UZAYLI ÖĞRETMEN ASHTAR SHERAN’dan - DÜNYADAKİ TEKNİK - BÖLÜM5

Share

http://www.dunyaana.com/images/ashtar2.jpgDÜNYADAKİ TEKNİK

O.S.: Maalesef bugün Ashtar Sheran ile irtibat kurmanız mümkün değildir. Ben Othar Shiin. Onun adına size cevap vermek üzere vekaletini almış bulunuyorum. Lütfen sorularınızı bana sorunuz.

Soru: Bize aşağı yukarı on yıl önce beşeriyete radyodan hitap edeceğinizi söylemiştiniz. Maalesef bu hâlâ yapılmadı. Bu konudan söz edebilir misiniz?

O.S.: İtiraf etmek gerekir ki, böyle irtibatlar çok nadirdir. Yayınımızı şimdilik yalnızca birkaç amatör radyo almıştır. Yayın güçlerimiz, zorlukla zaptedilebilir türdendir.

Üstelik bunlar ya kırpılıp değişmiş bir hâlde ulaşmakta ya da hiç ulaşmamaktadır. Yine de, kendini bizim dalga boyuna ayarlayabilme imkânları daha fazla olan birkaç radyo mevcuttur. Örneğin Amerikalılar’la ve Avustralyalılar’la çeşitli irtibatlar kurmayı başardık. Fakat sonuç olarak pek fazla bir şey elde edilmedi; çünki yayınımızı almış olanlar bunu çevrelerine anlattıkları zaman kendileri de inanmıyorlardı. Güvensizlik almış başını yürümüş. Öte yandan hükûmet çevreleri, basit bir vatandaşın olağandışı ilişkileri olmasına pek iyi bir gözle bakmıyor. Hükûmetler işlerine büyüteçle bakılmasından pek hoşlanmıyor.

Soru: Bizim dalga boylarımızda yayın yapmayı denediniz mi?

O.S.: Sizin cihazlarınıza, yönteminize pek benzemeyen bir yöntem kullanıyoruz. Özetle, elektriksel tabiata denk olmakla birlikte, başka bir dalga cinsi kullanıyoruz.

Soru: Niye bizim cihazlarımızdan birini kullanmıyorsunuz? Böyle bir tane sağlayabilmeniz gerekir.

O.S.: Bu bizim tüm pilotaj sistemimizi alt üst eder. Uzay gemilerimize dikkat etmek zorundayız. Öyle rahat rahat, sizin dinlediğiniz gibi radyo yayınları yapamayız. Uzay gemilerimizin sistemine uygun olan radyo dalgalarını kullanırız. Bu dalgalar kısmen radyoteleskoplar vasıtasıyla sesler hâlinde zaptedilirler; fakat operatör bu seslerin kaynağını bilmez. Kaynağını uzak dünyalarda arar durursunuz.

Soru: Radyo yayınlarınızın bizimkilerden daha iyi işlediğini söyleyebilir misin?

O.S.: Günümüzde radyo yayınlarını pek kullanmayız. Çünki telepati için amplifikatörlerimiz var. Bu cihazlar vasıtasıyla düşüncelerimize yıldızlar arası çok büyük mesafeleri katettirebiliriz. Ve bu sırada çıkışından varışına kadar ne bir bozulmaya ne bir kayba uğrar. Oysa sizin bozucu atmosferiniz radyo tesisatlarımızda büyük ölçüde düzensizlik yaratmaktadır.

Soru: Dünya’dan sizi bir uzay gemisi içinde gösteren televizyon yayını zaptedildiği söylentisi doğru mu?

O.S.: Size bu konuda bilgi veremem. Sizinle aramızda nifak yaratmamaya özen gösteriyoruz.

Soru: Yalan ve aldatmayı kendilerine meslek edinmiş, öte âlemdeki bazı menfi ya da geri varlıkların kendilerinin uzaylı olduklarını ileri sürerek medyomları yanıltmaya çalıştıkları hakkında bir bilginiz var mı?

O.S.: Evet, bunu biliyoruz; fakat bu konuda hiçbir şey yapamayız. Kendinizi onların sürüklemesine bırakmamak yalnızca sizi ilgilendiren bir husustur.

Bize karşı çoğu kimse çok iyi duygular besledi. Özellikle Ashtar Sheran’ın Dünya sakinlerince iyi karşılanmış olmasından dolayı memnunum. Siz, onu tam mânâsıyla değerlendiriyorsunuz. Ona güveniniz. Terimin gerçek anlamıyla, o bir Mesih’tir.

Soru: Ateizm, uzaylıların ve Yaratıcı Bir Deha’nın varlığına inanmayı reddeder. Evren, ateistlere göre kendi kendine yaratılmıştır. Yaradan’ın varlığına ilişkin makul bir izahınız var mı?

O.S.: Ateizm çok yüzeysel bir yargılamanın sonucudur. Eşyanın düzeni ve yasaları şuurlu bir plânlamayı gerektirir. Yasaların düzenlenmesi ve koyulmasının kendi kendine olduğuna ait en ufak bir kanıt yoktur. Buna karşılık, bütün bu var olanların arkasında duran Kaadir Bir Plânlama Amili’nin varlığını kanıtlayan milyarlarca belirti mevcuttur.

Ayrıca, gördüğüm kadarıyla ateizmin akıl ve mantık dışı olduğunu söyleyebilirim. Ateizm yanlışlık ve karışıklıklar yaratmaktadır.

Özellikle siyasî kesimde yaygınlık kazanan tanrıtanımazlığın ve “küfr”ün yaygınlığı düşünme kapasitenizin zayıflığını gösterir. Zihniniz beyninizin tümünü kullanabilecek yetenekte ve düzeyde değildir. Beynin büyük bir kısmından işletilmediği için yararlanılmamaktadır. Meselâ bir merkezin, bir kaynağın büyüklüğünü ayrıt edebilme fonksiyonundan mahrumsunuz. Sözgelimi düşünce vibrasyonu ( titreşimi), dolayısıyla şuur vibrasyonu kozmosta sonsuz bir yayılma gösterir. Maddî bir vibrasyon olan beynin elektriksel empülsü ile kozmik bir birim olan şuur empülsü arasındaki fark, bir kum taneciğinin Dünya ile arasındaki farka benzer. Şuurun bu enerji birimi, son derece küçük olmasına karşın olağanüstü bir güçle yüklüdür. Maddenin yaratılmasından önce Tanrı’nın Kozmik Şuuru mevcuttu. O, Evrensel Müteal Düşünce Formu’dur (*).

Ne kadar zengin olursa olsun, düşünceleriniz “büyük zaman” ve “küçük zaman” akışlarını kavrayabilmek için yeterli değildir (**). Düşüncelerinizde egzersiz eksikliği var. Maalesef durum gitgide daha da kötüleşip ağırlaşmaktadır; çünki hücreleriniz kötü alışkanlıklarla zehirlenmektedir. Önemli lider ve aydınlarınız düşüncelerini sigara içmeden formüle edememektedir. Bu zehrin kölesi olmuşlardır. Onların önemli karar ve sorumlulukları bu zehrin etkisi altındadır.

Soru: Siz Santinerler’in daha gelişmiş bir düşünme yeteneğiniz, düşünce gücünüz var. Bunu tekniğiniz de gösteriyor. Bize elektriğin tam olarak ne olduğunu açıklayabilir misiniz? Buna bilim adamlarımız henüz tam mânâsıyla tatmin edici bir açıklama getirmiş değiller.

O.S.: Elektrik dediğiniz şey, tüm kozmosda mevcut olan, muayyen şartlar altında elde edilebilen ve bölünebilen bir güç hacmidir. Ancak pek cılız bir kısmı maddeye bağlı olup elde edilebilir. Güçlerin bölünmesi durdurulup yeniden birleştirildiğinde bir ısı üretimi meydana gelir. Fakat bu bir sorun yaratmaz. “Cevher” kavramlarından yoksun bir medeniyetin diliyle bu nasıl açıklanabilir ki...

Soru: Bizi savaştan savaşa sürükleyen esas sebepler nelerdir?

O.S.: Tek kelimeyle “aptallık” ve bu çok tehlikeli bir aptallıktır. Çünki ne sonuçları hesap ediliyor ne de herhangi bir akla, mantığa hizmet ediyor. Buna her ne kadar egoizm ve Tanrı’nın inkârı eklenirse de, düşünce tek bir amaç üzerinde toplanmıştır: Hasmın yıkımı.

Soru: Atom araştırmaları yaptığımız için yanlış bir yolda olduğumuz söylenebilir mi?

O.S: Söylenemez... Çünki her türlü araştırmaya izin vardır; isterse bu araştırmalar cehennem üzerine olsun... Fakat bu güçlerin kullanımına gelince, daima mahlûkatın hayrına, iyiliği uğrunda kullanılması gerekir. Mahlûkatın maddî yaşamında her insan en ön sırada yer alır. Bu yüzden onun hayrı en önde gelir. Fakat siz bunu göz önüne almıyorsunuz. Atom bombalarınız Dünya’nın manyetik kuşağına etkide bulunan serbest enerjiler açığa çıkarmaktadır. Bunun sonucunda meydana gelen, gerilim hatlarında ve güç dengelerindeki düzensizlikler Dünyanız’da olmaması gereken felâketlere, afetlere yol açmaktadır. Kuşkusuz, bu arada insanın önleyemeyeceği doğal afetler de olmaktadır. Bununla birlikte belli bir zamandan beri, yeryüzünde atom denemelerinizin neden olduğu tabiî felâketler cereyan etmektedir. Bu tür denemeleriniz şu sonuçlara yol açmaktadır: Depremler, su baskınları, atmosferik düzensizlikler, Dünya’nın rotasyonunda istikrarsızlık, iklimler, deniz akımları ve manyetik akımlarda dengesizlikler ve daha niceleri... Pek çok felâkete yol açıyorsunuz
...........................................................................................................................................
(*) “Yaratılış, Tanrı Muhayyilesinin, Tanrılık Tasavvurunun mekân teşkil edecek bir kasve ulaşmasıdır.”
Sadıklar Plânı, 13.11.1970

“Müteal Fiil, Müteal Fikr’in kendisini aşarak tahakkuku demektir. Bu tahakkuk ise, kendisini aşmanın verdiği yüksek enerjiden dolayı, maddî kâinatların tezahürüdür. Maddî kâinatların tezahürü ise sizlerin tezahürünüz demektir. Bu itibarla Müteal Fiil, doğrudan doğruya Müteal Fikr’e istinat eden yaratılma demektir.
Sadıklar Plânı, 27.5.1962

(**) “Müteal Zaman, zamansızlık denen durumun mütemmimidir... Müteal Zaman kendisini aşan düşüncenin cevelan ettiği bir mekândır.”
Sadıklar Plânı, 9.6.1962

“Zamansızlık, Tanrı Gölgesi’nin altında kalan bütün mahlûkatın, kendilerini bu gölgenin koyuluğu içinde idrak edebilecekleri hâldir. O gölge, Müteal Zaman’ın Küllî Zaman’ın kendisidir... Bununla beraber bazılarınız, bazıları, bir anlık huruç ile bu zamansızlık hâli içinde değil, dolu duygusu içinde bulunabiliyor... Zamansızlık meselesini, beynin idraki, yarım yamalak bilgi ve sezgisiyle kavramak müşküldür... Sizlere ne kadar zamansızlığı anlatmaya ve tarif etmeye çalışsak, gene de, emin olunuz ki, çok şey anlamayacaksınz.”
Sadıklar Plânı, 10.6.1962

Soru: Cevaplarınız çok ilginç. Bize ayırdığınız vakit bir iki soru daha sormamıza elveriyor mu, cevaplandırmanız mümkün mü?

O.S.: Cevaplandırmam mümkün. Ve bunu yapmayı canı gönülden isterim. Lâkin sizlere bazı şeylerden söz etmek hakkına sahip değiliz. Bizim o bilgileri, sizin hayrınız için, sizden gizlememiz gerekir.

Soru: Evrensel öğretmen Ashtar Sheran’ın cevaplarını son derece açık ve seçik bir şekilde ifade edilmiş olması hayret vericidir. Tüm Santinerler’in böyle sarih cevaplar verdiğini gözlemliyoruz. Dünyamız’a bu denli yoğun ilginiz niye?

O.S: Birçok yıldızların beşeriyetleri bir Kardeşlik Birliği oluşturmuşlardır. Gönül ister ki, Dünya beşeriyeti kadar önemli bir beşeriyet de bu Kardeşlik Birliğine dahil olsun. Bu kardeşçe uzlaşma ve uyumun sonucu olarak, önünde tüm beşeriyetlerin dizildiği bir konsey oluşmuştur. Kozmik Konsey, insanlık dışı ve İlâhî İrade’ye aykırı tutumu nedeniyle Dünya beşeriyetini itham etmektedir.

Soru: Niçin sizle aramızda hiç obje ya da madde alış verişi olmuyor?

O.S.: Gezegenimizin maddesi ile Dünya’nın maddesi arasında tuhaf ve ilginç bir farklılık vardır. Gemilerimizin içine ne zaman Dünya maddesi alsak, topaklayıcılarımız etkileniyor ve pilotaj güçlükleriyle karşılaşıyoruz. Tesisat sistemlerinde karışıklık çıkmasının yanısıra çeşitli arızalar beliriyor. Dünya maddesini gemilerimizden dışarı atar atmaz her şey normale dönüyor.

Soru: Dünya insanı da Dünya maddesinden yapılma, bir bakıma. O hâlde, geminize bir dünyalı aldığınız zaman UFO’ya etkileri olmaz mı?

O.S.: Bir etkilenme olur, ama öyle bir durumda etkileyen o kişi değil, onun eşyaları ve üzerindeki elbiseleridir. İnsanın kendisi hiçbir arıza yaratmaz. Ona bizimle bir yıldızlararası yolculuk yaptıracaksak, onu önce bir adaptasyon işleminden geçirmemiz gerekir.

Soru: İnançsızlar varlığınızın bir batıl itikatten ibaret olduğuna inandırtmaya yönelik bir kampanya sürdürüyorlar. Buna karşı ne yapacaksınız?

O.S.: Akıl ve müdrikenizi “bilim üstü bilim”e doğru yönlendirmeye devam edeceğiz. Bu “bilim üstü bilim” sizin batıl itikatler deyip geçtiğiniz mistik sahaları kapsayacaktır...

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana