RUHUN EGEMENLİĞİ KOLAYCA GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ - SİLVER BIRCH - BÖLÜM 3

Share

RUHUN EGEMENLİĞİ KOLAYCA GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ

Hanen Swaffer özel celseleri topluluğunun rehberi Silver Birch, kendisi hakkında nasıl bir izlenim vermeye çalışıyor?Bunun cevabı, ziyaretçi bir genç çift ile konuşurken geldi.

“Buraya gelen tüm dostlara özellikle belirtmek istediğim şey, benim asla hata yapmayan ve tekâmülün zirvesine ulaşmış bir ruh öğretmen olmadığımdır. Bu mümkün değildir, çünki tekâmül sonsuzdur. Mükemmelliğe bir son nokta konulamaz, çünki ne kadar çok başarı elde ederseniz, o kadar daha çok ulaşılması gerekenlerin var olduğunu fark edersiniz.Sunduklarımızın büyük değeri onların ilâhî bilgelik ve ilhamın hazinesinden gelen yüce gerçekler oluşundandır. Bizler hiçbir zaman sizlerin sorgusuz sualsiz bizlere güvenmenizi istemiyoruz.

Bizim önerilerimizi yapmak zorunda olduğunuzu size söylemiyoruz. Ayrıca Büyük Ruh ile daha büyük bir uyuma sizi götürebilecek bir başka yolun asla bulunmadığını da iddia etmiyoruz.

Bizim bütün gücümüzle ve kesinlikle doğruladığımız şey, ruhun gerçeklerinin sizin aklınız, zekânız ve tecrübenizle denenebileceğidir. Eğer size kabul edemeyeceğiniz şeyler anlattığımızı söyleyecek olsanız, cezalanmakla tehdit edilecek değilsiniz.

Büyük Ruh bir ölçüde hür irade sunmuştur. Sizler kuklalar değilsiniz. Sizin zekânız, mantığınız, yargılama, karar verme, düşünme, kendi düşüncelerinizi şekillendirmek ve yolunuza çıkan tecrübelerin ışığında yolunuzu bulabilme yeteneğiniz var.

Arzumuz sizleri ve sizlerin işbirliğini, kendi akıl ve zekânızın kabulü yoluyla kazanmaktır. Aklınıza karşı saygılı olmak istiyoruz.çünki o, Büyük Ruh’un sunduğu imkânlardan biridir.

Daha sonra Silver Birch ziyaretçilere şöyle dedi: “Yapacağınız işiniz, oynayacağınız rolünüz var. Sizi, zorluklar ve gönül acılarından sonra bir araya getirmiş olan şey tesadüf değildir. Hatay her zaman kutupluluktur. Eğer karanlık olmasaydı ışık da olmazdı. Eğer barış ve huzur olmasaydı, hiçbir dert de olamazdı. Güneş devamlı parlasaydı, siz onun değerini bilemezdiniz.

Sizin, bazen tatsızlık ve aksilik gibi gözüken durumlar aracılığıyla öğrenmeziz gerekmektedir. Benim dünyama geldiğinizde, geriye bakacak ve diyeceksiniz ki: ‘En iyi derslerimizi güneş parlıyorken değil, fırtınanın en şiddetli olduğu, gök gürleyip şimşek çaktığı, bulutlar güneşi örttüğü ve her şeyin karanlık ve umutsuz göründüğü zamanda öğrendik.’

Ne zaman ki ruh zorluklar içindedir, ancak o zaman onun sahip olduğu en büyük imkânlardan bazıları realize edilebilir. Ruhsal egemenliği altı kolay derste öğrenemezsiniz. O yürünmesi zor bir yoldur. Ve siz o yolda yürüdükçe tanıdık işaret direkleri ve manzaralar geride bırakılır. Fakat ne kadar çok ilerlerseniz, kendi çabanızla kazanmış olduğunuz şeylerin temeli üzerine oturtulmuş olan bir içsel korunma ve güvenliğe o kadar çok sahip olursunuz.

Dünyanızdaki zaman ölçünüze göre sizler gençsiniz, yani hayat sizler için pek çok imânlar taşımaktadır. Geçmişi unutun- o arkanızda kaldı; önünüzde olan daha önemlidir.

Elbette ki şimdi yaşamakta olduğunuz sonuçları doğurmuş olan sebeplerden sorumlu olan geçmişinizdir; fakat siz, sonradan sonuçlarını getirecek sebepleri şimdi üretmedesiniz. Doğru tohumlar ekmeye çalışın, ki onlar çoktur ama yine de gerçektir. Korkunuz olmasın: Korku cehaletin çocuğudur. Bilginin ışığında yaşayın.

Sizin dünyasal hayatınız birçoklarına, tıpkı size hizmet edilmiş olduğu gibi, hizmet edebilmeniz için birçok imkânlar sağlayacaktır. Hiçbir yol kalmadığını düşündüğünüz bir sırada yol bulunmuştu. Yol daima bulunacaktır.

Dünyanızda mükemmelliğe ulaşamayacaksınız, fakat bir gün içinde yaşayacağınız dünya için, sizleri daha iyi bir şekilde hazırlıklı kılacak olan dersleri dünyanızda öğreneceksiniz.”

Erkek ziyaretçi dedi ki: “Size mal edilerek denilir ki şifanın amacı hastanın ruhuna tesir ulaştırmaktır; ruh ve zihin doğruda olduğu zaman şifa başarıya ulaşır. Bunu bebeklere ve hayvanlara nasıl uygulayabiliriz?”

Rehber cevap verdi:

“Onlar için de geçerlidir. Duruma yardımcı olabilmek için ruhun doğruda olması gereklidir. Bebeğin ruhuna tesirin ulaştırılması gereklidir, hayvanınkine de öyle. Bunda anlaşılması zor bir taraf görmüyorum. Fakat be genellikle şifa almak için gelmiş ve uzunca bir dünya hayatı yaşamış kimselerden söz ediyorum. Şifa karmaşık bir konudur. En sade şekliyle, o, ruhtan, ruh aracılığıyla ruhadır. Yani Büyük Ruh’tan, şifacının ruhu aracılığıyla hastanın ruhunadır.

Bebeklere ve hayvanlara gelince, aynı ruhsal düşünceler işin içine girmemektedir. Burada genellikle sadece fiziksel şartların düzeltilmesine ihtiyaç vardır. Yine de düzeltme fiziksel değil, ruhsal seviyede gerçekleştirilebilir. Ruhun şarj edilmesi lâzımdır ki, o, zihin, ruh ve beden arasındaki tıkanıklıkları ve engelleri giderebilsin. Sağlamlığın kazanılması için tek yol budur. Bazen bebeklerin durumunda –ki bu konuyu şimdi sürdürmeyeceğim- karmik problemler söz konusudur.”

Nişanlı kız şöyle söyledi: “Almakta olduğum öğretiye göre öyle anlıyorum ki insan kendi içindeki Yaradan’a müracaat ederek şifa alabilir. Siz de az önce dediniz ki ruhtan ruh aracılığıyla ruha. Ve ruhun içten şarj edildiğini söylediniz. Bana öyle geliyor ki eğer Büyük Ruh’tan geliyorsa bu bir dış etki olur.”

Silver Birch ona dedi ki: “Şifa almak için kendi içinize başvuruyorsanız bu gerçek ruhsal şifa değildir. Bu daha çok manyetik şifa denilebilecek bir seviyede yapılır. Gerçek ruhsal şifa ise Büyük Ruh’tan yayılan ruh gücünün aktarılmasıdır. Büyük Ruh kaynaktır, kuvvet santralidir, haznedir, aktarım yeridir. Spiritüel şifanın işaret ettiği anlam budur.”

Bunun üzerine nişanlı kız şöyle dedi: “Anlıyorum ki bizler hepimiz Büyük Ruh’un parçasıyız, yani hepimiz ilâhîyiz.”

“Evet, sizler gerçekten minyatür Büyük Ruhlarsınız, fakat sizin içinizde sahip bulunduğunuz potansiyel, Büyük Ruh’tan yayılan sonsuz güce kıyasla çok küçücüktür. Kendi kendini şifalandırma işlemi ayarlanabilme ve alıcılık yeteneği gerektirir; yani aynı zaman zarfında hem kendi iç kuvvetlerinizi harekete geçirmek hem de Büyük Ruh’tan yayılan ve sizin içinizden akıp geçebilecek olan dış güce kendinizi açabilmek.”

“Bu şekildeki şifayı geliştirmek ve böylece insanların başkalarına ihtiyaç duymamalarını sağlamak iyi bir fikirdir der misiniz?”

“Bu kolay bir soru değil, çünki bu, insanın bilgi derecesine bağlıdır. Sizin fonksiyonunuz şifa gücü için bir kanal olmaktır. Eğer hasta ruhsal bakımdan hazır ise sonuçları gelecektir. Eğer ruh tesir aldı ise şifa başarılı olmuş demektir. Eğer sadece fizik beden iyileşmiş ise o zaman hedefe ulaşılamamıştır. Hedef ruhsal idrakin sağlanmasıdır; her şeyin, ruhları olan bedenler değil de, beden sahibi ruhlar olduğunun anlaşılıp kabul edilmesidir.”

Daha sonraki sorular şöyle oldu:

“Siz diyorsunuz ki mükemmelliğe hiçbir zaman ulaşılmaz, ona doğru sürekli bir çaba ve ilerleyiş vardır. Bunun sebebi düalitenin, mükemmelliğin bir yüzünün oluşundan mıdır? Düalite yasaları ötesinde âlemler ve şuur hâlleri var mıdır? Eğer varsa bu şüphesiz onların kavrayışları ötesinde olmalıdır.”

“mükemmelliğin asla ulaşılmaz olduğu keyfiyeti şundandır ki şöyle bir soruya yol açması gerekir: Artık ulaşılacak bir şeyin kalmadığı bir mükemmellik safhasına varıldığında ne olur? Mükemmellik sonsuz bir süreçtir. O, ruhtaki saf altının meydana çıkması için sürekli bir cüruftan arınma işlemidir. Sonsuzluğa bir nokta koyamazsınız, ebediyeti sona erdiremezsiniz. Bu da bilgi gibidir. Ne kadar çok öğrenirseniz, o kadar çok öğrenilecek şey olduğunu öğrenirsiniz. Tüm bilginin zirvesine ulaşamazsınız. Şuurun sonsuz sayıda kademeleri seviyeleri, plânları, küreleri vardır.

Bu ruhun bir niteliğidir ki, sonsuz oluşu sebebiyle daima bir tekâmülün var olacağı mânâsına gelir. Siz Düalite gibi bir kelime kullanıyorsunuz. O ne demektir?

“Zıtlar Yasası.”

“Ben buna kutupluluk diyorum. Sonsuz zekâ ve bilgelik tarafından tasarlanmış olan doğal yasalar vardır ki her türlü muhtemel hâl ve şartlar için önceden önlem almış bulunuyorlar. Doğal yasaların değiştirilmesi yada kaldırılması zarureti asla olmaz. Sonsuz zekânın iş başında olduğuna bu yasaların niteliği başlı başına delil oluşturur. Ulaşılacak daha çok şeyin daima bulunduğunu düşünmek harikulâde bir şey. Spiritüel tekâmülünüzün sonuna geldiğiniz bir nirvana, bir son safhası yoktur.”

“Sebep Sonuç Yasası ötesinde, bizim şu anda belki de kavrayamayacağımız yasalar var mı?”

“Yasalar vardır, fakat onlar Sebep Sonuç’u da kapsayan ve yöneten aynı birliğin kısmıdırlar.”

“Stainton Moses bir zamanlar demişti ki: ‘Sizin kavrayışınızın çok ötesinde şuur ve bilginin öyle seviyeleri ve âlemleri var ki. Sizler hayat hakkında ne biliyorsunuz? Sizler sadece arz safhasındasınız. Daha pek çok varlık safhaları ve kademeleri vardır.’ Bana öyle görünüyor ki bu Düalite dünyasında bizler ancak hayatın yüzeyine dokunmaktayız.”

Rehber: “Sizinle aynı fikirdeyim.” diye cevap verdi.

“Siz bu celseden ayrıldığınızda hangi şuur seviyesinde fonksiyon yapmaktasınız? Sizin idrakinizin genişliği ne kadardır?”

“Bizle kavranılması imkânsız bir âlemdeyiz. Şunu fark etmelisiniz ki düşünceleri, fikirleri, tarif ve tasvirleri iletmeye çalışırken lisan tümü ile sunî bir araçtır. Spiritüel âlemde iken dünya lisanlarının ötesinde olan ve yaşanmakta olanlar hakkında bir içsel idrak gerektiren hâller içinde olursunuz. Ben sizin dünyanızı terk ederek kendi doğal vatanım olan yere çekildiğimde, dünyada celsede bulunduğum zamanlarda tezahür ettirme imkânına sahip olmadığım bir gelişmiş şuur hâli içinde olurum. Bu öyle bir ruhsal idrak derecesidir ki ölçüsü sizin anlayabileceğiniz bir lisanla anlatılamaz.”

“Birey ancak bir buzdağının parçasıdır der misiniz?”

Silver Birch cevap verdi: “Ben bunu kendi tarzımda ifade edeyim. Kişilik ile bireysellik arasında bir fark vardır. Kişilik fizik bedene aittir. Bireysellik kendisini beş maddî duyu aracılığı ile ifade edebilmesi ile olur ki bu, buzdağının meydanda olan ucudur.

Bireysellik kişilikten çok daha büyüktür. Fizik ölümden sonra var olmaya devam eden kişilik değildir. Kişilik güneş etkisi ile oluşan bir gölgedir ki işte o güneş bireyselliktir.

Bireysellik yaşamaya devam eder ve özünde saklı potansiyelini yavaş yavaş tezahür ettirir ki bu yeryüzünde ifadelendirilemez. Dünyanızda yapılması gereken hizmet konusunda ise, birçok yüzü bulunan bir pırlanta gibi daha büyük bir bireysellik vardır. Bu yüzleri pırlantanın parlaklığına katkıda bulunacakları ifadelere sahip olarak enkarne olurlar.

Bazılarınız afiniteler olduğunuzu keşfedeceksiniz. Siz her ne kadar iki kişi iseniz de, bir bireyselliği oluşturan iki yarımsınız. Bu durum dünyanızda gerçekleştiğinde, maddî servet ölçüleri ile ölçülemeyecek bir zenginliği beraberinde getirir. Afiniteler pırlantanın yüzleridirler. Bunlar açıklanması zor olan konular.”

“Bir Amerikalı psikolog, ipnotik ekminezi yoluyla şöyle bir hususu meydana çıkarmış gibi görünüyor: İnsanlar dünya plânına enkarne olmak üzere iken ya da daha önceden tanıdıkları bir grup veya daha bilge bir topluluk tarafından kendilerine yardım edilmekte ve yol gösterilmektedir. Bu konuya biraz ışık tutabilir miydiniz?”

“Sizin dünyanızda yapacakları hizmetleri olanlar onu yapmak üzere enkarne olmayı tercih ederler. İdrakin uyanışı uzun bir zaman alabilir. Fakat anmıyorum ki, ipnotik ekminezi denilen şeyin bu konuda bir yardımı olabilsin. Şüphesiz onların amaçları, geçmiş hayatlar olduğuna inandıkları şeyi meydana çıkarabilmektedir.”

“Sözünü ettiğim olayda deneyci, süjelerin doğum öncesi tecrübe ve izlenimleri ile ilgili olara onlara sorular sormuş, korku ve ıstırapları yokmuş.”

“Bu ipnotik ekminezi konusunda çok dikkatli olmanız gerekir, insanların amaçları samimî olsa bile. İpnotizmde esas olan şey telkine elverişlilik olduğuna göre, yayınlanmış bilgileri temkin ve ihtiyatla karşılamak gerekir. Bunlar her zaman ipnotizörün ipnoz altındaki kişiye yaptığı telkinleri aktarmazlar.”

BÜYÜK RUH HİÇBİR DİNE AİT DEĞİLDİR

Aşağıdaki tipik selâm Hanen Swaffer’in özel celselerinin rehberi Silver Birch tarafından, mevsim tatilini izleyen ilk buluşmada celse üyelerine ve hazır bulunan konuklara söylenmişti:

“Bu uzun aradan sonra aranıza gelmek ve ruh dünyasının size sevgi ve selâmlarını getirmekten çok mutluyum. Daima olduğu gibi, öyle ümit ederim ki, hiç olmazsa fizikî anlamda ayrılmamız gereken an geldiğinde, hepimizin bir araya toplanmış olmamızın hayırlı olduğunu, birbirimize yardım etmiş, bilgi dağarcığımızı zenginleştirmiş olduğumuzu hissederiz.

Görünüşte çaresiz olanlara yardım etmek ve yönü bulmalarına imkân olmadığını zannedenlere işaret direkleri sağlamak uğrunda hepimizin üstlenmiş olduğumuz hizmetlere devam için yeniden işe girişirken hepinizi selâmlıyorum.”

Eski bir dostu olan Nadia Fowler’i selâmladı. Onun yeni bir kitapla, Silve Birch öğretilerinin ilk Almanca baskısı ile ilgili olarak oynamış olduğu rolünden dolayı minnettarlığını ifade etti. Nadia Fowler yaptığının küçük bir iş olduğunu söyleyince, Rehber ona dedi ki:

“Gerçek, hedefine ulaşacağı yolu bulur. Yaptığınız iş küçük görünse bile, sonuçları sizin tahayyül edemeyeceğiniz kadar büyük olacak. Beni ilgilendiren tek şey, ruhun, gerçeklerini ifadelendirebileceği yeni bir çıkış yolu bulması ve almaya hazır olan ruhların bu fırsatı kullanabilmeleridir.

Neye öncelik verilmesi gerektiği konusunda yanılgı içinde bulunduklarını düşündüğünüz kimselere daima acımalısınız. Dünyanızın derdi budur. Size, bedenlerinizin muhtaç olduğu fizik gereksinmelerinizden kendinizi ayrı tutmanızı öğütlüyor değiliz.

Fakat ruhunuzun gereksinmelerine de şimdi fizikî gereksinmelerinize gösterildiği kadar kabul ve özen gösterilseydi, dünyanızda tam bir devrim gerçekleşmiş olurdu. Bütün şiddet, didinme, iç acıları, tamahkârlık, açgözlülük uçup giderdi.

Ben sadece bir avuç insanla işe başlamıştım; sadece birkaç arkadaş. Fakat onların yardımları sayesinde, kendi sahip bulunduğum kuvvetten çok daha büyüğüne araç olabilme imkânına ulaştık. Dünyanın birçok ülkelerindeki insanlara yardım edebildik, aksi hâlde onlar dünya hayatını zenginleştiren o muazzam ruhsal gerçeklerden habersiz kalmış olacaklardı.

Nerede imkân bulursanız orada yardım edin, önemli olan tek şey budur. Hizmet ruhun gerçek parası puludur. Hizmet etmek, pek çok zaman söylediğim gibi, asil bir iştir. Siz hizmet ederken, içinizdeki ilâhî yönü açıklamış ve ona her zaman olduğundan daha büyük bir ifade imkânı vermiş oluyorsunuz.”

Nadia Fowder rehbere bir meditasyon sistemi ve o sistemin teşvikçileri tarafından kullanılan yayma metotları hakkındaki görüşlerini sorduğu zaman, Rehber şöyle cevap verdi:

“İnsanları hiçbir zaman suçlamama. Ben sadece, sonsuz tezahür çeşitleri içinde GERÇEĞİN yayılması ile meşgulüm. Yapabilenler için meditasyon büyük değer taşır. Bütün prensip, dünyanızı, sertliğinden ve haşinliğinden, gürültülü ve keskin seslerinden çekilip huzur, sükûn, sessizlik, sakinlik, uyum hâlini sağlamayı öğrenmektir ki siz büyümek, gelişmek ve açılmak için ruh gücüne karşı daha alıcı duruma gelesiniz.

Misafir toplantıda hazır bulunulduğundan dolayı mutlu olurum. Onlardan belli bir ölçüde kuvvet ve yardım alırım. Tıpkı benden onlara aktığı gibi, onlardan bana akan sevgiden haberdarım.”

Daha sonra, iki eski dosttan daha selâm geldi; Eileen –ki kocası Horace Hambling dünya hayatında iken çok yetenekli, parlak bir trans medyomuydu- ve kızları Lilanthea’dan.

“Farkına varmayabilirsiniz.” dedi Silver Birch. “Fakat siz çoğu zaman benim huzurumdasınız. Ben Horace ile sizin şifacı grubunuzu oluşturan yücelmiş varlıklar topluluğu ile birlikte sık sık geliyor ve sizleri biraz gözleyip gözetiyoruz. Yaptığınız şifa hizmetlerinden dolayı hepsi çok iftihar ediyorlar.”

“Bizler de çok minnettarız.” dedi Eileen. Sonra Lilanthea babasının rehberine, “İzlanda’da acil işler sırasında yapmış olduğu muazzam yardım” dolayısıyla bir mesaj iletilmesini istedi. “Bütün yaptıkları için ona teşekkür eder misiniz? Öyle umarım ki bir hayli kişiye yardım ettik.”

“İnsanlara yardım etmemiş olsaydınız sizin tekrar oraya dönmenizi rica etmezlerdi.” Diye cevap verdi Silver Birch.

“Kendimizi çok küçük ve çok ayrıcalıklı hissediyoruz. Şifa için yeterli olduğumdan hiçbir zaman emin olamıyorum fakat nasılsa şifa gücü geçip geliyor.”

Annesi dedi ki: “Tıp mesleği şifa enerjisi diye bir şeyin varlığını doğrulamak zorunda kaldığı için çok memnunum. Gelmeyip de ruhsal şifa konusunda sorular soran doktorların sayısı gitgide artıyor.”

“Bu bizim değişmez öğretimizin bir kısmıdır.” dedi Rehber. “İnsanlar gerçeği geciktirebilir ve engelleyebilirler. onları örtbas etmeye çalışabilirler. fakat gerçek, ilâhî kaynağı sebebiyle, dünyanıza girmek üzere kendi yolunu kendi açacaktır. Dünyanızda hiçbir kuvvet veya kuvvetler topluluğu yoktur ki ruhun ilâhî gerçeğini, dünyanız insanlarına hayır getirmekten alıkoyacak güçte olsun.

Tıp mesleğini eleştirmiyorum. Meslekten olan kişiler arasında hizmet anlayışı ile dolu birçok övülecek kimseler vardır. Fakat ne yazık ki bütün dogmatik tutumlarda olduğu gibi, sonuçların alınabilmesi için ancak bir tek yol bulunduğunu öğretmesinden dolayı, daima kısıtlayıcı ve köstekleyici bir rol oynamaktadır; halbuki bu böyle değildir.

Hastalıkların yatıştırılabilmesi için çeşitli tedavi şekillerine ihtiyaç vardır, çünki hastaların hepsi aynı fiziksel, zihinsel ve ruhsal tekâmül seviyesinde değildirler. Ruh gücü hastalıkları gidericidir, çünki o hayat gücüdür. Ruh el çektiği zaman, beden ölür çünki hayatiyet gitmiştir.

Sizler hepiniz güçlü varlıklarsınız. Ruh, zihin ve beden; sağlıklı olmak demek, varlığın bu üç hâli arasındaki bütünlük ve uyum demektir. Bütün hastalıklar uyumsuzluktur. Hastalık demek uyum eksikliği demektir. Bir yerde hastalık, uyumsuzluk varsa, bu üç yön arasındaki ilişkilerde bozukluk varsa, bütünlük o an için bozulmuş olsa bile, bu ruhsal bir sebepten ötürü böyleyse, o zaman ilâç almanın bir faydası yoktur.

İlâç ruhu tedavi edemez. Kesinti yaratan, yolu tıkayan engeli kaldırmanız lâzım. Hayat veren ruh gücünün, hastanın ruhunu yeniden şarj etmesine imkân vermeniz gereklidir. O zaman onun ruhu görevini yapabilir ve uyumu tekrar sağlayarak hasta olan bedene yeniden tazelik ve güç kazandırır. Bu en basit gerçektir. Arızaları ve etkileri gidermekle sebep tedavi edilmiş olmaz. Hiç olmazsa ruhsal şifada, şifa gücünü sebebe yöneltmiş oluyorsunuz. Ruh doğruda ise zihin de doğruda olacaktır, beden de. Böylece bu çok basit bir operasyon oluyor; sonsuz ruh’da, Yaratıcı’nın ilâhî gücü, şifacının kanalı ile hastanın ruhuna iletir. Hepsi bundan ibaret.”

Eileen sordu:”Bedenden önce ruha şifa vermemiz gerektiği konusunda aynı fikirde misiniz?”

“Evet, çünki siz ruhu tedavi etmedikçe beden hiçbir zaman tedavi edilemeyecektir. Beden neden değil sonuçtur. Sizin dünyanızda bedenin de kendine özgü bir rolü olduğunun farkındayım. Fizikî beden olmadıkça ruh sizin dünyanızda tezahür edemez.

Güçler arasında daimî bir karşılıklı etkileşme, zihin, beden ve ruha ait bütün güçler arasında bir girişim ve karşılıklı etkileşme mevcuttur. Fakat efendi olan ruhtur. Zihin ve beden ise hizmetkârdır. Rejenerasyon gereklidir. Büyük Ruh o sonsuz hikmeti ve sevgisi ile, bütün insan ve hayvan hayatını öyle yaratmıştır ki, bu hayat fizik niteliklerini yeniden diriltip tazelemek gücüne sahip olan tanrısallığı içermektedir. Şifacı, bataryanın yeniden şarj edilmesini mümkün kılar. Çok basit lisan ile ifade edilecek olursa, olan budur.

Öyleyse, yolunuza devam edin, nerede imkân bulursanız hizmet edin. Göreceksiniz ki hizmetiniz gitgide artan bir talep ile karşılanacaktır.

Gündelik hayatınızın her anında ruh gücü ile çepeçevre kuşatılmış olduğunuzu size söylememe gerek yok. Sizde ve çevrenizde nelerin olduğu hakkındaki realiteden haberiniz olmasını çok zaman dilemişimdir. Pek sık olarak, uyumsuzluk ve kesinti hâlleri ile karşılaştığınız ve iyiliğin ve merhametin kıt olduğu durumlarda, olanca ağırlığı ile size yüklenen karanlığın yerine bu aydınlıktan, bu göz kamaştırıcı ışık ve parlaklıktan haberdar olabilirdiniz. O kadar çok delile sahip oldunuz ki, inancınızın artık muazzam bir ışıldak gibi parlaması gerek. Gelip geçici bir an bile olsa, şüphenin belirmesine asla izin vermemelisiniz.

Sizi kuşatan sevgi, sizin görüp bilebileceğiniz en büyük fenomendir. Siz sadece akraba ve ahbaplarınızın değil, düşünebileceğinizden çok daha yüce varlıkların sevgisini de almaktasınız.

Başınızı dik tutun. Yarının ne getireceği hakkında hiç korkunuz olmasın. Yol gösterilecek. Her zaman gösterilmiş olduğu gibi.”

Soru sahibi dedi ki: “tanrı sizden razı olsun. Bugün çok uygun geldi. Bu sözler bize büyük şeyler ifade ediyor.”

“Evet, fakat siz, sizlerin de bizler için ne kadar önemli olduğunu fark etmiyorsunuz öyleyse. Sizler, ruh gücünün dünyanızı zenginleştirmesine imkân veren araçlarsınız. Öyleyse, elinizden gelen en iyi şekilde hizmet edin.”

Lilanthea birkaç soru daha sordu: “Bedensiz varlıklar olarak siz hizmeti seçtiğinizde, bir medyom arar mısınız? Ve siz medyomunuzda ne gibi nitelikler aradınız?

“Bir hayli zaman aldı. Aslında seçim, bizim dünyamızda yapılmış ve onunla benim aramızdaki anlaşma, medyom sizin dünyanıza enkarne olmadan önce kararlaştırılmıştı.

Bu onun bakımından karmik bir durumdu. Bu durum, yapılması gereken iş için esaslı bir hazırlık süreci olarak önceden olması gerekenlerle ilgilidir.

Sadece psişik değil, aynı zamanda ruhsal niteliklere gerek vardır. Hey şeyden önce, ruh gücüne karşı dirençsiz, açık ve alıcı olabilme yeteneğinin mevcut olması gerekir. Ruh, amaçtan haberdar olduğunda, göreve tam adanmışlık yolunda gereken her türlü fedakarlığı yapmak için istekli olmalıdır. Âletin de ( yani medyomun) bütün diğerleri gibi, umutsuzluğun, çaresizliğin ta derinliklerine kadar inmesi, hazırlığın mutlak surette gerekli bir kısmıdır. Ancak ıstırap çekmiş bulunduğunuz zaman başkalarının ıstırabınI anlayabilme yeteneğine sahip olursunuz.

Sahip olduğunuz psişik yetenekler ile ruhsal değerler arasında muazzam bir fark vardır. Siz herhangi bir ruhsal deneyden geçmeksizin de bütün psişik melekeleri tezahür ettirebilirsiniz ki onlar aslında beş fizik duyunuzun işleyişinin bir uzantısından başka bir şey değildir.

Ancak bir psişik meleke bizim dünyamızdaki yücelmiş, kabiliyetli öğretmenlerin yakın beraberliği altında geliştirilirse, o zaman bu süreç bir ruhsal değer kazanışa ulaştırır ve o zaman onlar ruh gücünün taşıyıcıları olurlar. Gerekli süreç işte bundan ibarettir.

Medyomum da, benim gibi mükemmel olmaktan uzaktır. O hâlâ medyomluk için iyi olmayan şeyler yapmaktadır. Fakat biz, eldeki imkânlarla yapabildiğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Hiç değilse, bu uzun yıllar içinde kendimizi senkronize edebilme (birbirimizle uyum sağlayabilme) yeteneğine ulaştık. Böylece, beden üzerinde hemen hemen tam bir hâkimiyet kurabilmem ve kendi düşüncelerimin kalıcı ve etkili olmasını sağlayabilmem ve bana verilmiş olanları, medyomda geliştirilmiş olan yeteneklerin aracılığı ile iletebilmem mümkün oluyor. Açıklaması çok zor.”

Silver Birch, ilk ziyaretini yapmakta olan ve kocası çok hasta olan bir kadını selâmladı: “Umarım ki kendinizi aramızda bir yabancı gibi hissetmiyorsunuz. Sizi ihmal etmedim. Buraya ilk gelenlerin önce başkalarına söylenilenleri dinlemeleri iyidir. Onlar o sözlerde kendilerine de uygulayabilecek bazı şeyler bulabilirler. Size mümkün olan en büyük ölçüde yardım edildiğini ve kocanıza yardım için yapılabilecek her şeyin yapılacağını söylememe hacet yok. Onu tam bir güven ile kuşatmalı ve herhangi bir negatif düşüncenin uyanmasına meydan vermemeye çalışmalısınız. Siz ona en yakın olansınız ve her yapacağınız şey çok önemlidir.

Siz talihlisiniz ki adımlarınız sizi hayat, hayatın amacı ve imkânları hakkında bir anlayışa ulaştıran bir yola sevk etmiş ve bu da şimdi sizin iyi bir yerde durmanızı sağlıyor. Sizin, bizim dünyamızdan yayılan sevgiden ve güçten ve onların etkinliğinden haberiniz var. Geçmiş günlerde ruhun işaret direkleri size yolu nasıl göstermişlerse, öylece size yol göstermeye devam edecekler. Sizi şimdi bulunduğunuz yere getiren şey tesadüf değildir.”

“Haklı olduğunuzu hissediyorum.” dedi ziyaretçi. “Bu tesadüf değildi.”

“Bunu biliyorum. Her şey aşamalı olarak açılacak. Plân’ın nasıl gerçekleştiğini göreceksiniz. Yapılacak işiniz var. Sizde gizli hâlde duran şifa gücünden haberiniz olduğunu ümit ederim.”

“Buna inanmak bana zor geliyor.”

“Deneyin ve görün. Denemeden hiçbir şeye ulaşılmaz. Göreceksiniz ki bizim âlemimizde size yakın olanlar, siz geliştikçe, sizin kanalınızla daha ve daha çok kuvvet iletebilecekler. Başınızı dik tutun. Zorlukların sizi yutup boğmasına izin vermeyin. Bana sormak isteyeceğiniz bir şey var mı?”

“Evet, sizce benim bugünkü ıstırabım, insanın ruhsal tabiatının gelişimi hakkında sizin daha önce söyledikleriniz gibi bir durum mudur? Bu niteliklerin ortaya çıkabilmesi için daima bir trajediye mi gerek vardır?”

“Silver Birch cevap verdi: “Bu problemi birçok defa ele almam gerekti. Bunalım, zorluk, yas, ıstırap, acı ve ağrı içinde iken katalizör işbaşındadır ve ruh o zaman kendini bulmaya başlar. Dünya hayatı kolay ve rahatken ruha tesir ulaştırılamaz.

O altın gibidir. Bütün parlaklığı ile meydana çıkabilmesi için önce bir arınma sürecinden geçmesi gereklidir. Ve dünyanızdaki ıstırapların amacı budur. Istırap dikkati Spiritüel gerçeklere çeker; o, ruhun kendinden haberdar olmasına ve kendini ifade etmeye başlayabilmesi bir araçtır. Bu size yardımcı oluyor mu?”

“Evet, oluyor. Din ve çocuklar hakkında bir soru sorabilir miyim? Ben bir Yahudi olarak doğmuş bulunmama rağmen, bir organize gruba katılma ihtiyacını hiçbir zaman duymadım. İki çocuğum dinî öğrenim görmediler. Ben onlara doğru yaşama yolunu, doğru ile yanlış arasındaki farkı, namuslu olmayı göstermeye çalştım. Böyle yaparken de aile içinde bir hayli muhalefetle karşılaştım. Doğru olduğunu düşündüğüm yolda ısrar etmeli miyim?”

“ben daha iyi şekilde ifade edemezdim. Siz annesiniz. Çocuğunuzun yetiştirilmesi sizin sorumluluğunuzdur.

Doğru olduğunu düşündüğünüz ne varsa onu yapınız. Eğer kendinize karşı dürüst iseniz ve vicdanınız size ‘dur’ demezse,gitmekte olduğunuz yola devam edin. Dünya, Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, Hindular arasındaki ayrılıklarla haddinden fazla dolu. Din, her nerede imkân bulursanız hizmet demektir. Din, sevgi, şefkat, merhamet demektir.

Din, rabbiler ( hahamlar) ve rahipler tarafından tasarlanmış bir doktrin değildir. Din sizi Büyük Ruh’a yaklaştırandır, çünki, Büyük Ruhu hayatlarınızda ifadelendirirsiniz. Ve siz imkân bulduğunuz her yerde sevgiyi tezahür ettirmekle bunu yaparsınız.”

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana