DÜŞÜNCELERDE DEĞİŞMELER OLACAKTIR
Binlerce soruyu cevaplamış bir rehber varlığa hiç alışılmamış bir soru soruldu. Bu Hanen Swaffer’in özel celsesinde onun bedensiz üstadı Silver Birch’e birdenbire yöneltilivermişti.
“Bize ruh âlemi hakkında bir şey söyler misiniz? Orada önemli değişiklikler oluyor mu hiç?”
Bırakılacak Alışkanlıklar
Rehber, “Evet.” diye cevap verdi. “Her zaman değişiklikler oluyor, çünki, her zaman için aydınlanmamış, bilgi almamış varlıklar ilgiye muhtaç olarak buraya gelmeye devam ediyorlar.
Bu kesintiye uğramış hayatları, derslerini öğrenmedikleri için hazırlıksız ve yeterli donanıma sahip olmayan bu varlıkları görmek çok acı ve üzücü oluyor. Onlar geri kalmışlardır. Birçok ruhların gelişine şahit olduğum hâlde, her sefer onların buraya gelişlerini görmek içimi sızlatıyor.”
“Bu onların kendi kabahatleri midir?”
“Kabahat onların yollarına çıkmış olan ve onların kendi ruhlarına kavuşmalarını ( kendi şuurlarına varmalarını) sağlayacak olan fırsatları yakalayamamış olmalarındandır. Bütün ruhlar dünya hayatının belirli bir safhasında bu bağı koparmasına ve özgürleşmesine yardım edecek olanak ve fırsatla karşılaşır. İşte bu, bireylerin sizin dünyanızda idmanını yaptığı özgür irade elemanıdır.”
“Onlar daima geri mi kalacaklar?”
“Hayır, onların önünde uzun bir uyanış süreci vardır. İdrakleri yavaş yavaş açılacaktır. Onların öğrenmeye başlayabilmeleri için bir kere her şeyden önce öğrenmiş olduklarını unutma safhası vardır. Önce yanlış kanaatleri ortadan kaldırmanız gerekir.”
“Neyi öğrenmeleri lâzımdır?”
“Eğer bir çocuk gittiği okulda derslerini öğrenmezse, hazırlıksız kalmış demektir. O kendisini bekleyen vazife için yeterli olgunluğa erişememiş, hazırlıksız ve yetersiz demektir. Dünyadaki okulunuzun ve oradaki öğretim sisteminizin gayesi çocuğu olgun bir hayata hazırlamaktır.”
Ruhsal Şifanın Niteliği
Bir şifacı, “Bir kimsenin ruhuna tesir etmek mi yoksa ağrı ve acıları gidermek mi daha önemlidir?” diye sordu.
“Ruhsal tedavinin amacı kişinin ruhuna tesir etmektir. Hastaları şifaya hazırlayan bu ruh tesiridir. İster sizin dünyanızda, ister bizim dünyamızda olsun bu mutlaka gerçekleşmelidir.
Siz ruhsal etkiyi ölçemezsiniz çünki bunu ölçmek için kıstasınız yoktur. Fakat ruha etki edilip edilmediğini biz görebiliriz. Bu olduğu zaman ruhsal şifa etkili ve süreklidir. Yani ruhsal tedavi, bütün kuvvetler arasında doğal bir uyum ve denge kurulmasına yardım etmiş demektir. Ruh kendi kudret bütünlüğüne eriştiği zaman varlığının amacını gerçekleştirmeye başlamış demektir. Ruhsal tedavide başarısızlık gördüğümüz zaman, bu ruha kadar ulaşamadığınız içindir. Birey iyileşmeyecektir ve bu da öğrenilmesi gereken dersin bir kısmıdır.”
“Bütün bunların hepsi neticede bir disiplin egzersizine mi dayanıyor?”
“Hayır, bu cevabın ancak bir kısmıdır. Bilen bir ruh lüzumu olan yerde ve hâllerde nefse hakimiyeti ve disiplini uygular, fakat birçok kimseler henüz kendi ruhsal tabiatlarını tanımış değillerdir. Bunu fark ettiğiniz zaman kendinize daha yüksek disiplin ve ahlâk kuralları seçersiniz. Bilerek günah ( suç) işleyen kimse bilgisizce suç işleyenden daha suçludur. Çünki o sorumluluğunu bilmektedir. Evet, kendimizi bulmak için kendimizi kaybetmemiz icap ediyor.”
“O hâlde kendimize daima özgür iradeye sahip olduğumuzu hatırlatmamız gerekiyor.”
“Bu Yaradan’ın bir hediyesidir. Bu, evren düzeninde Tanrı’ya yardımcı olarak kendi payına düşen rolü oynamak üzere bütün ruhlara verilmiş bir fırsattır. Ruh kendi bütünlüğüne kavuştuğu zaman, onun ilâhî cephesi özgürleşir ve ebedî yaratılışın bütün sonsuz ve değişmez süreçleri içinde aktif rol alır. Bunu sizin lisanınızla ifade edersek, içteki kudretiniz gelişir.”
“Buna göre biz nasıl dua etmeliyiz?”
“Önemli olan kelimeler değildir. Sizin ifade etmeye çalıştığınız şey önemlidir. Böyle yaparken siz ruhsal bir egzersiz yapmış oluyorsunuz. Ruhunuz bölünmez bir parçası olduğu kudretle daha sıkı birleşme imkânına kavuşmakta.”
Bir başka soruya Rehber şöyle cevap verdi: “cesaret daima maddelerden arınıp saflaşmayı sağlayan en iyi unsurdur. Bilgi sahibi olanlar hiçbir zaman ölümden veya hayattan asla korkmamalıdırlar. Korku bilgisizliğe ve boş inanca özgüdür. Ben daima bütün evrenselliği sağlayan harikulâde kudrete bütün imanımla bağlanmaktan huzur duymaktayım.”
GERÇEK BAŞARININ ÖLÇÜSÜ
Yaşanan bazı psişik tecrübelerden dolayı, meşhur medyom Bess Hawitson ile Hanen Swaffer’in özel celselerinin rehberi Silver Birch arasında büyük bir sempati mevcuttur. Hawitson, kocası ile bir celsede hazır bulunmaya davet edildiği zaman şüphesiz çok sevinmişti.
“Arasıra bizi ziyarete geliyorsunuz herhalde.” dedi. “Bunu ben tahayyül etmiyorum, değil mi?”
Ruhun cevabı, “Tıpkı benim sizi görebildiğimi tahayyül ettiğim gibi.” oldu. “Neden tahayyül ediyor olacaksınız? Sizin içsel görüş kabiliyetiniz yok mu? Tahayyül nedir zaten ? zihninizde canlandırdığınız sahneler nereden gelir? Onları siz mi yaratırsınız? Yoksa onlar sizin iç âleminizin perdesine sizin dışınızda bir başka kaynaktan mı akseder?”
Beş Duyunun Ötesinde
Rehber, “Buna ne dersiniz?” diye sordu davet edilmiş bir başka yazara. O, “Bu hususta sizin söylediklerinizle tamamen aynı fikirdeyim.” diye cevap verdi. “Ben bunu bu söylediğinizden daha iyi ifade edemezdim.”
“Tahayyülden korkmayınız.” diye Rehber ekledi. “O, Büyük Ruh’un size sunduğu en büyük nimetlerden birisidir. Tahayyül melekeniz olmasaydı hayat çok kasvetli ve sönük olurdu. Size fizik dünyanın hudutlarını aşmak imkânını veren şey tahayyül gücünüzdür. Beş maddî duyunuzun çemberinden kurtulmanıza, her ne kadar geçici ve yakalanmaz da olsa, her gün karşılaştığınız normal sahnelerin kat kat ötesindeki güzellikleri zevkle seyretmenize imkân veren odur.
“Hayal gücü bizim dünyamız mensuplarının kendilerini duyurma araçlarından biridir. Onlar fizik yoldan bunu yapamazlar, ancak psişik ve Spiritüel yoldan bunu gerçekleştirebilirler. Bütün ilhamların haznesi ancak hayal gücüdür. Bu nedenle, beni zihninizde canlandırdığınızı söylediğiniz zaman çok memnun oluyorum.”
Bess Hawitson, evvelce çok hasta olan ve bir ara özel celselerden birinde ziyaretçi olarak bulunan bir kadının sevgilerini bildirdi. Onu görmüş olduğunu bildiren Silver Birch şöyle ekledi: “Ona yapılmış olan yardım, kendisinin asla tasavvur edemeyeceği kadar büyük olmuştur. O, halen sizin dünyanızda bulunabilmesini doktorlar ve operatörlerden çok ruhsal şifaya borçludur. En büyük zorluklardan biri, sizin dünyanızdaki insanların yasaları çiğnemeye kalkışmaları ve bunun doğal sonucu olarak bedenlerinin bundan zarar görmesidir.
Sizleri ne kadar çok seversek sevelim, sizin hayatınıza karışamayız ve doğal yasaların seyrini durduramayız. Sonuç sebebi izlemek zorundadır ve sebebin kendisi de bir başka sonuçtan doğmuştur. Bu birbirini takip eden sıra asla bozulmaz ve değişmez. Bizim yapabileceğimiz şey, hayat kudretinin esas unsuru olan canlandırıcı ve dinamik ruhsal kuvveti, fizik bedende meydana gelmiş tahribatı tamir için kullanmaktan ibarettir.
Bizim fonksiyonumuz, dünya hayatının karşınıza çıkardığı her türlü zorluk ve sıkıntılardan sizi korumak değil, bu zorluklara dayanabilmeniz için size destek olmaktır.”
Zengin Fakat Yoksul
“Eğer kaderin hoş olmayan her türlü darbesine karşı size siper olsaydık bu, sizin zannettiğiniz gibi size faydası olmazdı. Bizim bakış açımızdan, kaderin acı cilveleri, sizlerin ruhsal bilgi bakımından sahip olabileceğiniz en büyük öğreticileridir. Gerek sizin dünyanızda, gerek benimkinde geçirdiğim hayat tecrübelerine dayanarak edindiğim sağlam kanı şudur: Eğer sizler sadece sizin iyi talih olarak kabul ettiğiniz hayat şartlarına tâbi kalınsaydınız, o zaman belki maddî yönden daha zengin olabilirdiniz, ama ruhsal yönden muhakkak ki daha fakir kalacaktınız.
Tabiat yasalarına karşı durmaya kalktığınız zaman bunun bedelini ödersiniz. Yasa ile aranıza bir uyumsuzluk soktuğunuz takdirde, doğacak fiziksel, aklî ve ruhsal sonuçlardan siz sorumlusunuz. Sizleri eylemlerinizin sorumluluklarından kurtaracak bir insan beklemeyin; o bir hoca veya rehber sıfatı ile karşınıza çıksa bile.
Bazı kelimelerin ezbere tekrarlanmasıyla veya Kutsal Kitabın belli pasajlarını durmadan okumakla kefaretlerin ödenebileceği hakkında herhangi bir telkin ve söz, şaşmak bilmez tabiat kanunları ile taban tabana zıttır, hayatın amacı hakkında tam bir yanlış anlayışın ifadesidir.
Her ne şekilde olursa olsun, kaderin görünürdeki darbeleriyle karşılaştığı zaman tekâmül etmiş ruh bunları, kudretlerini deneyebileceği yeni imkânlar olarak hoş karşılar; bilir ki bu, ruhun bilgi kazanacağı bir yoldur ve o, bu daveti kabul eder. Olgun bir ruh olarak. O bilir ki, bunlar kökeni itibarıyla ilâhî olan ve davranışları ile de ilâhî olması gereken Ruh Kudretini yenecek veya ona hâkim olacak şeyler değildir.”
Esas Hizmet
Silver Birch meşhur medyoma hitaben şunları söyledi: “Yol çetindir, çaba ve amaçlar bazen yıldırıcı olur ve karşılaşılacak şartlar hiç de hevesle istenecek şeyler değildir. Fakat aslında önemli olan tek şey hizmettir.
Bir ruh sizlerden ayrıldıktan ve keder gözyaşları dindikten sonra, kırık kalbe merhem sunulur, yolunu kaybedene yol gösterilir, siz bütün vazifeler arasında en asil olanı yerine getirdiniz.
Siz Büyük Ruh’a hizmetkâr olmanın ölçüsüz ayrıcalığına sahipsiniz; bunda şık ve zarif kıyafetler ve mücevherlerle örtülü kimselerden çok daha fazla başarılı oldunuz. Zaten o şartlar içinde çok zaman ruhsal kudret kendisini ifade hususunda imkânsızlığa uğrar. O en zengin ifadesini sizin doğuştan beraberinizde getirdiğiniz ve –seçimi kendiniz yapmış olduğunuza göre- hayatınızı uğruna adamış bulunduğunuz ilâhî kudretler içinde bulur.
Madde dünyasında hiçbir şey sizi engellemeyecek. İhtiyacınız olan her şeye ulaşmanın yolları bulunacak. Öyle ise yukarılara bakın, aşağılara değil. Her sabahı yeni bir günün ve yeni bir hayatın şafağı olarak ve muazzam ruhsal imkânların bir müjdecisi olarak selâmlayın.
Büyük Ruh, her sabah size yeni bir hayat veriyor, ta ki ölüm uykusundan uyanasınız. Bu ölüm uykusudur, şu sebeple ki göbek kordonu henüz kesilmemiştir. Uyanık iken dünya hayatına gelir miydiniz?
Hizmete devam edin; önemli olan tek şey budur. Dünya her zamankinden daha fazla hizmet istiyor. Biz savaşı kaybetmiyoruz, onu kazanma yolundayız. Yavaş yavaş ve ıstıraplı bir yoldan, ruhun nuru aydınlığını yayıyor.”
Burada ziyaretçi medyom şu soruyu sordu:
“Bize gelen rehber ve yardımcılarından bazıları, acaba biz bu dünya hayatına başlamadan önce mi seçilmişlerdir?”
“Seçim çok, çok zaman önce yapılmıştı.” diye cevap verdi Silver Birch.
“İncil’de der ki: İbrahim yok iken de ben, ben’dim. Dünya hayatında tezahür eden, sadece bir tek yüzdür. Başka yüzler de vardır.
Dünya hayatına ait yüz henüz ifadesini bulmadan çok çok önce, ne yapmanız gerektiğini biliyordunuz. Kaza, tesadüf, şans, talih, mucize yoktur. En yüksek desinatör, İlâhî Mimar her şeyi plânlamıştır.”
Daha sonra Silver Birch ile bir başka kadın yazar ziyaretçi arasında bir konuşma oldu. Ziyaretçi bütün girişimlerinin hemen daima sonuçsuz kaldığını söyledi ve âdeta hiç şaşmayan bu başarısızlıkların ne mânâ vereceğini bilmediğini ekledi.
Rehber, “Bizim ölçülerimiz sizinkilerden alabildiğine farklıdır.” diye cevap verdi. “Biz, sizler gibi dünyasal başarılara tapmıyoruz. Biz, insanları endüstri sahasındaki önemleri, soylu oluşları, kendi isimlerine taktıkları etiketler, derilerinin rengi ve topladıkları paraları, mülkleri ile değerlendirmiyoruz.
En büyük günah sahteliktir, için için bildiğiniz bir hakikate ihanettir. Bedene ait günahlar ile ruha ait günahlar –ki en büyükleri bunlardır- arasında bir ayırım yapıyoruz.
İçinizdeki Büyük Ruha ihanet, işte günah olan budur. İçinde bulunduğunuz ve o an size göre fazla ağır olan şartlar karşısında yenilgi ise bir günah değildir. Düşmek günah değildir; fakat tekâmül etmiş ruhun yapacağı şey, kalkmak ve yeni baştan mücadeleye girişmektir.
Maddî başarı aslında bir başarısızlık olabilir. Maddî başarısızlık aslında hakikî bir başarı olabilir. Bunun mutlaka böyle olması gerekmez. Her maddî başarısızlığı bir ruhsal başarı olarak isimlendirmeyi bir an bile düşünmem. Benim bilhassa belirtmek istediğim nokta, geçici ölçülerle değil, ebedî ölçülerle karar vermektir.
Hizmet Boşa Gitmez
Siz yenildiğinizi mi söylüyorsunuz? Bunu nereden biliyorsunuz? Ruhsal gelişmenizi ölçüye vurabiliyor musunuz? Acaba az sayıda kimsenin mi yoksa çok sayıda kimsenin mi sizinle tanışmış, sizi dinlemiş veya yazılarınızı okumuş olmalarının hangisinin daha iyi olduğunu siz söyleyebilir misiniz?
Hizmet etmeyi istediğiniz, bunun için her türlü çabayı gösterdiğiniz takdirde, ruh yolunda yaptığınız hizmetlerde başarısızlığa uğramış olamazsınız. Eğer siz bir tek varlığa yardım etmiş bulunuyorsanız, asla başarısızlığa uğramış sayılmazsınız ve siz aynı zamanda birçoklarına hizmet etmişsiniz demektir.
Madde dünyasında korkulacak hiçbir şey yoktur. En büyük fırtına bile ebedî ruhun üzerine geçici olarak, bir an için düşen bir gölgeden başka bir şey değildir. Hiçbir yardımın ulaşamayacağı zannedildiği en Kaanlık saatlerinizde size yardım edilmiştir. Biz gülebiliriz, şakalaşabiliriz, fakat bilelim ki amaçlarımızda bizleri bir araya getiren, bizleri birbirimize sımsıkı kenetleyen yüce bir amaç mevcuttur.”
Daha sonra Rehbere tekrar imajinasyon konusuna dönmesi ve şu soruyu cevaplandırması rica edildi:
“Sizden anladığıma göre, kayıtsız şartsız bir özgürlük içinde tahayyül melekemizi kullanabilir miyiz, yoksa tahayyül faaliyetimize bazı sınırlar koymamız gerekir mi?
“Bu sınırlandırmayı zaten sizin alış kapasiteniz belirler.
Kapasitenizi, sizin ulaştığınız ruhsal tekâmül seviyeniz tayin etmektedir. Kapasitenizi artırıp, zihinsel ve ruhsal yapınızı genişletirseniz, alış kabiliyetinizi otomatik olarak arttırmış olursunuz.”
Daha sonra şu soru soruldu:
“Sonsuz hakkında biraz bilgi sahibi olup, bunun üzerinde tahayyüle başlanabildiği zaman, perdeleri de örtüp insanı âdeta hapis bırakan nedir?”
“Ne demek istediğinizi gayet iyi anlıyorum. Üç boyut ötesinde olanı, üç boyut imkânları içinde ifadelendirmek, dünyasal idrak içinde açıklamaya çalışmak.
Duyularla bu yapılamaz ve sizin de çok doğru olarak söylediğiniz gibi perdeler örtülüverir. İşte bunun için bütün tahayyüllerde figürlere ve sembollere dayanıyorsunuz. Çünki onlar kelimelerden daha üstündür. Sizler, şimdiden kelimelerin ötesindeki bir sayfaya ulaşmış bulunuyorsunuz. Siz, kelimelerin sembol olarak çok yetersiz kaldıkları bir nesne ile uğraşıyorsunuz.
Tabiat yasaları mükemmel bir denge içindedir. Siz ulaştığınız seviyeyi aşamazsınız. Tabiat yasaları bir kısıtlama koyar. O, sizin hazmedebileceğinizden fazlasını almanıza imkân bırakmaz. Tahayyülün kaynağı sınırsızdır. Onu şuurunuza aktarma kabiliyeti ise sizin tekâmül seviyenizle sınırlanmıştır.”
