GÖK SAKİNLERİ
İyi akşamlar Antoinette. Sizleri bir arada görmek ne iyi, buraya varabilmen için sana uzun zaman yardım ettim... Bu ziyaretin sana vermiş olduğu şeylerin farkına ancak ayrılma anında varıyorsun.
Burada yaptığım karşılama hikayelerini anlatmam seni sevindirir mi?
Burada, şu anda bulunduğum yerde karşılaşmalar -tesadüfen diyelim- çok az olur. Başlangıçta, dünyaya daha yakın olduğum zaman böyle değildi. Yakınlık ve Heyecan ( affinite ve affection) kanunları şu anda yaşadığım ortamda daha belirgindir.
Birbirini çağıran iki varlık arasında aniden bir heyecan dalgası ortaya çıkıyor ve yoğun bir ışık yakınlaşmalarını aydınlatıyor. Bu ışık değişik şekiller alıyor. Kimi zaman büyük kanatlara benziyor, kimi zaman geometrik figürlere, bazen de çiçeklere benziyor...
Adeta bir ışıklı şeylerin fışkırması!
Sizlere böyle anlarda oluşan şeylerden -yaklaşık da olsa- bir fikir vermek mümkün değil. Size ışık konusunda ne tasvir ettiysem, müzik için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Zira bu karşılaşmalardan sınırsız bir sevinç doğuyor. Bu sevinç MÜZİĞİN ta kendisidir.
Burada her şey şiir, ışık ve uyumdur. Sadece ilişkiler biraz kişiseldir. Diğerinin kim olduğu sorulmaz, zira kişiliklerin sınırı saydamlaşmıştır. Kapalılık yoktur olduğu gibi görülebilir. En küçük bir kapalılık, bilinmezlik yoktur. Ne hınç ne de düşmanlık yoktur asla. Artık dünyevi hayatın alışkanlıklarından etkilenmiş bir hayat yaşanmaz...
Artık, size ilk zamanlarda tasvir ettiğim gibi karşılaşmalar yapılmıyor. TANRI’nın Çocuklarının Özgürlüğünde yaşanıyor. Kuşkusuz hala eski dostlarla memnuniyetle, sevinçle karşılıyor -karşılaşma yeni de olsa- dostça bir karşılaşmayla aynı varlığın ruhuyla karşılaşmak arasındaki fark büyük değildir. “ Kişisel faktör” “ derinlik faktörüyle” karşılaştırıldığında pek anlam ifade etmiyor!
Şunu iyi anlayınız: Şu anda yaşadığım Alemde ne öfke, ne egoizm, ne güvensizlik ne de hiçbir şekilde tekelci bir anlayış için yer yoktur. Tabiatı gereği buna benzeyen şeyler otomatikman dışlanırlar. Sadece sözkonusu Planın titreşimleriyle uyum içinde olanlar bu plana girebilirler ve varlığını sürdürebilirler...
Ne güzel olmalı bu! Ne kadar güzel olduğunu tahayyül edemezsin! Sizi bekleyen önünüzdeki mutluluğu anlayamazsınız!
Ancak önemli bir husus, dünyasal enkarnasyon döneminde, ölümlü bir beden içinde bu duygu ve şuur halinin gerçekleşebileceği ve denenebileceğidir.
Bu hepimizin izlediği gelişme yoludur. Sadece ruh değil aynı zamanda fiziksel beden de kutsanınca yeryüzüne tekrar dönüyoruz.
Sizi bu düşünce üstünde bırakıyorum, onu olgunlaştırmaya çalışın, zira bunun her birimiz için hayati bir önemi vardır. Burada, bunu görebiliriz biz.
ZAMANLARIN GÜÇLÜKLERİ
- M. şu anda görebildiğim kadarıyla kendi adına zorlukları var. İnsanları bağlayan genel bir kaderdir bu. Bunu anlayana ne mutlu. Ne mutlu dostunuza bir gün gelecek, anlamın bütünlüğü zihninde ortaya çıkacak. Ve “ Şükür TANRIM” diyecek. Ve oradan geçmenin zahmete değdiğini görecek, anlayacak...
İnsan sadece özel güçlüklerini bir basamak gibi kullandığı ölçüde kelimenin yüce anlamıyla “ insandır.”
Bir vaaza mı benziyor?
Yine de son düşündüğüm şey iyidir. Ama bir “ spiritüel aksiyom” olan gerçek başka türlü nasıl açıklanabilir?
Evet, şuurundaki projelerini biliyorum, sevgili Antoinette. Ama gördüğün gibi bu alanda iyi bir öğütçü olmak için maddi pratikten uzaklaşmaya başladım.
Başarıya gelince, başarı dediğimiz şeyin buradan görünüşüyle aşağıdan görünüşü tamamıyla başka bir şeydir.
Dünyasal hayatın değişiklikleri bize geçici, kısa süren bir özellikteymiş gibi geliyor. Çabucak en önemli ve en etkili sonuçlar çıkarılıyor sadece.
Bu Dünyadakiler için zor mudur? Şüphesiz. Ama fark ediyor musun ki fiziki olarak zor diye adlandırdığın tüm insanlığın kaderidir. İnsanların hatası, nasibini genel nasipten ( hisse) ayırmak ve ona çok yakından bakarken onu büyütmek, abartmaktır.
Sizin gibi körleştirici maddenin içine dalmışken, bunu belki ben de demiştim. Madem ki üst bir seviyeden tebliğimi veriyorum, gördüğüm şeyleri -onları gördüklerim gibi- söylemem gerekir.
Koyu bencil görüş açısı dışına çıkmak, espriyi evrenselleştirmek, insan kaderini yapılabildiği ölçüde ve şuuruyla toplamak: Orada İNANILMAZ BİR KURTARICI eleman vardır.
Spiritüel hayat “ bilgi ve inanış” değildir. Yoğun bir “ iç mücadele ve gerçekleştirme ( tahkik)” dir. Tabii ki bu, maddi şartlarını elinden geldiği kadar iyileştirmeye çalışan tehlikesiz ve akılcı faaliyetleri ortadan kaldırmaz.
Biri diğerini engellemez. Yalnız, bu iki faktörden birincisi ikincisinin temeli olmak zorundadır. Zira şu bir gerçektir ki, iç uyum ve dengeyi bulmanın dış şartların uyumunu ortaya çıkardığı varsayılmaz.
Herkes durumuna göre tecrübe geçirecektir.
Fakat dostuma ahlak dersi vermek için çağrıldığımı hissetmiyorum. Bunu daha önceden kendiliğinden biliyor.
KÜÇÜK BİR İNCİL’İN YARAMAZLIKLARI
- Küçük peder S. mi? Gelişinden hemen sonra ona rastladım. Size ondan bir şeyler anlatmak istiyorum, zira oldukça eğlenceli bir hikayesi var.
Hayır küçük peder S. Geçtiği anda farkında değildim. Ama belli bir anda kendisi beni karşılamaya geldi: Mutlu, fakat çok resmi bir ifadesi vardı. Redingot, silindir şapka, yaka iliğinde bir çiçek ve elinde küçük İncil!
Kuşkusuz karşılaşmaktan çok mutluyduk ikimizde.
-Ee küçük peder S. dedim, sonunda ulaşmış olmaktan memnun musunuz?
- Tabii, evet! dedi. Karımı yeniden gördüm. Sizi aramak istiyordum, ve... işte tesadüfen rastladım size!
Ona karşılaşmamızda hiçbir tesadüf olmadığını açıkladım.
Gençleşmiş görüntüsü üzerine komplimanlar yaptım ona. Küçük peder iyiydi, her şeye rağmen gerçekten iyiydi!
Resmi elbiselerinin sebebini sordum. Bana böyle bir alemde sahip olunan en iyi şey giyilmelidir, diye cevap verdi.
Kısaca, birlikte iyi bir an geçirdik.
Sonunda ona haşçakal demeliydim. Ama İncil’ini kaybetmiş olduğunu farketti! Onu düşünmüyordu artık. İncil ortadan kaybolmuştu.
Canı çok sıkılmıştı. Ona Burada İncil’i aramanın boşuna olduğunu açıkladım, çünkü ararken kafasında o yoktu. Sonuç:
İncil’i elde edemedi.
O’na:
- Kendi kendinize İncil’inizin elinizde olduğunu söyleyin, elinizde olacak.
Şaka yaptığımı sandı:
- Yine hep aynı Bay P.siniz. Hem de Öte-Alemde bu kadar uzun zamandır bulunduktan sonra!
- İyi ama... İncil’iniz elinizde; dedim ona.
Baktı... dediğim gibiydi.
Hatırlamıyordu!
Unutmayınız ki bu, sadece değişiminden sonraki üçüncü gündü. Bu yeni alemde daha çok süprizler bulacak. Öteki kökleşmiş alışkanlıklarını uzun zaman muhafaza etmişti.
Bravo Peder S. Birçok sevgili kişi burada onun gelişini beklemişti. Burada çok rahat edecek.
Daha sonra görüştük mü? Evet. Birçok kereler rastladım ona. Bazen bu alemin kanunlarını öğrettim. Çünkü gelecek hayata karşı büyük bir ilgisi olmasına rağmen dünyevi bakış açısını göz önümde bulundurma temayülü vardı.
Peder S. ne felsefi bir zihniyet sahibi, ne de metafizikçi bir psikologdu. Ama çok güzel uyum sağladı. Ne var ki kilise alışkanlıklarından vazgeçmek istemiyor. Kiliseye gidiyor, doğru ve samimi zihniyeti onu yüksek varlıklarla karşılaşacağı yerlere götürüyor.
Evet, tabii. Burada, kiliseler ve oraya düzenli bir biçimde giden insanlar var.
“ DEĞİŞİM” MESELESİ...
Aranızda konuştuklarınızdan anladım ki, Burada kişisel tecrübelerimi eskiden olduğu gibi anlatmamı istiyorsunuz.
Kendimi sizin bakış açınız yerine koymam için bana biraz çaba gerek, zira sizde “ tecrübe” kelimesi objektif fikirlerin üstünlüğünü ihtiva ediyor, oysa bizde “ gerçek” olaylar meselesinin içinde olmadığı gibi “ iç gerçekleştirme” içinde de değildir. Biz ağır basan sübjektif biçimde yaşıyoruz.
Bizde dışarıya doğru güç yavaş yavaş kayboluyor. Burada varlığı devam ettirmek için mücadele yok. Vücudun formunu koruması hiçbir çaba gerektirmiyor. Fiziksel duygu yok, böyle olunca bundan kaynaklanan etkinlikte yok.
Bu basit noktayı düşünün. Orada şuur ve varlığın büyük sonuçlarını göreceksiniz.
Buna karşılık, heyecana bağlı her hareket, açıklaması oldukça zor bir noktada yoğunlaştırılmıştır; varlığımızın hayati temeli tamamıyla başka bir planda yer alır.
Anlıyor musunuz? Burada size söylediklerim önemlidir.
Her şeye rağmen, astral hayat düşünceniz henüz çok maddidir. Orada dünyevi hayatın devamını arıyorsunuz. Bu mekanizmanın daha önce size bahsettiğim edinilmiş alışkanlıklardan doğmuş olması sebebiyle elbetteki bu türden bir şeyler bulacaksınız. Ancak bu alışkanlıklar yavaş yavaş ortadan kayboluyorlar, onları besleyenler, onları devam ettirmek ihtiyacı zamanla giderek zayıflıyor.
Aynı zamanda, “ duygu” yönü daima yoğunlaşıyor, şimdi bu “ duyguda” hayatsal cevheri buluyoruz.
Bir başka deyişle: Mutlu ve sağlıklı ya da hasta ve mutsuz olsun Burada heyecan alanı içinde bulunuyoruz.
Yine de evrende her şey belli bir plan üzerine kuruluyor; örneğin bizim ve tüm diğerlerinin yansıması bulunabilir. Eğer bu noktayı anladıysanız bu size yeni bir ufuk açacaktır. Şimdilik, diyelim ki dünyevi imajlar ve olayların burada karşılığı vardır. Ancak bu karşılık, sizde olduğu gibi, enerji ve fiziksel maddeler bileşiminde değil, bir astro-mantal akımın birleşimiyle yaratılmıştır.
Yani bir fikir ve duygu bileşiminden...
Antoinette, arkadaş seni kendi türünde çok iyi olan bir kitapla ilişkiye soktu. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, orada dünyayı yakından ilgilendiren bir plan söz konusudur. Ruhlar orada henüz yeni terk etmiş oldukları dünyevi şartlardan derinden etkilenmişlerdir. Bu yüzden dünyadakine benzeyen ya da eş değerde birçok yapı ve kuruluş göreceksiniz.
Bunlar bilinmesi faydalı şeylerdir, ancak abartmamak ve bunu büyük bir olay yapmamak gerek. Bunların içinde anlaşılması ve zihinde muhafaza edilmesi gereken “ Üst Alemler” denilen yerlerin Yukarı’dan ve Aşağıdan gelen güç akımlarının bir karşılaşma noktası -ya da bir anlamda kavşak- olduğudur. Bir yanda Göksel Yaratımdan, öte yanda Dünyasal Yaratımdan doğan akımlar. Buna göre, ben, plan değiştirmedim. Ama yolda giderken kendimi zihin değiştirmiş olarak buluyorum.
Anlıyor musun?
Dünyevi alışkanlıklarım giderek sönüyor ve siliniyorlar. Artık alışkanlıkların ve onları besleyen nedenlerin varlık sebebi yoktur. Ama sana şunu söylemek istiyorum, sen gelip bana kavuşmadan önce bulunduğum alemi terk etmeyeceğim.
Bir Alemden sonra bir başkasında ölünür. Ancak, cevher daha saydamdır ve irade gücüne tabi kılınmıştır. Bundan itibaren değişim sorunu daha çok bir “ irade” sorunu haline gelmiştir.
Tabii ki bu, belli bir gelişme seviyesindeki ruhlarda olur. Diğerlerinde, bulundukları plana ait olayların şuuru, hayat ortamları seyyalleştikçe zayıflar, solar.
DEREDEN TEPEDEN
- Hayır, tabii ki sizin planınızda karşılaşmayacağız. Fizik olarak üçünüz de lambanın altında, ışığın etrafındasınız. Ama şuurunuz Burada benimle, benim Planımda.
Siz bunun açık şuurunda değilsiniz -çünkü uyanık şuur birleşimde büyük bir yer tutar- ama pek önemi yok: Üstün Hayatla uyum içinde titreşen sizin bir bölümünüz, bunu biliyor.
Sevgili dostum, sizlerin kendi kendinize bir şeyleri saptamanız için, bu geceyi sizden almak istedim.
Dost Meleğimiz konusundaydı. Ancak size ulaşamadım.
Neden?
Bu zihninizin, özellikle o anda, çok aktif ve çok pozitif olmasına bağlıdır. Buna karşılık, size tebliği iletecek olan dostumuza ulaşabildim.
O ve siz, zihinleriniz arasında var olan fevkalade bütünleyicilik sebebiyle çalışmanızı ve hayatınızı birleştirmeye yöneltildiniz. Zihniniz hedefe doğru ilerleyen bir ok gibi aktif ve çevik; onun zihni dolmaya hazır bir çanak gibi, ağzı yukarı dönük bir çanak gibi... Sadece üstün şeyleri almak için açılıyor.
Olağan varlık düzlemine gelince, çanağını bu yana çeviriyor ve kendi olarak kalıyor bu yüzden kelimenin psişik anlamıyla medyom değildir. Bir spirit celse masasının etrafında kaynaşan varlıklar için, o tamamıyla erişilmez biridir. Alıcılığı zihninin mutlak şartı değildir. İstediği yöne doğru açılıyor, başka türlü değil.
Böyle bir uygunluk ancak aynı seviyeye ve aynı değere uygun düşen Ruhlar arasında mümkündür.
Düşüncenizin hedefe ilerleyen bir ok gibi hareket ettiğini nasıl mı görüyor, tespit ediyorum? Sizi tanıyorum da ondan, sevgili dostum!
Tesadüfen, beni biraz “ rahatsız” etmiş mi olsaydınız?
Oh, yeterince, sık sık!
Örnek mi? Zihniniz, karınızın cevap almak için hazırlanmasından önce kendi sorularıyla hareket ediyor. Öyle değil mi?
Şaşkınlık verici etkilerin sebebine gelince... Ne istiyorsunuz? İstediğim etkileri alıyorum ve onların ince uçlarını ve tavırlarını hayranlıkla seyrederken, yanımdan geçmelerine izin veriyorum!
Biliyor musunuz? Yaptığım bir eleştiri değildir. Sadece aramızda dostça bir gözlemdir, tespittir.
Sizin dediğiniz gibi “ bu kalem yaylım ateşleriyle” canımın sıkılmasına neden olmaktan mı korkuyorsunuz?... Elbette ki bu çalışma her zaman “uyarıcıdır” ve onlar sadece hedeflerine giden oklardır.
Oklar nereye mi ulaşıyorlar? Hayır bayan, birine böyle gönderilen sorular her zaman ok şeklinde ya da sivri koniler ve de bu türden başka bir şey şeklinde olmazlar. Bu sorunun yapısına bağlıdır. Öyle sorular vardır ki sizi yakalayan ve bırakmayan kancalar gibidirler. Örneğin, sıkıcı, rahatsız edici olabilir.!
Antoinette, bir gün beni dinlemeye gelip gelmeyeceğini bilmek istediğini anlıyorum... Her şeyden sonra neye yarar bu?
Her zaman benimle, içten uyum halindesin. Esas olarak birleşik kalıyoruz. Yalnız yolun bir ucunu tek başına geçmek gerekir. Bir defa güzergaha geldiğinde sebebi şu anda olduğundan daha iyi anlayacaksın.
Senin aşağıya geri dönmen burada kaldığın sürece yaratılanları değiştirmeyecektir. Sınırlar benim için önemli şeyler değildirler. Ama ilişkilere yeniden başlaman gerektiğini söylüyorum sadece. Zira biz ve dostlarımız, aynı Spiritüel Ailenin üyeleriyiz, bireyleriyiz. Sen kelimenin dünyevi anlamıyla, görünüşte uzaklaşmış olsan da, çalışma durmayacak. Unutma ki benim bulunduğum yer coğrafi bir yer değildir.
“ Buradan Gitmek” beni terketmek demek değildir.
Şimdi, benim tarafımdan çıkmış gibi gözüken ve sana ulaşan bütün tebliğleri, ki bunlar az ya da çok medyomsal kişilerden çıkıyor, “ büyük bir kayıtsızlıkla” kabul etmeni istiyorum. Her ne olursa olsun, bu tebliğler, sana açık ve benim tarafımdan gönderilmiş gibi gelmiyorsa da bunlara karşı kayıtsız ol. Alışılmış hayatın küçük şeyleriyle ilgilenmiyorum ve hiçbir zaman sofu bir tutum almayacağım.
Derneğe gelince, sanıyorum ki dostumuz M. istenilen yönü verecektir. Zihnen onunla birlikte olacağım. Olayları her zaman evrenselci bir temelde muhafaza ediniz.
Diğer spiritüel çizgilerin verdiği gelişme metodlarını alınız ve anlayınız.
Şuuru genişletmek ve zihni hiçbir zaman alışılmış izler içinde durağanlaştırmamak. Alışkanlık, “ kavramlar” konusunda şuurun genişlemesine en büyük köstektir.
Genç hindu Krishnamurtu’nin görevi sabitleşmeye karşı insanları uyarmaktır.
Dostumuza ve orada benden konuşan herkese şunu söyle ki sempati ilişkileri bedenin yok olmasıyla kopmuyorlar. Aksine daha samimi bir yakınlaşmaya yol açıyor.
Bana yöneltilmiş düşünceler, özellikle bir sevgi ya da sempati duygusuyla yüklü oldukları zaman bana doğrudan ulaşıyorlar.
Dostunuza istediğini elinden geldiği kadar yapacağımı söyle. Sonuç onun ruhunun sükunetine bağlı olacaktır.
Eğer bir ruh “ açıklaması ifade sınırlarını aşan bir gerçeği” öğrenmeyi arzu ederse, bu onu en saf kaynaklardan almak için davranış içinde bulunuyor demektir.
İncilin “ Hakikat Ruhu” dediği bu “ Hakikat” hakkında sana ne söyleyebilirim.
Hakikat Ruhu, her birimiz için, şu anda bulunan hakikatin gelecek aşamasıdır, anlayabiliyor musun? Bu “ en mükemmel bir hakikate doğru sürekli harekettir”. Ancak hiçbir beşeri varlık, en üst seviyede bile olsa, Hakikate ulaşabileceğini söyleyemez.
HAKİKAT BÜTÜN İFADENİN ÜSTÜNDEDİR VE BİR FORMÜLE İNDİRGENEMEZ.
Burada da, dünyada olduğu gibi, ferdi hakikat, ferdi hakikattir ve ölümle fazlaca değişmez.
Senin küçük özel grubuna gelince, sana söyleyecek sadece bir tek sözüm var: SEBAT EDİNİZ! Kayda değer bir başarı için uzun zaman gerekse de, grubu oluşturan kişiler uyum içinde oldukları sürece sebat ediniz.
Eğer içlerinden herhangi birisi sabrını kaybedecek olursa gruptan ayrılması daha iyidir.
Toplantılarınızda bulunmamı istiyor musunuz?
Çalışmanızı dikkatle izliyorum. Özellikle sağ duyuyu tam anlamıyla tatmin etmeyen şeylerin kabul edilmemesine ve aşırı bir ihtiyatla kehanete ve gelecekten haber vermeye benzeyen davranışlar üzerinde dikkatle duruyorum!
Tekrar görüşelim.
