HAYATIN ANAHTARI ÖLÜMDEDİR
Hannen Swaffer’in özel celselerine rehberlik eden Silver Birch, yaşlı annelerinin ölümüne tas tutan iki kardeşe hitap ederken, ruh âleminin ölüm karşısındaki tavrını şöyle ifade etmişti:
“Anneniz bizim dünyamızda hâl değiştirdi. Bu onun inanç ve bağlılık içinde geçirdiği uzun dünyasal hayatının ödülüdür. Babanız, vefakâr arkadaşına tekrar kavuşmak için uzun zaman büyük sabırla beklemek zorunda kalmıştır.”
Evrendeki kutupluluktan sizlere birçok defa bahsetmiştim. Sizin kaybınız çok defa bizim kazancımız, kederiniz bizim sevincimiz, sizin karanlığınız bizim aydınlığınız oluyor. Ve hatta sizin zaferleriniz bizim için hüsran, yine sizin sevinciniz bizler için keder sebebi olmaktadır. Bir manzaranın yalnız ufak bir kısmını görürken, onun bütünü hakkında tam bir anlayışa sahip olamazsınız. Keşke içsel bir görüşe sahip olsaydınız.”
En Ufak Bir Kırışığı Olmayan
“Dünyasal formu ile çok uzun zamandan beri birlikte bulunmuş olduğunuz için, onu şimdi burada, ışık saçan, gençliğin doruğunda, hiçbir hastalığı ve ıstırabı olmayan, kocasına ve kızına yeniden kavuşmuş kadınla –ki bu annenizdir- birleştirebilmeniz mümkün değildir. Bizim âlemimize gelen birçok varlık –hatta bilgi sahibi olanlar için bile- bu hayret verici yepyeni bir hakikatın ortaya çıkışıdır. Bu hayatın bütün dolgunluğu ile bütün göz kamaştırıcı realitesi ve görkemi içinde sizlere aktarılması imkânsızdır. Karşılaştırıldığı zaman sizin dünyanız çok fakir, çorak ve cılız kalıyor.
Ölüm bir ödüldür; ölüm hürriyettir; ölüm kurtuluştur; ölüm ikinci doğuştur; ölüm büyük bir kurtarıcıdır; ölüm hayatın anahtarlarını elinde tutar ve hapisanenin kapılarını açarak o kadar zamandan beri mahkûm olanı, sizin dünyanızda mümkün olmayacak bir şekilde hayatın tadını alabilmesi için serbest bırakır. Bir fizik bedenin bütün dertlerini, acı ve zaaflarını unutunuz. Annenizi omuzları dik, güzel saçları ve parlak gözleri ile gözünüzde canlandırınız. O kocası ve kızı ile buraya, size büyük bir haber vermeye, sevgi ile birleşenleri ölümün ayıramayacağını bildirmeye geliyor. Anneniz kendisinden önce gelenlerin birçoğu ile buluşmuştur.
Yük sizindir, onun değil. Siz hâlâ dünyaya zincirlenmiş durumdasınız. Fakat bilgiye sahip olduğunuz için, kalpleriniz ne kadar kederli olursa olsun, bilginin getirdiği sorumluluğa da sahipsiniz. Fizik kalıbı özleyip aramanın beşerî bir şey olduğunu biliyorum. Fakat onun adına mutlu olun. Doğa yasası onun kurtuluşu yolunda hükmünü yerine getirmiş bulunuyor. Bu İlâhî Adalet fiili ile kimse boşa çıkamaz.
Sevininiz ve yüzünüzü değişmez olguya doğru çeviriniz ki ruhun hakikatı oradadır. Eviniz sakinlerinden birini kaybetmiş değildir. Orası hâlâ size kendi bedeninizin üyelerinden daha yakın varlıklarla doludur. Bir ruhun ruh ile birleşmesi, herhangi bir fizik yaklaşmadan çok daha sıkı olur. Başınızı dik tutun ki bilginizin gerektirdiği liyakat seviyesinde durabilesiniz.
Eğer insana ait zaaf sizi odanızın sessizliği içinde gözyaşları dökmeye yöneltiyorsa, bırakın aksınlar, sonra onlara durmalarını emredin. Annenizin daima sizinle beraber olduğu hakkındaki bilginizde sakin, devamlı ve istikrarlı olun. Bunu kazandığınız zaman onunla birleşmiş olacaksınız. Dünya sizin sadece geçici olarak kaldığınız yerdir, barınağınız değil.”
Bilgisizlik Bir Düşmandır
Celsede hazır bulunanlardan biri, kısa bir zaman önce dünyadan ayrılmış olan bir kadın arkadaşını sordu. Rehber şöyle cevap verdi:
“Eğer o çok mutluydu diyecek olsam, doğruyu söylememiş olacağım. Uğraşmak zorunda olduğumuz problemlerden birisi de budur. Bilgisizlik, mağlup edilmesi gereken düşmanlardan biridir; yanlış telkin ve öğretimlerle insan ruhuna ekilmiş olan bilgisizlik, batıl inanç ve her türlü karanlık fikirler. Bu ithamları, ruhu, onun doğal mekânı olan ışıktan çekip alarak karanlıklar içine hapsetmeye çalışan ve çok yanlış olarak din kisvesine bürünen yobazlığın kapısına koymak gerekiyor. Burada bizim âlemimizde süren keder hâlâ sizin dünyanızın etrafını çeviren o üzüntü dolu atmosfer yüzündendir.
Herkesin bu âleme geçer geçmez otomatikman mutlu olduğu doğru değildir. Sevdikleri kimselerin çok zaman ümitsizlik ve çaresizlik içinde çırpındıklarını seyrederken nasıl mutlu olabilirler? Onlara hemen yardım edemeyişimiz üzücü bir şeydir.
Arkadaşınızın da buraya uyabilmesi biraz zamana bağlı; dualarınız yardımcı olacaktır. Bütün batıl inançların kırılması lâzım. Pek çok varlık buraya hazırlıksız, intibak edemeyecek durumda, yetersiz hâlde geliyorlar; çünki bunlar yanlış eğitim kurbanlarıdırlar.”
Rehber, ziyaretçilerden birine izli kalmış psişik kuvvetlerini geliştirdiği takdirde sağlığının düzeleceğini söyledi:
“Bu, işi çok olan kimseler için kolay bir iş değil.”
“Bu derece nasıl meşgul olabiliyorsunuz ki, size varlığınız için en esaslı olan şeyi dahi ihmal ettirebiliyor?” diye sordu Silver Birch.
“Ruhunuzun gelişiminden daha önemli ne olabilir ki? Daha hayatî önemde olan ne ile meşgulsünüz? Bu bir perspektif meselesidir. Dünyanızdaki insanlar birbirlerini havaya uçurup parça parça etmeye çalışıyorlar. Meşguliyet denilen bu mudur?”
Dünyanın Sahte Koşuşma, Telâş ve Didinmeleri
“Bilgi sahibi ruh, maddesel dünyanın sahte uğraşmaları ağına düşmez. Eğer ruhsal niteliklerinizin gelişimine imkân verirseniz bu sizin hayatınızı daha kötüye değil daha iyiye doğru götürür. Ben insanları, ruhların aydınlanıp gelişmesi için gereken zamanı ayırmaktan alıkoyacak kadar başka işlerle meşgul oldukları yolundaki iddia ve münakaşalara pek itibar etmem; çünki bu, hakikaten gölgenin peşinden koşmak ve esası, özü kaybetmektir.”
Son olarak, “Birçok yerde birikmeye devam eden muazzam korku”ya temas ettikten sonra Rehber şunları söyledi: “Yine de biz bu karanlık düşünceleri bir kenara koyalım ve şifa bulmaz iyimserliğimizi sürdürelim. Çünki biz ışığı görmek ve realite ile yüz yüze gelmiş olmak ayrıcalığına sahip bulunuyoruz. Bize daha doğru bir anlayış veren bunca bilgiyle, yeni ve üstün realitelerle tanışmaktan dolayı çok şanslıyız.
Hepimiz bizi bekleyen işi, o işin şekli ve tarzı ne olursa olsun, hepsinin aynı derecede önemli olduğunu bilerek omuzlamaya hazır olmak zorundayız. Hizmet etmekten asla usanmayız. Nere ve ne zaman imkân bulursanız hizmet ediniz, çünki sizden daha az şanslı olanlara yapmak kudretinde olduğunuz yardım, vaktinizin o kadar büyük bir kısmını alan iş ve yükümlülüklerinizden çok daha önemlidir.”
Her zaman yaptığı gibi Silver Birch, celseyi şu tipik dualarından biri ile açmıştı:
“Ey Büyük Beyaz Ruh, senin ilâhî suretini taşıyan bizler, bizi sana bağlayan ebedî bağları daha kuvvetlendirmek için sana yaklaşmak istiyoruz. İçimizdeki ilâhî kudreti daha kapsamlı ifadelendirebilmek için… Senin bilgi ve hikmetinin alıcıları olmanın ölçüsüz mazhariyetine kavuşmuş kişileriz.
Şahit olduğumuz tecelliyattan eminiz. Hiçbir şüphe gölgesi taşımayan bir samimiyetle biliyoruz ki her şey yüce sevgi ile birleşmiş bilgi ile yönetilmektedir ve biz büyük evren dizisi içinde senin ilâhî hikmetinle her birimize vermiş olduğun rollerimizi oynamak için çaba gösterdikçe, daha derin bir anlayış ve yardımla karşılaşacağımızı bilmekten dolayı huzur içindeyiz.
Kalplerimiz şükranla doludur, çünki hakikatin güneşli yolunda yürüyoruz. Biz biliyoruz ki semavî varlıkların rehberliği bizler için daima hazır, ki onların istediği tekâmül yolunda bizlere yardımcı olmaktır. Böylece biz de sıramız gelip hazır olunca başkalarına, tıpkı bize yapıldığı gibi hizmet edelim ve motivasyonların en büyüğü olan hakikati yayalım.
Çabalarımız sayesinde senin elçilerin olmak liyakatini kazanalım. Ve senden gelen kudretleri daha bol olarak alalım ve bu kudretleri bizden daha az şanslı olanlara yardım yolunda kullanalım. Böylece onlar karanlıktan kurtulup ışığa kavuşsunlar, onlar da şüphenin yerine kesinlik, zayıflığın yerine kuvvet, hastalığın yerini sağlık, bilgisizliğin yerini bilgi alsın. Ve onlar da başları dik, yürekleri pek, güvenle yürüyebilsinler. Çünki her şeyi sevgi ile kucaklamış ve her şeye hâkim olan İlâhî İyilikten onlar da haberdardırlar.
Bu her zaman hizmet yolunda olmaya çalışan Kızılderili hizmetkârının duasıdır.”
