DÜŞÜNCENİN GÜCÜ - BEYAZ KARTAL - BÖLÜM 27

Share

DÜŞÜNCENİN GÜCÜ

Düşünce iyi sağlık yaratabilir, iyileştirebilir. Ancak aynı zamanda insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal yaşamını bozarak hastalık ve acı da yaratabilir.

Bilim, düşünce gücünün sadece en dıştaki tabakasını anlamaya çalışır.

Öfke, korku ve nefret düşünceleri, tüm ıstırapların ve savaşların kaynağıdır.

Düşünce diğer taraftan güzellik, uyum, kardeşlik ve insanın özlemini çektiği her şeyi de meydana getirebilir.

Bizler mümkün olduğu kadar düşüncenin yaratıcı gücüyle çalışırız. Yıkıcı olan tüm düşüncelerden uzak durmaya çalışırız. Öğüt verirken ve yardımda bulunurken daima yapıcı olmayı, iyiden başka hiçbir şeyi görmemeyi bir kural olarak uygularız. Aptalca bir iyimserlik dense bile bunu yapmaktayız.

Sadece iyiyi görerek, pozitif düşüncelerle iyiyi yaratarak, arzu edilen ve iyi olan şeylerin oluşmasına yardım edeceğinizi biliyoruz. Kötümserlik, üzüntü ya da ölüm gibi şeyleri düşünmüyor ve görmüyoruz.

Var olan her şey bir yaşamdır, her şey açılmakta, her şey sürekli gelişmektedir.

Her şey iyidir, her şey tanrı’dır. Bu yüzden şifacılar sadece yapıcı kanallarla birlikte çalışmalıdır.

Bir hastaya ölecekmiş gibi hiçbir zaman yaklaşmayın. Ölüm diye bir şey yoktur. Sadece yaratılışı, sürekli değişen, genişleyen yaşamı görün.

“Yaşam sürerken umut her zaman vardır.” Düşüncesine inanın. İyiden başka hiçbir şeyi beklemeyin. Kuşku ve korku yerine güven aşılamak bütün gerçek şifacıların görevidir.

Hastanın, kendisini Tanrı’nın mükemmel yasalarına ayarlamasına daima yardım edin. Hastanın yaşama yönelik kutsal ve sağlıklı bir görüşe kavuşmasına yardım edilmelidir.

Doğru düşünce, tüm varlıkların taşıdığı tanrısal düşüncedir. Bu, çok müthiş bir gerçektir. Eğer bu konuda biraz düşünürseniz, söylediğimiz şeyler üzerine biraz kafa yorarsanız ne demek istediğimizi kavrayacaksınız.

Doğru düşünce tanrısal düşüncedir. Dengeli, sevgi dolu, saf, kutsal ve hoşgörülüdür, üretkendir.

Doğru düşünce hayata yönelik genel tanrısal bakış açısıdır.

Ruhsal şifacılık, samimî arzuların yarattığı güçle meydana getirilir. Düşüncelerle İsa, gerçekten bir hedef olarak arzu edilmişse, o zaman İsa’nın Işığı fizik bedende hissedilir. Yüksek    gücü nedeniyle de maddedeki hasta düzeni tersine çevirebilir.

Fizik bedendeki karanlık ışığa çevrilebilir ve ışık hâkim duruma geçer. Bedeni ve fizik atomları kontrol etmeye başlar.

İşte mucizeler böyle gerçekleşir, ancak insanlar bunu anlayamıyor ya da değer vermiyor.

Düşüncenin, bunları yapabilecek güce sahip olduğunu söylediğimizde, kuşkusuz ilâhî düşünceyi, saf ve arzu dolu bir kalpten yükselen düşünceyi kastediyoruz.

Tanrı’ya yönelmiş bir kalpten gelen güç negatifi pozitife, karanlığı ışığa çevirebilir.

İsa şöyle diyordu: “Ben ve babam biriz. Size söylediğim şeyler benden değil, benim içimdeki, Babamdan’dır. Her şeyi O yapmaktadır.”

Her şifacı bu ifadedeki gerçekleri bilmelidir ve her hasta da bu sonsuz gerçekleri anlamaya çalışmalıdır. Çünki İsa’nın görüntüsüyle temasa geçer geçmez, bu bir anlık parıltı bile olsa, içinizde Tanrı’nın gücünün fışkırması gibidir. Dünyasal sınırlamaları unutur ve şuurlu yaşamın daha yüksek âlemlerine süzülürsünüz. Ve orada yaşayan tanrısal güçle yeniden dolarsınız.

Dünyasal düşüncenin sınırları sizleri engellemesin.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana