DOĞRULUĞUNU BİLDİĞİNİZ İLKELERE BAĞLI KALINIZ
Hannen Swaffer’in evinde özel celseye katılan beş ziyaretçinin üçü yeni gelenlerdi. Celsenin rehberi Silver Birch selâmını sunarken bunu belirtti. Alışılan dileklerinin ardından şunları söyledi:
“Aranıza gelmekten ve ruh dünyasından size selâm ve sevgilerimi getirmekten çok sevinçliyim. Ümit ederim ki akşamımız sona ermeden, hepimiz bu kısa süre için buraya toplanmamıza değdiğini hissetmiş olalım. Eski dostlarımı selâmlamaktan çok mutluyum. Onlara söylediklerimi yeni gelenlerin de dinlemelerini arzu ederim, çünki o sözler içinde kendilerine de bazı yardımlar bulunabilir.”
İlk selâmlanan kişi, eski dostlarından biri ve Spiritüalist Ulusal Birliği Başkanı Gordon Higginson oldu:
“Hizmet etmeye çalışanlara daima ilgi duyarım. Hele bazen onların yollarının güllerden çok dikenlerle kaplı gibi gözüktüğü zamanlarda. Fakat gül olmayınca dikeni de bulamazsınız. Buraya son gelişinizde gönlünüz şimdi olduğundan dertliydi.
Zorluklarınız bitti demek istemiyorum, çünki bu sizin kaderiniz olmayacak. Sizin mücadele içinde olmanız gerekiyor. Dostlarıma sık sık söylerim ki, materyalizme karşı yürüttüğümüz bu büyük savaşın generalleri her şeyden önce, henüz ilerde bekleyen muazzam savaş ile yüzyüze gelmeden evvel, gerçekten ufak olan, her ne kadar onlar böyle düşünmeseler de ufak olan çarpışmalar içinde denenmelidirler.”
Rehber daha önce tartışılmış bir probleme değindi ve sonuçtan herkesin pek memnun olmadığını da ekledi. “Bizim sizin dünyanıza geri dönüşümüzde yapacağımız fonksiyon, maalesef çok sınırlı olan ve salt maddesel çevreden ötesini göremeyen hülyaları gerçekleştirmek değildir. Bizim ilgilendiğimiz daima daha büyük hususlardır, ruhlara tesir edebileceğimiz, onları harekete geçirebileceğimiz, saklı ilâhî potansiyeli ifadelendirmesi için ayıracağımız, böylece insan neslinin Spiritüel gelişiminde onların da kendi paylarına düşen rolleri oynayabilmelerini mümkün kılacak işler.”
Oyuncaklar Terk Edilmeli
“Bu, içinde yer aldığımız büyük bir savaştır. Bizim âlemimizden gelen her şeyin ardındaki yüce amaca ait vizyonu küçük dikenciklerin uzaklaştırmasına asla imkân vermeyin. Çocukların, başlangıçta oyuncakları olması gerekir, fakat Aziz Paul’ün İncil’de dediği gibi, onlar ruhen büyüyüp yaşlandıkça çocukluk oyuncaklarını terk etmeleri gerekir. Ümit ederim ki söylediklerim size biraz yardımcı olmuştur.”
“Bir hayli.” diye cevap verdi.
“Medyomum aracılığı ile dünyanızla yaptığım temaslar dolayısıyla, varoluşlarının amacını ne yazık ki gerektiği gibi gerçekleştiremeyenlerin uğradıkları zorlukların ve yetersizliklerin bazılarından haberim var. Onlar için üzülmeyiniz, çünki onlar ilâhî plândan anlık izlenimler edinmişler ise de etraflarını kuşatabilecek olan göz kamaştırıcı ışığa gözleri hâlâ tam açılmış değildir.
Şu hâlde, elinizden gelenin en iyisini yapın. İlâhî yol gösterici olan vicdanınızı tatmin etmiş iseniz, onları unutun ve yolunuza gidin. Esas amaçları hizmet olan kimseleri ruh gücü daima destekleyecektir, çünki önemli olan tek şey, hizmettir. Ruhsal şeylerde bir öncü hareket yaptığınız zaman bazıları geride kalacaktır çünki Spiritüel bakımdan henüz hazır değildirler. Onlar için sessizce gözyaşı dökün ve ne yapılması gerektiğinden haberi olanlarla birlikte ilerleyin.”
Higginson, hakkında birçok mektuplar aldığı idam cezası konusunda ruh âleminin görüşünün ne olduğunu sordu.
“Bir Spiritüel öğreti olduğunu düşündüğüm şeyi söylemekten hiçbir zaman çekinmedim ki bir cinayet bir diğer cinayeti asla gerektirmez. Dünyanız insanları ADALET ile İNTİKAM arasındaki farkı seçebilmelidirler. Bir ruhu bizim dünyamıza hazırlıksız olarak göndermek dünyanızdaki insanların en aşağılık ihtiraslarını tatmin edebilir, ama hiçbir şeyi halletmiş olamaz.
Adalet yerine getirilmelidir. Dünyanızda cinayetin işlenmesi ile dünyanızın Spiritüel tekâmül yolundaki yükselişi bir nebze bile artmış değildir. Aksine, alçalmış, göze göz, dişe diş zihniyeti ile nefs tatminine dalınmıştır. Hırs aklı kovduktan sonra ardından gelecek şeylerin doğru olması imkânsızdır.”
Dert Yaratmak
“Doğru olduğunuzu bildiğiniz prensiplere bağlı kalmalıyız, çünki onlar hayatın fizik ölümden sonra devam ettiği hususundaki tartışma götürmez gerçek üzerine kurulmuşlardır. Sizi bizim dünyamıza hazırlıksız kimseleri göndermekle gitgide daha çok dertler yaratıyorsunuz. Bazı olaylarda yanlış kişi idam ediliyor ve adalet olmuyor.
Hayat kutsaldır ve onu vermek veya almak size ait değildir. Hayat sizin sorumluluğunuzdur. Hayat madde tarafından yaratılmamıştır. Madde hayat tarafından yaratılmıştır ve hayat tarafından sürdürülmektedir. Hayat ruhtandır; hayat Büyük Ruh’dan yayılır; hayat ilâhîdir. Hayat ifadeleri olan ( yaşayan) varlıklara karşı tutumunuzda daima en yüksek merhamet, şefkat ve sempati standartlarını benimsemelisiniz. Yaptığınız herhangi bir işte amacınızın doğruluğunu inceleyin.
Silahlarınıza sarılın. Hayırda savaşın. Asla prensiplerinizi teslim etmeyin. İlâhî iradeyi yerine getirmek için uğraşanları biz her zaman destek vereceğiz. Bizim âlemimizle sizin büyük direkt irtibatlarınız var ve size gelen ilham ve yapılan rehberlikten haberdarsınız. Onu takip edin çünki o sizi şu an bulunduğunuz yere getirirdi. Sizi terk etmeyecek.”
Silver Birch bir diğer eski dostu selâmlarken sordu: “Nasılsınız?”
“Biraz dertli ve zorda.” diye hanım cevap verdi. “Her şeyi göz önünde tutacak olursam şikâyet etmemeliyim. Fakat şimdiki hâlde kendimi çok terk edilmiş hissediyorum.”
Rehber onun oğlunun ruhsal varlığının orada hazır bulunduğunu haber verdi. Oğlu, geçen savaşta öteâleme geçmesiyle annesinin manevî yoldaki araştırmalara başlamasına sebep olmuş ve ölüm ötesi hayatın delillerini getirmişti.
“O sizin için geliyor.” dedi rehber. “Siz terk edilmediniz. Sizin Spiritüel adımlarınızın farkına varmanız ve onları doğru yol üzerine koymanız uzun bir zaman aldı. Geri dönüş yoktur. Zanneder misiniz ki oğlunuz sizi terk edecek?”
“Kocam ve ben son zamanlarda onunla herhangi bir temas kuramadık. Sanki boşlukta bırakılmış gibiyiz, dayanacak hiçbir şey olmadan. İzahı zor ama zannederim ki anlıyorsunuz. Kendimi feci şekilde kaybolmuş hissediyorum.”
“Zihninizi geriye, ülkenizde çatışmaların olduğu ve oğlunuzun hizmet etmek üzere sizi terk etmek zorunda kaldığı o günlere çevirin.” dedi Silver Birch ona. “Hatırlayın, o zamanlar size sunulabilecek hiçbir telâfi ve teselli bulunmadığını düşünürdünüz. İşte asıl o zaman kendinizi gerçekten terk edilmiş hissediyordunuz. Fakat terk edilmemiştiniz çünki en büyük kederin içinde en büyük güçteki gerçeği buldunuz. Evrendeki en büyük güçten haberdar oldunuz, ruh gücünden. Bu size teselli getirdi, keder gözyaşlarınızı sildi ve size şifa verdi. Problemleriniz var. Dünyanızda kimin derdi yok ki, hele bugünlerde?”
“Herkesin var.” dedi bayan. “Şu anda benimkiler kötü görünüyor. Kocam hasta, alabildiğine ruhsal çöküntü içinde. O da ruh varlıkların onu terk ettikleri ve her şeyin sonu geldiği şeklinde bir duygu taşıyor.”
Buna Silver Birch şöyle cevap verdi: “Evrendeki en güçlü iki kuvvet hayat ve sevgidir. Sevginin bir araya getirip birleştirdiklerini hiçbir şey ayıramaz. Sevdiğiniz daima etrafınızda. O gitmedi. Siz ondan ve onun sevgisinden habersizsiniz. Çünki ne yazık ki beşerî zaaflarınızın, karamsar düşüncelerinizin, keder ve dertlerinizin sizi istilâ etmesine meydan veriyorsunuz.
Bütün iyi niyetim ve şefkatimle size söyleyebilirim ki bu hâl Spiritüel anlayış sahiplerinin yabancısı olmaları gereken bir tutumdur. sizin madde dünyanızda, sizin ilâhî ruhunuzu zarara uğratabilecek hiçbir şey yoktur. Bütün üzüntülü, endişeli, korkulu düşünceleri terk etmeyi öğrenmelisiniz.
Sebep basittir. Bunlar sizin çevrenizde bir alan yaratır ve ruh gücünün size yardımını daha da zorlaştırır. Siz eğer etrafınızda, almış olduğunuz bilgiye dayanan bir sükûnet, huzur, asudelik, barış, inanç ve güven atmosferi gösterebilirseniz, biz irademizi size faydalı yolda kullanabiliriz.
Size yardım edilecek. Size yardım edildi. Bir kere bizim âlemimizle halka kuruldu mu, o öylesine manyetik bir bağdır ki kopmaz. Her zaman sizinle olan sevgiye kendinizi elinizden geldiğince açık ve alıcı kılınız. Biliyorum, bu kocanız için zordur, fizik hastalığı yüzünden. Onu sevgi, iyimserlik, neşe ve aydınlık ile kuşatın. Göreceksiniz ki bunlar, size yardımın en iyi şekilde gelmesini sağlayıcı durumlardır.
Korku sizin en kötü düşmanınızdır. Korku çürütür, bozar, karartır ve etrafınızda çöküntü yaratır. Siz ruhsunuz ve ilâhî ruhtansınız. O mükemmel sevginin ve bilgeliğin bütün sonsuzluğu sizin varlığınız içinde minyatür hâlde mevcuttur. Sizi desteklemesi ve size yol göstermesi için o kuvveti arayabilirsiniz. Ayrıca size destek olacak Sizin Olan’ın sevgisi var. Öyleyse üzülmeyin, üzüntüyü atın.”
Spiritüel Kuvvet Kazanmak İçin
“Deneyeceğim.”
“Eğer düşerseniz, her zaman toparlanıp kalkabilirsiniz. Hayatlarınızın problemlerden uzak olacağını bizler size asla söylemeyiz. Sizler problemlerle karşılaşmak, onları yenmek için ve sonuçta ruhen daha kuvvetli olmak için dünyanızda bulunuyorsunuz. Eğer hiç problemleriniz, zorluklarınız olmasaydı, o zaman Spiritüel lütuf ve kerem yönünden ve Spiritüel yapınız bakımından eksik olurdunuz ve dünyaya elveda demeniz gereken zamanda sizi bekleyen safhalar için yetersiz durumda olurdunuz. Güvençli, kuvvetli olunuz ve her problemi ve zorluğu, karşılanıp başa çıkabilecek meydan okuyuşlar olarak görün.”
“Deneyeceğim.” diye cevap verdi ziyaretçi.
“Tabiî deneyeceksiniz ve başaracaksınız; her zaman değil.
Fakat başaramadığınız zaman tekrar deneyin. Biz, almaya hazır olan herkese, hayatın dünyasal mücadeleleri için onları cihazlandıracak bir muazzam Spiritüel zırh sunuyoruz. Ümitsizliğe düşmeyin. Başınızı dik tutun. Omuzlarınızı geri atın ve bilin ki her sabah, ruhen gelişmek için yeni bir fırsattır.
Burada birçokları benim bunu daha önce söylediğimi duymuşlardır. Büyük Ruh o sonsuz bilgeliği ile başı bedenin en üstüne yerleştirilmiştir, yukarıya bakasınız ve aşağıya bakmak zarureti duyduğunuz zaman ayaklara bakmayasınız diye. Hiç kimse Büyük Ruh tarafından ihmal edilmez. Doğal yasanın harikası şudur ki herkes için önlemini almıştır.”
Silver Birch iki yeni geleni selâmlayarak, kendilerini yabancı hissetmeyeceklerini ümit ettiğini söyledi. “Çünki” dedi, “biz hepimiz, yapmakta olduğumuz işten ötürü, birbirimizle uyum hâlindeyiz.” Merhamet ve şefkat sahibi insanlar olan Peter Roberts ve karısı Anne’e dedi ki: “Umarım ki size biraz yardımım olur.” “Yine hepimizin fazlası ile aşina olduğumuz dünyevî problemlerimiz şeklinde ifade ettiği konuya sözü getirerek şunu sordu: “başka türlü olsun ister miydiniz? Karşılaşılacak zorluklar olmasa, başa çıkacak zorluklar, yoldan kaldırılacak engeller bulunmasa mı derdiniz? Gerçek başarının, zorluklara rağmen yapılan hizmet ile ölçülmesi gerekmez mi?”
Roberts dedi ki: “Zorluklara benim asla itirazım yok. Sizi 20 yıl kadar öne kitaplarınız vasıtasıyla tanıdım. Onlarla karşılaştığım güne şükrediyorum.”
“Çok iyisiniz. Siz bir hizmet yapıyorsunuz. Siz bir iz ( işaret) bırakıyorsunuz. Siz, bizler gibi aynı ilâhî ruhu tekâmül ettiren küçük kardeşlerinize, hayvanlara yardım ediyorsunuz. Onların duygusuzca, zalimce, sağlık ve selâmetleri hakkında ilgisizlikle ve onların da bütün insanlığın içindeki aynı ruh tarafından canlandırıldığı gerçeğini hiç düşünmeksizin muamele görmeleri üzücü bir olaydır.
Siz, öncülüğün zor olması zorunlu bir alanda işaretinizi koyuyorsunuz. Eğer öyle olmasaydı, bilgi artmazdı. Öncülerin ve reformcuların bu zorluklardan geçmesi esastı ki böylece onların ışıkları yüzeye çıkabilsin ve saklı niteliklerin ifadelenebilmesine imkân versin.
Geriye bakın ve Spiritüel hizmet yolunda şimdiden kaydedilmiş başarıları görün. Bizler, dünya nüfusuna kıyaslanacak olursa ufacık, görünüşte önemsiz bir azınlığız. Öyle iken, ruh gücü sizin topraklarınızda ve diğerlerinde kendine bir yer yapmış, köprübaşı kurmuş, pekiştirmiş ve her yerde durmadan büyüyen bir kuvvetle ve ruh gücünün inişine refakat eden iyiliklerle genişlemeye devam ediyor.
Biz sayıca az, ama Spiritüel bakımdan çok kişiyiz: Ardınızda bizleri destekleyen ordulardan dolayı; sizin dünyanızdaki değil bizim dünyamızdaki ordular.
Sizi tatmin ve değerlendirmelerinizi yapmaya çalıştığınız zaman zaferleri düşünün, yenilgileri değil. Son analizde zaferler başarısızlıklardan çok olacak. Ruhun takdisi, yapmaya çalıştığınız her şeyin üzerinedir. Bütün istenilen sadece o ışığa sadık kalmaya devam etmenizdi. Ben başka türlü olmuştur demek istemiyorum. Fakat ı ışığın içinizden geçip yayılmasına imkân verin ve sadece insanlara değil, hayvanlara de hizmet edin. Elinizden gelenin en iyisini yapın ve sunacağı o kadar çok şeyi olan ve kendisi için hiçbir şey istemeyen bu harikulâde ruh gücüne bir beşerî kanal olmaya devam edin.”
Yol Gösterilmişti
Yeni gelen kişilerin sonuncusunu, yani Ron Eager’i selâmlarken Rehber ona dedi ki: “Ümit ederim, başkalarına söylediklerimi dinlediniz. Onlarda size de bazı işaretler var. Şifacılar ve medyomları aramıza buyur etmekten daima hoşnutluk duyarım. Çünki onların karşılaştıkları zorluklardan haberdarım. Zorluk başlıca konu gibi görünüyor. Size gösterilecek yol bulunmadığını düşündüğünüz zaman da yol gösterilmişti. Büyük Ruhun lütfettikleri arasında en önemlilerinden biri olan kabiliyetinizin farkına vardınız.
Eski dostlarıma beni affetmelerini rica etmeliyim çünki daha önce söylediklerimi tekrar edeceğim. Şifanın esas amacını iyice belirtmek için böyle yapmak şart. Eğer siz bir fizik bedeni iyi eder de, ruha tesir edemezseniz, o şifa başarısız kalmıştır. Amaç ruha tesir etmektir. Eğer kişi hazır olursa ruh tesir alır. Beden hayat gücü olan ruhtan ötürü vardır ve asıl harekete geçirilmesi gereken ruhtur.
Dünyanız bazen, sahip olabilecekleri ışıktan habersizi hâlde karanlıkta dönüp duran milyonlarca zombi (*) manzarası yerine gösteriyorlar. Bu yüzden onlar varoluşlarının amacını yerine getiremiyorlar. Dünyasal hayatlarının bütün amacı kaybolup gidiyor.
Istırap ve sıkıntının esrarı basittir. Bir yasa çiğnenmiş veya ihlâl edilmiştir. Bir insan doğal yasa ile kendi arasındaki ahengi bozacak şekilde yaşamış ve bedeninde, zihninde ve ruhunda uyumsuzluk baş göstermiştir. İşte bu hâl kendisini fizik hastalık şeklinde gösterir. Siz bugün buna psikosomatik diyorsunuz. Bu demektir ki bütün fizik hastalıkların bir mantal veya spiritüel kökeni vardır.
Eğer o dengesizliği düzeltip uyumu iade etmesine rağmen ruh yine harekete geçmezse, kişi bir fırsata sahip olmuş ama onu kullanmamış olur. Her ne zaman şifa verirseniz, hastanızı, hastalık ve şifa sebepleri hakkında spiritüel bir idrake ulaştırmaya uğraşınız. Ve şayet bir tek ruha tesir edebilirseniz o zaman bütün dünya hayatınızı yaşanmaya değmiş olur. Şifanın ardındaki amaç bütün medyomlukların ardındaki amaç budur: Ruhlara tesir etmek. Ve zaman başarılı olursanız, biz seviniriz, ne zaman başarısızlığa uğrarsanız, gözyaşı dökeriz.
Şifa verilecek olanları siz aramayın. Bu sizin fonksiyonunuz değildir. Sizin el altında bulunmanız gereklidir. Onlar sizi arayıp bulmalıdırlar. Herhangi bir makul hizmet ricasını geri çevirmeyin. Yardım edebilecek olduklarınız size gönderilir. Geldiklerinde elinizden gelenin en iyisini yapın, sizden daha fazlası beklenemez. Siz bizi terk etmez, yüzüstü bırakmazsanız, bizi sizi asla terk etmeyecek, yüzüstü bırakmayacağız. Aslında biz size, daima sizin bize vermek imkânına sahip olduğunuzdan daha fazlasını vereceğiz. Sizin büyük bir sorumluluğunuz var, çünki bütün ruhsal kabiliyetler kutsaldır. Onların bir şerefsizlik getirecek şekilde değil, sadece spiritüel yüceliklerini artıracak şekilde kullanılmasını güvence altına almak sizin sorumluluğunuzdur.”
Şifacı dedi ki: “Sizin dünyanızın, beni tiyatrodan alıp da şifacılığa sokan o ince düzeni beni çok duygulandırmıştı, mümkün olabileceğini asla asla düşünmediğim çok yumuşak bir süreç bu.”
“Sahnenin allı pullu yüzeysel dramı, muazzam kudretlerini yaprak yaprak açan ruhun büyük dramına asla kandil tutamaz.” dedi Rehber.
Silver Birch soruları beklediğini söyleyince Higginson dedi ki: “Spiritüel hareketin karşısındaki problemlerden biri, bu yoldaki adanmış işçi ve medyomların eksikliğidir. Medyomları geliştirip yetiştirebiliriz ama onlar bugün pek o kadar istekli görünmüyorlar. Gelecek hakkında biraz üzüntülüyüm. Bu hususta bir şeyler yapmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum, çünki işler çok zorlaşıyor.”
“Bu gece birçokları problemlerden ve zorluklardan bahsettiler. Cevabı şu olabilir mi ki, bu problemler yeterince kuvvetli çağrılar olamamış, feragat ve fedakârlıklara ihtiyaç uyandırmamış. Feragat ve fedakârlık adanmışlığın habercisidir ( işareti). Bunlar fazla kolay geldiğinden, saklı ilâhî gücün daha yüksek bir faaliyete davet edilmemiş olması mümkün müdür?”
“Sanırım, bu tamamıyla doğru. Bu konuda ne yapmak gerektiğini bilemiyorum.”
“Başkalarını adanmış hâle getirebileceğiniz bir yolu ben biliyorum. Onları kendi kendilerini adamaları gerekir. Bu içten gelir, dıştan değil. Fakat gelecek için üzülmeyin, şimdi ile meşgul olun.”
“Bunu yapmaya çalışıyorum, fakat gelecek hakkında bir şeyler yapmakla sorumlu olduğum bana hatırlatıldı.”
“Eğer şimdi ile meşgul olursanız, gelecek için tohumlar ekilmiş olur. Eğer bir yerde medyom kıtlığı varsa, bu durum, başkalarının medyomluğuna bel bağlayan birçoklarına kendi medyomluklarını geliştirmek için itici bir güç olabilir. Bunu onlara bir tabak içinde vermeyin, bırakın kendi emekleri ile kazansınlar, bu suretle onu daha da iyi takdir edeceklerdir. Kolayca gelen şeyin değeri anlaşılmaz; zorlukla yapılabilenler en büyük mükâfatı getirir.”
Higginson, görünüşte fevkâlade medyomlar ve kendilerini vazifeye adamış insanlardan mahrum olduğumuzu söyledi. Başkalarının geleceğini umduğunu ekledi.
“Ümit etmenize lüzum yok, öyledir zaten. Spiritüel durumu takdir etmeye, ona bir değer biçmeye kalkışmayın, çünki ruh gücünün, sizin bilmediğiniz birçoklarının kanalından faaliyette olduğu sayısız yollarından habersizsiniz. Siz ve ben hepimiz, dünyanızı helâk edebilecek materyalizm içinde boğulmaktan korumak üzere, ruh âleminin yüksek kademelerinde tohumu atılmış ( hazırlanmış) olan bütün problemlerden haberdar bulunan zekâların parçalarıyız. Plân, karşılaşılabilecek tüm sorunlardan haberdar olan zekâların eseriydi. Plânın başarısızlığa uğramasını temin edecek önlemler alınmıştır.
Eğer tarihi okursanız, onun sayfalarında, tekrar tekrar ortaya çıkan, ne yazık ki dünyanızda çok kısa süre devam eden ve sonra boğulup örtülen, gömülen ve unutulan ruh gücünün ayrı ayrı ve dağınık fışkırmalarını göreceksiniz. Bu defa ise ruh gücü orada kalmak üzere dünyanıza gelmiştir. O, dünyanız insanlarına ilâhî ruhun kendisini ifadelendirmesine ve gökler âleminin bir eşi olması gereken yerin içinde pislik teşkil eden kavgaları, şiddeti, savaşı ve açgözlülüğü sona erdirmesine imkân vermek suretiyle kendi kendilerini nasıl kurtarabileceklerini öğretecek. Ümitsizliğe düşmeyin, plân gerçekleşecek.”
Olağan davranışlarıyla Silver Birch her bir celse üyesi için cesaret verici bir söz söyledi. Sonra dedi ki: “Benim fonksiyonum hepinize, her zaman sizinle olan o yüce güç hakkında artan bir anlayış vermektir. Sizin dünyanızla olan temaslarımdan biliyorum ki sabahleyin azim ve kararla dolu olarak uyanırsınız. Sonra maddî zorlukların altında kalır, yüklenirsiniz. O lekesiz, saf vizyon, daha gün sona ermeden kaybolup gider.”
Sorumluluğunuz Var
Rehbere yeryüzündeki şiddet hakkında ne düşündüğü soruldu.
“Çok hazin.” dedi. “Bu, materyalistçe politikalar takip etmenin sonucudur. Sonuç bunu işleyenler için fenadır ve ıstırabını çekenler için açıklıdır, fakat her zaman bir telâfi vardır. Şiddet ve terörizmin sonucu olan bu kasvet içine gömülmemeye çalışın. Onun üstüne çıkmaya çalışın, dünyada olup da dünyada olmamaya, spiritüel tabiatınızdan ve ilâhî potansiyelinizden haberdar olmaya çaba gösterin, ki hiç olmazsa siz, sizi bulmaya çalışanlara yardım edecek ruhun bir küçük deniz feneri hâline gelin.”
Peter Roberts sordu: “Önünüzde duran iki büyük problem, açlık ve petrol darlığı ile ilgili herhangi bir rehberliğiniz var mı?”
“Sizinle aynı fikirde olduğumu sanmıyorum. Petrol darlığı yok. Bir hayli miktarda petrol var, fakat aşırı açgözlülük onun uygun bir şekilde dağıtımını engelliyor. Açlığa gelince, dünya hiçbir zaman bu kadar bolluk ve bereketlilik içinde olmamıştır. Keşke ürünleri dürüstçe paylaşılsaydı. Bir ülkenizde kıtlık, bir diğerinde aşırı bolluk var. Açgözlülük yüzünden piyasaya sürülmeyen ürünleriniz var. Problem olan, dert olan kıtlık değil, açgözlülüktür. Eğer dünyanızda idareci olan kimseler sistemlerini spiritüel prensiplere göre düzenleselerdi, kıtlıklar olmazdı. Açgözlülük düşmanınız. İşte bunun içindir ki spiritüel gerçeklerin gitgide daha çok insan tarafından fark edilmesine lüzum var.”
