BİREYSEL VE İLÂHÎ SEVGİ
Bütün ruhsal gelişimin temeli sevgidir. Hepimiz sevmekten ve sevilmekten hoşlanırız. Bu gayet doğaldır ve hayatı huzurlu ve neşeli hâle getirir.
Bununla birlikte, çoğumuz bir insanda apaçık görmeden sevgiyi anlayamayız, bu gayet doğrudur.
İsa’nın dediği gibi: “O kişi ki kendi kardeşini görebildiği hâlde sevmedi, göremediği Tanrı’yı nasıl sevebilir?”
Fakat bazen, sevgi denen cazibe veya duygu, tek bir kimsenin üzerine odaklanmıştır. Bu iyi bir şey midir?
Kişilik, şimdiye kadar hep, içinden gerçek sevginin çıktığı bir pencere olarak kabul edilmiştir.
Sevginin kökenini bulabilmek için tüm kişiliklerin ötesine geçmeli ve evrensel nitelikli bir hayatı kavramalıyız. Gerçek sevgi ile karşılaşıldığında, onda hiçbir ayrılığın olmadığını, çünki gerçekten sevdiğimizde Tanrı’nın bütün çocuklarının Bir olduğunu görürüz.
Bu anlayış sizin için zordur. Size göre insan hayatında sevgi, yakınlara duyulmalıdır; en çok sevgi eşlere, çocuklara, arkadaşlara, sevgililere, en yakın olanlara duyulmalıdır ve size göre, sizin onlara duyduğunuz sevgi, başkalarına duyduğunuzdan farklı olmalıdır.
Size en yakın olanlarla, belki kendinizi daha rahat, daha uyumlu hissedersiniz. Bu sıradan bir hayat, sıradan bir amaçtır, çünki en yakın ve en sevdikleriniz bedensel ihtiyaçlarınıza yardım ederler, zihninizi rahat tutarlar ve onlardan ayrılmak da size acı verir.
Halbuki, önce dünyasal kardeşlikten ruhsal kardeşliğe çıksanız, ruhun çekimine kapılabilseniz, size bireysel olarak gösterilmiş sevginin aynısını bütün insanlık için hissedebileceğinizi göreceksiniz.
Her ruhun özünde ilâhî sevgi vardır ve bu, her birinizin yaşadığı normal hayat içerisinde sevgi hissetmenizi sağlar.
Bu yüzden, sevginin ne demek olduğunu anlayarak, tüm kardeşlerimizi sevmeli ve hiçbir zaman sevgiye sınır koymak gibi bir hata yapmamalıyız. Bu, size bir çelişki gibi gelebilir.
İlâhî sevgi ile ancak diğerlerini ( herkesi) sevmek aracılığıyla bağlantı kurabilirsiniz, başka bir yolla değil. Bu konuda ustalaşmadığınız sürece gerçek sevginin ne olduğunu öğrenemezsiniz.
Bizler, parlayan ışığı, varlıklar aracılığıyla görürüz. Fakat bizim bulunduğumuz realitelerde sevgi, doğrudan varlığın kendisine değil, ondan yansıyan sevginin kalitesinedir.
Hiçbir öğretmen kişisel sevgi duyamaz. Mürşit İsa havarilerine sürekli olarak bu gerçeği ifade etmemiş miydi: “Size dediklerim benden değil fakat içimdeki, her şeyin yapıcısı olan Babamdandır.”
İnsanın içindeki ilâhî kıvılcım, İsa tarafından insana ilham yoluyla gösterilmiştir.
