Albert PAUCHARD - SEVİNÇ VE GÜZELLİK ALEMLERİ - BÖLÜM6

Share

http://www.dunyaana.com/images/man152.jpgGERİ DÖNÜŞ YOLU

Size kısa bir süre önce Reenkarnasyon konusunda Burada tamamıyla Yüksek ruhlarla hararetli tartışmalarım olduğunu söylemiştim.

Ama sonunda kendi işimden emin olmak amacıyla, mükemmel sebeplerim de olsa, onları inandırmak için yaptığım girişimleri bir yana bıraktım. Evet “ emin” diyorum, çünkü bunun gerçekliğinin farkına varmak için fırsatlarım oldu.

 

Gerçek şu ki Rehberim tarafından Geriye Dönen Zaman yoluna götürüldüm. Henüz geçmişteki hayatlara ( varlıklara) geri dönülen yere gitmedim, ama bu hayatların olduğunun farkına varabildim.

Bunu, size doğru bir fikir verecek şekilde açıklamak pek kolay değil. Ama, açıklamamın size verebileceği şeyi eğer kabul etmek isterseniz, GERİ DÖNÜŞ YOLUNA girilebilen yerde bulundum.

Biliyorsunuz buradaki ruh hali, kendini bizim için tamamen gerçek ve dokunulabilir olan objektif sembolik şekiller halinde gösteriyor. Daha önce bundan size birçok kere söz ettim. Geriye dönüş olayı, zihnimde, Alemimizin esnek maddesinden yapılmış, geçmişte geriye doğru uzanan bir yolu canlandırdı...

Şu ana kadar bu yola girmedim. Henüz sırası değil. Zira böylece şu anda yapmak zorunda olduğum işlerde dalgın olabilirim.

Yol boyuna bir göz attım ve geçmiş hayatların tablosunun bir sinema şeridi gibi ortaya çıktığını gördüm...

Hayır, bundan bahsetmeye hakkım yok. En azından, şimdilik. Belki daha sonra. Belki de hiçbir zaman. Bunun sebebi, olayları oldukları gibi, tümüyle size aktaramayacağım içindir. Her şey bana ait değil, işin içine karışmış başka kişiler de vardır. Hayatımız her zaman başka hayatlara bağlıdır...

Ama en azından sana söyleyebileceğim bir şey var, Antoinette; sen ve ben, birlikte, birbirini izleyen dünyasal hayatlarda yaşadık.

Evet, ama kusursuzca... Bu nedenledir ki bu dünya hayatımızda, senin de dediğin gibi, “ her ikimizde” çok iyiydik.

GÖRÜŞ AÇISI

Duydum, bana buradan, bulunduğum Plandan insanlığı düzeltip güzelleştirmeye çalışan teoriler ve “ yeni zamanlar” konusunda size söyleyecek bir şeyim olup olmadığımı soruyorsunuz... Ancak size, Dünyada olup biten olaylara dikkatimi yöneltmenin yasaklandığını bir kez daha söylemeliyim. “ Yeryüzünde” demiyorum, “ Dünya’da diyorum.

Evet... Bu, çalımalarımı bozuyordu. Haklı olarak, size yalnız şunu söyleyebilirim ki “ yeni zamanlar” dediğiniz potansiyel olarak şimdiden oradadır.

Bana gelince, elimde uğraşacak işlerim var. Şu anda yaşadığım Planın kanunlarına bütünüyle uyum sağlamam gerek. Dünyada olup bitenler sizin şuurunuzla bana ulaşmadıkça onlardan çok az haberim oluyor.

Söylediklerim Burada bulunanların her birine uygun gelmiyor. Sadece, benim yapacak işim var. Hepsi bu. Önümde yerine getirmem gereken bir vazifem var: Bu, İnsanı (“ birey” olarak insanı) tanımak ve insan olarak gelişmesini düzenleyen kanunları anlamaktır.

Dünyadaki gelişmesinden, ya da Buradaki yani astraldaki gelişmesini mi kastediyorum?... Size cevap vermeye çalışacağım. Hemen anlayacağınız bir şeyler söyleyeceğim:

Yeryüzündeki İnsan, kendinde astral benliğini de, mantal benliğini de taşır. Dünyevi hayatın şartları onun dikkatini kendini çevreleyen maddi dünya üzerinde sabitleştirir. Çünkü başka türlü yaşayamayacaktır. Aynı zamanda sosyal dünyada da. Bildiğiniz gibi, benlik ve çevre arasında sonsuz, sürekli bir etkileşim vardır! Birey toplumda yaşar. Toplum kendisinin var olması için vazgeçilmez kanunlarla bireyin bütün görüş, anlayış ve varlığının bütün tezahürlerini etkiler.

Oysa, dünyevi hayatın korunması için gerekli olan şeyler ( icaplar), bulunduğum burada yoktur... Sıkılmadan yapayalnız olabilirsiniz. Birçok şey konuşma, görüşme olmadan anlaşılabilir. Doğal olarak, sizde olduğu gibi çıkarcılığa ait sebeplerin bizde var olma hakkı yoktur. Bizim ne gruplaşmalara, ne toplumsal yasalara, ne politikaya, ne de ekonomiye vs. ihtiyacımız yoktur..

Yapılmak istenen ilk şey, Astral Alemin şartlarına uyduktan sonra gerçeğin gerçeği olarak -kendi kendine KİM olduğunu ve izlemesi gereken GAYE’sinin ne olduğunu sormaktır.

Yeryüzündeyken bütün Görünmezlerin yüzlerini “ dünyevi zamanın akışına” kolayca döndürdükleri zannedilir. Aşağıda hayat nedir, yoksa zamanın akışı mı? Ama burada, edinilmiş alışkanlıklardan kurtulur kurtulmaz yüzler zamanın akışına çevrilmez: Aksine, giderek, Şu anda Ebedi olan “ olayların önüne” nüfuz edilir.

Biraz olsun beni izleyebiliyor musunuz?

Dostum, DÜNYADA OLANLARIN ÇOK ÖNEMLİ ŞEYLER olmadığını anlamak TEMEL noktadır. Ebedi Hayatın Tohumları yeryüzünde ekilmez. Bu tohumlar EN YUKARDA ekilirler.

Biraz önceki tespitimde, Yeryüzünde bütün Görünmez Varlıkların zamanın akışına gözlerini kolayca çevirebildikleri kabul edilir demiştim, bu konuda soru sormak istediğinizi hissettim.

Size bir imaj vermeye çalışacağım:

Yüksek bir kuleye çıkmış biri için dünya, etrafını doğrudan çevreleyen sahnelerden oluşmuştur. Kule onun için temel nokta, kalanı da bu özel nokta etrafında kümelenmiş şeylerdir.

Ama bu kuleye uzaktan bakan biri için kule, hiç de dünyanın merkezi değildir: O sonsuzlukta küçücük bir parçadır sadece. Aynı şey yeryüzü için de söylenebilir, hatta isterseniz tüm dünya hayatı için de...

Bu konuda ki görüş açımı C... sokağında ki 12 numarada Albert PAUCHARD iken çok iyi hatırlıyorum. Görünmez Rehberler, beşeri tekamülü yöneten Mürşitler vs... vs... hakkında çok okumuştum. Kafamda, bu coşkulu Varlıkların, olabildiğince küçük bir parça olan dünyasal hayatla yoğun bir şekilde ilgilendiklerini canlandırıyorum.

Atmosfer değiştirildiği zaman daha iyi anlaşılıyor!

İKİ ALEMİN SINIRINDA

- İyi akşamlar, sevgili üçlü. Sizi hoşnut etmek için elimden geleni yapacağım. Deneyelim:

Başlangıçtaki ile şimdi bulunduğum ortam şartları arasındaki farka gelince, “ imajinasyona bağlı yaratıcılık” önceden irade dışı olarak gerçekleşiyordu, şimdi ise iyi yönetilmiş bir irade aracılığı ile gerçekleşiyor. Bu, yavaş yavaş öğreniliyor. Etrafımda karşılaştığım kişiler için de durum aynıdır.

Şuna dikkat ediniz ki benimle ilgili bir yer farklılığı yoktur. Sadece nitelik farkı vardır. Örneğin, titreşimler daha yoğun, daha hızlıdır. Şimdi bana normal gelen ışık, başlangıçta gözlerimi alıyordu.

Henüz etrafımda manzaralar ve binalar görüyorum. Evet, kiliseleri, fabrikaları, kimya laboratuarlarını ve inşaat şantiyelerini görüyorum... Fakat her şey “ semavi” diye adlandırabileceğim bir ışıkla kuşatılmış. Eşyalar dışardan ışıklandırılmışa benzemiyorlar. Işığı kendi içlerinde taşıyorlar ve kendi ışıklarını kendiliğinden yayıyorlar.

Burada her varlık ve her eşya ışık içinde bir ışıktır, karanlıkları aydınlatan bir ışık değil... Arıyorum ama size en iyi açıklamayı nasıl verebileceğimi bilemiyorum. Böyle bir açıklama olmadığından değil, ama sizin dünyasal zihninizin sebep olduğu sınırları gözönünde tutmak gerekiyor... Bu sebepler, olayı, yaklaşık tasvirlerden başka bir şekilde anlatmamı engelliyorlar.

Size, biraz önce laboratuarlardan, fabrikalardan, inşaat atölyelerinden bahsettim. Burada herkes idealini ifade etmek ve dünyasal hayalini gerçekleştirmek imkanını buluyor. Ne beynin sınırlarıyla ne de dış şartlarla karşılaşılmaz. Görüşü, düşüncesi apaçık bir şekilde ifade edilmiş bulunur ve kendiliğinden şekillenir.

Bu, açık ve derin düşüncelerin sonucu değil; daha çok ilhamlara bir cevaptır.

İnsan, sizin Mantal Plan diye adlandırmaya alıştığınız Zeka, Akıl Aleminde “ yeniden doğduğu” zaman aynı işe bu defa şuurluca düşünmüş ve olgunlaşmış olarak, başlayacak.

Burada bir parantez açmak istiyorum:

Şunu iyi anlayınız: Alemler, ya da şuur ve varlık alemleri belirli sınırlarla işaretlenmemişlerdir. Hiçbir zaman sadece tek bir Alemde yaşanmaz, Burada Alemler bana aralarında dünyaya göre daha çok farklılaşmışlar, özelleşmişler gibi geliyor.

Daha açık bir şekilde ifade etmeye çalışacağım, bu konuda bildiğimi.

Aşağıdayken ZAMAN sadece maddi anlamda yaşanmaz. Maddi “ ifadelerin” arkasında, heyecanlar ve arzu güçleri Astral enerjiler vardır. Ama hepsi bu değil. Arzunun ulaşmak istediği şeyi gerçekleştirmek için az çok yüksek yoğunlukta zihni faaliyetin müdahalesi gerekir.

Evet. Burada da aynı. Yalnız, fazladan şu var: Eşyalar kendi ışıklarını kendi içlerinde taşıyorlar. İstek ve heyecan onların içinde doğrudan ortaya çıkabiliyor. Anlıyor musunuz?

Arzu ya da ilham, kendini otomatik olarak Alemimizin özel maddesinde gerçekleştirir ( hiçbir ağır ve dirençli madde sizde olduğu gibi bunu engellemez). Bu durum artık idrakin yardımcı müdahalesine sıkı bir şekilde gerek duyulmamaya yol açar.

Bir an gelir eşyanın akışı içinde “ bu kendiliğinden yaratımın” imkanları tükenir.

O zaman bir başka arzu ortaya çıkar: Eşyanın nedenini ve nasılını anlamak bu.

O zaman mantal faaliyete doğru eğilim gösterilir... Farkında mısınız?

Burada, beni çevreleyen ortamla olan ilişkilerim bu son faaliyeti teşvik eden ilişkilerdir. Zira iki alemin sınırında bulunuyoruz -Duygu ve Akıl Alemi- siz bunlar için astral ve mantal alem diyorsunuz.

Şimdi dinleyiniz:

Şu anda, bulunduğum yerde, birçok kişinin etrafında buraya gelişleriyle birlikte kendiliğinden ( otomatik olarak) oluşan kitaplıklar iradi ve şuurlu olarak yöneltilen düşünce tarafından yaratılırlar. Umarım nüansı rahatlıkla görüyorsunuzdur; zira, Burada, özellikle her şeyde “ nüans” meselesi vardır.

Bakınız, son olarak Ganriel DELANNE’ı ( *) ziyaret ettim. Yarım daire şeklinde, saydam bir kubbesi olan bir yerde oturuyor. Duvarlar tamamıyla kitaplık bölmeleriyle kaplı ve içleri her zaman konularına tutkuyla bağlı olduğu kitaplarla dolu.

O’na:

-    Bütün bunlar ne işe yarıyor diye sordum?...

( *) Gabriel DELANNE: Büyük spirit araştırıcı ve deneyci. Kardec spiritizmini geliştirmiş ve yayılması için çok kıymetli eserler vermiştir.

Omuzuma dostça dokunarak güldü ve “ gördüğünüz gibi eski zamanlardan bir hatıra”, dedi. Sonra bana:

– Onları şu an için değil gelecek için hazırlıyorum. Burada, geçmiş dünyasal hayatımızın “ ilhamlarına” çok şekil vermişiz gibi geliyor bana. Dahası, gelecek enkarnasyonumuzda fizik olarak gerçekleşecek maddeleri en azından maddi şartların elverdiği ölçüde yapmaya çalışıyoruz.

İtiraf ediyorum ki bu benim için tamamıyla bir ifşaatdı. Zira size gerçeği söylemek için şimdiye kadar geri dönüş ( reenkarnasyon) düşüncesiyle çok az meşgul oldum. Benim çizgim daha felsefidir. Spiritüel kollarımı eşyanın sebebi ve gayesine yöneltiyorum ve nisbeten şekillerle daha az meşgul oluyorum.

Eğer benim alışılmış, günlük çevremi sorarsanız, doğrusu bunu size anlatmakla sıkıntıya düşeceğim. Bazen, Aşağıdaki eski çevremin maddeleşmesi gibidir. Bazen de -sizinle temas halindeyken- şu andaki üç boyutlu çevrenizden daha çok, bir zihni fotoğrafı gibidir.

Ama bu, sadece dikkatim tam bu yöne çevrilmiş bulunduğu zaman oluyor.

Genellikle, benim çevrem ruh halimin yansıması ve sembolüdür. Mesela, bazen onu şekilsiz ve sonsuz bir mekanda başka türlü tasvir edemiyorum... Beyin sizde neyse bizde de ona karşılık, gelene doğru yönelen bir ışık akımı. Bu ışık akımı içinde meleksi figürlerin değişen şekilleri ortaya çıkıyorlar: Bunlar kalbimin merkezinde doğan düşüncelerimin şekilleridir.

Burada toplantılar geometrik figürlere göre yapılır. Dostumun, bir akşam, kalabalığı bir tür çiçek şeklinde görmesinin nedeni bu işte.

Özellikle bundan dolayı Güzellik Alemindeyiz. Bu alemin cevheri dünyadaki bir insan üzerinde etkili olduğu zaman onu Sanatçı yapar.

Güzellik Planımızdaki toplantılar ve astro-mental karşılaşma noktaları ilham ve artistik anlayışlar fışkırtırlar.

Bu kadar yeter, bu akşam uzun süre kafanızı yormaya devam etmeyeceğim. Ama şunu anlamalısınız ki artık şu anda eskiye nazaran size varlık tarzım hakkında tasvirler vermek kolay değildir!

BUGÜN RÜYA, YARIN GERÇEK

- Görüyorum ki fabrika, laboratuar vs. hikayelerim, benim bölgemde ilgili olanlar, ilginizi çekiyor.

Biraz sorularınıza cevap vermeye çalışmak istiyorum. Bana, sizde, bir şeyin açık ve aydınlık olmadığını söylüyorsunuz. Mademki fabrikalar, laboratuarlar, inşaat şantiyeleri var, doğal olarak orada, bu çeşitli aktivite merkezlerine bağlı görevli şahıslarda olmalı: Ustabaşılar, mühendisler, işçiler ve görevliler gibi.

Bunu cevaplandırıyorum: Tabii ki evet.

Bu konuda neler olup bittiğini soruyorsunuz, kendi kendinize: Bunlar, bu işten sorumlu bir yaratıcının düşünce şekilleri mi, ya da orada çalışma ve kendi konularını geliştirme fırsatı bulan başka ruhlar mı söz konusu. Bu mu sorduğunuz?

Pekala, işte cevap: Bu aynı aktivite merkezine ruhların alınmasını düzenleyen bir kendiliğinden iş birliği ve ideal yakınlaşması sorunudur.

Beni anlıyor musunuz?

Bu faaliyet merkezinde canlı bir yaratım yapmak amacıyla araştırmalara girişilir.

Bekleyiniz. ( Ara) Bana bu konuda, araştırmaların “ yaratımı düzenleyen ve ona yön veren uyumlu bir birliği” gerçekleştirecek en mükemmel vasıtayı bulmak için yapıldığı söylendi.

Bununla onların kendi fabrikalarını, şantiyelerini vs. yapmak istediklerini söylemek istiyorum. Büyük Yaratmanın bir üretimi, ya da canlı yansıması, demek istiyorum.

Bir başka deyişle: Her işçi, her görevli, yaratıcı sevinç ile onu paylaşma arasında, şahsi bir “ akıllı ve sevindirici cevaptan” ziyade, yönetici ve düzenleyici “ hiyerarşi” ilkesinde mükemmel bir ürünün vasıtalarını arıyorlar.

Şu anda bulunduğum yerde, DÜNYASAL HAYATIN BİR GÜN KALIPTAN ÇIKMIŞ GİBİ OLACAĞI “ hayal ediliyor”.

Yeryüzünün imkanları dahilinde gerçekleştirmek üzere DÜNYADA ALINAN İLHAMLAR BU ALEMDEN geliyor.

....................................

M. – İşte bana bir şeyler gösteren bay P... Bir şekil... bir insan. Ellerinden, alnından ve kalp bölgesinden güçlü bir ışık yayıyor...

Anlıyorum!... Fabrikalardan, laboratuarlardan vs. bahsediyordu... Ancak bu söylemek istediklerini bize aktarmak için yetersiz bir şekildi... Daha çok şey anlatmak istiyordu... Bize orada olduğu yerdeki, geçip giden hayatı duyurmak istiyordu...

Misal çok açık, bana “ şifa vermek” arzusunda olan bir adam gösteriyor: Dünyaya bir “ iyilik sever” olarak dönmek isteyen, “ ıstırabı ve ıstırabın sebeplerini” yok etmek isteyen bir adam...

Ah! Biliyorum!... Orada gördüğüm kendisidir!... Bu, hayattayken manyetizör olarak tanıdığımız kimsenin, gerçekleştirmek için gördüğü  “ rüyadır”.

FARKLI ALEMLERE KISA BİR GÖZ ATIŞ

Dünkü söylediklerimin bir devamı olarak ve üçünüz aranızda birbirinize sorduğunuz sorulara cevap olarak birkaç gözlem daha eklemek istiyorum.

Kendi kendinize bizim özel Planımızda sanatsal gerçekleşmelerin -müzikte, resimde ya da heykelde örneğin- nasıl ortaya çıktığını soruyorsunuz?
Şöyle:

Gerçeği söylemek gerekirse, sizde olduğu gibi enstrümanlarla müzik yapılmıyor. Bir yüzeye -bir tual ya da başka bir şeye- resim yapılmaz ve bir odun üstünde yontma kalemiyle ya da bir taş üzerinde çekiçle çalışma yapılmaz. Hayır. Daha çok sanatçının zihinsel anlayışı, kendi “ duygusu” ve kendi  “ rüyeti” Planımızın maddesinde zarif bir şekilde, ışık, renk ve görüntülerle yansıtılır.

Kelimenin en yüksek ve yüce anlamıyla, yaptığımız hareketler armonize edilmiştir, duruma göre, gerek yavaş ve resmı ve gerekse canlı ve sevinçli olsun “ dans”ı hatırlatırlar.

.....................................

M. – ( Ansızın) Oh!... Bir parkın imajını görüyorum... İmaj çok aydınlık... Parkta Prenses Juliana ve Prens... ( *) elele tutuşmuşlar ve çok ciddi olarak and içiyorlar... Kendimi sanki onların şuur hali içinde hissediyorum. Çok samimi... Ve çok güzel.

.....................................

- Zihninize yabancı gelmeyen bir örnekle, bu Aleme özgü hareketlerin dünyada nasıl dile getirildiğini, ifade edildiğini size göstermek istedim.

( Ara)

Buradaki karşılaşmalarımızdan doğan nedir? Hangi tür bir çalışma?... Sizlere bunları anlaşılır bir hale getirmek zor olsa bile anlatmayı deneyeceğim. Hemen hemen sadece olayları doğrulayabiliyorum.

Burada iş, sizin dünyasal anlayışınızdan değişiktir. Bir “ düşünce”, bir yaratıcı imajinasyon, Burada bir “ iş” tir. Burada şekillerle işlenen ve bozulan ağır maddeler yoktur. Düşünmek yaratmaktır!

( *) Hollanda Prensesi Juliana ve nişanlısı Bernard.

Zaten dünkü açıkladıklarımdan sonra biraz kavramış olmalısınız. Özelde dostum, sizin için mesele yeni değildir. Gerektiğinde, buraya ulaşabilmek için fazla zaman gereğini, biraz telafi edebileceksiniz.

Bulunduğum bölgedeki ikametim neye yarıyor? Bunu daha önce size söyledim, coğrafi bir yer değil. Bu bir şuur halidir. Şuur  genişlediği ve yoğunlaştığı ölçüde ortam, yer değiştirilir. Bu kendiliğinden ve hissedilmez bir şekilde bir tür iç gelişmeyle, olur. Artık zaman düşüncemiz, fikrimiz yok, eskisine göre daha az, başlangıçta biraz sürüp geliyordu. Farkında olmadan Değişmezliğe, ya da “ EBEDİ ŞİMDİ” denilene kayılır.

Şuna dikkat ediniz ki: “ Bölge” dediğimiz zaman bir şuur halini ve buna denk gelen ortamı kastediyorum.

Aynı zamanda şunu da not edin “ Ardarda gelen Alemleri” bir gökdelenin katlarıymış gibi almayın! Size daha önce İmajinasyon Alemiyle, Düşünce Alemi sınırında bulunduğumu söyledim ve bu ifadeleri çok katı olarak almamanızı istemiştim Sizden, hatırlayınız.

Gerçi, bu katı ayrılık yok. Birinin nereden başladığını, ötekinin nerede bittiğini sınırlamak zor. Birinde düşünülmediğini, diğerinde hissedilmediğini sanmamak gerekir. Hiçbir şekilde. Sadece bu süreçlerden birinin diğeri üstünde belli bir üstünlüğü vardır. Ben süreç diyorum, isterseniz etkinlik deyin.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana