UZAYLI ÖĞRETMEN ASHTAR SHERAN’dan - SORULARIMIZA DEVAM EDİYORUZ - BÖLÜM 15

Share

http://www.dunyaana.com/images/ashtar2.jpgSORULARIMIZA DEVAM EDİYORUZ

Soru: Küçük Azizler’in Almanca’yı tercih ettiklerini fark ettik. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Bu dil, ihtiyacımıza pek güzel cevap veriyor, çünki deyimler açısından pek zengin bir dil. Küçük Azizler, Dünyalılar’a kıyasla her bakımdan daha geniş bir kelime hazinesine sahiptirler; onun için, meramlarını ifadede çok geniş kapsamlı deyimlere başvurmak zorundadırlar. Başka dil kullanmış olsaydım, örneğin İngilizce’yi kullanmış olsaydım, büyük ihtimalle birçok hususu açıklayamamış ve belki de söylemek istediklerimi tam anlamıyla anlatamamış olacaktım.

Soru: İsa’yı bir uzay gemisine çektiğinizden söz ettiniz. İsa’nın ölümü ile ölüm sonrasında tekrar dirilişi arasındaki süre zarfında neler cereyan etti? Bu evre bizim için çok önemli.

Cevap: İsa’nın cesedi şüphesiz bir işe yaramazdı. Bu anlamdaki bir tekrar diriliş, anlamsız bir şey olurdu. Ama o çağdaki insanların Tanrı’ya karşı olan imanlarını kavileştirmek açısından, onun herkesin gözleri önünde yukarıya çekilip alınması büyük bir önem taşımaktaydı.

Soru: İsa gerçekten ölmüş müydü, yoksa ölmüş gibi mi gösterilmişti? Gerçi bu soruyu daha önce de sormuştuk, ama herhangi bir yanlış anlamayı önlemek üzere tekrar sormak zorunda kaldık.

Cevap: İsa, bedensel açıdan kesin şekilde ölmüştü. Ama astral bedeni şüphesiz ölemezdi ve o, Dünyanız’da şu anda da faaliyet içindedir. O, çok güçlü şekilde materyalize olabilecek yetenekte bir astral bedene sahipti.

Bu başarıyı başka insanlar da göstermişlerdir, ama onun maddî bedeni yukarıya çekilmiştir.

( Yukarıya çekiliş olayı, daha önce de birçok kez gözlemlenmiş olan okült bir işlemdir. Bu çekiliş olayının harika bir örneğini Brezilyalı medyom Mirabelli sergilemiştir. Bu olay, Brezilya spiritüalizminin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur.)

Soru: İsa’nın cesedi yukarıya çekildikten sonra neler cereyan etmiştir?

Cevap: Hiçbir değeri kalmamış olan ceset tamamen demateryalize edilmiştir. Astral bedeni ise çok güçlü bir şekilde materyalize olup görülür hâle gelmiştir, yani tam anlamıyla âdeta yeni bir fizik bedene bürünmüştür. Bu beden de özel bir uzay gemisine alınıp daha sonra yerkürenin bir başka yerine bırakılmıştır.

Biz Küçük Azizler, onun hayatını başından sonuna kadar izledik. Tanınabilmesi için, materyalizasyon sırasında, kendisine ait özel izler tabiî olarak muhafaza edilmiştir. TANRI’nın Kudret ve Sevgisi’ni Dünya insanlığına ispat etmeye Küçük Azizler yine hazırdırlar.

Soru: İSA’ya şu soru yöneltilmişti: “Hakikat ne demektir?” Bu soruya bugüne kadar doğru bir cevap bulunamamıştır. Hakikatin ne olduğu hakkında bize bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Cevap: Hakikat, İLÂHÎ YASA demektir. Hakikat, mantık demektir. Hakikat, şüphe götürmez olan demektir. Hakikat, mutlak olan demektir. Hakikat, değişmez olan, ebediyetler boyunca geçerli olan demektir.

Soru: Gezegenimiz, üstün seviyede gelişmiş bir yıldız mıdır?

Cevap: Yerküreniz gerçi skalanın son basamağında yer almamaktadır, ama Dünya insanlığı buna rağmen az gelişmiş insanlıklar arasında sayılmaktadır. Sık sık cereyan etmiş olan harpler bunun açık delilidir. Dünya gibi bir hayli gelişmiş hâlde bulunan bir gezegenin, spiritüel açıdan bu kadar geri seviyede bulunan zeki bir insanlığı, özellikle de beyaz bir ırkı barındırmakta oluşu, anlaşılır şey değildir. Çıkardığınız harplerin, sıraladığınız bahanelerin ve beslediğiniz öfkelerin kültürel şeyler gibi kabul edilebileceğini mi sanıyorsunuz? Gerçi teknik alanda epeyce ilerlemiş durumdasınız, ama spiritüel bakımdan henüz çok gerilerdesiniz.

Soru: Dünya insanlığının bu durumdan niçin kurtulamadığını söyleyebilir misiniz?

Cevap: Ana sebep, beyinlerinizi pozitif düşünce sürecine yöneltememiş olmanızda yatmaktadır. İnsan beyninin yarısı pasif durumda bulunmaktadır ve insan, negatif düşünme olgusu yüzünden toplam beyninin her türlü faaliyetine engel olup durmaktadır.

Beyninin ikinci yarısını da faaliyete geçirme yeteneğine kavuştuğu anda insan, daha mantıklı düşünebilir olacaktır. Beyninizin ikinci yarısını da aynı derecede kullanma yeteneği size, kesin şekilde hiçbir anlamı olmayan şu kan dökücülüğünüze bir son verdiğiniz takdirde bahşedilecektir. ( İnsan beyninin yarısının kullanılmaz durumda bulunduğu, bilim adamları tarafından gerçekten de ifade edilmektedir.)

İnsanın şu anda bu yeteneğe sahip kılınması ne müthiş bir şey olurdu! Bu yeteneğe ancak, diğer insanları sevebilecek ve sayabilecek bir olgunluğa eriştiği takdirde kavuşabilecektir, yoksa bu kan dökücülüğü ile insanlığı kökünden kazıması işten bile değildir.

Beynin diğer yarısının faaliyete geçişiyle birlikte insanlıkta doğal olarak bir değişme meydana gelecektir. Ama her şeyden önce insan, daha iyi düşünmeye ve daha iyi davranmaya mecbur kalacaktır. Biz bu konuda sizlere yardım etmeye hazırız. Bugün insana, beyninin tamamını kullanma yeteneği bahşedilecek olsa, o bu imkânını kötülük yapma yolunda kullanmaya kalkışacaktır. Beynin ikinci yarısı, telepati gibi alışılmamış okült yeteneklere sahiptir. Dünya insanlığı, spiritüel bilgilere daha iyi konsantre olabilse, fizik yeteneklere kavuşma yolunu çabucak bulunabilecektir. Ondan sonrada, spiritüel yeteneklerini eni konu geliştirmek üzere spiritüel çalışmalara başlayabilecektir.

Soru: Bilim ve teknik adamları, dünya dışı insanlık âlemleri ile irtibata geçmeye çalışmaktadırlar. Onlarla radyo irtibatı kurmak üzere dev cihazlar icat edip hizmete sokmaktadırlar. Ama şu anda kurmuş bulunduğumuz irtibatın aynı olan spiritüel bir irtibatın zaten mevcut bulunduğunu ve bu cihazlara gerek olmadığını bir türlü anlayamamaktadırlar. Bu konu da ne dersiniz?

Cevap: Bu hususlar pekâlâ ıslah edilebilir. Beyninin tamamını kullanabilen Dünya insanının sayısı pek azdır; sizlere meramımızı anlatabilmemiz için bu özelliği kazanmanız şarttır, hiç değilse sizlerle fiziksel anlamda irtibata geçeceğimiz güne kadar. Şeflerinizle irtibatımızı engelleyen etken budur işte. Onlar, beyinlerinin tamamını kullanamamaktadırlar ve kendileriyle bu yüzden irtibat kurulamamaktadır. Biz, negatif anlamda teşekkül ettirilmiş bir şuura nüfuz edemeyiz. Şefleriniz henüz olgunlaşmış durumda değildirler. Ama bu yeteneğin şıp diye elde edilebileceğini sanmayınız; bu yetenek yavaş yavaş gelişim göstermek zorundadır. Nitekim doğduğunuz anda da derhal yere basıp yürümeye başlayamazsınız.

Beynin tamamını kullanmanın çarpıcı bir örneğini İsa sergilemiştir. Onu TANRIOĞLU yapan etken, işte bu yeteneğidir. İnsanlığın hedefi, tüm evrende mümkün olan en yüksek spiritüel ve moral seviyeye ulaşmaktır. Ama mükemmelliğe değil; çünki mükemmellik, sonsuzluklar boyunca peşinde koşulacak bir hedeftir. Mükemmel olan sadece EVRENSEL RUH’tur. Mükemmelleşme yolunda sarf edilecek çaba, insana ıslah olma ve incelik kazanma imkânını sunmaktır. Bu hedef, çaba gösterilmeye değer bir hedeftir.

Soru: Kurtarıcı’nın ( İsa) sahip bulunduğu tüm yetenekler, beyninin bütününü kullanma yeteneği sayesinde hayat bulmuştur diyebilir miyiz?

Cevap: Hayır, konuya bu şekilde bakmamanız gerekir; böyle bakacak olursanız, onun gerçekleştirdiği işlerin değerini küçültmüş olursunuz. Tanrı’ya karşı duyduğu derin sevgiyi insanlığa aşılamak üzere o, her an hayrın peşinde koşmuştur. İnsan kardeşlerini sevmeden ve saymadan, hiçbir kimse, Tanrısını gerçek anlamda sevemez. ( Dünya’nın Öğretmeni, bu sözleriyle hakikati dile getirmiştir. Dünyalı insanların tutumu, her türlü din ile çelişki hâlindedir. Onların, bu hedeften uzaklaşan politik dünya hakkındaki görüşleri müthiş derecede tehlikeli bir yanılgıdır.)

Soru: Çok kimse, bizlerle resmen görüşmek üzere Küçük Azizler’in Dünya’ya alenen inmeyişlerine akıl erdirememektedir. Bu anlamda Dünya’ya inmeyişlerinin sebebi nedir?

Cevap: Bu sorunun sizin için ne kadar önemli bir şey olduğunu biliyorum. Yerkürenin çekim gücü gerçi Küçük Azizler için önemli bir zorluktur, ama buna pek önem vermeyiz biz; asıl sebep, insanlığın bugün içinde bulunduğu durumdur. Onu KOZMİK KARDEŞLİK kavramına doğru çekmek istediğimiz hâlde, o yeterli olgunluğa sahip bulunmadığı için burnunun doğrultusuna gitmektedir. Dünya insanlığı, bizlerle görüşmeye henüz hazır değildir; nitekim bunu, en yüksek düzeyde yapılan uluslararası görüşmelerde zaten izlemektesiniz.

Küçük Azizler, ara sıra görünme stratejisini uygulamaktadır, ki bu da size esrarengiz bir şey gibi gelmektedir. Bu davranış biçimleriyle, çok sayıda dost ve çalışma arkadaşı sağlama zemini oluşturmaktadırlar. Bu tutum siz herhâlde hayrete düşürüyordur. Dünya’da, METHARIA yıldızında bulunmayan birsürü şey bol miktarda bulunmaktadır.

Soru: UFO fenomenlerinin genel anlamdaki ayrımında insanlar tereddüte düşmekte ve kime inanacaklarını şaşırmaktadırlar. Ayrıca, bu konuda yapılmış bir sürü hile ve fanteziye de tanık olunmaktadır. Bu mesajları daha da güçlü ve daha da inanılır hâle getirmek için ne yapmamız gerekir?

Cevap: Buna cevap vermek kolay bir şey değil. Bu mesajlardan daha önemli bir şey olamaz; bunlar size HAYAT değerinde şeylerdir. Bizler, İSTİKBALİNİZİN ELÇİLERİYİZ. Siz, şüphecileri ancak, dünya basını, radyolar ve televizyonlar konuyla pozitif anlamda ilgilendikleri takdirde ikna edebilirsiniz. Şu hâlde önce bu kuruluşları ikna etmeniz gerekmektedir, ama bu kez de onlara hükûmetler engel olacaktır.

Soru: Son günlerde Amerikalılar Ay’a bir sonda cihazı yollayıp Ay maddesini incelediler. Bir pense vasıtasıyla alınmış olan toprak parçacıklarını inceleyince, Ay yüzeyinin nemli olması gerektiği sonucuna vardılar. Aynı pense, taş parçalarından örnekler de almıştı; ama bu taş parçaları, hiçbir iz bırakmadan bir anda kayboluvermişlerdi. Bunu açıklar mısınız?

Cevap: Sözünü ettiğiniz şeyler, sabun köpüğü kadar ince olan taş maddesinden oluşmuş yapılardır; pense ile yakalanıp sıkıştırılınca patlayıvermişlerdir. Ay, nemden tamamen mahrum değildir. Bazı su yataklarının yanı sıra, ayrıca amonyak gibi başka kimyasal ürünlere de sahiptir. Atmosferi, insanın teneffüs etmesine elverişli değildir, çünki son derece incedir. Ay yüzeyinde şeffaf taşlar ve değişken ısılar mevcuttur. Ay’ın temel maddesi lâvdır.

Soru: Ay’a ulaşma girişimleri bizim için gerçek bir değer taşımakta mıdır?

Cevap: Keşif açısından evet; ekonomik açıdan ise hayır. Evrende, Küçük Azizler’le karşı karşıya gelmeniz mümkündür.

Aya hâkim olan, Dünya’ya da hâkim olacaktır. Lazer gelecekte çok büyük bir önem kazanacaktır. Biz KÜÇÜK AZİZLER Ay’a süper silâh yerleştirmenize engel olacağız. Uzaya uçuşu imkânı, Dünyalılar’a, armağan olarak takdim edilmiş bir şey değildir; Dünyalılar buna lâyık olmaya mecburdurlar.

Soru: Politikanın yanlış bir yolda gelişim göstermesinden kısmen Kutsal Kitap sorumludur, diyorsunuz. Bu, doğru mudur?

Cevap: Dinlere ve Hristiyan kiliselerine karşı olduğumuz izlenimini uyandırmak istemeyiz. Aksine, tanrıtanımazlığın karşısında yer alan tüm dinlere ve dünya görüşlerine saygı duyarız. Ama Kutsal Kitap, büyük filozofların ve politikacıların şüphecilik yoluna sapmalarına katkıda bulunmuştur. Bu insanların, TANRI inancının ortadan kalkmasını istemelerinin sebebi budur işte. Doğal şeyler daima doğa üstü mucize gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Yani böylece bizim misyonumuz yalan yanlış yorumlanmıştır. Size bir başka örnek daha sunmak isterim. Kutsal Kitabınız’da, ölmüş bir çocuğun Elişa tarafından tekrar hayata döndürülüşünü anlatan büyük bir mucizeden söz edilmektedir: “Ve çıkıp çocuğun üzerine yattı, ve ağzını onun ağzı üzerine, ve avuçlarını onun avuçları üzerine koydu ve üzerine uzandı; ve çocuğun bedeni ısındı. (...) Ve çocuk yedi kere aksırdı ve çocuk gözlerini açtı.” Bu olay bir mucize değildi, bugün herkesin bilmekte olduğu hayat öpücüğünü uygulamasından ibaret bir şeydi.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana