BASİT BİR YAKLAŞIM - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 1

Share

BASİT BİR YAKLAŞIM

Ruhsal âlemle iletişime geçtikçe, kalplerimizi de sevgiye açmış oluruz.

Sevginin, ruhsal uyanışa giden yol olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bizler de sevgi olabilelim diye Tanrı’ya, Yaradanımıza dua ediyoruz.Daha çok sevgi oldukça daha bilgili, Tanrı’nın kudretiyle daha güçlü oluyoruz. Hepimizin kalplerinde ve yaşamlarında sevgi, bilgi ve kudretten oluşan bu Kutsal Üçlü tezahür etsin.

İnsanın hayatının temel amacı; hakikati, kendi iç varlığından ortaya çıkacak olan hakikati bulabilmektir. Derinlerde saklı bulunan hakikati bulmaya çalışırken dış benliğimizin oluşturduğu pek çok engel karşımıza çıkacaktır.

 

Ancak bu engelleri aştıkça, öte âlemdeki sevdiklerimizle birlik oluşturabilecek, evrendeki kozmik yaşam ve şifa enerjileri ile bağlantı kurabilecek, onları diğer insanların yararına kullanabilecek ve ruhsal âlemden insanlığa yardım eden varlıklarla uyum hâline geçebileceğiz.

Dağın, cennet tarafındaki zirvesine tırmanmak uzun ve engebeli bir yoldur. Ve kendini bekleyen parlak geleceği fark edene kadar insan, materyalizmin getirdiği acıları çeker durur.

İnsanoğlu kederden, hastalıktan, ayrılıktan, sınırlılıktan dolayı acı çeker; korkusu, alınganlığı, endişesi sürüp gider; savaş ve çekişmelere maruz kalır. Fakat hiç kimsenin, gerçek mutluluğu ve kendi öz varlığını anlaması için bedenini terk edinceye kadar beklemesine gerek yoktur.

Doğrusu, insan halen dünyada iken ruhu aramayı öğrenmedikçe, sadece bedenini terk ederek, gerçek özgürlüğü ya da sevinci bulamayacaktır.

Her varlığı parlak bir gelecek bekliyor. Fakat bu, üstün bir çabayı gerektirmektedir. Aslında üstün çaba oldukça ilginç bir konudur da.

Örneğin müziği seviyorsanız ve duygularınızı, düşüncelerinizi müzik aracılığıyla ifade etmek istiyorsanız, kendi enstrümanınızla yoğun çalışmalar yaparak ustalık kazanmak, sizin için bir sevinç kaynağıdır.

Severek, isteyerek ilgilendiğiniz bir konuda ilerlemek için, neye mal olursa olsun hiçbir zorluktan yılmazsınız. İşte, bu şekilde yapmış olduğunuz işlerde kendi varlığınızla ilgili bir çalışma vardır.

Kendi varlığınız üzerinde çalışmak, ille de meditasyon yapmayı gerektirmez. Meditasyon, sizin yolunuz için gereksiz de olabilir, fakat bir yolda yürümeye karar verdikten sonra, o yolda sabırla devam ediniz.

Başka yollara, yan yollara sapmayınız. Başka bir kimsenin ya da kimselerin sizinkinden daha iyi bir yol bulduğunu düşünerek kendi yolunuzu bırakmaya kalkmayınız.

Yoksa bu aynen kırda çiçek toplayan çocukların hâline benzer; önce çocuklar kendi başlarına çiçek toplarlarken, içlerinden biri daha güzel, daha farklı bir çiçek bulduğunda, hepsi o çiçeklerin olduğu kısma üşüşür ve kırdaki kendi bölgelerini bırakırlar. İşte, dünya insanı da kırdaki çocuklar gibidir ve ruhsal hakikatler karşısında başka yollara sapar durur.

Fakat böyle yapmak doğru değildir. Elbet bir gün gelecek ve içinizdeki ses size, “İşte bu benim yolum, bu yolda iç huzuru bulabilirim. Ne olursa olsun bu yolu izlemeliyim.” diyecektir.

Kararınızı verdikten sonra ise o yolda sabır göstermelisiniz. Tabiî ki bu, sizin için her zaman kolay olmayacaktır. Fakat sabırlı olursanız, hepsinden önemlisi, inancınızı hiçbir zaman kaybetmezseniz, tutmuş olduğunuz yol sizi kesinlikle hedefinize götürecektir.

Ruhsal gelişim yolunuzda yürümeye devam ederken dünyasal olanla ruhsal olanı, geçici ve zahirî olanla kalıcı ve gerçek olanı ayırt etmeyi öğrenmeniz gerekir. Dünyasal arzular bir kez içinize girdi mi, ruhsal gerçeklerden şüphe etmenize neden olurlar.

Ruhsal gelişiminizin her basamağında, size apaçık ruhsal gerçekleri basit kuruntularmış gibi göstermek isteyen “şüphe” ile defalarca karşılaşırsınız. İnsanı şüpheye götüren bu bencil düşünceler, sezgilerinizle elde etmiş olduğunuz pek çok ruhsal gerçeği, sadece kendi imajinasyonunuzun ürünü olan, ispatlanamaz hayaller olarak göstermeye çalışır.

Elbette ki, kendi sınırları içinde dünyasal isteklerin de bir görevi vardır, ama bunlar daima üstün benliğimiz tarafından kontrol edilmelidir.

Benliğin ve dünyasal anlayışın, saçma, anlamsız diye nitelendirdiği bir gerçek; ruhsal varlığımız için çok değerli olabilir, hatta varlığın daha yüksekteki anlayışına göre az bulunur kıymetli bilgiler olabilir. İşte bu yüzden ayırt etmeyi öğrenmeli ve “Sezar’ın hakkı Sezar’a” diyerek hakikatin parlak incilerini aramaya devam etmeliyiz.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana