temizlemek içinde aynı şeyi yapabiliriz. Bunu yapmanın iki yöntemi var.   

Birincisi: Alışılmadık ( ya da ilk anda öyle gelen) bir fikri bir kağıda yazın. Sonra durup buna herhangi bir yorumunuzun olup olmadığına bakın. Eğer varsa onları da karşısına yazın. Sonra aynı fikri tekrar yazıp karşısına yeni yorumunuzu ekleyin. Bunu fikirle yorumunuz aynı noktada birleşene dek sürdürün. Elbette bu zaman alacaktır ( bazen haftalar da sürebilir. Beynimizin bu fikre alışmasına izin vermeliyiz. Çamur bardaktan ilk anda akarak gitmemişti).

                           FİKİR                                                 YORUM
Ben Dünyada yeniden cenneti
yaracak ustayım.                                     Saçmalama. Şaka yapıyor
olmalısın.
Ben Dünyada yeniden cenneti
Yaracak ustayım.                                     Kendine gel!
Ben Dünyada yeniden cenneti
Yaracak ustayım.                                     Bu duyduğum en aptalca şey.
Ben Dünyada yeniden cenneti
Yaracak ustayım.                                     Belki de o kadar da aptalcadeğil.
Ben Dünyada yeniden cenneti
Yaracak ustayım.                                     Bunun mümkün olup olmadığınıMerak ediyorum
Ben Dünyada yeniden cenneti
Yaracak ustayım.                                     Hmmmmmmm, bunu düşüneceğim.


Diğer bir yöntem de bana yeniden doğuşçu dostum Seth Bartlett  ( Dhyana Yoga olarak tanınmaktadır) tarafında gösterilen alıştırmaları da içeren bir çalışmadır. Buna da Temel Düşünce Meditasyonu adı verilir.

Temel Düşünce Meditasyonu

1.    Tüm düşüncelerinizi beş on dakika içinde bir kâğıda yazın. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Hiçbir düşünceyi sansürlemeyin. Yalnızca zihninizin kâğıt üstünde kaymasını sağlayın

2.    Birkaç dakika boyunca yazdıklarınız okuyun. Bunlardan herhangilerinin kesinlikle yanlış, hangilerinin kötü, hangilerinin iyi değil, ya da üzücü olduğunu tespit edip daire içine alın. Örneğin: Sam beni çıldırtıyor.

3.    Ayrı bir kağıda daire içine aldığınız fikirlerden her birini karşılarına olumlu bir cümleye dönüştürecek şekilde yazın. Aşağıda ki kalıbı kullanın   

………………………… düşünmenin bence fazla bir mahsuru yok. Örneğin: Sam’in beni çıldırttığını düşünmenin bence fazla bir mahsuru yok.

4.    Ayrı bir kağıda gene her seferinde bir düşünce olmak üzere yuvarlak içine aldığınız fikri büyük memnuniyete çevirebilecek bir cümle yazın. Basit mantık ve şu kalıbı kullanın: Çok mutluyum zira…………. Örneğin: Çok mutluyum zira Sam beni çıldırtıyor bu da bana kendi duygularım üstünde daha fazla sorumluluk almam gerektiğini gösteriyor.

Yararlı İpuçları

1.    Bir problemden mantık yoluyla faydalı bir nokta bulmaya çalışmak zihinsel bir çalışmadır. Yazdığınız her şeye gerçekten inanmanız gerekmez. Sadece bu mantığı kullanarak yazmayı sürdürün.

2.    Durumu zaman zaman inceleyin. Yoğun bir biçim de incelediğinizde her zaman bu yazdıklarınızdan işe yarar bir şeyler çıkartmanız mümkün olabilecektir.

3.    Yaptığınız her yanlışı kendi kendimize verdiğimiz talimat sonucu yapmışsınız gibi kabul edin. Sonra neden böyle olmasını istediğinizin sebeplerini yazın.

4.   Bedeniniz de önce belirlenmiş bir takım hisler olduğunu hayal edin. Bunların neticesin de o yanlışları yaptığınız kurgulayın. En sonunda da kendinizi bu tür duyguları hissedebildiğiniz için mutlu sayın. Hevesle, hatalarınıza karşı bedeninizde giderek güçlenen savunma mekanizmalarını güçlendirin. Bu noktada hatalarınız ne olursa olsun, mizahi bir taraf bile bulabileceksiniz.

5.    Yaptığınız yanlış ne olursa olsun onu korkunç olarak nitelemeyin. Olduğu gibi kabul etmeye çalışın.

6.    Yaşama sevincinize konsantre olun. Yanlış yapmanın, yaşamanın bir parçası olduğuna inanın. Yaşamda olmadan hata yapamayız değil mi?

7.    Yaptığınız hatayı sadece o hatanın kendisi ile kıyaslayın bu çok ilginç olacaktır. Bundan zevk almaya çalışın.

8.    Her yanlışın kendinize yaptığımız içsel hataların dışarı yansıması olduğunu düşünün. Bunu fark edebildiğinizde büyük mutluluk duymalısınız ( özellikle de bu durumun hatalarınızdan kurtulmanıza yol açabileceği için).

9.    Kendinize karşı sevgi dolu, hassas, sabırlı olun. Kendinizi koşulsuz sevin. Bu sevgiyi mümkün olduğunca genişletin.

Ben Kimim?

Kendimi çeşitli disiplinlerle aydınlatarak yaşamda beni gerçek mutluluktan alı koyan sorunlarla mücadele etmeyi öğrendim. Buraya kadar anlatılan her şey ( dünya değişlilikleri korkusu, çevre felaketleri korkusu, derin devlet korkusu, vs.) aslında kendi iç korkularımız yanında hiç de önemli değildir. Bu iç korkular benim yaşamın her yanını net biçimde görmeme engel oluyordu.Korkuyu tedavi etmek için güven duygusuna sıkıca sarılmaya ihtiyacım vardı.Başka bir değişle tüm korkuları, ölüm korkusu dâhil çerçeve içine alacak bir güven denizine girmeliydim.Ölümsüzlük felsefesi düşüncesi ölümün kaçınılmaz ve tamamen kontrolümüz dışında bir olgu olup olmadığını inceleyerek başlar. Bunu sorgulamak bile kurban bilincinden çıkmaya başlamanın bir göstergesidir. Her şeyden önce kendimizi zavallı bir kurban olarak düşünmektense fiziksel bedenimizin ( sadece fiziksel) kaderi ile ilgili söyleyebilecek bir şeyimizin olmadığını kabul etmek daha mutluluk verici olacaktır.Yaşamınızla ilgili düşündüğünüz her şeyin zaman için de gerçekleşeceğini aklından çıkarmamalısınız. Bu süre içinde tam bir mutluluktan uzak kalacaksınız. Çünkü ölüm hakkında ki yanıt bulamamış sorular sizin tüm duygularınızı etkileyecektir.

Ölümsüzlük felsefesi bu problemi kendi güven denizinize almanıza yardımcı olmaktadır. Sonra, bu sorunu diğer tüm sorunlar gibi çözebileceksiniz.Beni en çok korkutan şey ise küresel felaketlerdi. Birden bire her şeyin yıkılıp insanların yüzde doksanının yok olduğu bir felaketten kurtulmak bile son derece korkunçtu. Bu beni tam anlamıyla meşgul eden bir sorundu.Hala bazı noktalar tam anlamıyla aydınlanmamıştı. Bu nedenle sorunum ( korkum) sürüyordu. Tüm sorunlarımı çerçeve içine aldım sanıyordum. Yanılmışım.Farkına varamadığım şu fikirdi: Bizim gerçek doğamız boyutlar arası ustalık seviyesidir. Bizler farklı boyutlar da aynı anda varlığımızı sürdürebiliyoruz. Bizim üst varoluşlarımız çoktan Mesih bilinç seviyesine ulaştılar. Bizler insan deneyimlerini üçüncü boyutta ( yani burada) yaşayan spiritüel varlıklarız. Bunu bilmek gerçek çevrenizi yaratmanızı sağlar.

Görevimiz gerçek doğamızı fark ederek buraya ne için geldiysek onu yapmaya çalışmaktır. Bizim burada ki asıl görevimiz ileri boyut ışığımızı ve bilgeliğimizi buraya, Dünyaya taşıyarak, burada cenneti yeniden yaratmak, bu gezegenin dördüncü boyutta yeniden doğmasını sağlamaktır.Bu işlem bir doğuma benzer ( gerçekte de bir doğumdur). Daha aydınlanıp bilinçlendikçe gezegene karşı daha hassas olup, bilgelik ile yaklaşacağız. Son derece güvenli ve heyecanlı yolculuk olabilir. Tabi sadece biz istersek.Bunun tam terside gerçekleşebilir. Korku dolu, aydınlanmaktan uzak bir biçimde kalırsak doğum bunu yansıtacaktır. O zaman geçirilecek deneyim korku, acılı bir mücadele olacaktır.Bu gezegende yaşayan herkes değişiklikte görevlidir. Hep birlikte değişiyoruz. Bazılarımız bu durumun biraz daha farkında. Yani gezegen tamamen oluşuncaya kadar ışığımızla gezegeni temizlemeli, aydınlatmalıyız.

İster hoşlanın ister hoşlanmayın, hep birlikte değişmekteyiz. Eğer buna katılır elinizden geleni yaparsanız çok hoş bir deneyim yaşarsınız. Ancak eskiye dönmeye çalışırsanız bu pek işe yaramayacaktır. Eğer kendinize bu gezegende cennete yeniden yaratmak için görevlendirilmiş bir usta olarak tanımlamaya başlarsanız yolunuza kolaylıkla bulabileceksiniz.

Kendi gerçekliğimizi istemimiz dışında da yaratıyoruz. Dışarıda gördüklerimiz kendi iç korkularımızın dışarı yansımasıdır. Eğer korku ve sınırlamaları fark edersek durumu olumluya çevirebiliriz.Uyanıp gerçek doğamıza kavuşurken, kendimizi usta olarak tanımlarken tüm bunlar içsel deneyimlerimiz haline dönüşecektir. Daha fazla içsel deneyim daha fazla paylaşmaya sebep olacaktır ( bu sırada asıl yapılan Dünyada Cenneti yeniden yaratmaktır). Geleceği değiştirebilme yeteneğine sahibiz tüm bunlar bizim bilincimizin fonksiyonlarıdır.

İsa’nın gelişi bir peygamberin ikinci kez gelişi değildir. Bu tüm insan ırkının hazır olduğunu gösteren bir işarettir. Hazır olan herkes kendi otoritesine güvenen varlıklar olarak her zorluğun üstesinden rahatlıkla gelebilecektir.Griler gitti, denge kuruluyor.Tüm bunlar olurken gezegenin kendisinin yapabileceği pek bir şey yoktur. Seviye yükselirken gezegende bizlerle birlikte tekamül edecektir.Biz yükselip başka bir yere gitmeyeceğiz. Yükselip, ışık bedenlere dönüşecek ama burada kalacağız. Burada ama dördüncü seviyede. Yolunuz açık olsun!

Yıllar süren yeniden doğuş seminerleri sayesinde az çok bir başarı göstermiştim. Ancak buna rağmen yeterince çalışmadığım duygusu içimde giderek büyüyordu.

Benim en başarısız olduğum konu mücadele konusuydu. Çok sayıda duygusal beden eğitimi dersi almıştım ama sol beynimden kaynaklanan nedenlerle bu eğitimi pek güvenilir bulmuyordum. Ayrıca şu Yeni Çağ Fikrini yaşamlarına uygulamaya çalışan insanları gördükçe, iyiden iyiye de soğuyordum. O insanlar sanki mükemmelmiş gibi rol yapıyorlar, sevgiden, birlikten bahsediyorlardı. Bu bana hiç de inandırıcı gelmemekteydi. Sanki olumsuzluklarla aralarıa engeller inşa etmişler, kendilerine sorunlardan uzak tutmaya çalışıyor gibiydiler. Her ne kadar birlikten bahsetseler de yaptıkları şey insanlardan daha da ayrılmaktı.Ayrıca yeniden doğuşla ilgili de sorunlarım başlamıştı. Sanki hep aynı şeyi yapıyormuşum gibi geliyordu. Hep aynı materyalleri kullanıyor, hep aynı sistemi uyguluyordum. Artık eskisi gibi işe yaramamaya başlamıştı. Sanki yeniden doğuşun kendisi bir yeniden doğuşa ihtiyaç duyar gibiydi.

Sonra yaklaşık üç sene önce ( tüm bu öykü başladığı sırada) tüm bunlardan vazgeçmeye karar verdim. Kendimi işime yoğunlaştırdım, sol beynimin söylediği şeyleri tek ve değişilmez olarak aldım. Böylece kafamdaki çelişkilerden kurtulacağımı düşünüyordum.Ancak böyle olmadığını gördüğüm andan beri artık sadece sağ beyinciğime, onun sezilerine inanıyorum.

Sezgisel doğamız mantıksal tarafımızdan da destek umar. Sebepleri arayan aklımız her şeyin arkasında yatan gerçekliği görmeye çalışır. Bu sol beyin anlayışıdır. Bu noktadan sonra sağ beynimizi açarak kalbimizi ve hislerimizi işin içine sokabiliriz. Her ne kadar sol beynimiz kuşku duysa da sezgisel gücümüz bu çelişkinin üstesinden gelecektir. Bunun sonucunda sol beyincikte istemeden de olsa ikna olacaktır.Şimdi her şeyi olduğu gibi kabullenmenin gerçeklerin kafamda yaratılabilmesi için yeterli olduğunu anlıyorum.

Böylece Austin Teksas’a gittik. Seminerin iyi olacağını biliyordum ama beni nelerin uyandıracağı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Sunulacak materyalleri de bilmiyor değildim. Sadece Drunvalo’nun İngiltere’ye yaptığı kısa yolculuk dışında tüm detayları biliyordum. Ancak onun sesini duyabilmek, soru sorabilmek muhteşem bir deneyimdi. Sol beyinciğime istediği her şeyi sorması için izin verdim. Soru sorabilmek harikaydı ama bu henüz başlangıçtı.Seminerin yararları tam anlamıyla inanılmazdı. Orada gurupça birleşik bir bilinç yarattık. Adete bir bedenin farklı hücreleri gibiydik. Dördüncü boyutsal gerçekliğe doğru geçmeye başladığımızı hissettik.Her şey toplu bilince ulaşabileceğimize inanan Drunvalo’nun çabalarıyla başladı. Bize her an yardım edeceğinin sözünü vermişti. Bu sözünü de tutarak her an yanımızda oldu. Herkesin yardımına koşuyor, hiç yorulmadan yapılması gerekenleri yapıyordu. Bir çocuğun masumiyetiyle, oyun hevesine sahip, yaşam dolu bir insandı. Ancak kendisine son derece hakimdi. Son derece doğal bir insandı.Açık söylemek gerekirse ona benzer hiç kimseyle tanışmadım. Bence onunla ilgili en özel şey, yaşamı görebilmemiz, her yerdeki tek ruhu fark edebilmemiz, hepimizin tek bir Tanrı parçaları olduğumuzu kavrayabilmemiz için başka hiç kimsenin yapamayacağı kadar önemli bir rol oynamasıdır. Gerçekleri görebilme sürecimizi hızlandırıyordu. Kendini ne bir öğretmen, ne de bir guru olarak tanımlıyordu. O bize zatenkendi doğamızda olan şeyleri gösteren katalizör olduğunu düşünüyordu.Seminerin bir bölümünde auraları görmeyi öğrendik. Adına  “ yumuşak odaklanma” diyebileceğim gözleri farklı noktalara odaklama sayesinde bunu yapabilmiştik. Sonra bu “ yumuşak odaklanmayı” bir gönüllü üstünde denedik. Gönüllünün arkasına beyaz arka plan yerleştirildi. Işıkla loş hale getirildi. Sonra aura belirdi. Drunvalo üçüncü ve sonuncu gönüllüydü. Onun aurasını da gördüm ancak aurasının bu kadar değişken olduğunu görmek beni şaşırtmıştı. Aurası sanki üç, dört farklı kişininkiyle aynı anda yer değiştiriyormuş gibi dalgalanıyordu. Ona bu gördüklerimin sebebini sordum. O da bana bu çalışmanın kendisi, Thoth ve bu gezegendeki diğer dört Melkisedek tarafından birlikte hazırlandığını söyledi. Bu gördüklerimin de yüzeyde varlığını sürdüren auraları olduğunu, onların çalışmalarının da devam ettiğini söyledi.

Sonra onun içe yürüyüş deneyiminden söz ettik. Bize bizim de içe yürüyüş yapabilme kabiliyetine yakın olduğumuzu söyledi. İçe yürüme deneyiminin ölüme yakın bir deneyim olduğunu da bahsetti. Bunu söylediğinde bedenimdeki tüm hücreler heyecanla titreşmişti.Derhal 1980 yazında Hollanda-Amsterdam’da yaşadığım ölüm deneyimini hatırladım.

Bu deneyim benim bir yıldır yeniden doğuş eğitimi aldığım sırada başımdan geçti. Haftalardır son derece yoğun bir duygu bombardımanı altındaydım. Sonra bu durum bir gece zirve noktasına ulaştı. Bedenimdeki tüm enerjinin adeta söndürülen bir balondan çıkan hava gibi hızla uzaklaştığını hissediyordum. Dostlarım, daha sonra, o sırada yüzümün çok fazla solduğunu söylediler. O an kendimi bedenimin dışında olayları izler bulmuştum. Korku veya panik hissetmiyordum, sadece izliyordum. Ölümsüzlük inancımın beni koruyacağına inanıyordum. Birkaç dakika sonra bedenime, başından beri olayları izleyen dostlarımın yanına döndüm.Bu benim içe yürüyüş deneyimim olabilir miydi? Hatırladıklarım olabileceğini söylüyor. Bedenimin bana gönderdiği mesajlara güvenmeyi öğrenmiştim. Bu da bedenimin yolladığı en açık mesajdı.Drunvalo içe yürüyüşün kişiyi nasıl etkilediğinden bahsetmeyi sürdürdü. Bu sırada tüm anıları hatırlarken, kullandığın bedenin kendi auralarıyla da bütünleşebiliyordun.Sizinde bu tür bir deneyim yaşamış olmanız mümkün. Eğer öyleyse bunları okumak o anılarınızı canlandıracaktır. Bu sizinde gerçekliğinizse, hoş geldiniz.Ayrıca üç farklı benliğimizin de olduğunu öğrendim. Üst benlik, orta benlik ve alt benlik ( bedenimiz orta benlikte bulunuyor). Üst benliğimizle temasa geçebilmemiz için alt benliğimizle iletişeme geçmemiz gerekiyor. Bunun başka bir yolu yoktur.

Alt benliğimiz bizim bilinç altımızdır. Altı yaşındaki bir çocuktur. Onunla temas kurabilmeniz için çocuklaşmayı öğrenmeniz gerekir. Yani oyun oynayabilmeyi. Dürüst olmayı. Hassas olmayı. Kalbini açmayı, doğayla bütünleşmeyi. Eğer yaşama yetişkin bilinciyle yaklaşırsak bu iletişimi sağlayamayız.Alt benlik yalnızca bizim değil tüm gezegenin bilinç altıdır. Bu ilişkiyi yıllar içinde kaybettik. Şimdi yeniden iletişeme geçmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.Bir kez alt benliğimizle iletişime geçtiğimizde üst benliğimizle de temasa geçmeniz kolaylaşacaktır. Ancak bunu zorlayamazsınız. Alt benliğinizin buna hazır olduğunuza inanması gerekir.Bu süreci yoğun bir şekilde yaşadığımın farkındayım. Her şey 1970 yılında öğretmenlikten vazgeçtiğim, 26 yaşımda olduğum dönemde başladı. Askere gitmek içinde çok isteksizdim. Vietnam savaşına da kesinlikle karşıydım, katılmak istemiyordum. 1970 yılında pek bir işe yaramadığını düşündüğüm eğitim sisteminden ayrılarak yapmaktan zevk alacağım işe yapmaya karar verdim. 1970’ten beri dünyada yaratılmış her maddeyle yoğun ilişki içindeyim. Onların tümünü çok seviyorum. Ancak oyun gücümü, masumiyetimi kaybettim ( üç yıl önce her şeyden vazgeçerek sol beynimi dinlediğim dönem). Şimdi o vasıflarımı yeniden kazanmaya çalışmaktayım.Drunvalo’nun neredeyse aynı sebeplerle, aynı şekilde, aynı durumu yaşadığını öğrenmek beni son derece memnun etti. Elbette benden çok ileriydi. Artık dünyayla ilişki kurabilmişti.Seminerin bir başka anında iki melek tarafından bana gösterilen üst benliğimle tanıştım. Biri dişi diğer erkek iki melek. Bu sırada bunun doğru olduğuna ilişkin kanıt istedim. Kanıt aşağıdaki gibi geldi. Drunvalo seminerin başında, son gün araziye çıkarak doğayla bağlantımızı sağlamaya çalışacağını söylemişti. Çok güzel iki yeri ziyaret edeceğimizi söyledi. Pek inanmamıştım. Teksas gibi sığır çiftlikleriyle bir yerde ne tür bir güzellik olacağını düşünüyordum. Yanılmışım. Son derece güzel ve özel iki yeri ziyaret ettik. Uzun bir patika yoldan aşağı inerek kendimiz adeta bu dünyaya ait değilmiş gibi duran, peri masallarından çıkmışçasına harikulade bir göletin yanında bulduk. Burada doğayla bütünleşebilmek için birkaç saat geçirip, on dört nefes meditasyonu gerçekleştirdik.Ayrılırken göletin içinde bir balık fark ettim. Daha iyi görebilmek için çömeldim. Su soğuk ve tertemizdi. Balığı ve etrafını rahatlıkla görebiliyordum. Kendi varlığımı tamamıyla unutmuştum. Sonra diğerlerinden neredeyse iki kat daha büyük olan bir balık yanıma kadar gelerek beninle direkt göz teması kurdu. Bende yapabileceğim kadar eğilerek suya yaklaştım. Birkaç dakika ayrılmadan bakıştık. Balık kendi varlığının farkındaydı ve bu şekilde diğerlerinden ayrılıyordu. Sonra balık birazcık uzaklaştı, bir saniye sonra geri döndü. Benimle tekrar göz teması kurdu. Bu da en az iki dakika sürdü.Vahşi hayvanlarla, sincapla, rakunla, tikliyle, bir keresinde de geyikle göz temasım olmuştu ama daha önce bir balıkla böyle bir şeyi yaşamamıştım. Bu deneyim inanılmazdı. Birden bire üst tonlara geçtiğimi hissetmiştim. Günün amacı da buydu. Her yerdeki tek ruhla bütünleşebilmek.Bu benim sorduğum meleklerle ilgili kanıt mıydı? Hafta başında üst boyutlardaki kardeşlerimizin bizlerle nasıl iletişim kurdukları konusunu konuşmuştuk. Bizim seviyemize inerek bize ne olarak gözüküyorlardı?Ertesi sabah o gün herkesin uçağı kalkacağından son gündü. Kahvaltı masamızdaki konu birkaç hafta içinde çocuk sahibi olacak bir kişi etrafında dönüp duruyordu. Doğumun su altında olmasını istediğini söylemişti. Ben de ona göbek kordonu kesilmeden bebeğin suyun altında dört saat kadar kalmasının, onu göbek kordonunu keserek nefes almaya zorlamaktan çok daha yararlı olduğunu konusundaki fikrimi söyledim. Herkes bana soru sormaya başladı. Kendimi bir anda yeniden doğuşta öğrendiklerimi diğerleriyle paylaşırken buldum.Masanın ucunda az konuşan ama her şeyi büyük bir dikkatle dinleyen bir kadın vardı. Aniden “ Bir yeniden doğuş seansı yapabilir miyiz?” diye sordu. Bu benim yapmayı düşündüğüm en son şeydi. Bu nedenle şöyle yanıtladım. “ Bunun mümkün olup olmadığını bilemiyorum. Her şeyden önce sakin bir yerde bulunmamız gerekiyor ama odalarımızı öğlene kadar boşaltmak zorundayız.”“ Evet ama saat daha henüz on” dedi. Ondaki sevgiyi, hevesi hissetmiştim. Bu nedenle hayır deme şansımın olmadığını fark ettim. Ayrıca üst seviyelerden gelen bir şeyleri sezinliyordum.Bu seminer sırasında insanların çoğunun duygusal olarak bir miktar ilerlediklerini fark etmiştim. Bu nedenle yeniden doğuşa hepsi hazırdı Ben de bir çok yeniden doğuş seansı izlemiştim. Bu meditasyona tıpta hiper-yükselme diyorlardı. Ve neler olacağını bilmediklerinden hep müdahale ederek işlemi durdurmak isterlerdi. İzlediğim tüm seanslarda bir yeniden doğuş uzmanı bulunmuştu. Bu kişi kendi nefesiyle yarattığı aracı kullanarak her zaman güçlü ve olumlu sonuçlara ulaşmıştı.Ama burada seminerde, benden başka hiçbir yeniden doğuşçu yoktu. Üstüne üstlük bunun yapılmasını herkes onaylamıyordu. Daha o anda çatılan bazı kaşları gördüm. Son derece güçlü olduğumu, buna ihtiyacım olduğunu, istediğimi biliyordum. Ancak bunu deneyecek bir yer yoktu. Ayrıca kimsede izin vermiyordu.Ayrıca, bu tür çalışmalardan sonra yapılan yeniden doğuş meditasyonlarının kişileri yeni yüksekliklere çıkardığını biliyordum. Ama bunu teoride biliyordum. Uygulama test edilmeliydi.Burada harika bir aday test için hazırdı. Bildiklerimi uyguladığım bir seans yaşadık. Kadın ileri ustalar ve melekleri tarafından kuşatıldı. Sonra yükselerek kendini büyük boşlukta buldu. Oradan geri gelerek kendi doğumunu yaşadı. Üç aylık olduğu ana yeniden dönerek yeniden doğmuş oldu. Bu da onun tüm yaşamla bağlantısını sağladı.

Bu çalışma ve yeniden doğuş seansı bildiğim her şeyin kanıtlanmasına sebep oldu. Üst boyutlardan kontrol edilen üst benliklerin gücünden kuşku duymamamı sağladı. Size bu noktada doğuşun Büyük Piramitte yapılanlara benzediğini söylemeliyim ( eğer tam olarak hazırlanmışsanız).Bu yeniden doğuş seansıyla aklımdaki tüm kuşkular dağılırken Yaşam Çiçeği kavramını daha da iyi anladım. Bu çalışmada edindiklerimi yeniden doğuş bilgimle birleştirdim. Drunvalo’dan bu semineri duyduğum ilk anda kafamda beliren soru işaretleri tamamen dağılmıştı.

Kuşkularım dağılırken benim burada Dünyada cenneti yeniden yaratma amacıyla bulunan üst boyuttan bir usta olduğuma inancım daha da arttı. Bunu sizin de bu kadar harika bir konumda olduğunuzu söylemek için tekrarlıyorum. Tanrı’nı ruhu hepimizin içindedir. Sadece diğer insanların gözlerine bakın. Zaman, bunu hatırlama zamanıdır.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana