ÖLÜM TESTİ İLE RUH GÜCÜNÜZÜ ÖLÇERSİNİZ - SILVER BIRCH - BÖLÜM 18

Share

ÖLÜM TESTİ İLE
RUH GÜCÜNÜZÜ ÖLÇERSİNİZ

Hannen Swaffer özel celselerinin rehberi Silver Birch, son zamanlarda yasa girmiş bir medyoma hitaben yaptığı konuşmada, ölümün ruh açısından bir açıklamasını yapmış oldu. Önce, karısının ölümü gibi ağır bir tecrübe karşısında aldığı tavır övüldü.

“Onların hepsi sizinle iftihar ediyorlar. Buhran anında siz, onca yıl, yolunda bağlılıkla hizmet ettiğiniz bütün bilgi ve prensiplere ve onları gereklerine sadık ve vefakâr olduğunuzu kanıtladınız.

Dünyada yaşayan herkes ölmek zorundadır. Bu, kanunun bir kısmıdır: Dünyanızın üzerinde sonsuza dek yaşayamazsınız. Fizik bedenin, fonksiyonunu tamamladıktan sonra ruhsal bedenden ve onu canlandıran ruhtan ayrılması kaçınılmaz bir şeydir. İşte bu suretle geçiş safhası gerçekleşir ve ruh, sonsuz yolculuğunun bir bölümü olarak, yoluna devam eder.

Bu olduğu zaman tabiî ki hüzün verici oluyor, çünki çoğunuzun spiritüel görüşleriniz –ne yazık ki- maddî âlem ile, yani kabuk ile kılıflanıp daraltılmış ve derinde yatan yüce gerçeklerle ilgisi olmayan şeylerle kısıtlanmış durumdadır. Fakat size ne mutlu ki, kabiliyetleriniz var. Sizin ruh gözleriniz açık. Sevdiğiniz kişinin, sizi ruhen değil, sadece maddî bakımdan terk ettiğini biliyorsunuz.

Sevginin birleştirdiği ve ruhta bir ettiği kişileri ölüm ayıramaz. Nerede olursanız olun, evde, dışarıda veya çalıştığınız yerde, karınız daima sizinle beraber, kendi hayatı olan hayatınızı sizinle paylaşmakta. Yeryüzünde onun için, sizinle paylaşmış olduğu hayattan başka hayat mevcut değildir.

Biliyorsunuz ki eşinizin bizim ailemize sizden önce gelmesi daha iyi oldu. Çünki siz daha kuvvetlisiniz ve fiziksel ölüm gerçekleştiği zaman ortaya çıkacak olan problemlerle siz başa çıkabilirsiniz. Onun şimdi burada hazır bulunduğunu size söylememe lüzum yok. Onu ne görebiliyor ne de duyabiliyorsunuz ama o size kendi kalp atışlarınız kadar yakındır. Siz yolunuzda ilerleyin ve ölümün ruhu söndürebilecek bir şey olmadığı bilgisinin yüceliğini etrafınıza gösterin. Hayat ve sevgi ölümden kuvvetlidir ve onlar hep devam edecektir, çünki onlar ilâhî niteliklerdir. Evinizin sükûneti içinde onun, karınızın orada olduğunu fark edeceksiniz. O size yardım edecek, vereceğiniz kararlarda size yol gösterecek. Karar verme zamanı geldiğinde, size yön gösterilmesini bekleyin. Her şey iyi olacaktır.”

İlâhî Kaynağı Gösteren

“Yüreğinizi sağlam tutun. Çevrenizdeki insanları öylesine sakin bir azimkârlık içinde karşılayın ki, sizin, gerçekten ilâhî kudretin bir elçisi olduğunuzu ve bu sakin güveninizi hiçbir şeyin sarsıp bozamayacağını fark etsinler.”

O gece Percy Wilson ve eşi de hazır bulunuyorlardı. Rehberin sorusuna Percy cevap olarak, “Çok iyiyim ama yorgunum… Çok fazla iş var, bununla beraber, insanın çok az işi olmasından yine de daha iyidir.” dedi.

Bunun üzerine Silver Birch şöyle söyledi: “Bir makineden başka bir şey olmayan fizik beden içinde tezahür ettiklerini, tecrübe sahibi olanlar bile bazen unutuyorlar; gerçi çok komplike ve çok ince ama yine de sadece bir makine. Dinlenmeleri lâzım. Aksi hâlde eskiyip tükenirler. İşiniz bitmiş değildir. Dokunmakta olan nakışa eklenecek başka iplikler var daha. Dünyanız üzerinde ve bütün dünya hayatınız boyunca size çık şeyler ifade etmiş bütün bu hakikatler üzerinde izinizi ( işaretinizi) bırakacaksınız.

Cömertçe takdis olunmuşsunuz. Ancak ruhun varlığını büyük ölçüde idrak edenler, onun ışığını görmeseler bile hissederler; onun yüceliğini, güzelliğini, kudret ve değerini fark ederler.

Ruhsal kudret sınırlandırılamaz, çünki sonsuzdur. İşte benim ’Büyük Ruh’ diye adlandırdığım, başkalarının ’Tanrı’ dedikleri kuvvet, sevginin, bilginin, hikmetin, gerçeğin,ilhamın özü, özeti olan kuvvet bu kuvvettir. Bu harikulâde ruh kudretinin bir bölümü, her zaman için içinizde ve etrafınızdadır ve sizi bu büyük sevgi ile kuşatılmış hâlde tutar.

Bu, büyük sorumluluk da yükler. Şöyle ki, yaptığınız her şeyin en saf, en kutsal şekilde yapılmasını gerektirir. Asıl derdimiz cahil olanlarla değil, az bilenlerledir. Gerçi birinci de başlıbaşına yeter derecede kötüdür ama teşevvüş ve zorluk yaratan asıl bu az bilgili olanlardır. Çünki onlar PRENSİPLERE değil, KİŞİLİĞE öncelik tanırlar. ( gerçeklerden önce benliğe önem verirler.)

Biz sadece bilginin yayılmasını, böylelikle, mümkün olan her yerde ruh gücünün en dolgun ifadesini bulmasının sağlanmasıyla ilgilenirsiniz. Size söylememe lüzum yok: ilham ve şifa verme gücü ile, doğal iyilik tesirleri ile ilâhî kaynağını ispat edebilen yüce kudreti size sunmaktayız biz.

Biz formüller üzerinde yapılan dünyasal münakaşalarla ve görüş ayrılıkları ile meşgul değiliz. Bütün bunları çorak ve kuru teologlara bırakınız. Onlar, istiyorlarsa hiç önemi olmayan ve din ile, ruhsal gerçeklerle hiçbir alâkası bulunmayan şeyler üzerinde tartışarak uzun yıllar boyunca kendilerini aldatabilirler.”

Ruhsal Servet Sunuluyor

Rehber burada durdu ve stenograf Frances’e “fazla hızlı konuşuyor muyum?” diye sordu. “Hayır.” cevabını alınca da ekledi:

“Burada biz hepimiz, evrendeki en büyük gücün habercileri, temsilcileriyiz. İlâhî kudretin kanallarıyız. İnsanların sahip olabilecekleri gerçekten en değerli, en zengin manevî nimeti, onu almaya hazır olanlara iletecek araçlarız. Kuvvet ortada, gösterilebilecek bir olgu hâlinde duruyor. İcaplar ortada; bunların ne olduğunu takdir edebilecek kadar seçme kabiliyetine sahip olanların elinin altında, onlara nasip kılınmış olarak… Bu kuvvet bilinip tanındığı zaman, şimdi kendi inşa ettikleri lâbirentin içinde kaybolmuş olanları kurtuluşa ve özgürlüğe kavuşturacaktır.

Onların, Büyük Ruh’un istediği biçimde yaşayabilmeleri için çıkış kapısı işte burada. Onlar, kendilerinden daha az talihli olan başkalarına hizmet etmekle ve içlerindeki ilâhî ruha karşı bir ayıp sayılacak şartlar ve durumlar içinde yaşayan birçok mağdur kimseye barış, uyum, anlaşma sağlayacak temellerin dünyanızda nasıl kurulacağını göstermesi suretiyle büyük yetenekleri ve melekeleri kullanan ruhlar olabilirler.

İşte bizim, işe omuz vermeye ve nerede olursa olsun hizmet etmeye hazırlananlara sunduğumuz budur. Yolda durup, yolu tıkayanlar mutlaka azap çekecektir, hele onlar bilgiye sahipseler…Onlar er veya geç kenarda kalacaklar, çünki ilâhî plân mutlak surette gerçekleşecek.

Ruh gücünün bütün dünyayı çepeçevre saracağını size bildirmeme lüzum yok; öyle ki, yorgun yolcuların, içinde içsel huzuru bulacakları ve varoluşlarının amacını gerçekleştirecekleri kutsal sığınaklara ulaşmaları için yol gösterecek ‘ruhun deniz fenerleri’ ( hayır yolunda hizmet eden hayırlı kişiler) ışıklarını dört bir yana yayacaklar.

Sizin ve diğerlerinin dünyanıza gelmenizdeki hedef budur. Bu aynı zamanda, dünyanızı terk etmiş oldukları hâlde, kendilerini hâlâ oraya adamış bulunan ve imkân buldukları her yerde hizmet edecek olan birçok büyük ruh vazifesidir.

Çok hazindir ki, birçokları başlangıçta kendileri cezp etmiş olan muhteşem vizyonu kaybettiler. Fakat biz el koyduğumuz işe mutlaka devam etmeliyiz ve şimdi artık dünyanıza daimî olarak yerleşmiş o gerçekleri hiçbir kurumun, hiçbir insan veya insanlar topluluğunun, yerinden sökmeye güçleri yetmeyecektir. Farkındayım, bu sözlerim kulağa vaaz gibi geliyor.

Neler başarılmış olduğunu veya hizmetinizin kapsamını siz kendiniz ölçemezsiniz. Eğer bir matemlinin gözlerindeki yaşları silmiş olsanız, eğer sadece bir tek hasta iyileşmiş olsa, işte bütün bunlara değer.”

Burada Rehber durdu ve Wilson’a dedi ki, “Bana ne sormak isterdiniz?”

Wilson cevap verdi: “benim hangi sözüm, şimdi söylemiş olduğunuz şeylerle kıyaslanabilir ki? Sizin Öteâlemden gelen sözlerinizi dinlerken duyduğum huzur ve ilhamı hiçbir zaman duyamam. BU SÖZLER, TESELLİ VERDİKLERİ İÇİN DEĞİL –çünki teselli de bunun içinde- ASIL, İNSANA BÜTÜN GÜCÜ İLE HİZMETE DEVAM ETME AZMİ VE KARARINI KAZANDIRDIĞI İÇİN FERAHLANDIRICIDIR.”

Vazife Bitirilmelidir

“Evet” dedi Silver Birch, “İşte elleriniz bir kere hizmet sabanını tuttuktan sonra yapacağınız bu olmalıdır. Biz sürmeye devam etmeliyiz, sağa ve sola dönmeden. Adanmış olduğumuz, birçoklarınızın da talep etmiş, kendi kendini adamış olduğu görevi bitirmeliyiz.”

Wilson şunları söyledi: “Çok zaman önce, sizin dünyanızdaki dostlarımdan öğrendiklerim, hizmet hakkındaki düşüncelerimi tamamen değiştirmeye yöneltti beni. Hayli zamandan beri artık öyle hisseder ve öyle görünürüm ki ben herhangi bir kimseye yardım edebildiğim zaman, aslında o dostlar bana hizmet ediyorlar.”

“Bu doğrudur, çünki onlar kaderlerinizi ( plânınızı) gerçekleştirebilmenize yardım ediyorlar. Özvarlığının amacını gerçekleştirmek ruhsal yenileşmenin bir kısmıdır. İşte ruhsal kanun ile fizik kanunlar arasındaki görünürdeki çelişme buradadır. Ruhsal zenginliklerinizden ne kadar çoğunu verirseniz, o kadar daha çok zenginleşmiş olursunuz. Eğer tekâmül etmek, gelişmek, ilerlemek istiyorsanız, kendinizi unutmak ve başkalarına hizmet etmek gerekir, fakat sadece, hizmet edilmeye hazır olanlara.

Biz ‘Elinden geliyorsa beni ikna et bakalım!’ diye meydan okuyanlarla ilgilenmiyoruz. Biz insanları ikna etmeye heveslisi değiliz. Onlar kendi kendilerini ikna etmek ( inandırmak) zorundadırlar. Büyük Ruh’un herbir çocuğu, dünyasal enkarnasyonu sırasında, kendi kaderini ( plânını) gerçekleştirebilmesine yarayacak o bilgiyi alma fırsatı ile karşılaşır. Doğal yasalar her şeyi içine alır. Hiçbir ayrıcalık yoktur.

Gerçekten kozmik bir şema olan bu düzen içinde hiçbir şeyin ve hiçbir kimsenin ihmale uğramasına imkân bırakmayacak kanunları yaratmış olan sonsuz bilgeliğe bir selâmdır bu. Bu uçsuz bucaksız evren içinde, her şeyin bütünlük ve beraberlik içinde bulunmasını sağlayan doğal yasaların uyumlu düzeni vardır.

Dünyasal kanunların bünyesi hakkında fikir veren bazı temaslarınız oldu. İnsan elinden çıkmış bütün kanunların esasta eksik oluşları nedeniyle, o kanunların gösterdiği sorunları biliyorsunuz. Kontrol edilmesi gereken şartların hepsini kontrol edebilecek yeterlilikte kanunlar yapabilmek, insanlar için imkânsızdır. Fakat değiştirilmesine veya yenilenmesine lüzum olmayan doğal yasalar için ayrıcalık yoktur. Onlar şaşmaz. Onlar daima vardı ve daima var olacaklar.”

Her Şey Plân’ın Kısmıdır

“Evreni yöneten bu mükemmellik işareti, İlâhî Kanun Yapıcısına ne büyük övgüdür! Dünyada bazen içinizi karamsarlıkla dolduran şartlarla, zorluklarla karşılaşırsınız. ‘Artık bu kadarı çok fazla! Şimdi bunun için ne yapacaklar?’ dersiniz.

Onlar onların hepsini biliyorlar. Bütün bu problemler plânın bir parçasıdır.

Biz sunacağımız her şeyi bütünü ile, düzenin bütününden sorumlu olan sonsuz mükemmelliğe sunarız. Birçokları şaşırabilir, yanılabilir ama Büyük Ruh asla yanılmaz. Yorgun, bezgin ve zevksiz olduğunuz ve başkaları davranmaları gerektiği gibi davranmadıkları zaman –ki bunlar bazen beşerî alışkanlıklar olarak adlandırılır- bilin ki yüzeyde görünen her ne olursa olsun, her şey ilâhî tarzda, iyi bir şekilde yürümektedir ve yüce bir plân mutlaka gerçekleşme yolundadır.

İnsanların bulunduğu her yerde dertleriniz, sıkıntılarınız olacaktır. İnsanlar birbirinden farklı tekâmül kademelerindedirler. Bu nedenle, aynı problemleri aynı tarzda göremezler. Böyle olması zorunludur. Biraz daha tekâmül etmiş olmak şansına ulaşmış olanlar, merdivenin daha alt basamaklarında bulunanlara karşı şefkat, hoşgörü, anlayış içinde olmaya çalışmalıdırlar. Ne kadar yüksek mertebeye ulaşmış olursak olalım, yine de ulaşacağımız ve bizi bekleyen daha üst basamaklar vardır.

Ruhun bütün hizmetkârlarına ancak şunu söyleyebilirim ki sizden ancak yapabileceğinizin en iyisini yapmanız beklenir, ne eksik, ne de fazla. Görünüşte, gücünüzün sonuna vardığınız ve artık daha fazlasını yapamayacağınız zaman onu bırakın. Biz onu o noktadan alır ve yürütür ve o işi bitiririz.

Biz emretmeyiz, zorlamak da istemeyiz. Fakat siz başkalarına hizmet etmeye çalıştığınız zaman size hizmet etmek için kudretimizin en son sınırına kadar sizinle işbirliği yaparız, ta ki biz, sizlerle birlikte, ruh gücünün daha ileri ve daha geniş ölçüde tanınmasına yardım edene kadar.”

Rehber ilk ziyaretini yapan bir hanımı selâmlayarak şunu dedi: “Uzun bir yoldan geldiniz ve bütün yol boyunca zorluk ve kederler içinden geçerek… Tünelden hemen hemen çıkmak üzeresiniz. Tünelin iyiliği şudur ki başlayınca bitirirsiniz ve ışığı görürsünüz. Fakat size yardım edilmiştir.”

Ölümden Kurtarıldı

“Muazzam bir şekilde,” diye cevap verdi ziyaretçi. “Siz olmasaydınız, şimdi ben burada olamazdım. Daha 11 yıl önce ruh âlemine geçmiş olacaktım.”

Silver Birch bunu bildiğini söyledi ve ona yardım etmiş olan medyomun adını verdi. O medyom o celsede hazır bulunuyordu. “O (medyom hanım) gerçekten bir kuvvet abidesidir.” dedi Silver Birch. Ziyaretçi, “Çok fazla çalışıyor.” diye cevap verdi.

“Öyle ise yine dinlenmeye mecbur kalacak.” dedi Rehber. “Bizim uygulayabileceğimiz tek çare budur. Uysal olmayan çocuklar, hazırlanmış düzenleri tepinip tekmeleyerek bozdukları zaman onları tedavi için yapılabilecek tek şey vardır. Onları yatağa yatırmak gerekir. Sizin dünyanızda yaramaz çocuklara yapılan da budur. Biz de bu yöntemi izledik ve çok etkili bir ilâç olduğunu gördük. Siz yatağa düştüğünüzde, bu, ruhunuzun serbest h 6le geçmesi ve kendi tabiatının esas bir kısmı olan canlandırıcı, enerji verici kuvveti sağlaması için en elverişli zamandır.

Çok iyi ellerdesiniz. Üzülmeniz için hiçbir sebep yok. Siz nasıl hizmet etmiş iseniz, size öylece hizmet edilmiştir. Hayatınızın en sorun dolu anlarında, her şeyin kapkara göründüğü ve en ufak bir ışık pırıltısı bile bulunmadığı zamanda size yol gösterildi. O zamandan beri yol genişlemeye devam etti sizin için ve siz onu azim ve sabırla takip ettiniz. Şimdi yaptığınız gibi devam edin. Ruh güneşinin, ışıklarını sizin üzerinize dökmesini engelleyecek kadar büyük bulutlar yoktur. Arasıra kaçak gölgeler olacak, fakat onlar geçecek. Eğer gölgeler olmasaydı, güneş ışığı da olmazdı.”

Ziyaretçi, birisini ruhsal gerçeklerle ilgilendirmek için tam altı hafta boyunca boş yere uğraştığını söyledi.

“İnsanların, fırsata sahip iken bunu kullanmamaları hazin oluyor. Ama yine de, siz atı suya götürebilirsiniz de, ona suyu zorla içirtemezsiniz. Eğer insanlar, onların susuzluktan çatlamış gırtlaklarını rahatlandırmakla kalmayıp, onları aynı zamanda ruhsal hürriyete kavuşturacak manevî suyu reddederlerse, bunda sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.”

“Peki, onları bir dahaki dünyaya bırakmak zorunda mıyız?”

“Birçokları, bütün o yanlış kanaatleri ile birlikte buraya geliyorlar. Fakat vakti gelince öğrenmeleri gerekecek. Hazır oldukları zaman ışığı görecekler. Siz devam edin. Büyük bir sevgi ile çevrelenmiş hâldesiniz. Bu sevgi, bizim dünyamızda size yakın olan ve asla terk etmeyenlerden size geliyor. Siz kabilenin sonuncususunuz. Siz selâmette olacaksınız. Elde ettikleriniz, emeğinizin sonucunda kazandıklarınızdır. Ruhsal kayıtlar çok iyi bir şekilde tutuluyor, hesaplar mükemmel yapılıyor. Biz bazen spiritüel bir zimmete izin veririz ama sonra bu borç yine ödenir.”

Eşini kaybetmiş bir başka kocaya hitaben şunları söyledi: “Siz karınızı kaybetmediniz, onu gittikçe daha çok fark edeceksiniz. Sevgi, hazinelerin en büyüğüdür. Sevgi Büyük Ruh’un ifadesidir. Sevgi, Nasıralı’nın söylediği gibi, kanunun yerini bulmasıdır. Evren sevgi üzerinde durur. Siz sevgi gösterdiğiniz zaman ilâhî olanı tezahür ettiriyorsunuz, Büyük Ruh’u ifadelendirmiş oluyorsunuz.

Ben sevgi dediğim zaman sadece kendilerine karşı çekiliş duyduğunuz kimseleri kastetmiyorum. Siz ıstırap çeken herkese, sadece insanlara değil, gafil, budala ve merhametsiz insanlar tarafından sömürülen hayvanlara karşı da sevgi ve merhamet duymalısınız. Sevgi ve şefkat, birbirinin sonucudur. Eğer sevginiz varsa, şefkatiniz de var demektir. Sizden bütün istediğimiz, dünyada sevgi göstermenizdir, tıpkı bizim kendi dünyamızda yaptığımız gibi.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana