SİZ KÜÇÜK BİR EVRENSİNİZ SILVER BIRCH - BÖLÜM 6

Share

SİZ KÜÇÜK BİR EVRENSİNİZ

“Derin düşünce ve gözlem yapma konusunda herhangi bir metot vererek kişisel tekâmülümüzde bize yardımcı olabilir misiniz?” Hanen Swaffer özel celselerinin rehberi Silver Birch’e, hazır bulunanlardan biri tarafından bu soru sorulduğu zaman, o şöyle cevap verdi:

“Bedene, akla ve ruha kendilerini en dolgun ve en serbest şekilde ifade etmelerine imkân verdiğiniz zaman en iyi hayatın yaşandığını söylemekle söze başlayalım. Siz üçlü bir varlıksınız. Bu üç prensibin ( beden, akıl, ruh) ayrı ayrı ifadelenmesi ve tezahür etmesi gerekir. Bunlardan birinin dikkate alınmaması bütünü bozar.

Yalnız ruhu dikkate alarak bedeni ihmal etmek sadece bedeni düşünerek ruhu ihmal etmek hatalıdır. Yine aynı şekilde sadece entelektüel sahada ilerleyerek bedeni ve ruhu ihmal etmek aynı derecede hatalı bir harekettir.

Bedenin nasıl geliştiğini benim size anlatmama gerek yoktur. Sizler hepiniz onun men zorunlu ihtiyaçlarını bilirsiniz –gıda, barınak, giyim, egzersiz, iyi atmosfer- ruhun ifade vasıtası ve ruhla beden arasındaki en belli başlı köprü olan zihni ele alırsak, onun tezahür imkânları kullanıldıkça gelişir. Fizikî yasalara bariz olarak aykırı tarafı, onun kullanıldıkça aşınacak ve örselenecek yerde gelişmesi, keskinleşmesi ve canlılık kazanmasıdır. Zihne tam randıman kazandıracak çok çeşitli fikrî faaliyetler, çok çeşitli etüt konuları, kültürel çalışma alanları vardır. Bunlar oldukça iyi bilinen şeylerdir.

Fakat ruha gelince, onun muazzam potansiyelini geliştirme yolunda pek az kimse şuurlu ve idrakli olarak azim ve çaba gösterir. Ne kadar garip bir olaydır; ruhunuz, ki onun sayesinde varsınız, alâka ve dikkatinizden en az nasibini alandır. Bir kere ruh çekilip gitti mi, bedenin bütün karmaşık ve harikulâde fonksiyonları sona erer. Çünki hayatiyeti gitmiştir.

Ruh nedir? Burada büyük problemle karşılaşıyoruz: Kelimelerle yapılan tariflerdeki sunîliğin çok ötesindeki bir şeyi ifade etmede lisanların yetersizliği… Ben ruhun tam bir tasvirini yapamam, çünki o sonsuzdur. Halbuki bütün kelimeler sınırlıdır; hatta mümkün olan en iyi şekilde tertiplendikleri zaman bile benim tarife çalıştığım bu asî kudret karşısında zavallı ve beceriksiz kalmaktadırlar.

Siz hepiniz biliyorsunuz, Büyük Ruh bencil, intikamcı, zalim ve despot bir varlık değildir. Birçok defalar söylediğim gibi O, Yasadır ve tasanın arkasındaki zekâdır. O, ucu bucağı olmayan evrenin sorumlusu olan kudrettir. O evren ki mevcut olmasaydı sayısız tezahürleri ile bu hayat fonksiyonu da mevcut olmazdı. O, bizzat hayat olan kuvvettir. O, hayatı oluşturan esas cevherdir. O, en ufağından en muazzamına kadar her şeyi kucaklar.

Böyle donuk ve karanlık bir surette, bazı kıyaslamalar yardımı ile düşe kalka, ne olduğumuz hakkında şöyle ufak bir sezgiye varıyoruz: Biz mikroevren içindeki büyük ruhuz, minyatür hâlde bir bütün evreniz. Bu her kim için olursa olsun kavranılması imkânsız derecede geniş bir kavramdır. Enkarnasyonlardan amacınız onun yaradılışındaki ilâhî tarafı daha kapsamlı olarak ifadelendirebilmektir. Bu ifadenin gelişimi hiç sonu gelmeyen bir süreçtir, Büyük Ruh’un sonsuz oluşu gibi.

Ruhumuz, iyilik, sempati, hoşgörü, şefkat, merhamet, dostluk, muhabbet, sevgi hareketleri bütün erdemli davranışlarınız içinde kendiliğinden ifadesini bulmuş olur. Böylece ne kadar iyi davranışlarımız olursa, ruha o derecede büyük tezahür imkânı verilmiş demektir. Şimdi bu içte gizli muazzam ilâhî kudretin tezahürü ( kendini belli etmesi) yolunda, şuurlu olarak nasıl faaliyet gösterebileceğimizi ( kendi kendimize) soralım.

Birçok düşünce ekolleri, teknik yollar ve metotlar vardır. Hepsinin amacı birdir. Bu da fizik tabiatı susturmak, beyinde sessizliği temin ve iç varlığı teşvik etmek ve cesaretlendirmek suretiyle hayatın Spiritüel kudretleriyle daha büyük bir uyum kurabilmek. Esas olarak bütün tekniklerin amacı, maddenin girdap ve fırtınalarından ruhsal âlemin sessizliğine çekilmenizi temin etmektir. Belli, özel bir teknik vermek benim yapacağım şey değildir. Her fert kendi yolunu kendisi bulmalıdır.

Belli bazı konsantrasyon süreçleri vardır. Bunlar, içinizdeki, nadiren ifadesini bulabilen potansiyelin bir süre için hâkimiyeti elde etmesi ve gizli fakat çok reel olan hayat kudretiyle daha sıkı ve daha şuurlu bir bağlantı oluşturmak amacıyla düzenlenmiştir. Bu yoldaki başarınız arttıkça gitgide daha büyük ilhamların alıcısı olduğunuzu görürsünüz. Tabiatınızın psişik yönü yavaş yavaş ortaya çıkar. Sonra Spiritüel yön gelişir. Ve hayatın daha yüksek seviyelerine ait kudretin selleri varlığınızı doldurur.

Bazı teknikler kullanarak kendi kendinize şifa vermek ve fizik bedenin zaaf ve kirlerinden kurtulmak kabiliyetini kazanabilirsiniz. Ayrıca, varlığınızın bütün yönleri arasında daha sıkı bir uyum kurmak kabiliyetini de elde edersiniz. Bunları yaparken yavaş yavaş ruhsal varlığımızın doğal yeri olan hâkim duruma geçmesiyle sizde bir iç idrak, anlayış, huzur, güven, sükûnet ve ebedî kuvvetle aranızdaki gerçek ilişkiden bir haberdar oluş hâli gerçekleşir.”

Rehbere şöyle bir soru soruldu:

“Bildiğimiz hâlleriyle insanların iç potansiyele nisbetleri nedir?”

“Ruhsal varlıklar olmanız nedeniyle her biriniz Büyük Ruh’un içte gizli kudretine sahipsiniz.” diye cevap verdi. “Siz Büyük Ruh’sunuz ve Büyük Ruh sizsiniz. Siz her biriniz Büyük Ruh’un sonsuz kuvvetine bir yolda hizmet etmektesiniz. Dünyaya geliş, Büyük Ruh’un ( bir parçasınız) madde içinde enkarne oluşudur. Bu kısım Büyük Ruh’un bütün ilâhî kudretlerini içerir. Bu, sonsuz çiçeklenme imkânlarına sahip bir tohumdur.”

Hazır bulunanlardan biri dedi ki: “Kendi hayatımda geçmişe doğru bakarken görüyorum ki ben ruhsal tesirlerden haberdar değildim ama yine de bana bir şeyler oluyordu, çünki bir araç, bir âlet olarak kullanılıyordum.”

“Bir yeteneğe sahip iseniz, bu yeteneğiniz sizin şuur sahanınıza girmeden, bizim âlemin tesirleriyle ifadelendirilir. Elbette ki bir rehberin öğretisinden şuurlu olarak istifade etmek, bundan farkında olmaksızın faydalanmaktan daha iyidir ve farkında olmadan faydalanmak da rehbersiz bulunmaktan iyidir. Başkalarına yardım edebilmek için, size yardım edebilecek olanları otomatikman kendinize çekersiniz. Böylece siz içte gizli kudretlerinizi görev yolunda kullanmak isteyen ruhtan uyarma, dürtme ve tesirler alırsınız. Ta ki bir zaman gelir, kendi şuurunuza varır ve idrakli olarak kendi varoluşunuzun amacını gerçekleştirmek üzere ilerlemeye hazır olursunuz.”

Bir başka kişi, “Gelişim önce psişik, daha sonra Spiritüel plânda gerçekleşir dediniz. Bu her zaman böyle midir?” diye sordu.

“Eğer o kişi psişik yöne aldırmazlık etmez ve onu gelişiminden alıkoyacak şekilde baskı altında tutmazsa be genellikle böyle olur. Psişik tabiat madde ile ruh arasındaki geçiş safhasıdır. İç kudretlerimizi tanımak ve gerçekleştirmek için bir iç denetime başladığınız zaman ( meditasyon yaptığınız zaman) ilk uyarıları alacak olan psişik yönünüzdür. Bu Spiritüel yeteneklerinizin harekete geçmesinden önce başlar. Kanaatimce, bazıları hatalı olarak psişik melekelerin Spiritüel melekeleri köstekleyeceğini, bundan ötürü imkân dahilinde bulunan en yüksek Spiritüel âleme insanın tek başına tırmanmaya çalışmasının daha tercihe değer olduğuna inanırlar. Bu zor, aynı zamanda tehlikeli dolu bir yol olur.”

Rehbere soruldu: “Yani bedensiz varlıkların psişik tezahürler yoluyla bir yardımları olmadan mı demek istiyorsunuz?”

“evet, Spiritüel âlemlere kendi psişik melekelerimizin müdahalesi veya bizim âlemimizdeki varlıkların yardımı olmadan ulaşmaya çalışmamız gerektiğini öğreten düşünce sistemleri vardır.”

Bunu şu soru takip etti: “Eğer ilhamlar Büyük Ruh’tan geliyorsa bu diğer herhangi bir müdahale veya yardımlardan daha önemli değil midir?”

Yardımlaşma İlâhî Yasanın Gereğidir

“Tekâmül yolunda ne kadar yükselirseniz işbirliğinin, Yasa’nın bir parçası olduğu hakikatini o kadar fazla idrak edersiniz. Hiç kimse tek başına yaşayamaz. Herkes birbirinden destek almaktadır. Biz hepimiz sonsuz bir zincirde sonsuz halkalarız. İç gelişimimiz, size yardım etmek arzusunda olanları kendiliğinden size çekecektir.

Biz size yardım etmek için geri geliyoruz ve yardım alan sizler başkalarına yardım ediyorsunuz. Bizim varoluşumuzu gerektiren sebep bu hizmettir. Sizin bünyeniz ayrılık hâlinde değil, diğer herkesle istekli bir beraberlik hâlinde yaşamak üzere inşa edilmiştir. Bu görüş, herkesin birbiri ile irtibat hâlinde olduğu, hiçbir fertin, zümre, sınıf, kast veya memleketin tek başına, diğerlerini geride bırakarak yükselemeyeceği hakkındaki idrak, dünyanızda baştanbaşa yayılmalıdır.

Her şey ve herkes, sade insanlar değil hayvanlar da buna dahil olmak üzere beraber yükselir ve beraber düşer. Çünki bütün hayat birdir ve sonsuz plânın bütünü içinde karşılıklı hizmet yasası hüküm sürer. Ayrıca denilebilir ki diğer bütün yolları hor görecek bir tür üstünlük kazanmak arzusu taşıyan bencil kimseler vardır.”

Silver Birch’e, bencilce sebeplere dayanmayan bir Spiritüel ayrılıkçılığı öğreten ekollere karşı olup olmadığı soruldu.

“Ben,” dedi. “Bir ruhun yalnız yaşayabileceğini söyleyen öğretiye karşıyım. Benim Spiritüel yasadan anladığıma göre, o, yardımlaşmayı ve beraberliği emretmektedir ve hiç kimse kendini başkalarından koparamaz. Tekâmül seviyenize yardımsız ulaşma arzunuzun bencillik olması gerekmeyebilir, ama benim önereceğim yol bu değildir. Bana göre hizmet ruhun gerçek kazancıdır. Ben hizmet için yaşıyorum ve hizmet bence Büyük Ruh’un ifadesidir. Bu fikirde olmayanlar, bırakınız kendi yollarına gitsinler.”

Örnek veren büyüklerin hepsi göstermişlerdir ki, şifa vermek, teselli vermek, zayıf ve dermansız olana kuvvet vermek ve hizmet etmek yoluyla ruh yükselir. Siz hizmet yoluyla kendinizi ifade edersiniz. Bu Büyük Ruh’un uygulamasıdır. Ben şuna eminim, eğer siz bir tek kimsenin keder gözyaşını silmeye yardım ederseniz, bir tek hasta şahsı şifaya kavuşturursanız, ümitsizlik içindeki bir kardeşinize sevgi elini uzatırsanız; işte bu Büyük Ruh’un ifadesidir. Bunu böyle yapmanın hata olduğunu söyleyen herkes hata içindedir. Yardım etmek doğrudur. Yardımı reddetmek yanlıştır.”

“Bu, Doğuda eskiden Spiritüel kimselerle aydınlanmamış olanların yan yana gelmelerinin açıklaması olabilir mi?”

“O yerlerdeki şartlara bakınız; fakirlik, hastalık, açlık, salgınlar, bunlar Spiritüel hakikatlerle nasıl bağdaşabilir? Ruhsal anlamda dokunulmazlıklar yoktur. Bütün çocuklar Büyük Ruh’undur. Hepsi ilerde parlak alevler hâline getirilebilecek olan ilâhî kıvılcıma sahiptirler. Ulaşabileceğimiz mesafeye kadar gelenlerin hepsine yardım edilmelidir. Size yardım edilmiş olduğu gibi, siz de başkalarına yardıma mecbursunuz.”

Solgun Bir Alev Gibi

“Bu dünyadan ruh âlemine ruhları hiçbir tesir almadan geçmiş sayısız varlıklar var mı diyorsunuz?”

“Evet öyle diyorum. Onlar hür iradelerini kullandılar. Onlar içlerinden gelen itilişi dinlemeyi reddettiler. Bütün konuları silkip bir kenara attılar; amaçları sadece bedenlerinin tatmini idi. Onların ruhu solgun bir alev gibidir.”

“İnsan bazen, gururu tatmin yolunda pek çok hizmetler yapıldığını görüyor, yani yanlış amaçla. Buna hizmet der misiniz?”

“Önemli olan amaçtır. Fakat gurur uğruna yapılan hizmet hiç hizmet etmemekten daha iyidir. Eğer hizmet yanlış bir sebebe dayanıyorsa o zaman hizmet eden kişinin ruhu bundan fayda görmeyecektir. Yasayı kimse aldatamaz; o yasa ki mükemmeldir.”

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana