İNSAN AURASI - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 7

Share

İNSAN AURASI

Şimdi de size auradan söz etmek istiyoruz. Tüm ruhların sizlerle aura aracılığıyla bağlantı kurabildiğini hatırlayın.

İnsanın seyyal bedenleri için farklı farklı terimler kullanılagelmiştir ve bizim de başka düşünce okullarında kullanılanlardan daha farklı bir ifade kullanmamız olasıdır, ama yine de konuyu mümkün olduğu kadar basit ifade etmeye çalışacağız.

Kapsamlı bir bilginiz olmadan aurayı doğru olarak okuyamazsınız. Örneğin yeni yeni vizyon görmeye başlayan bir durugörürün görebildiği aura sadece birkaç santim kalınlığında, mavimtrak, fizik bedenden oluşan bir auradır ve bu kişi tüm aurayı gördüğünü söyler.

Gördüğü ise, dünya ile ruhsal hayat arasında aracı olarak kullanılan, bedene nüfuz etmiş olan canlılık enerjisidir.

Eterik veya hayatî dediğimiz bu özel aura, sinir sistemi ile yakından ilişkilidir, fizik bedenin hasta olmasına neden olan şeyleri üzerinde biriktirir, geri seviyeli imajinasyonunuzun düşünmek, yanlış beslenmek, yanlış yaşamaktan dolayı oluşturduğu zehirleri zapteder.

Elemantel beden, fizik bedene bağlı olarak kabul edilen belirli bir formdur. Bu kötü bir şey değildir; sadece insanın değil, daha geri hayat plânlarının tekâmülünde de yer alır. Bize, “İnsan beden içindeyken, niçin iyi olanın değil de kötü olanın cazibesi daha kuvvetli oluyor?” diye sorulmuştu.

Bunun cevabını, çoğu insanda çok güçlü olan bu “arzu beden”de bulacaksınız. İnsan, kendi tekâmül süreci içerisinde, yüksek benliğinin ( çoğumuzda çok az belirgin olan) arzu beden üzerinde tam hâkimiyet kurması gerektiğini öğrenmelidir. İnsan benliğinin esas yeri semavî bedendir. O, insanın en yüksek ve en saf aurasıdır.

Benliğin istekleri sezgi olarak insanın şuuruna yansır, siz buna vicdan diyorsunuz. Fakat elemantel beden, aynı zamanda insana tekâmülünde yardım eder, onu dünyaya bağlayan bir denge unsurudur. Hepiniz bunu bir çekim gibi görüyorsunuz, fakat elemantel beden kötü, şeytanî bir şeymiş gibi anlaşılmamalıdır. Onun yaptığı, hepinizin dünyaya geri dönerek elde etmeye çalıştığı tanrısal şuuru, ruhsal büyümeyi zorlamaktır.

Az önce, gerçekte bir aura olmayan ama fiziksel bir tezahür olan hayatî bedenden ( arzu beden) söz ediyorduk. Bu beden ölümden sonra, bizim semavî aura diye adlandırdığımız başka bir auraya bağlı küçük bir kısmı dışında bedeni terk eder.

Bunun nedeni, dünya ile olan bağlantısı yoluyla belli birtakım dersler almasıdır. Bu dersler öte âlemde kullanmak için değil, gelecekteki enkarnasyonlarda, gelecekteki farklı hayat durumlarında kullanmak içindir.

Sonraki beden “astral beden”dir. Astral beden, genellikle aurayı tanımlayan ve belirgin renklerini tasvir eden durugörü yeteneğine sahip kişiler tarafından görülürler. Astral beden ya da auradan sonra gelen beden, mantal bedendir. Mantal bedenden sonra da semavî beden gelir, ki bazı öğretilerde bu bedene kozal beden denir.

Astral bedenin aurası, kişinin şuur seviyesine bağlı olarak, kaba veya daha seyyal nitelikte olabilir. Arzu beden çok yoğun, yani kuvvetli olduğu takdirde astral beden kaba nitelikli olacak, buna bağlı olarak renkleri de parlak ve güzel olmaktan çok bayağı ve çirkin olacaktır.

Varlık, ruhsal hayatın gerçekliğini ve tekrardoğuşun amacını anladıkça, astral bedenin seyyaliyeti artacak ve renkleri güzelleşecektir. Auranın kalıcılığı, ruhsal isteklerin sürekliliğinin korunmasına ve dengesine bağlıdır.

Aura çok hızlı değişir. Renkler bazen parlak ve berrak, bazen de donuk ve kirlidir. Böylelikle bir seferinde mavi olarak fark edilen auranın rengi başka bir seferde kırmızı, diğer bir seferde ise sarı olarak tanımlanabilir ve bu da sizi şaşırtabilir.

Astral auranın renkleri, ruh ne istediğini bilene ve orta bir yol tutturana kadar değişir, farklılaşır; auranın içine ruhsal istek ve sevgiyle uyumlanır. Bu, mantal ve semavî bedenlerin, daha alt bedenleri kuşatmasıdır.

Semavî beden, öteâlemdeki kalıcı bedendir. Eski öğretilerde adına “mabet” denilmiştir.

Auranın büyüklüğü değişiklik gösterir. Gelişmemiş bir kişinin aurası 13, 14, 15 santimetre veya bir başkasınınki 30 santimetre olabilir. Daha çok bir sis bulutu gibi görünür.

Varlığın şuur seviyesi yükseldikçe, auranın şekli de sabitleşir ve uçlarındaki girinti, çıkıntılar ortadan kalkar.

Ruh ve ruhsal hayat hakkında hiçbir şey bilmeyen birisinin aurası ise oldukça şekilsiz olup, renkleri de bulanık kırmızılar, kahverengi ve kirli kahverengilerden meydana gelmiştir.

Arzu bedenden gelen düşük seviyeli içgüdüsel isteklerin aurada etkisi ise siyah ve koyu kahverengi renklerle fark edilir.

Dediğimiz gibi, sıradan bir kimsenin aurası, belirgin, canlı, ahenkli renklerden başlayarak, şekli bir yumurtaya benzeyen, belirli ve uyumlu çok güzel renklere kadar değişebilir.

Astral bedenin aurasının da dışına uzanan aura ise, şekli yumurtaya benzetilebilen, fakat daha güzel, daha seyyal bir auradır ve bu, mantal bedenin aurasıdır. Bu da değişen düşüncelere bağlı olarak çabucak değişebilir.

Bu bedenin de dışında ve daha ince olan, harika bir forma sahip, renklerinin dünyada eşi benzeri olmayan semavî bedenin aurası vardır.

İnsanın benliği, dünyadaki astral bedendeki, mantal hayattaki deneylerini bitirdikten sonra bu semavî bedenine geri döner.

Tüm bu hayat formlarıyla ancak, bunlara karşılık gelen astral bedenlerle temas edilebilir.

Sakın bizi yanlış anlamayın; sıradan, ama iyi, yumuşak, yardımsever bir kimsenin aurası da güzel görünebilir fakat fazla güçlü ve kalıcı değildir. Auranın fizik bedene en yakın kısmında daha karanlık renkler bulunurken karın şakrası üzerinde daha güzel renkler bulunur.

İleri tekâmül seviyesine gelmiş bir insanda, aura, bir-iki metre genişliğe sahip olabilir; bir mürşidin durumunda ise aura bir-iki km’yi bulabilir.

Yüksek seviyeli bir varlık bizim yanımıza indiğinde onu göremesek de, çoğu zaman aurasını hisseder, hatta kokusunu bile duyarız. Aura, bir mürşitte açıkça belirgin olan belli bir kokuya sahiptir. Yüksek seviyeli varlığın aurası beraberinde kendi uyumunu da getirir.

Meditasyon yaparken, yüksek bir varlıkla yakınlaşmışsanız, onun size söylediklerini müzik nameleri içinde duyarsınız. Belki de bazılarınız bu hâli bizzat yaşamışlardır.

Bize, durugörür bir kişi tarafından tarif edilen bir mürşidin aurasının tam olarak nasıl olduğu sorulmuştu. Bu, mürşit tarafından yapılmış bir düşünce projeksiyonu veya onun kendi astral bedeninin bir projeksiyonu olabilir.

Uyanmış genç bir mürit, mürşidinin göndermiş olduğu düşünce projeksiyonu ile mürşidini ya da başka yüce varlıkları görebilir. Zaten nerede yapılan bir iş, yapılan bir konuşma varsa orada bir astral projeksiyon vardır.

Dünyada yaşarken arzularınızı astral bedeninize, astrali de mantal ve semavî bedenlerinize aktararak auranızı meydana getirirsiniz. Yani semavî bedeninizi etki ve tepkilerinizle, arzu ve düşüncelerinizle oluşturursunuz.

Hatta daha fazlasını da yapıyorsunuz: Daha yüksek esirî ortamlardan yararlanarak, dünyaya yeniden doğduğunuzda, zaman içinde tezahür edecek maddeler yaratırsınız.

İşte görüyorsunuz, bütün küçük şikâyetlerinize rağmen, kendi bedeninizi yaratan yine kendinizsiniz.

Varlık, daha yüksek bir şuur durumunda, o semavî beden içinde yaşarken, ki o şartlardan yola çıkarak dünyaya bedenlenir, belirli bir bilgiye ihtiyaç duyduğunu fark eder. Artık bulunduğu yerden memnun değildir. Bilir ki, daha iyi ve daha çok bilgiyi elde etmenin yolu, hayata geri dönüp onu kendi kendine elde etmektir.

Semavî bedende kullanılmayan her bilgi azalır ve heba olur, sadece yararlı olanlarını kendisinde tutar. Bunu, kalıcı veya tohum atom olarak adlandırabiliriz. Bu kalıcı atom, bir sonraki enkarnasyonumuzda kullanacağımız araçların oluşturulmasında rol oynar.

Görüyorsunuz, ruhların rehberliğiyle ilgili sorumluluk almak ve arzu bedenin hâkimiyetine müsaade etmemek ne kadar önemlidir.

Alçakgönüllülük ve samimiyetle kullanıldığında, dua çok kuvvetli bir araçtır. Tek bir şey için, Tanrı’nın sevgisi için dua edin, kendiniz için değil. Tanrı’nın ışığının artması için dua edin, herkesin bu nur ile kutsanmasını isteyin. En iyi dua budur. Tanrı’ya dua edin, kardeşlerinizin iyiliği için dua edin ve Tanrı’ya güvenin.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana