AMONA - RUH VE BEDEN

Share

RUH VE BEDEN

Reenkarne olmadan önce ruh (spirit) dış bedenlere sahip değildir. Varlıklardan bir kısmı sık sık reenkarne olurlarken diğer bir kısmı da uzun bir süre bedenlenmeden kalırlar. Bir kısım daha yüksek plânetlere gitmeye hak kazanırken diğer bir kısmı aşağı plânlarda kalmaya mecbur olurlar. Bu tekâmül açısından böyledir. Yapmaya niyetlendikleri şeyi tamamlamak bakımından bir çok ruh için tekrar dünyaya dönmek lüzumludur. Çünkü onlar fizik bedenlerinin duyumlarıyla niyetlerinin birçoğuna ulaşamamışlardır. Onlar bir uyanışa kadar yollarını kaybetmiş durumdadırlar.

Ruhlar, birbirlerinden farklıdır. Yüksek seviyelerde derslerini öğrenenler yer alır. Dünya hayatını boşuna geçirmiş olanlar yüksek vibrasyonel plânda değildirler ve yüksek ruhlar olamazlar.

Geliştikçe, ne kadar güç kazanırsanız kazanın –daima kibar olun. Zayıfı kuvvetliden ayırabileceğinizden emin olun–. Meselâ kaba kelimeler ve kaba kuvvetler kullanarak savaşabilirsiniz, fakat bu kuvvetli olmak demek değildir. Kendini tutmak ve kontrol etmek kuvvettir. Kibar ve nazik kelimeler ruhu besler.

Ruh tekâmül ettikçe kullandığı kelimeler ve konuşmaları da nazikleşecektir, sonunda anlayacaksınız ki, hiç kimse diğerinden aşağı veya yüksek değildir, farklılık ulaşılan tekâmül sayesindedir. Çünkü öz daima aynıdır.

Sahip olduklarınızdan dolayı her gün tanrıya şükredici olunuz. Bir çokları bunu yapmadıklarından dolayı elde ettiklerini de kaybederler. Eğer bazılarının üzüntülerinin derecesini görseydiniz, dizleriniz üzerine yıkılır ağlardınız.

Gözleriniz daima ileride olsun. İlerilere baktığınız sürece büyük ritmik konularla berabersiniz demektir. Geçmişte ne yapmış olursanız olun, unutmayın ki, ruh hata yapmaz, çünkü o daima saftır. Kara bulutların hepsi geçecek ve bir gün güneş parlayacaktır. Hayatın gayesi daima ileri bakmaktır.

Dış arzularınızdan kurtulmaya çalışın. Meydana çıkarılması için sizi beklemekte olan bilgiye kavuşmak üzere bu muhteşem kurala kendinizi akort ediniz. Bütün büyük (ulvî) şeyler saklıdır ve aranmak ister. Eğer onu ararsanız hazırdır, hemen meydana çıkar. Aksi taktirde arayış içinde olamazdık. Arayış içinde olmak, ruhun bilgi kapısını çaldığının bir işaretidir. Çok az insan buna önem verir ya da işitir. Çünkü onlar şuurlu zihnin aldatmaları ile (aldanmalarıyla) meşgûldür. Menfî dünya vibrasyonlarıyla akort halinde olunduğu müddetçe hiç bir ilerleme olmayacaktır.

Herhangi bir problem ya da zorlukla karşılaştığınız zaman onu derhal (ruh-beden)e havale edin. Bu, zihni ve bedeni tansiyona gidecektir. O zaman ruh-beden o probleme ya da zorluğa karşı ne yapacağını tam olarak daha iyi bilecektir. O probleme gereken cevap da şuurlu zihinden gelir. O daima size yardım etmeye teşnedir. Sükûn halinde olduğunuz zamanlarda ya da kozmoz yönünde düşünceler gönderirken bu durumdan ruh-bedeni haberdar ediniz. Eğer yaptığınız şey gerçekten doğru ise ,o, bu işi sizin yerinize yapacaktır. Fakat bu onun ile daha iyi bir işbirliği yaptıktan sonra kâbil olur.

Ruh, etrafına ışık saçan bir parlaklıktır ve herhangi bir şekilde olmadığından o sizin görüşünüzde veya herhangi bir şekilde ortaya çıkabilir. Başka bir deyişle, onun sizin fizik görüşünüzde bulunduğu zamanlar olabilir. Fakat ruh, herhangi bir şekilde herhangi bir yere hapsedilmiş değildir. Öyle olsa bile her zaman için bu şekil değişebilir.

Bir kimse rahatsız edildiği zaman, bundan ruh – bedeni olduğu kadar diğer bedenleri de etkilenir. Ve hepsi birbirinden ayrılır. Bir bütün olarak fonksiyon göstermezler, tâ ki eski durumlarına gelinceye kadar. Bu düzeni temin etmenin en iyi şekli bir yere uzanıp ruh – bedenle temasa geçmektir. Bu şekilde o eski sükûneti tekrar sağlayabilirsiniz.

Bir ruhun tekâmülü hiç de kolay bir iş değildir. Bunun için gözyaşları fayda vermez. Kendi kendine acımak bu dünyada genel bir zaaftır. Gözyaşları ve kendi kendine acımanın yüksek vibrasyonla ilgili yönü yoktur.

Bu dünyalara bir kez gelseniz, bir daha gerçek olmayan ya da fizik dünyanıza dönmeyi istemeyeceksiniz. Büyük radyasyonun parlak ışıkları fasılalarla üzerinize gelecek ve gerçek kendinizden şualar neşredecektir. Ondan sonra, Büyük sükûnet ve sevginin ışığı içindesiniz demektir.

Bırakın ruhunuz sizin devamlı arkadaşınız ve rehberiniz olsun, nereye giderseniz onunla beraber bulunun, çünkü O sizin her yerde en sadık ve asil hizmetçiniz ve Tanrı’nın kalbidir.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana