Norveçli ve İsveçli Gotlar, hiç şüphesiz, yeni dünyaya ayak basan ilk Beyazlar’dır. Kızıl Eric ( Eric le Rouge) bu gözü pek denizcilerin, Vikingler’in, ilk liderlerinden biridir. Leif Ericson’un babasıdır ve 1970 yılında İzlanda’ya doğru yelken açmış ve orada yerleşmiştir. Batıda çok geniş bir ülke bulunduğu söylentileri üzerine de yeniden denize açılmış, 1980 yılına doğru Groenland ( Grönland) kıyılarına ulaşmış ve burada yeni bir koloni kurmuştur.
Kuzey Amerika’ya ilk ulaşan onun oğludur. İzlanda’da 1970 yılında dünyaya gelen Leif Ericson, cesaretleri ile övünen deniz adamlarının geleneği içinde yetiştirilmiştir. Ancak 1003 yılında Amerika’yı keşfetmesi tamamen rastlantı ( *) sonucudur. Kralın himayesi altında Norveç’ten yola çıkmış, ancak patlayan bir fırtına onun yönünü saptırarak Yeni Dünya’nın doğu kıyısına doğru sürüklenmiştir. Nereye ayak basmış olduğu tam olarak belli değildir, ancak burada buğdaya ve bağlara rastladığı ve bu yüzden bu bölgeye “Vinland” adı verdiği bilinmektedir, ki bu da hiç şüphesiz Massachusetts’deki Cap Cod’u belirtiyordu.
Bu keşif haberi etrafa yayılmıştı ve kısa bir süre sonra diğer İskandinavyalılar da gelmekte gecikmediler. Koloniler kurmaya kalktılarsa da bunların ömrü pek uzun olmadı. Sarı saçlı, mavi gözlü bu “renksiz insanlar” muhtemelen korkuya kapılan ve kendilerine düşman olan yerliler tarafından ülkeden kovuldular.
.....................................................................................
( *) Bu kitaptaki “rastlantı” sözcüğü “sebebi bilinemeyen” anlamında kullanılmıştır.
Kuzeyliler’in ( Nordic) Minnesota’ya dek batıya ve kuzeye doğru ilerlediklerini gösteren sayısız işaret vardır, ancak buraya nasıl geldikleri bilinmemektedir; muhtemelen Büyük Göller’i kullanmışlardı, çünki denizci millettiler; karadan seyahat etmiş olmaları ihtimal dışıdır.
Superior Gölü’nün kanada kıyılarında, Beardmore’da yapılan bir keşif epeyce tartışmalara yol açmıştır; burada söz konusu olan kırılmış bir Kuzeyli ( Nordic) kılıcı, bir baltanın kesici kısmı ve bazı kalkan parçalarıdır ve bunların Vikingler’e ait oldukları tartışmasızdır. Bununla beraber bu keşfin gerçekliği yıllarca göz ardı edilmiştir ve bazı bilim adamları bu tavırlarını hâlâ sürdürmektedirler; ileri sürdükleri sebep de bu eşyaların sahte olduğu ve bunun bir şaka olduğudur. Bir kimsenin sırf şaka olsun diye böylesine değerli parçaları nasıl olup da bırakmış olduğu ise açıklanacak şey değildir. Ayrıca, emin kaynaktan da bilinmektedir ki, kuzeyliler kıyı bölgesini Hudson Körfezi’ne kadar ziyaret etmişlerdir.
1898 yılında Minnesotalı bir çiftçi tarlasını sürerken dikdörtgen biçiminde, üstü yabancı bir dilde yazıtlarla kaplı olan büyük bir taş buldu. Bilim adamları bunu büyük zorluklarla çözmeyi başardılar ve on altı harften oluşan eski gotik dilinde yazılmış olduğunu keşfettiler. Ancak bunun gerçek olduğunu kabule yanaşmadılar. Üstünde şu okunuyordu: “Bizler batıya, Vinland’a sefere giden 8 Got ( İsveçli) ve 22 Norveçliyiz. İki küçük ve kayalık adası olan ve bu taştan kuzeye doğru yürüyerek bir günlük mesafede bulunan bir gölün kenarında kamp yaptık. Bir gün boyunca balık avladık. Geri döndüğümüzde arkadaşlarımızdan 10’unu âdeta kendi kanları içinde yüzer durumda, ölü olarak bulduk. Ave Maria, bizi kötülükten kurtarınız. Bu adadan yürüyerek 14 gün uzakta, deniz kenarındaki gemilerimizde ( ya da gemimizde) bizi bekleyen 10 arkadaşımız daha var. Yıl 1362.”
1967 Eylülü’nde, Amerika Vikingleri konusundaki en büyük tarihçi olan Prof. O.G. Landverk, Kensington Taşı adı verilen bu taşın gerçek olduğunu açıkladı. Onun tarihini, Kuzeyli ( Nordic) tarihçi olan Prof. O.G. Landverk, Kensington Taşı adı verilen bu taşın gerçek olduğunu açıkladı. Onun tarihini, Kuzeyli ( Nordic) Katolik takvimine dayanarak 7 Mayıs 1244 olarak belirtti. Taş, Minnesota’da, Alexandria’da sergilendi. Bunun bir aldatmaca, bir şaka olduğunu iddia edenlerin asla açıklayamayacakları sorular doğuyordu: Kim eski gotik dilini öğrenmek, 100 kilodan fazla çeken bir taş üzerine bir metin yazmak, sonra da günün birinde belki birisi çıkar da bunu bulur ümidiyle tamamen tecrit edilmiş bir alana götürüp de bunu gömmek zahmetine katlanmış olabilirdi? Çiftçi mi? Bunu yazan adamcağızın bunun hiçbir zaman keşfedilmemesini dileyerek ölmüş olması daha mümkündür!
Maalesef, kuzeyliler birleşik Devletler’deki hayatları hakkında pek az iz bırakmışlardır. Rhode Island’daki Newport kulesi de tıpkı Kensington Taşı gibi şüpheciler tarafından reddedilmiştir. Bunlardan biri “Bu daha çok, 16. yüzyıla ait İngilizler’in pusu kurmak için yaptıkları kulelerden biri olmalıdır. Atlantik kıyısında, Vikingler’in gemilerini bağlamak için kullandıkları o meşhur gemi bağlama taşları da sonuca götürücü bir kanıt getirmemektedir. Burada bulunmuş olan ortaçağ İskandinav silâhları da hiç şüphesiz, Amerika’ya yeni getirilmiş olan aile hatıraları ya da koleksiyon eşyalarıdır.” diye yazmaktadır. Bu şüpheli açıklamalar, kadim devirleri inceleyenlerin aşmaları gereken bir aklî muhakeme tarzıdır.
Vikingler hiç şüphesiz Kuzey Amerika’yı, İzlanda’yı ve Groenland’ı ( Grönland) kolonileştirdiler ve buralarda muhtemelen beş yüz yıl kadar kaldılar. Sagalar’a (*) göre zengin bir Groenlandlı beraberinde 60 kişi ile Vinland’a geldi ve burada 1007 senesinde bir koloni kurdu. Bu koloni belli bir süre yaşadı ve gelişti, ancak daha sonra hiç sözü edilmez oldu. Bu sömürgelerin ortadan kalkışı hâlâ esrarını korumaktadır. Bölgenin bu yeni sakinleri, belki de yerli halk tarafından emildiler ya da katledildiler. Belki de kendi kendilerine sönüp gittiler. Kuzey Dakota’daki Mandan yerlileri açık tenli ve mavi gözlüdürler; bu da beyaz tenli İskandinavyalılar’ın bu bölgede bir süre yaşamış olduklarını düşündürmektedir.
(*) Saga: İskandinav efsaneleri.
Lewis ve Clark, kuzeybatı boyunca yaptıkları keşif gezilerinde ( 1804-1806) burada gayet misafirperver yerlilere rastlamışlardı.
Bunların taştan yapılarının ve kullandıkları eşyaların kalıntıları keşfedilmiş ve bütünüyle tanımlanmıştı; hatta New Foundland’de bizzat Leif Ericson’a ait olması muhtemel olan bir kamp mevkii bulunmuştu. Yaptıkları bu sayısız uzun yolculuklar Vikingler’in sayılarının azalmasına neden oldu; ayrıca ülkeleri de savunmasız kalıyordu ve hiç şüphesiz sonunda bu maceradan vazgeçtiler. Keşifleri 1300’e doğru sona erdi. Gözü pek Vikingler’in sonuncusu da 1540 yılında Groenland’da öldü ve böylece ilk Amerikalılar’ın tarihinin en etkileyici çağlarından biri son buldu.
Cayce Dosyalarından Aktarmalar
Dosyalar içinde muhafaza edilmiş yedi “hayat okuması”nda belirtildiğine göre Kızıl Eric, Leif Ericson ve diğer İskandinavyalılar Atlantik aşırı ve İzlanda, Groenland ve Amerika gibi yepyeni ülkelere doğru sayısız yolculukar yaptılar. Vinland’da, Massachusetts’de ve Rhode İsland’da sürekli koloniler kurmaya kalkıştılar. Bu kolonilerden hiç biri varlığını sürdüremedi ancak bazı kişiler dost yerliler ile ticaret yaparak zengin olmak amacıyla ülkede hayli uzun bir zaman kaldılar. Norveç’e cepleri dolu ve başarılarından ötürü biraz da övünerek geri döndüler.
“Varlığın, Kızıl Eric’in onun günümüzde doğmuş olduğu bu ülkeye yolculuklar yaptığı zamanda da yaşamış olduğunu görüyoruz. Varlık Vinland adı verilen, ya da günümüzdeki isimleriyle Rhode İsland ve Massachusetts kıyılarına yerleşmeye teşebbüs edenler arasında bulunuyordu. Varlık o zamanlar bedensel ve ruhsal bakımdan güçlü idi, karadaki ve denizdeki tüm faaliyetlere gayet yatkındı ve Osolo Din adını taşıyordu. Varlık, bu enkarnasyonu boyunca kazandı ve kaybetti; şöyle ki, bu ülkede kaldıkları süre içinde ortaklara ve arkadaşlara getirilen yardım vasıtasıyla kazandı; bu ülkenin yerlileriyle yapılan ticaret neticesi elde etmiş olduğu ülkeye geri döndüğünde yolculuklarında kendisine eşlik etmiş olanları köle yaptı. Bu da, bu ülkedeki yaşamının son döneminde herkesin nefretini kazanmasına ve mahkûm olmasına neden oldu.” ( 438-1)
Diğer denizcilere karıları eşlik ettiği hâlde, Amerika’ya yaptığı seyahatlerden birinde Kızıl Eric karısını evde bırakmıştı. Karısı büyük bir hiddete kapıldı ve bu hadise aile hayatlarında uzun seneler sürecek bir yara açılmasına neden oldu. Gözü pek bir denizci idi ve aynı zamanda saldırgan bir tabiata sahipti; kendisi ile üstleri arasında sayısız kavgalar patlak verdi. Hayatının sonuna doğru da denizden ve onun haşinliğinden nefret etti.
Amerika’da iken bir keresinde batıya, günümüzdeki Minnesota’ya kadar ulaşmıştı ve arkadaşlarından bazıları hayatlarının geri kalan bölümünü yerliler ile beraber geçirmek üzere burada kalmayı tercih ettiler. Diğer Vikingler daha da uzağa, ta Montana’ya kadar gittiler.
“Varlık kuzey ülkesinde idi, Amerika’nın kuzey ve batısındaki geniş topraklara, ya da varlığın günümüzdeki doğmuş olduğu ülke olan Minnesota’nın merkez bölgesinin yakınına, Kızıl Eric’in faaliyetlerini sürdürdüğü bölgeye doğru seyahat edenler arasında bulunuyordu. Varlığın ismi Olsen-Olsen idi ve bu ülkede kalanlar arasında bulunuyordu. Böylece, kuzeybatı toprakları yaptığı keşif esnasında Clark’a açık tutuldu ve kendisine karşı hiçbir girişim olmadı. Varlık, çeşitli gruplar, uluslar ya da ülkeler arasında çok faydalı olacak şekilde barışı sağlayabilirdi.” ( 3651-1)
Leif Ericson, Olaf ve Olensen ile birlikte Connecticut ve Massachusetts’de Vinland’a yanaştı. Bir sonraki yolculuklarında Ericson ve ekibi, günümüzde Providence adı verilen ve Rhode İsland’ın başşehri olan kentin yakınında bir koloni kurdular. Diğerleri ise New Fondland ve Nova Scotia’ya ( Yeni İskoçya) kadar sayısız yolculuklar yaptılar. Bu arada ilk yerleşim bölgesi Vinland oldu ve daha sonra terkedilmesine rağmen bazı Vikingler buranın yerli halkı ile “ruhsal” bir kardeşlik kurmak ve “bölgeyi katetmek için bir kestirme yol bulmak” amacıyla burada kaldılar. Enteresan bir ayrıntı da, Kızıl Eric’in günümüzde tekrar enkarne olmuş olmasıdır:
“Bu varlık, daha önceleri kuzey ülkesinde ( Nordic) yaşıyordu ve cesur denizcilerden biriydi; ve varlık o enkarnasyonunda Kızıl Eric adını taşıyordu ve günümüzde doğmuş olduğu ülkeye yolculuk ediyordu veya yerleşmişti. Bununla beraber bu hayatının son kısmında yaşamış olduğu bazı maceralar ve günümüzde de belirtildiği üzere, girişmiş olduğu faaliyetler yüzünden varlık, sudan, su yollarından, suda yüzen gemilerden korkmaktadır. Cesareti, diğer bir enkarnasyonunun neticesi olarak havada, ya da hava taşıtlarındaki faaliyetlerinde daha fazla ortaya çıkmaktadır. O enkarnasyonunda ( Kızıl Eric olduğu) varlık kazandı ve kaybetti; çünki sadece arkadaşlarıyla değil, aynı zamanda aile hayatında da güvensizlik dönemleri yaşadı ve kendi üstleri ile anlaşmazlıklara düştü.” ( 2157-1)
Böylelikle, Cayce dosyalarına göre Vikingler’in Amerika’daki öyküleri maalesef son buluyor.
İnsanoğlunun yaşamış oldukları, çağdaş tarihin hudutlarına dek gözden geçirmiş bulunuyoruz. Cayce’in arşivlerinde, Amerika tarihinin hemen hemen tüm dönemlerini içeren “okumalar” bulunmaktadır. Bunlar içerisinde Özgürlük Savaşı sırasında doğmuş ruhlara, Yeni İngiltere’deki ( New England) büyücülük davalarına, Far-West öncüleri dönemine, iç savaşa, dünya savaşlarına ilişkin bilgiler mevcuttur.
“Okumalar” her ne kadar bazı ünlü ya da efsanevî kişilerin hayatlarını ortaya çıkardıkları için şaşırtıcı ve etkileyici de olsalar, daha önce bilinenlere pek büyük bir şey ilâve etmemektedirler. Sonuç olarak günümüz Amerikası’nın ve onun yarınlarının gözler önüne serdiği daha karmaşık ve kesin sorunlara yönelmek durumundayız. Çünki, şimdi ve gelecek, geçmişte örülen ağlardan oluşur.
