SAĞLAM KAFA SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 4

Share

SAĞLAM KAFA
SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR

Ruhsal gelişimin açıklanmasında ve bir şifacının hazırlanmasında değineceğimiz bir nokta da, yukardan gelen ışığın aktarılabilmesi için sağlam bir beden ve sağlam bir zihne sahip olmanın önemidir.

Bedeni yıpratacak, tüketecek, zihnin sağlığını bozacak her türlü işten uzak durulmalıdır. Düzgün bir ruhsal gelişim sağlıklı olmaya yardım eder. Ve bunun ardından gelecek sağlıklı bir zihin de, ruhsal yetenek ve özelliklerin gelişmesine yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki her birimiz alıcı-verici istasyonlar gibiyiz. Görünmeyen hayat plânlarından gelen tesirlere cevap verirken, aynı zamanda diğer insanların düşünce ve hayatlarının harekete geçirdiği dünyasal titreşimlere ve etkilere de tepki gösteririz.

Sık sık endişenin, korkunun, kinin, sinirliliğin, her türlü bağımlılığın bizi hastalık gibi etkilemesine izin veririz. Ve genellikle de neden böyle hissettiğimizi anlayamaz, bilinmeyen düşmanımızın üstesinden niçin gelemediğimizi fark edemeyiz. İşte bu, gerçek sağlıksızlıktır.

Çok mu açık konuşuyoruz? Fakat sizler, ruhsal gerçekleri arayan, tekâmül etmek isteyen kimselersiniz ve bunun için kendi enstrümanınızı kullanmayı iyi öğrenmelisiniz.

Önceden söylediğimiz gibi, müzik âleti çalmak istiyorsanız, tekniğini öğrenmelisiniz; yazar olmak istiyorsanız, kelimeleri kullanmayı öğrenmelisiniz; ressam olmak istiyorsanız, şekil ve renkleri öğrenmelisiniz.

Bu nedenle ruhsal gelişimin bedelini ödemeye hazırlanmalı ve bu gelişimin sizden istediği eğitimden geçmelisiniz. Bu ise, sağlık ve bütünlüğü en azından belli bir derecede tezahür ettirene kadar sürekli bir zihinsel arınma gerektirir.

Sağlıksız bir zihniniz varsa nasıl sağlıklı bir bedeniniz olabilir? Bedensel olarak fevkalâde sağlıklı, fakat zihnen sağlıksız birsürü insan tanıdığınızı söyleyeceksiniz. Fakat bu sadece bir zaman meselesidir, huzursuz ve uyumsuz bir zihin uzun süre sağlıklı kalamaz.

Bu yüzde, daima sağlıklı, yapıcı ve iyimser düşününüz. Burada kastettiğimiz safça bir iyimserlik değil elbette. Demek istediğimiz, dünyada yaşanan tüm çelişki ve ıstırapların insanın ruhsal tekâmülü için olduğunu bilen bir iyimserliktir.

Sağlıklı bir zihinsel gelişiminiz olduğu takdirde, korku ve depresyon girdabına sürüklenmeden, tüm düşüncelerinizde pozitif olarak, görünen ve görünmeyen her şeyin arkasında iyilik olduğunu bilerek yaşayabilirsiniz.

Sizler sık sık sinirlenir ve rahatsız olursunuz. Bunun nedeni dikkatinizi çelen çok fazla şeyin olması ve kafanızın içinde çok fazla hareket bulunmasıdır.

Genellikle tek bir kez yapmak durumunda kalacağınız bir işi, zihninizde yüzlerce kez tekrarlarsınız. Kendinize defalarca, “Bu işi tekrar tekrar denemeliyim.” dersiniz, ama bu “tekrar tekrar” hiç yapılamaz.

Kendinizi hazırlayın ve işin yapılma vakti gelince usulca yapıverin gitsin. Önünüze çıkacak bir işe o anda başlayıp sükûnetle yapıp bitirmenin önemini fark edebiliyor musunuz?

Yapılacak herhangi bir iş ya da vazifeyi, onunla karşılaşana kadar zihnin dışında tutmak daha iyidir, fakat incir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar küçük problemlerden kuşkulanma huyunuzu bir kenara bırakmalısınız.

İnsanların büyük çoğunluğunun zihni paçavra yığını gibidir. Yüksek tesir plânlarından etkile alabilmek, tüm bu ufak tefek şeylerin keşmekeşi içinde pek de kolay değildir.

Ruhsal bilgileri kafanızda yerli yerine oturtabilmişseniz, dış dünyanın bozucu tesirleri içinize işleyemez. Dış tesirler içeri sızmak için uygun bir an buluncaya kadar beklerler. Fakat zihin tıkabasa doluysa, insanoğlu yüksek âlemlerden gelen etkileri nasıl alabilecek ya da omuzundaki meleğin nasıl farkına varabilecektir?

Kumandayı siz alın, siz yönetin. Yaptığınız bütün işler yalnız bu amaca yöneliktir.

Bilge kişi hiçbir zaman rahatsız olmaz veya telâşlanmaz. Çevresinde hiçbir düzensizlik bulunmaz. Kendi kendisinin efendisi olarak çevresindeki her şeyi doğallıkla kontrol eder. Hiç hasta olmaz, acı çekmez, başı ağrımaz, üşütmez veya tabiattan kendine gelen hiçbir rahatsızlığa yakalanmaz.

“Hiç birimiz böyle bir seviyeye ulaşmayı ummuyoruz zaten.” diyebilirsiniz. Tabiî ki değil sevgili kardeşlerim, hiç biriniz bilge kişi değilsiniz, fakat tüm çabalarınız bu ideale doğrudur.

Uzun zaman önce insanlar hayatlarını ilâhîliğe adayıp manastırlara kapandıklarında, hasta olmanın günah olduğu düşünülüyordu. Başka bir hayatında, Kızılderili reis kardeşimizin hastalık nedir bilmediğini, bedenini fiziksel bir rahatsızlık yüzünden hiç terk etmeyip, sadece o seferki hayatının süresi bittiğinde, kendini öte âlemin cazibesine bıraktığını gayet iyi hatırlıyoruz.

Böylelikle ruh, bedeni terk ederek, yaptığı lâboratuar çalışmasından sonra öte dünyaya dinlenmeye çekilir. Eski öğretilerin dediği gibi, “Dünya lâboratuarından cennete dinlenmeye döneriz, dinlendikten sonra da tekrar dünyaya, araştırmamıza geri döneriz.”

Sağlık ve bütünlük içinde olmayı isteyiniz, bu aynı zamanda Babanızın da sizden isteğidir ve bunu, bu hayatınızda gerçekleştirmemeniz için de hiç bir neden yok.

İnsanlar bizden yardım istediklerinde her zaman sağlıklı ve iyi durumda olmanın prensiplerini açıklayamayabiliyoruz. Bunu belirtmemizin nedeni, varlıklara hazır oldukları zaman cevap verilmesidir.

Birtakım gerçeklerin ruh kardeşlerimize hemencecik söylenmesini akıllıca bulmuyoruz, çünki kişi o Anda aldığı bilginin şokunu uzun süre atlatamayabilir.işte bu yüzden varlığa, o anda sindirebileceği kadar gıda veririz. Daha sonra da izlemeye koyuluruz.

Eğer öğrenci, ciddiyet ve samimiyetini kanıtlar ve de basit kuralları izlemeye devam ederse, azar azar daha üst bilgilerin perdeleri açılır.

Başkalarına yardım etmenin gayet ince bir yolları vardır, birine uyan bir bilgi bir başkasına uymayabilir. Bununla birlikte, ruhsal ve fiziksel gelişme için sizlere vereceğimiz belirli kurallar da vardır elbette.

Bu kurallardan biri, beslenmenizle alâkalıdır. Bildiğiniz gibi, insan fizik bedenine ilaveten daha süptil bedenlere de sahiptir. Yediğiniz şeyler fizik ve eterik bedenleri oluşturan farklı atom tiplerine besin sağlar.

Eğer kişi ağır ve kaba yiyecekler yerse, bu, vücudundaki kaba atomların daha çok uyarılmasına neden olur. Oysa meyve, sebze, mısır, kuruyemiş gibi sadece güneş ışığı ile büyümüş besinlerle beslenmesi, varlığının daha üst kısımlarına faydalı olacak ve bu da onun ruhsal gelişmesine yardım edecektir. Kaba ve ağır nitelikli yiyeceklerle beslenmek sadece gelişimi zorlaştıracak ve süresini uzatacaktır, hepsi bu!

Vücut doğumdan orta yaşa ve de ölümüne kadar, zehirli oluşumlarla dolar.

Uygarlığınızın oluşturduğu yiyecekler hazmedildiği anda, hemen bu zehirli oluşumları üretmeye başlarlar. İçtiğiniz suyun bile böyle bir etkisi vardır. Yanlış seçilmiş yiyecekler kan akışını koyulaştırır. Bu ise, insanın orta yaşta ve daha ilerki yaşlarda hareket etme gücünün azalmasına neden olur. Eğer yürüdüğünüz yol ruhsal bir yolsa, amacınız fiziksel atomları saflaştırmaktır ve bedeninizin saf olmasını istiyorsanız saf yiyeceklerle beslenmelisiniz.

Et yememek daha iyidir, çünki hayvanlar genellikle korku ve dehşet hâlindeyken öldürülüyorlar; kan ve kırmızı et de, bu düşük vibrasyonlu kaba tesirleri vücudunuza taşıyor. Size, yanınızda oturan arkadaşınızı yemeniz gerektiğini söylesek bundan çok korkardınız ve bunun korkunç bir şey olduğunu düşünürdünüz, değil mi? Bir zamanlar şimdi sizin sapkınlık olarak gördüğünüz bu işi yapan yozlaşmış insan nesilleri vardı.

Fakat bir süre sonra yaşayan bir canlının etini yemek, zulüm etmenin ötesinde, damak tadı da vermeyecektir. Zulüm çok önemli bir konudur ve ruhsal yolda yürümek isteyen bir kimse kendisini zulmün her türünden arındırmış olmalıdır.

Yeryüzünde, hayvanlara yapılandan çok daha fazla zulüm vardır. Üzülerek söylüyoruz ki insanlık yarattığı zulmün kapsamının sadece hayvanlara değil kendi türdeşi insanlara kadar genişlediğini fark edemiyor.

Şimdi de şu can sıkıcı “sigara” sorununa geldik. Şunu bilin ki biz sizlere ille de şunu yapın demiyoruz, sadece bildiğimizi anlatıyoruz. Seçim size aittir.

Sigara içmemek kendiniz için, tüm varlığınız için daha iyidir. Eğer bu alışkanlığınızın üstesinden gelebilirseniz, bu, kendinizi kontrol etmenize de yardım eder. Sigara içmek hem fizik hem eterik bedenin tıkanmasına neden olur ve biz, sigara içen ve hâlâ içmeye devam eden kimselerin sınırlı bir alanda faaliyet gösterebilecekleri kanaatindeyiz.

Sigara bir zehirdir, aynı zamanda çay ve kahve de böyledir. İlle de çay içmeniz gerekiyorsa, Paraguay ( mate), Çin ya da şifalı otlardan yapılan çayları tercih edin.

Bununla birlikte, biz aşırılığı da sevmeyiz. Daima orta yolu, ayırt etmeyi, dengeyi ve bilgeliği tavsiye ediyoruz. Yine de bu ruhsal yola girdikten sonra öğrendiğiniz her yeni bilgi, bedeninizin sizin üstünüzde olan hâkimiyetini azaltacaktır.

Bununla birlikte, düşüncelerinizin niteliği ve hayata bakış açınız, yiyeceğiniz besinlerin seçiminden daha önemlidir.

Fizik, astral, ruhsal tüm bedenlerinizin Büyük Ruh’un, yani içteki Tanrı’nın tapınağı olduğunu unutmayın. Bu yüzden kendinizi daima tanrısal titreşimlere ayarlamaya çalışmalısınız, daima O’nu arzu etmelisiniz.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana