Albert PAUCHARD - SEVİNÇ VE GÜZELLİK ALEMLERİ - BÖLÜM8

Share

http://www.dunyaana.com/images/man155.jpgKESİN BİLGİ

İyi akşamlar, sevgili üçler! Şu anda bulunduğum alemin şartlarından sizlere yeterli bir bilgi verebilmek için çektiğim sıkıntıyı bilemezsiniz... Dostumuzdan daha iyi bir çalışma arkadaşı bulabileceğimi sanmıyorum, çünkü esnek tahayyülünü kolayca kullanabiliyorum.

Ama Bura’da şartlar ağır dünyasal iş maddelerinden oldukça farklıdırlar. Bir kere düşüncem Aşağının anlatımına alıştı, bazen sizlere doğru bir fikir vermeyi başaramamış olmaktan korkuyorum.

Bu yüzden ister istemez genellemelerle sınırlanmak zorundayım. Bana bu olguyu hesaba katmaları konusunda, sizlerin ve okuyucularımın zekasına güveniyorum.

Ölümlülerin anlayışlarıyla buradaki hayat monoton ve boş gibi geliyor. Ama bu olaydan uzak olmak demektir! Gerçekte, öylesine yoğun ve öylesine ışıklı ki dünyasal varoluş bize kötü bir rüya, düş gibi görünüyor, karanlık bir gecenin ortasında yaşanmış kötü bir düş...

Bizim seviyemizde, daha ziyade bundan vazgeçilir, zira nazarlarımız Başka Anlama yöneltilmiştir.

Ne gibi sebeplerimiz olabilir size gelmek için?... Henüz onu elde edememiş olanla mutluluğunu paylaşmak isteyen BÜYÜK BİR AŞK. Evet, bu!
Sevgi, en koyu karanlıklarda bulunanlarla bile köprü oluşturur.

Konumuza yeniden dönmek için sizlere daha önce, mutlu bir Alemde nasıl yaşadığımı, yapabileceğim kadarıyla, söyledim. Ve karşılaştırma yapmanız için, sizlere, “ vecd” ya da “ Dini trans” ın Büyük Mistikler için dünyada neyse, o olduğunu anlattım bir defa.

Sadece dini trans, yeryüzünde normal-üstüdür. Fark bunun burada normal olmasıdır. Bu bakımdan bizi ilgilendiren “ transtan” bahsetmiyorum. Her anlayışın üstünde bir açıklık, bir sükunettir ve her şeyin temelinin Sevgi  ve Sevinç olduğu doğrudan kesin bilgi ile yapılmıştır!

Kimi anlar, özellikle Yüksek bir Varlık tarafından yönetilen bazı spiritüel toplantılarda, görebilir, farkedebilir ve tüm varlığımızla bilebiliriz ki: “ Her şey, var olan her şey mükemmel olarak iyidir”. En korkunç acılar bir nefes alıp vermek anı kadar sürer ve her şey sonuç olarak, her türlü mümkün ifadenin ötesinde bir MUTLULUĞA, bir BÜYÜKLÜĞE götürür!

Dünyada tecrübeler geçirdim şimdi de bunu da geçiriyorum, her ikisini de çok iyi bilerek bunları size söylüyorum.

Biliyorum ki bu mutluluk hali içinde kalmayacağım. Bu yolda bir adım daha attığım zaman yeni bir hayat durumuna gireceğim. Bunu siz Mantal Plan diye adlandırıyorsunuz. Hayat orada şimdikine nazaran daha aktif ve daha ilginç olacak. Bundan orada karşılıklı etki faaliyetinin daha çok olacağını söylemek istiyorum. Orada diğerleriyle ilişkili olarak, temas halinde daha çok çalışılır. Yaratılır. Araştırmalar yapılır. Bilim ve değişik Felsefe çalışmaları yapanlar sevdikleri hoşlandıkları konularla beraberdirler.

Ama henüz orada değilim, bunlar kulağıma çalınan sözler.

İyi niyetlerimle senin için, Antoinette. Evet, dostlarımızın “ geçişini” biliyorum. Ama şu anda doğrudan onlarla meşgul olamıyorum. Sakin ol, onların buna ihtiyacı yok. Selamladım, esenledim onları, hepsi bu kadar. Ama bu onlara herhangi bir şekilde kılavuzluk ettiğim izlenimini verdi.
Onlar için her şey iyidir.

AĞAÇLARIN BİLİNMEYEN YANI

- Ah, işte beni bulmaya gelen dostlarım... Kızkardeşim artık sizinle değil. O’nu ne yapacağını bilemez bir durumda hissettim, ancak güveniyorum ki kısa bir zaman içinde yeniden dengesini bulacak. Onu bekleyen iş bütün gücünü ve dikkatini gerektirecek. Onunla olduğumu ve fırsatını bulunca kulağına birkaç tavsiye fısıldayacağımı söyleyin!

Bu akşam size söyleyecek şeylerim var mı? Evet... Söylenecek şeyleri olmak!... Ama, söyleyebilmek...!

Bununla birlikte deneyeceğim. Belki sizde yardım edersiniz bu olabilir. Hazırda bir sorunuz var mı?... Görünmeyen Alem nasıl mı? Her şey hayat dolu.

Evet.

Gözleriniz için doğrudan algılanabilir bu hayattan sizlere bahsetmeye gerek duymuyorum. Yalnız -sizin de bildiğiniz gibi- arkada az çok kişileştirilmiş az çok durağan şekillerde Tabiat Anamızın görünmez görevlileri olan yaratıklar ( *) vardır. Ama bu sizin için yeni, bilinmedik bir şey değildir...

Sizlerle bu görevlilerin bitki ve ağaçların yetişmesinde şuurdışı bir rol oynadıklarını söylemek gereksiz. Bunu daha önceden biliyorsunuz. Ama belki daha önce dikkat etmediğiniz birkaç şey olabilir:

Onların hayvanlarla olan bağı insanlarla olan bağlarından daha sıkıdır. İnsanın yaratıklardan böylesine uzaklaşması, kopması üzüntü vericidir. İçgüdüsel olarak her şey onu korkutur, sebebini biliyor musunuz?

Çünkü onda içgüdüsel olarak “ kayıp bir denge” görürler.

Onunla geriye kalan dünyasal yaratıklar arasında derin bir uçurum vardır. Çünkü onun zekasının ışığı, genelde diğer yaratıkların içini rahat ettirecek tatlı bir parlaklıkta değildir... Işıktan, Burada bize görüldüğü gibi bahsediyorum, sözün gelişi değil.

Ama, şurada burada, bir köprü çukuru aşıyor. Tabiat sevgisi bu tür köprüleri yapıyor.

Şüphesiz size garip gelecek bir şey, böyle bir köprüyü, avcılarda gözlemiş olmamdır. Çünkü çoğu zaman avcılar, tabiatta tek başlarına başıboş dolaşırlar ve ormanların hayatıyla kendi hayatları arasında yavaş yavaş bir birlik kurulur.

Şunu iyi anlayınız ki, “ şekilleri” yok etmek olayı, “ tabiat güçleriyle” uyumsuzluk içinde olmak demek değildir.

Tabiat Ana ne fiziki bir şekle, ne de bir süreye sahiptir. Bu hayat, bu şekil altında sürüp gelen hayattır ve bu hayat yok olmaz.

( *) Tabiat ruhları, periler gibi yaratıklar.

Bunlar kendinizi yanlış bir duyguya karşı, burada korumanız gerektiğini söylemek içindir. Yoksa insan ( kazaen) “ tesadüfi yıkımcı” olarak benzeri yaratıklar tarafından korkutulmaz. Hiçbir şekilde.

UZAKLAŞMASININ SEBEBİ BUDUR.

Ağaçlar mı?... Ha evet, ağaçlar. Bana göründüğü kadarıyla, diyelim ki onları canlandıran bir “ yönetmen” var. Bazı grupların ortak bir “ yönetmeni” var ki  -taa küçücük bir ot halinden beri- onları izliyor ve büyümelerini teşvik ediyor.

Örnekler öldükçe ya da kesilip kırıldıkça doğal olarak sayıları azalıyor ve sonuçta birkaç yüzyıl sonra her biri için tek bir “ yönetmen” kalıyor.

Gruba bağlı varlık grupla tekamül eder ve bu ağaçlar arttıkça, yaşlandıkça ve sayıları azaldıkça “ kendinin farkında olur”.

Artık tek bir ağaç kaldığı zaman bu varlık kendi şuurunda olmaya başlar ve sanıyorum ki bu sebeple oduncular bu doğrultuda kendilerince yararlı çalışmalar yapıyorlar.

Bir başka merak konusu da ağaçların, hayati bölümleri olan görünmez yaratıklara özgü hareketleri nasıl ifade ettikleridir.

Nasıl mı oluyor bu?

Bunu kelimelerle tasvir etmek zor. Ama sonlara bakınız ve kendilerine has dillerini konuşturunuz, onlarda özel ifadeleri hissedeceksiniz.

Bazı ağaçlar donup kalmış çılgın bir dans hareketi içinde gibidirler. Böyle bulmuyor musunuz?

Diğerleri bir tapınma, başkaları himaye eden bir sevgiyi ifade ediyor gibidir... Öyleleri var ki sanki derin bir düşünceye dalmışlar... Kimileri de bir afacanlık durumunda.

Size ayrıntıları veremiyorum, etrafınıza bakınız ve kavrayınız. Bu sizin için benden daha kolaydır, zira ben genellikle gördüklerimi sizin şuurunuz içinden görmek durumundayım. Başka türlüsü, beni Buradaki hayatımın merkezinden uzaklaştırır. Dostum memnun musunuz?

O halde, kızkardeşime ve aşağıdaki dostlarıma selamlar.

NOEL ZAMANLARI

- İyi akşamlar dostlarım, mutlu bir Noel dilerim sizlere! Bunu, Cenevre’de mi geçirmeyi istiyorsunuz? Teşekkür. Ama size söylemeliyim ki bulunduğum yerden aranızdaki uzaklığı iyi göremiyorum.

Burada, coğrafi anlamda uzaklıklar yoktur, her üçünüz, kızkardeşim ve siz, aynı zihinde olduğunuz zaman sizleri, birleşmiş, toplanmış olarak idrak ediyorum.

Hayır, sözün gelişi değil. Ruh halinize girebilmem için özel bir çaba sarfetmem ve izlenimin başka olduğunun farkına varmam gerek.

Genel olarak buradan insanlığı nasıl görüyorum biliyor musunuz?

Eylülde, yoğun sisli bir günün kurşuniliği gibi. Siz insanların, sanki bir rüyada yürüyormuşcasına, gidip geldiğinizi görüyorum...

Bana öyle geliyor ki, yeryüzünde bulunanların kendilerine özgü hareketleri yok, daha çok bir tür mekanizma gibi hareket ediyorlar: Alışkanlık mekanizması, iç güdülerin yarattığı “ temel” alışkanlıklar ve ahlak denilen “ itibari” alışkanlıklar.

Şurada burada, sisler arasından canlı bir ışık geçiyor.

Bunlar “ şuurlanmış”, artık otomatik olmayan, Serbest hareket edebilen varlıklardır.

Son derece yararlı bir şeyler yayılıyor onlardan ve yıldız ışıklarının size ulaşması gibi, bu saf ve aydınlık varlıkların ışığı bize geliyor.

Kalanı, biraz sonra size bahsedeceğim oluşum halindeki ince bulut tabakasını aşamıyor.

Buradan Noel’i nasıl mı görüyorum?

Noel zamanı geldiğinde, sisi yarıp göklere doğru yönelen ışıklı hatların oluştuğu görülür. Ve bu, bir an için, dünyadan çok aydınlık gözükür.

En azından, nispeten daha aydınlıktır.

Kızkardeşime kutlama hazırlıkları için harcadığı çabaları takdir ettiğimi söyleyin.

Şimdi sizden ayrılıyorum.

BİRAZ İNSAN MEKANİĞİ

- Ülkenizi kateden ışık patikalarından gelebiliyorum. Bu kutsanmış ( *) ülkede, binlerce insanın kalbine büyük pozitif güçler akıtıldı.

Sevgi büyük bir YAPICI GÜÇTÜR ve  Sevinç UYGULAYICI GÜÇLER için yol açar. Bu -bizim Buradan gördüğümüz gibi görenler için- birleşmiş bir halkın kalbinden fışkıran uyumlu büyük bir hareketi gözlemlemek güçlendirici bir şeydir. Zihinlerinizde gözlemlediğim kimi şüpheler ve rahatsızlıklar dolayısıyla sizlere şunları söylemek istiyorum.

Dostum, bütün bu sevincin nedenini buradan görebilmek için, bu gece, karınızı yanıma aldım. Onun, uygar insanlığın modern, sosyal hayatını sarıp kapatan köklü değerler hakkında bir çeşit özel bilgisi ( imajinasyonu) var.

Sonuç, eserinde sonradan ortaya çıkacak.

Aldığı özel dersleri başkalarının yararı için anlatılmaya imkan verecek derecede şartların O’na elverişli olmasını umut edelim.

Bir an aranızda ortaya attığınız konuya gelince; düşünceniz daha açıkça ifade eder misiniz?...

Sanıyorum ki, “ süregelen alışkanlıklar”, örneğin, çevrem, evim, üniformam, kendimi gençleşmiş hissetmem gibi sizinle daha önce ele aldığımız konulara atıfta bulunuyorsunuz.

Daha çok şimdi ki durumumdan mı yoksa eski durumumdan mı konuşmak istiyorsunuz? Evet. Ama, gene de bütün bunlar tutarlıdır.

Görüyorsunuz ki insan iyi gizlenmiş güdü ve arzularının hangi noktaya kadar hareketlerini ve anlayışını yönlendirdiğini bilmiyor. Noel hakkında uyarılarımda, atıfta bulunduğum husus budur.

Bana yeni psikolojinin bu meseleyle oldukça ilgilendiğini söyleyeceksiniz. Anlaşıldı. Ama “ bir meseleyle uğraşmak” henüz “ olguyu temelinden almak” değildir.

Gerçek -kelimenin geniş anlamıyla- ırk otomatizmasından ileri gelen çeşitli gizli motifler ile kimi pırıltı anlarında, hayal meyal fark ettiğimiz emeller arasında bocaladığımızdır... Ama gündelik hayatın basit eylemleri, alışılmış eylemlerimiz  -“alışkanlıklarımız dediğim hareketler- otomatiktir ve bu otomatizmaları iki alem arasındaki sınırı geçerken beraberimizde getiriyoruz. Anlıyor musunuz?

Yalnız, Burada alışkanlıkların bir kere “ niçini” yoktur artık. Ve her şey denizdeki fırtınanın dinmesinden sonra çalkantının uzun süre devam etmesi gibidir. Aynı şekilde bu otomatizmalar, fiziki vücut varlığını terkettikten sonra da devam ediyorlar.

( *) Bu ifade, Hollanda’da Prenses Juliana ile Prens Bernard’ın nişanlanıp evlendikleri süre içinde halkın birlik içinde bulunduklarını, anlatmak için kullanılmıştı.

Yavaş yavaş zayıflıyor, soluyor ve -her şey denizin göğü yansıtan sakinlik halinde dönüşü gibi- tabiatımız yüksek bir fikre mukabele eden sükunete kavuşuyor. Beni izleyebiliyor musunuz?

Bu andan itibaren, özgür irade giderek yönetimi, ele alıyor. Bu dönüşümün olduğu anı belirlemek zordur. Süreç, genellikle derece dere oluşur.
Şunları da söyleyelim.

“ Arzular bedeni”, ki buna astral beden dersiniz, güçlü bir alettir, makinadır. Ancak bu makinanın beslenmesinin büyük bir kısmı fiziksel ihtiyaçlarla temin edilir... Dünyaya çok yakın olan astral bölgelerde, hayat geniş ölçüde eskiden olduğu gibi devam eder. Karşılaştırma yaparsak Okullar, Kiliseler, Şehirler, Hastaneler, resmi binalar gibi; ancak, ilerlendiği ölçüde bu şeyler ortadan kaybolurlar.

Bir dış güç tarafından “ ortadan kaldırılmazlar”, hayır, daha çok “ içten boşaltılırlar”.

Bu uyarılar içinde sorunuzu aydınlatacak şeyleri bulacağınızı sanıyorum.

Şu anda yaşadığım yerleri size anlatmam konusuna gelince -farzedelim ki “ yer” den bahsedilebilir- böyle bir durumda, bunun için gerekli sözler, kelimeler sizde yokken nasıl yapılabilir, bu?...

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana