RUH GÜCÜ BURADADIR ve BURADA KALACAKTIR – 2 - SILVER BIRCH - BÖLÜM 16-B

Share

RUH GÜCÜ BURADADIR ve BURADA KALACAKTIR – 2

“Ruh âlemi sadece ışık ve güzellikten ibaret değildir.” Bu, Hannen Swaffer’in özel celselerinin rehberi Silver Birch’in bir medyomlar okulu ile yaptığı bir celse esnasında sorulan bir soruya cevaben söylenmiş bir sözdü. Ivy Northage’un eğitim kurslarının üyeleri olan öğrenciler, Silver Birch’den bilgi almaya can atıyorlardı.

Yeryüzündeki renk ayırımının ruh âlemindeki hayatta da benzeri olup olmadığı sorulduğunda şöyle cevap verdi: “Bizim dünyamızda her şeyin parlak ve güzel olduğu zannına kapılmayın. Bundan çok uzak… Çünki bizim dünyamız, sizinkinden gelen insanlardan oluşuyor.

Bize azizler gönderirseniz, o zaman burası gerçekten cennet olur. Fakat bizim dünyamıza gelenler hep azizler değil. Bizler, sizin, kendilerine verilmiş fırsatları yitirmiş olan düzeni bozulmuşlarınız, bilgisizleriniz ve cahillerinizle ve bazen de, öylesine bencil bir hayat yaşamış oldukları için ruhen ölü bulunanlarınız ile uğraşmak zorundayız. Şu hâlde, biliniz ki bizim dünyamız öyle baştanbaşa bir güzellik, ışık ve sevimlilik dünyası değil. Onun da daha karanlık kademeleri vardır.”

Yeryüzündeyken Cennete Ulaşmak

“Fonksiyonunuzun bir bölümü, yapabileceğiniz hizmet, dünyanızdaki insanların doğru hayat sürmelerini sağlayarak, bizim dünyamızın griliğini yavaş yavaş azaltmaktır. O zaman her iki dünya da güzel olacaktır. Eğer yeryüzünde cenneti istiyorsanız, onun yolu budur.”

Maneviyatın yolunun neden bu kadar zor olduğu sorulunca Silver Birch şöyle dedi: “Eğer manevî ödüller emeksiz elde edilebilseydi, sahip olunmaya değmezdi. Spiritüel başarı kolay değildir, o, zorluklarla olu bir yoldur. Siz o yolda ne kadar ilerlerseniz, alışılmış şeylerin geride bırakılması zorunlu olduğundan, o yolun yalnızlığı o kadar artar.

Fakat her zaman telâfî kanunu vardır; iç gelişiminiz, anlayışınız, kuvvetlenen ruhsal bağlılıklar, büyüyen ilham, gerçekten önemi olan şeylerden daha çok haberdar oluşunuz gibi. Bütün bunlar spiritüel yoldaki başarınızın doğal sonuçlarıdır.”

Reenkarnasyon ile ilgili bir soruyu cevaplayan Silver Birch şöyle bir izah yaptı: “Birçok yüzleri olan bir pırlanta vardır. Onlar, pırlantaya yardım etmek için deneyim kazanmak üzere dünyanıza gelirler. Ben reenkarnasyonun böyle işlediğini kabul ediyorum.” Ve ekledi: “Spiritüel gelişme sonsuz bir süreçtir. Spiritüel varlığınız ebediyen devam edecek, taviz ve telâfî daima olacak. Ruhun kanunlarına uygun yaşayanlar için korkulacak hiçbir şey yoktur. Bizler her varlığa rejenerasyonun ( kendini yenilemenin) temel dersini öğretmekle meşgulüz. Kendi kendinizi kurtarmanız ve başkalarına da kendi kendilerini kurtarmaları için yardım etmeniz gerekir.”

Rehbere, samimiyet, tatbikat ve adanmışlık konusunda iyi bir medyom bulunduğunda, bunun onun âlemindeki tesirinin ne olduğu soruldu:

“Medyom bulabilmek, onları bilgi alabilecek bir duruma ulaştırmak üzere yönlendirmek uzun bir zaman alır. Ondan sonra da saklı kabiliyetlerin meydana çıkarılması için işbirliği görevi başlar.

Böyle, kendini adamış, bizim rehberliğimizi kabul etmek isteyen bir araçla karşılaştığımızda kalplerimiz sevinçle dolar, çünki dünyanıza daha büyük ruh gücü iletmek ve orada daha büyük hizmetler gerçekleştirebilmek imkânına kavuşuruz. Dünyanız bir keşmekeş, sefalet, karanlık, lüzumsuz ıstırapla dolu, yanlış düşünme ve yanlış yaşamalar yüzünden hastalıklarla yorgun düşmüş bir dünyadır.

İnsanlar, onlara yücelik, ağırbaşlılık, soyluluk ve ışık dolu bir dünya hayatı sağlamak için ihtiyaçları olan her şeye kendi içlerinde sahip oldukları hâlde, durumun böyle olması ne kadar hazin görünüyor. Neden kiri ve karanlığı tercih etmeli?

İşte sizin adanmış aracılarınız bunu yapabilirler. Yani birçok insanı, onların kendi gerçek benliklerinden haberdar edebilirler; bunu o insanlar mateme uğradıkları zaman ruhlarına tesir vermekle, hastaları şifalandırmakla, dönüp başvuracakları bir yer kalmadığını düşündükleri zaman yolu göstermekle yapabilirler.

Beyaz kardeşliğin ne olduğunu açıklaması rica edilince Silver Birch şunları söyledi: “Bu, bizim dünyamızdaki varlıkların bir organizasyonudur ki, onların özel görevleri, ruh gücünün yayılışında en büyük sonuçların elde edilmesi için sizin dünyanızdaki insanlarla işbirliği etmektir. Bizler çok iyi şekilde organize olmuş hâldeyiz. Belirli devrelerde yaptığımız görevlerin muhasebesini yaparız, hesap veririz. O zamanlarda, birçoklarımız sizin dünyanızla olan yakın irtibatlarına son verir ve bizim kendi tekâmül seviyemiz için daha doğal olan varlık âlemlerine geçerler.

Orada bizi yönetenlere danışırız. Buradaki amaç, işimizde başarılı veya başarısız olduğumuzu, daha yapılabilecek bir şey olup olmadığını öğrenmek ve bütün plânın başarı ile gerçekleşmesini güvence altına almaktır.”

Bir duayı müteakip, büyük potansiyele sahip bir medyomlar topluluğuna Rehber kendisini şöyle tanıttı: “Ben, tıpkı sizin hepiniz gibi bir insanım. Bütün bilgilere sahip değilim. Bütün gerçekleri de bilmiyorum. Dünyanızdaki zaman anlayışına göre, burada gördüğüm kişilerin hepsinden daha uzun zaman yaşadım. Netice olarak, bilgi dağarcığıma bazı eklemeler yaptım. Benden geri dönmem ve onları paylaşmaya hazır olanlarla paylaşmam istendi. Eğer size yardım edebilirsem, bütün bunlara değecek.

Biliyorum, sizler medyomluğunuzu geliştirmek, sahip bulunduğunuz ruhsal yetenekleri meydana çıkartmak, böylece onları, tesir sahanıza girenlere yardım etmek üzere kullanmak istiyorsunuz.

Ruh gücü, burada, sizin dünyanızda kalmak üzere buradadır. Hiç kimse onu buradan, geçmişte olduğu gibi sürüp atamayacak. Hiç kimse, hiçbir fizik kuvvet, şimdi dünyanızda sağlam ve emin şekilde yer tutmuş olan ve her an artmakta olan ilâhî kudreti kovamayacak.”

Saklı Tanrısallığı Meydana Çıkarmak

“Bu, daha geniş bir hayatın daha yüksek bölgelerindeki gelişmiş varlıkların düşünüp hazırladıkları plânın bir kısmıdır. Onların amacı daima insanların kendi kendilerini bulmaları, kendilerini fizik bedenler aracılığıyla ifade etmekte olan ruhsal varlıklar olduklarını fark etmeleri, kendi potansiyellerinin farkına varmaları ve içlerindeki saklı tanrısallığı tezahür ettirmeleri ve bu şekilde, dünya hayatlarının amacını yerine getirmeleri için yardım etmek olmuştur.

Ruh gücü hayattır. O ilâhîdir, siz ona Tanrı diyorsunuz. Hayat ruhtur, ruh hayattır. Ruh, hayatın herhangi bir form içinde ifadelenebilmesini mümkün kılan dinamik canlılıktır. O bizim âlemimizin içindeki varlıklardan akıp geçen Tanrı gücüdür. O insan ruhunu tahrik eder, kabiliyetlerinin harekete geçmesine, etkenliğinin maksimuma ulaşmasına yardım eder.

Ruh gücünün sizin dünyanızda gitgide artan ölçüde aksaması nedendir? Materyalizmin sebep olduğu tahribattan dolayı, sahte tanrıya, geçmiş günlerde olduğu gibi altın buzağıya tapılmasından dolayı.

Materyalizm, tabiatı gereği, hırsa, bencilliğe ve açgözlülüğe tapmak ve bu gezegeni paylaşan başka varlıkları hiç kale almaksızın, kişinin sırf kendi zevklerini ve mallarını düşünmesidir.

Materyalizm, düşmanlıkların, savaşların, kıskançlıkların sorumlusudur. Bunlar her şeyin maddeden ibaret olduğunu, ölümün insan hayatının sonu olduğunu, öyle ise maddî şeyleri gözetmenin mantıklı olduğunu iddia eden materyalizmin yan ürünleridir.

Gerçekleştirmek zorunda olduğunuz ruhsal kaderiniz gereği, dünyanızda yaşamanız gerektiği şekilde yaşamış olduğunuzda yenebileceğiniz karanlık, zorluk ve didinmelerin sorumlusu işte bu doktrindir.

Ne çare ki geleneksel ve basmakalıp dinsel, bilimsel ve felsefî öğretilere artık saygı gösterilmiyor, özellikle gençler tarafından. Zor anlarda, meselâ bir mateme uğrandığı zaman, matemli kişi, bağlı olduğu kilisenin, mabedin veya sinagogun temsilcisine gidiyor, fakat gerçek bir teselli alamıyor.

Bir hasta, doktoruna gidiyor, ama o doktor her zaman tedavi edemiyor. İnsanlar boşuna filozoflardan yardım arıyorlar. Onlardan, sizin çok zeki olarak tanıdığınız çoğu, bilim adamlarının yaptıkları ve yapabilecekleri karşısında dehşete düşüyorlar.

Sizler, başkalarının yardımcı olamadıkları yerde yardım edebilmek için ruh gücünün tezahürüne aracı olan ayrıcalıklılarsınız. Sizler matemlileri teselli edebilir, hastalara şifa, yorgunlara kuvvet verebilir, şaşırmışlara yol gösterebilir, sonsuz olan, yani bütün hayatın üzerine kurulmuş spiritüel realiteleri işaret edebilirsiniz.

Siz ruhun gerçekliğine ait deliller sunuyorsunuz. Bunlar, hayatın fizik ölümden sonra devam ettiğini gösteren, hastaların şifalandırılmasına veya medyomluğun diğer şekillerine ait delillerdir. Başkalarının, hayatlarını yaşanması gerektiği şekilde kurabilecekleri temelleri sağlıyorsunuz siz. Yardım edebileceğiniz kimseler daima size gönderilir. Sizin onları aramanıza gerek yok.

Her Zaman Hizmete Hazır Olun

“Eğer onlara yardım edebilirseniz, size bu fırsatın verilmiş olmasından dolayı Büyük Ruh’a şükranlarınızı ifade edin. Eğer onlara yardım edemezseniz veya yardım almaya hazır değil iseler, onlar için sessizce gözyaşı dökün, kendiniz için değil. Sizin göreviniz daima el altında olmaktır, ta ki, size hizmet edilmiş olduğu gibi hizmet edebilirsiniz.

Uzun bir tecrübenin sonucu olarak şunu söyleyebilirim ki ruh gücü asla yenilmez. Sonsuz Bilgelik tarafından düzenlenmiş şema içinde hiçbir şey unutulmuş veya ihmal edilmiş değildir. Bütün esas ihtiyaçlarınız daima sağlanır. Size maddî servetler vaat etmemiz mümkün değildir. Fakat asla bozulmayacak, paslanıp, çürüyüp kaybolmayacak olan ruhsal servetleri nasıl elde edebileceğinizi size söylemek mümkündür.

Bilgi daima sorumluluk içerir. Eğer bilginiz varsa, o bilginin sorumluluğunu taşırsınız. Ve bilginiz ne kadar artarsa, sorumluluğunuz da o kadar büyür. Siz ilâhî olanın elçilerisiniz. Dolayısıyla sizin üstünüze düşen sorumluluk daha da büyüktür. Düşünceleriniz, davranışlarınız, sözünüz bilginize uygun olmalı. Sizden beklenen, başkalarından beklenene kıyasla daha çoktur. Gerçek bilgi bir kere kazanıldıktan sonra hayatın nasıl yaşanılması gerektiğini göstermek için, başkalarına yol işaret eden örnekler olmalısınız.

Ceza ve ödül yoktur. Sadece işleyişinde otomatik, mekanik ve sıra takip eden bir sebep ve sonuç kanunu vardır. Yaptığınız şeylerden sorumlusunuz. Bu eğer iyi bir hareket ise –iyiniyet, yardımseverlik gibi- siz ruhen daha iyi olursunuz. Eğer zaaf dolayısıyla bundan şaşarsanız veya maddî yönün galip gelmesine ve sizi yoldan saptırmasına müsaade ederseniz, o zaman spiritüel bakımdan kayıptasınız.

Başkalarına nasıl hizmet ederseniz, size de öyle hizmet edilecektir. Bir iç aydınlığına, huzur ve sükûna ulaşacağınızı göreceksiniz, çünki bizim dünyamızdakilerle daha yakın bir ahenk ve alışveriş kurmaktasınız. Onlar sizinle kaynaşıp birleşir ve ruh gücünü durmadan artırırlar, onun zenginliklerinden ve nimetlerinden daha çok nasip alasınız diye.”

Bu celse Silver Birch’ün şu sözleriyle başlamıştı: “Bütün sıkıntılı, üzüntülü, endişeli, korkulu ve kederli düşünceleri bir kenara bırakalım. Birbirimizle en yakın bir uyum hâline ulaşmaya çalışalım. Birleşmiş bir beden hâlinde, ulaşabileceğimiz en yüce yeri özleyelim. Bütün hayatı yaratmış olan Sonsuz Kudret’ten daha yüce hiçbir şey ve hiç kimse yoktur. Yapmaya çalıştığımız her şeyde O’nun rızasını dileyelim.”

RUHUN MÜKÂFATLARI
KOLAY KAZANILMAZ

“Hayatlarını ruhun hizmetine adayanlarla buluşmaktan büyük memnunluk duyuyorum.” Hannen Swaffer’in özel celselerinden birine davet edilmiş bulunan birçok kişi arasında meşhur bir medyoma celsenin rehber varlığı Silver Birch’ün tipik selâm tarzı bu oldu.

“Bir medyomun yolu kolay bir yol değildir,” diye ekledi. “O yol taşlarla doludur. Birçokları tarafından yanlış anlaşılırsınız ve daha çok eleştirilirsiniz. Fakat onun mükâfatları da vardır. Hizmet görmek isteyen herhangi bir medyom önce şunu anlamalıdır ki bu spiritüel yol gitgide artan bir yalnızlık yoludur. Bu sözler asla şefkatle etrafınızı sarmış olan en yakınlarımızın sevgisini küçültmek için söylenmemiştir. Ben vazife hayatımızın bir kısmı olan içsel seferi kastediyorum.

Ruhsal disiplin yolu zor bir yoldur. Çünki ulaşılması kolay değildir. Ruhun mükâfatları gelişigüzel kazanılmaz. Ruh tekâmül ettikçe, ki bu ancak vazife yolunda olur, alışılmış işaret direkleri yavaş yavaş geride kalır. Ruh dünyasal anlamda gitgide daha fazla soyutlanmış duruma gelir. Onun kendi ruhsal doğasını geliştirirken, başkalarının o kadar çok üstüne düştükleri birçok maddî şeyleri geride bırakması kaçınılmaz bir hâldir.”

Biz sadece, saklı tanrısal kuvvetleri gitgide daha zengin ifadelere kavuşan ruhun tekamülü ile ilgileniriz. Siz kendiniz için bunu nerede yapmayı başarabilirseniz ve başkalarının bunu başarmasında onlara yardımcı olabilirseniz, o zaman siz kâinatın yaradılışı içinde vazife payı almak imtiyazını kazanabilirsiniz. Anlamayanların ne söylediklerine aldırmayın. Ruhun kudreti Büyük Ruh’un kudretidir. Siz onun taşıyıcısı olmak imtiyazını kazanmış bulunuyorsunuz. Bu sayede o sizin içinizden akarken hayırlı tesirleri başkalarına kadar uzanıyor.”

Misafir medyom, “Çok zaman başarısızlığa uğradığımı hissediyorum.” dedi. “gidilecek yol o kadar uzun ki çok defa hakikaten ruhsal bir ilerleyiş kaydettiğimden şüphe ediyorum.”

Başarısızlığın da Oynadığı Bir Rol Vardır

Rehber şöyle cevap verdi: “Eğer başarısızlık olmasaydı zaten başarı olmazdı. Eğer karanlık olmasaydı ışık olmazdı. Eğer zayıflık olmasaydı kuvvet de olmazdı. Birinin yokluğu diğerinin de yokluğu olur. Aksi hâlde biz kuvvetin, zaferin ve sevginin ne olduğunu nereden bilecektik? Olup bitenleri ancak kutuplar hâlinde, kıyaslar içinde değerlendirebilirsiniz. Görünüşteki başarısızlıklardan umutsuzluğa düşmeyiniz. Başarısızlıklar da zaferler kadar ilâhî parçalardır. Çünki sonsuz ruhu, sonsuz şekil ve yolla ifadelendirmek gerekir.

Yüksek âlemleri bir an için gözleyebilenler, göz kamaştırıcı görkemi görebilmeleri için, onu karartan maddenin perdesi bir an önlerinde aralanıveren kimseler, ilâhî plânların ufacık bir kısmını önlerinde açılıverenler daima kendi kusur ve noksanlarını fark ederler. Varlığını bildiğiniz bir şeye başka türlü nasıl kendinizi ayarlayabilirsiniz? Eğer düşmüş isek, kalkalım ve yeniden mücadeleye girişelim. Yükseliş tıpkı Büyük Ruh gibi sonsuzdur. Yenilgilerinize de sevinin, tıpkı zaferlerinize sevindiğiniz gibi. Çünki yenilgiler zafere ulaştıran araçlardır.”

Burada misafir şunu söyledi: “Bazı anlar var ki ruh âlemine çık yakın olduğumuzu, bazen de alabildiğine uzak bulunduğumuzu hissediyoruz?”

“Bizim de buna benzer zorluklarımız var. Bazen size çok yakın olabiliyoruz, bazen de bir türlü size ulaşamıyoruz. Bu çok karmaşık bir durum. Bazen size yaklaşmamıza izin verilmiyor. Sizden uzaklaşmamız, sizi o kadar çok sevdiğimiz hâlde sizi kendi problemlerinizle baş başa bırakmamız gerekiyor. Halbuki biz bu problemleri kolayca çözebilirdik ama eğer öyle yapsaydık, bu gelişiminize yardım olmazdı.

Siz bir kilit içine anahtar sokup çevirir gibi otomatik olarak ruhun kapısını açamazsınız. Siz hazır ve alıcı durumda olmalısınız. Zihin bulutlardan sıyrılmış, ruh alıcı hâlde, huzur içinde bulunmalıdır. İçsel bir karar, bir huzur ve sükûn gereklidir. Fakat bu bizim istediğimiz kadar sık olmuyor. Siz yeryüzündeki enkarnasyonunuzun gereği olarak, maddî problemlerle çevrili hâldesiniz. Kendinizi bunlardan ayıramazsınız ve ayırmamanız lâzımdır. Doğru görüş verecek bilgiye sahip olmak önemlidir. Maddeye ait şeyleri hiç dikkate almamak ruhsal şeylere önem vermemek kadar hatalıdır. Maddî sorumluluklarınızı rafa kaldıramazsınız. Ruhsal vazifelerinizi de ihmal etmemeniz gerekir. Dengeyi bulmanız lâzım.”

Medyomun bir sorusunu cevaplandıran Silver Birch, bu konu üzerinde yine ısrarla durdu:

“Kederi tanımladıkça mutluluğun zevkini bulamazsınız. Eğer keder olmasaydı mutluluk mutluluk olmazdı. Çünki onun ne olduğunu anlayacak araçlarınız bulunmazdı. Siz onun mutluluk olduğunu ancak acıyı tatmış olmanız sayesinde anlayabiliyorsunuz. Eğer sadece ışık olsaydı, onu tanıyamıyacaktınız, çünki karanlık ile onun arasındaki farkı bilmeyecektiniz.”

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana