DOGONLAR’DA SİRİUS GİZEMİ - BÖLÜM3

Share

http://www.dunyaana.com/images/flower%204.jpgİDARECİ NOMMO ANAGONNO’LAR

a) Nommo Anagonno’ların Yaratılışı

Dogon Kozmogonisinde, Âlemin yaratılışında önemli ve temel bir rol oynadığını gördüğümüz «yumurta» kavramı, canlı varlıkların yaratılması sözkonusu olduğunda yerini «plasenta» kavramına bırakır. «Amma’nın her şeyi içine sarıp sarmalamış olan yumurtası, plasentası haline geldi» denir. Bu plasentanın merkezinde «Amma’nın makamı, kürsüsü» bulunmaktaydı. Bu temel plasenta çift, ikili bir plasentaydı. Amma, nommo anagonno denilen ilk canlı varlığı bu çift plasentanın içinde yaratır. Nomo anagonno’yu yaratırken, iki çift teşkil eden 4 ikiz erkek olarak yaratır. Bu iki taslak aynı sürede gelişir.

Amma’nın ilerki bir aşamasında Dünya üzerine «indirilmiş» yani gönderilmiş olacağı insan da, nommo anagonno gibi ve onun geçirdiği aynı evrelerden geçerek yaratılacaktı. Nommo anagonno’nun işlevlerinden biri, Amma’nın yarattığı âlemi ( 5) gözetmek ve himaye etmektir ( 6). Adındaki «anagonno» sözcüğü, «dolambaçlı yağmur», «yılankavî ( şekilde çalışan) erkek», «kanca adam» ya da «erkek kanca» anlamlarına gelir. ( 5) Nommo anagonno’ların evrensel bir varlık olduğu belirtiliyorsa da, mitin bu bölümünde yalnızca bizim âlemimizi ilgilendiren nommo anagonno’lar anlatılmaktadır. Bu bakımdan, Amma’nın tüm «âlemler»i içine alan «Âlem»i ile bunlardan yalnızca birisi olan «âlem»imizi ayırt etmek için, bu terimin baş harfi küçük yazılacaktır.

( 6) Nommo anagonno’lar, Dogon mitinde, Neo-Spiritüalist terminolojide İdareci Mekanizmalar olarak adlandırılan İlâhî Müesseseler’in işlevlerine benzer işlevlere sahiptir.

Amma, daha sonra, bu yarattığının çoğaltılmasını gerçekleştirir ve 4 erkek ikizin dişi ikizlerini de meydana getirir. Bu işi, birbirini izleyen, iki bölüme ayırmalar ya da dedublümanlar yoluyla gerçekleştirmiştir. Böylece, plasentasının içinde, önce 4 erkek nommo anagonno, sonra onların dişi ikizlerini meydana getiren Amma, toplam olarak 8 nommo anagonno meydana getirmiştir. Bunlar, ilerde, kendileri gibi mükemmel varlıkların doğmalarını sağlayacaklardı. Bununla birlikte, nommo anagonno’ların hermafrodit yani çift cinsiyetli olarak yaratıldıkları da söylenir.

Nommo anagonno’lar 4 ya da, ilerde menfî bir mahiyet kazanacak olan ve nommo anagonno adını taşımayan bir tanesi hariç bırakılırsa, 3 grupta sınıflanırlar:

1 – Nommo die («büyük nommo»): Amma’nın naibi olup, en yüksek Gök Katı’nda, Amma’nın yakınında ikâmet eder. Atmosfer-göğün tanığı, düzenleyicisi ve yönetim vekilidir. Yağmuru ( 7) bölüştürüp dağıtıcıdır. Aynı zamanda, Dünya’da yaşayan varlıkların ruhî prensiplerinin gözeticisidir.

( 7) «Yağmur» sembolü ‘rahmet’ olarak, bir başka deyişle, İdareci Mekanizma’dan intişar eden ‘Yüce Tesir’ olarak yorumlanabilir.

2 – Nommo tityayne ( «nommo’nun habercisi, münakili») : Mutavassıt, aracı olarak çalışır. Nommo die’nin ruhî prensiplerinin hamîsi ve gözeticisidir. Aynı zamanda, onun emirlerini ve yüksek işlerini icra edicidir. Bu sıfatla, ilerde, mitin ilerki kısmında sözkonusu olacak «adama» olgusunda «adayıcı» olacaktı.

3 – O-nommo («deniz ya da durgun su nommo’su») : İlerde, bir bakıma kötüyü simgeleyecek olan ikiz «erkek kardeş»i Ogo’nun işleyeceği zararlı fiillerden sonra, âlemin arındırılması ve reorganizasyonu için adanacaktı. Fakat insan formunda yeniden canlanacak ve plasentanın maddesiyle yaratılmış insanların atalarıyla birlikte, bir «gemi»yle Dünya’ya inecekti. O zaman yeniden ilk formuna dönüp sularda ikâmet edecek ( 8) ve çok sayıda zürriyet verecekti. O zamandan beri Dünya sularında ikâmet edecek olan o-nommo, oradan insanların ruhî prensiplerini tasarrufunda bulunduracaktı.

( 8) Kendisinden «Suyun Efendisi» diye söz edilen «deniz nommo’su» ( o-nommo), bir İdareci Mekanizma olarak ele alındığında, «deniz» ya da «sular» sembolü de açıklık kazanır. Pek çok kültürün Kozmogonilerinde, Mitolojilerinde sözü edilen bu sembol, genel olarak, ‘fizik dünya dışı’ süptil bir muhiti ya da bu muhitin ‘tesirler’ini; özel olarak da İdareci Mekanizma’nın ‘tesirler’ini ifade etmektedir. Nitekim, Mekanizma’dan intişar eden ‘Yüce Tesir’ olarak yorumlanabilecek olan az önce gördüğümüz sembol «yağmur» da, «su» dan oluşur.

4 – Ogo: Nommo anagonno formunda olmasına karşın, Ogo adını taşır ve diğerleri gibi balık biçiminde temsil edilmez. Daha yaratılışı tamamlanmadan yaratıcısına başkaldıracak ve âleme düzensizliği sokacaktı. İlerde, iktidardan ve gözden düşüşünün imajı «Soluk Tilki» formunu alacaktı. Çünkü Amma’nın kendilerine «kelâm»ı verdiği ve yaratılışın, mahlûkatın kralları, başkanları olacak 8 mükemmel varlığın oluşması onun bireysel eylem ve girişimleri ile bozulacaktı.

Amma, ilerde, yaratılacak olan Güneş’i ve Güneş’in uzaydaki hareketini, üç nommo’dan, en yüksek Gök Katı’nda kendisinin yakınında ikâmet eden nommo die’ye emanet edecekti ( 9). Ve nihayet, ikinci yaratılışın da bitmesinden sonra, Amma, kudretlerinin hemen hemen tümünü nommo’lara ( üçüne) bırakacak, âlemin işleyişini ve gelişmesini onlara emanet edecekti.

( 9) «Güneş Sistemi’nizi bir Trinite idare eder. Ve bu, daha büyük olan bir ‘Tek’e bağlıdır. Trinite üç ayrı tesir Mekanizmasıdır, Plandır.»

b) Ogo

Amma’nın sırlarının ve kudretinin bir kısmına sahip olup, kişiliğini
Amma’nın kişiliğinin tersine geliştirmiş ilk varlık olan Ogo, bir tür asi melek gibidir. Kişiliği, bazı dinlerde bahsedilen şeytanın kişiliğini andırır.

Tatmin olmayan Ogo, ikiz «erkek kardeşler»i gibi plasentasına bağlı bulunmaktayken, daha o zamandan sabırsızlığını gösterir. Oluşum halindeki âlemi keşfetmek ihtirasıyla, tüm kuralları alt üst ederek harekete geçer; plasentasından vaktinden önce, «gözleri kapalı» yani karanlıkta çıkar. Çıkarken de plasentasından bir parça koparıp alır. Üstelik dişi ikizini de kendisiyle birlikte götüreceğini sanarak, dişi ikizinin henüz canlanmamış, oluşum halinde bulunduğu plasentadan da bir parça koparıp alır. Fakat dişi ikizini elde edemez; çünkü Amma Ogo’nun dişi ikizinin ruhî prensibini plasentadan çekip almıştır. Böylece, dişi ikizini yitirmesine bizzat kendisi sebep olan Ogo’nun ilerki tüm girişimleri bu dişi canını aramaya ve ele geçirmeye yönelik olacaktı. Henüz oluşum halindeki belirlenmemiş âlemi görüp tanımak hırsıyla yaptığı gezisi sırasında, Ogo, en yüksek Gök Katı’ndan Dünya’ya birçok kez inecek ve yeniden çıkacaktı.

c) Ogo’nun İlk İnişi

Ogo, ilk inişi sırasında hep plasentasına bağlı bulunmaktadır, çünkü başlangıçtaki asıl zarının bir parçasını kendisiyle birlikte götürmektedir. Kendi etrafında dönen plasenta parçasına hep bağlı vaziyette, boş uzaya 7 zaman ya da dönemde iner. Amma, Ogo’nun «gemi»sini teşkil eden bu plasenta parçasını, doğu yönüne sevkeder. Fakat Ogo, plasenta parçasıyla gidip «âlemin çatal yabası»na konmuştur... Ogo’nun sebep olduğu düzensizliği gören Amma, plasenta parçasını toprağa dönüştürür. Ogo’nun gemisini teşkil eden plasenta parçası, o zaman, doğu-batı istikametini alarak istikrar bulur ve Dünya’mız haline gelir. Toprağın yaş ve çamurlu olduğunu gören Ogo, Dünya üzerinde kendisine yer olmadığını açıklar. Amma da ona yerleşme imkânı vermek için, toprağı «ağır kumlu toprağa» dönüştürerek kurutturur. Fakat dişi ikizini orada bulamayan ve çorak topraklı Dünya’nın bu halde işe yaramaz olduğu kanısına varan Ogo, Dünya’yı terkeder. Ve dişi ikizini arayışını sürdürmek üzere, en yüksek Gök Katı’na çıkar.

Ogo’nun, içinde dişi ikizinin ruhî prensipleri bulunan plasentasından kalan kısma yaklaşması engellenmeliydi. Amma bunun için Nommo tityayne’ye plasentayı, yakıcı ateş haline dönüştürmesini emreder. Amma daha sonra plasentayı döndürtür ve Güneş’e dönüştürür; bu arada plasentadan Ogo’nun dişi ikizinin ruhî prensiplerini de çekip almıştır. Fakat dönüştürülme sırasında Ogo yine, ufak da olsa bir plasenta parçasını koparıp çalmıştır. Ogo’nun bu sırada yaptığı önemli bir eylem de, Amma’nın temel tohumlarını çalma girişimidir.

d) Yaratılış Unsurlarının Dişi Po Tohumuna Alınması

Dişi ikizine ulaşamayacağını gören Ogo, içlerinde yaratılışın temeli po tohumunun da bulunduğu, Amma’nın yarattığı tohumları ele geçirmek ister. «Köprücük kemikleri»nde dolaşarak tohumları çalar. Bir başka Dogon mitine göre de, Amma, Ogo’nun plasentasını saklar; Ogo bunu görmez ve plasentası sanarak ancak tahılları çalar. Böylece âlemi ele geçireceğini, her şeyin kaynağına sahip olacağını sanmaktadır. Tohumların çalınışı «köprücük kemikleri»nden birinde cereyan etmiş olduğundan, Amma, Ogo’nun eylemlerinin nesnelerin düzenini tehlikeli şekilde bozmakta olduğu sonucuna varır. Ve yaratılış unsurlarını dişi po tohumuna koyar. Amma’nın, yaratılış unsurlarını dişi po tohumuna yerleştirmesi, tohumun kendisinin de katıldığı bir süreçtir; tohum sınırlara kadar «açılır», sonra, güney «köprücük kemiği»nde yerleşmek üzere yeniden kendi üzerine sarılıp dolanır.

Böylece bir bakıma, yaratılanların hepsi yeniden, başlangıçtaki ilk tohuma koyulmuş; plasentaları Amma tarafından muhafaza edilmiş olur. Ve böylelikle Amma tüm plasentaları,yani nesnelerin tüm teksir, yeniden üretilme imkânlarını kendi huzurunda muhafaza edecekti.

e) Ogo’nun İkinci İnişi

Ogo, tohumları çaldıktan sonra ikinci inişini yapar. Kendi yumurtasından yola çıkarak yaptığı bu inişinde, çalmış olduğu ufak plasenta parçasının teşkil ettiği ve içine tohumları sakladığı ikinci bir gemiyi kullanır. Dolayısıyla, ikinci inişinde de yine, bir plasenta parçasına bağlı bulunmaktadır. Ogo’yu inişinde bu kez, erkek po tohumu sevkeder. Oysa po, plasenta gibi, varlıkların ve hayrın menşeinin sembolüydü.

Ogo’nun erkek po tohumunu ve plasentayı ele geçirerek yaptığı hata, menşelerin sırrına, Amma’nın sırrına nüfuz etmiş olmaktır. Oysa, her şeyi önceden gören Amma insanların gelmesinden önce Dünya’yı hazırlasın diye Ogo’nun inmesine ve Dünya’ya şekil vermesine müsaade etmişti. Dünya’nın kaderini ona bırakmıştı. Fakat Ogo kibirle, kendini en güçlü sanmış olduğundan, Amma onun yerine erkek ikizini vekil tayin edecekti. Ve erkek ikizi nommo tityayne, Ogo’nun «dilini» kesecek; yani Ogo’yu, almış olduğu «kelâm»ın sözsel ifadesinden kesin olarak mahrum bırakacaktı.

f) Nommo’nun İğdiş Edilmesi

Ogo’nun yaratılış, mahlûkat içinde yolaçtığı düzensizlik yüzünden âlemin yenilenip temizlenmesi, «arındırılması» gerekiyordu. Amma, âlemin «arındırılması» için nommo anagonno’lardan birinin adanmasına karar verir. Adanmasından itibaren «adanan Nommo» ( nommo semu) adını alan o-nommo’yu adak olarak, nonno tityayne’yi de adayıcı olarak seçer. Bu adama olgusu, adanan Nommo ile Ogo arasındaki çatışmanın başlangıç noktası olur. Bu çatışmanın ebediyen sürmesi gerekiyordu; çünkü oluşum halindeki âlemin işleyişi ve dengesinin sağlanması için zorunluydu bu ( 10).

( 10) «Gerek maddede ve gerekse madde-üstü durumlarda, kâinat nizamı içerisindeki umumî ahengi temin, ancak birbirine müessir olan ayrı ayrı kuvvetlerin mevcudiyeti ile kaimdir» ( Sâdıklar Plânı)
«Müsbet ve menfi olan bu iki tesir plânı, insandan habersiz olarak, daha doğrusu kendi sahasında bulunan varlıklar zümresinin mukadderiyle doğrudan doğruya ilgilenmeden, kendi aralarındaki cidali yürütürler.» ( Sâdıklar Plânı)

Amma, hermafrodit yani çift cinsiyetli olan adak Nommo’nun önce iğdiş edilmesini ve göbek bağının kesilmesini sağlar. Bu fiil, aslî çift plasentanın arındırılmasını teşkil etmektedir. Sirius yıldızı ( Sigi-tolo), Nommo’nun iğdiş edilmesi ve göbek bağının kesilmesinden doğar. Adanan Nommo’nun plasentasının ve göbek bağının tanığı olan Sirius, Nommo’nun âlemdeki reorganizatör işleviyle ilgili olarak, âlemin merkezi sayılır. «Sirius, âlemin göbeği-merkezidir» denir.

İğdiş edilme sırasında akan kan plasentayı besler ve ona yeni bir hayat verir. Bu arındırma, Nommo’nun bağlı olduğu plasenta kadar, Ogo’nun plasentası için de geçerlidir. Çünkü Amma, Ogo’nun Güneş’e dönüştürülmüş plasentasını iğdiş edilme ânında Nommo’nun plasentasının altına yerleştirmiştir. Organdan çıkan kan ve hayatî güç, böylece, bir araya getirilmiş iki plasentaya nüfuz eder ve arınmalarını sağlar. «Bütün bu olanlar esnasında Güneş ve Sirius ilk defa karşılaşıp tanıştılar» denir.

g) Ogo’nun Sünneti

Ogo, iğdiş edilme ânında, kendisinde eksik olana, yani dişi ikizine ve plasentasına sahip olmayı arzulayarak yeniden en yüksek Gök Katı’na çıkar. Fakat Amma, onun dişi ikizini ve dişi tohumları güvenlik altına almıştır. Ogo, vaktiyle içine dişi ikizinin ruhî prensipleri koyulmuş olan plasentasının kalan kısmı Güneş’e de erişememeliydi. Amma bunun için Güneş’in yerini de değiştirir. Güneş, Amma’nın açıp hazırladığı «delik»ten çıkar ve Amma tarafından batıya «itilir». Amma bu yıldızı ortaya çıkartmadan önce âlemin «hayat»ını da bu «delik»te yoğurmuştu. Yakıcı plasentası Güneş’e yaklaşamayan Ogo, adanan Nommo’ya yaklaşır ve onun 4 «cinsiyet canı»na sahip çıkar. Ogo, bu aşırdıklarıyla birlikte Dünya’ya yeniden inmeyi tasarlamaktadır. Ancak, nommo tityayne, Amma’nın emirlerini beklemeden onu engeller. Ogo’nun «kelâm» organı olan dilini parçalar. Ve onu sünnet ederek «cinsiyet canları»nı geri alır.

Amma, sünnetten önce, Ogo’nun plasentası Güneş’in yanına alınan dişi ikizinin plasentasını gerçekleştirmek için nommo tityayne’nin bir yıldız hareketini andırır biçimde davrandığı, Ogo’nun bulunduğu yerin çevresinde döndüğü söylenir. Nommo tityayne aynı zamanda, Ogo’yu bağlı bulunduğu plasenta parçasından ayırmayı da amaçlamıştır. Sonunda nommo tityayne Ogo’yu bağlı bulunduğu plasenta parçasından koparıp ayırır ve sünnet eder. Plasenta parçası uzayda yol alıp Güneş’in yanına
gider. Sünnette kesilip alınan parça da, Güneş’i döllemek üzere, nonno tityayne tarafından Güneş’e itilir, yollanır. Buna paralel bir başka Dogon mitine göre, bu parçayı yollayan nommo tityayne değil, Ogo’dur; parçayı Güneş’e dişi ikizini orada izleyip ele geçirmesi için yollamıştır. Nihayet, nommo tityayne, Ogo’nun plasenta parçası plasentasından kalan kısmı olan Güneş’e gittikten sonra, Ogo’nun Güneş’le olan bağlantısını tamamiyle kesip koparır. Böylece Ogo, yanına dişi ikizinin plasentası alınmış olan plasentasından koparılmış ve ikizler tamamen ayırılmıştır. Dogonlar, bu olayları, Sirius ile Güneş’in Evliliği bölümünde göreceğimiz «ikizlerin ayrılma şeması ( tonu)» denilen bir şekille temsil ederler.

h) Ogo’nun Üçüncü ve Son İnişi

Ogo, sünnetten sonra hiçbir şey getiremeden yeniden Dünya’ya iner. Bu iniş için kullandığı araç, temel «yumurta»nın sinirleriyle imal ettiği bir objedir. Ogo’nun üçüncü gemisini teşkil eden bu araç, Amma’nın önceden açıp hazırlamış olduğu yarıktan çıkar, Dünya’ya iner. Fakat araç, Dünya toprağına konarken, önceki inişlerden farklı olarak, kendi etrafında dönmeksizin konar. Dönme hareketinin olmayışı, Ogo’nun Göksel gezilerinin son bulduğunu ve Dünya üzerinde kesin olarak sabitleşmesini göstermektedir. Dünya’ya varan Ogo, Dünya’daki faaliyetine devam etmeyi düşünür; fakat Yaratıcı onu başkalaşıma uğratır ve dört ayaklı gibi hareket etmek mecburiyetinde bırakarak toprağa tutturur, yapıştırır. Böylece o, «Ogo» adını kaybederek «soluk Tilki» adını alır.

k) Nommo’nun Adanması

Daha önce belirtildiği gibi, Ogo’nun yaratılış, mahlûkat içinde yolaçtığı düzensizlik yüzünden âlemin arındırılması gerekiyordu. Ve Amma bunun için, «adanan Nommo» ( nommo semu) adını alacak olan o-nommo’nun adanmasına karar vermişti. Ayrıca, nommo tityayne Amma’nın emrini beklemeden Ogo’yu sünnet ettiğinde Ogo’nun kanı hem Göksel plasentanın bir kısmına, hem de Ogo’nun plasenta parçası olan Dünya’ya sızmıştı. Bu yüzden Göksel ve Yersel mekânların arındırılması zorunlu hale gelmiştir.

Adanmasının ilk aşamaları olarak iğdiş edilmesi gerçekleştirilmiş olan Nommo, artık adanmaya hazırdır. Amma, oluşum halindeki âlemin arındırılması için, vücudu küçük parçalar halinde bölünüp pay edilecek olan Nommo’nun adanışını gerçekleştirir. «Nommo, âlemi organize etmek için ayakta ölmüştür. Çünkü eğer âlemi organize etmek istiyorsan, çok acı çekmek zorundasın» denir.

Adanma sırasında, Nommo’nun susadığı ve Amma’nın, talebi üzerine kendisine bir bakır kupa dolusu su verildiği söylenir.

Adanma sırasında hayatî güçlerinin hepsini kendinden dışardakilere intikal ettirerek kaybetmekte olan adak, kökeni «içirtmek» ( nommo) sözcüğü olan «Nommo» adını alır. Çünkü onun adanışı âlemi beslemekte ve tüm kirinden kurtarmaktaydı. «Nommo, insanları beslemek için vücudunu bölüp onlara pay etti» denir; âlem «Nommo’nun vücudunu içtiğinden», Nommo’nun insanlara da içirttiği söylenir ( 11). Amma, organize edilmiş âlemin sembolü ve dayanağı haline gelecek olan Nommo’yu daha sonra yeniden canlandıracaktı.

( 11) Nommo bir İdareci Mekanizma olarak ele alındığında, «içirtme» ve «besleme» ifadeleri de açıklık kazanır; içirttiği hayatî güçler ‘tesirler’dir.
«Ruhun yegâne gıdası, münebbihi ‘tesir’dir.» ( Sâdıklar Plânı)
«Varlık, Mekanizma’dan intişar eden ‘tesir’le ayakta durur.» ( Sâdıklar Plânı)

Ogo’nun iniş çıkışları ve sünneti, Nommo’nun iğdiş edilmesi, adanıp parçalara ayrılması ve yeniden canlandırılması gibi olaylar, aynı zamanda, yıldızların, gezegenlerin tedricî yaratılmaları, ortaya çıkmaları ve yörüngelerinde dolanmaya başlamalarıyla ilgili olaylardır. Örneğin, âlemin göbeği-merkezi olan Sirius, en yüksek Gök Katı’nın merkezinde olup âlemin kaynağının sembolü olan Sirius-B, Sirius-B ile birlikte Sirius’ün çevresinde dönen Sirius-C ( 12) ve uyduları, Orion’un Kemeri ve Kılıcı’ndaki üçer yıldız, Ülker yıldız kümesinin yıldızları, Koç Burcu’nun beta yıldızı, Küçükköpek Takımyıldızı’nın gama yıldızı, Boğa Burcu’nun «parıldayan kırmızı yıldız»ı, Ogo’nun plasentasından meydana gelen Güneş ve Dünya, Ay, Nommo’nun kan izinden meydana gelen Venüs, ateş gibi kızıl yaratılan Merih, plasentaya düşen kandan ortaya çıkan Jupiter ve uyduları, Samanyolu’nun tanığı Satürn gibi birçok yıldız, gezegen ve uyduların yaratılmaları ve fizikî hareketlerine başlamaları hep bu olaylardan birine ya da birkaçına bağlanır.

( 12) Dogonlar, Sirius sisteminin ikili değil, üçlü bir yıldız sistemi olduğunu bildirmektedirler. Astronomimizce, varlığı bilinmediğinden kendisine bir ad da verilmemiş olan bu yıldıza araştırmacılar Sirius-C adını vermişlerdir.

Genel olarak, Nommo’nun iğdiş edilmesi ve adanmasının çeşitli aşamaları, «Amma’nın yumurtası»nın «şemalar»a ( tonu)
dönüşen «izler»iyle ( yala) öntasvirleri yapılmış yıldızların müteakip oluşumunu ve fizikî hareketlerini belirlemiştir.

Amma, adanan Nommo’nun vücudunu bölüp pay etmek için geri dönmeden önce, adanma sırasında akan kanı durana kadar takip etmiştir. Adanan Nommo’nun plasentasının dışına akan bu kanın izi, kuzey-güney istikametinde düz bir hat oluşturmuştur. Buna «kan yolu» denir, gökte mevcuttur. Her iki iz Samanyolu’nu ( Yalu-ulo: «yerin sınırı») teşkil etmektedirler ki ( 13) tanığı Satürn’dür ( Yalu-ulo-tolo). Samanyolu da o zamandan beri, Nommo’nun kan akışının, en yüksek Gök Katı’nda tanığıdır.

( 13) Türk Kozmogonisinde de Samanyolu’nun yaratılmasının Tanrı’nın ayak izine bağlanması ilginç bir benzerliktir. Yakut Türkleri bu konuda şöyle der: «Tanrı bir süre gökte gezmek zorunda kalmış. İşte gökte güzel bir yol gibi parlayan bu Samanyolu, Tanrı’nın o zamanki ayak izlerinden başka bir şey değilmiş» Ayrıca Dogonlar’ın Samanyolu’nu oluşturan ikinci izi belirten «kan yolu» ifadesi de, halen Anadolu’da Samanyolu için kullanılan «gök yolu» ifadesine uygun düşmektedir.

Amma’nın daha sonra, adanan Nommo’nun vücudunu küçük parçalar halinde bölüp pay etmesi şöyle betimlenir: Amma, karaciğeri aldı ve onu plasenta üzerinde doğuya yerleştirdi ki; orada bu organın tanığı olan, Orion’un Kemeri («Üçler») ortaya çıktı. Dalağı aldı ve onu kuzeybatıya yerleştirdi ki; orada Orion’un Kılıcın’ndaki üç yıldız («Kuyruk yıldızları») ortaya çıktı. Sonra böbrekleri kuzeydoğuya koydu ki; orada Ülker yıldız kümesi («Gruplandırılmış yıldızlar») ortaya çıktı. Sonra ciğerleri güneybatıya koydu ki; orada Koç Burcu’nun beta yıldızı («Arslan yıldızı») ortaya çıktı. Daha sonra bağırsakları aldı ve onları güneydoğuya yerleştirdi ki; orada bu organların tanığı, Küçükköpek Takımyıldızı’nın gamma yıldızı ( «Çoban yıldızı») ortaya çıktı. Pankreası («bilen bağırsak») da Venüs’ün «sabah yıldızı» konumunda ortaya çıktığı, kan akışının ucundaki yere yerleştirdi ( 14).

( 14) «Dünya bir organizatör, Güneş’e bağlı planetler ayrı birer organizatör. Fakat Dünya organizatörü diğer planetlerin organizatörleriyle her şeyde mutabık değildir. Karaciğer bir organizatör, mide de bir organizatör, kalp de bir organizatör, amma, hepsi birbiriyle mutabık değil.»
( Sâdıklar Plânı)

Amma’nın, «kan hattı» üzerinde kalbi yerleştirdiği yerde de Sirius-C yıldızı ( Emme-ya-tolo) ortaya çıkmıştı ( 15).

(15) «Yalnız iman. O, o yıldızı ve küçükleri, ve saçakları, hepsini tek kalp halinde attırır. Tek nabızdır o. Yıldız Kalpler, Yıldız Bedenler, Yıldız Uzuvlar...» ( Sâdıklar Plânı)

Böylece, Amma, «kelâmın telâffuz» yerleri, merkezleri olarak kabul edilen organları, adanan Nommo’nun kan hattı ve plasentası üzerine yerleştirerek bir âlemin uzaysal morfolojisini belirlemekteydi. İşte, «kelâmlar» yenilenme, salâh bulma halindeki âlemin uzayına, adanan Nommo’nun organlarından yayılmaktaydı. Ve yeniden canlandırılacak olan Nommo, uğruna adandığı âlemin efendisi, üstadı ve yönetim vekili olacaktı.

l) Nommo’nun Canlandırılması

Amma, vücudu dağıtılan ve «vücudunu âleme hazmettiren» Nommo’nun organlarını toplayıp bir araya getirir ve onu yeniden canlandırır. «Amma, Nommo’nun 4 bölümünü 4 ana noktaya gönderdi; âlemi organlaştırdı; daha sonra parçaları aldı ve birleştirdi, Nommo’yu canlandırdı» denir. Fakat hermafrodit yani çift cinsiyetli iken iğdiş edilmiş ve adanmış olan Nommo, bu kez, dişi ve erkek ikizler halinde, insan formunda yaratılır ( 16). Amma bu iş için plasentanın «açık renkli kil toprağı»nı kullanır. Plasentanın bağlanma noktası olan en yüksek Gök Katı’nın merkezinde, «canlı ve saf» olan bu «toprağı» yoğurarak, onunla, canlı Nommo’yu kadın ve erkek halinde şekillendirip imal eder. «Amma, Nommo’yu canlandırdığında ona Yukarı’dan tohumlar verdi» denir.

(16) Mitin ilk kısımlarında bir İdareci Mekanizma gibi kendisine âlemi gözetmek ve himaye etmek işlevi verilen Nommo’nun, mitin bu aşamasından belli bir aşamasına değin insan formunda bir varlık olarak betimlendiği görülmektedir. Mitteki çeşitli verilere dayanarak şu sonucu çıkarmak mümkündür: Nommo, ‘nommo anagonno’lardan biri olarak ya da «adanan nommo» ( nommo semu), «deniz nommo’su» ( o-nommo) adları altında belirtildiğinde bir İdareci Mekanizma’yı: «yeniden canlandırılan nommo» ifadesi altında ise bir insan tipini, belki de galaktik bir ırkı temsil etmektedir. Çünkü mitin müteakip kısmında beşeriyetin ataları Nommo’nun maddesinden, plasentasından meydana getirilecekler ve onun «oğullar»ı olarak adlandırılacaklardı. Ayrıca, «yeniden canlandırılan nommo» olarak bir ırkı temsil etmesi olasılığı bazı ezoterik bilgiler ışığında artmaktadır: Ezoterik ve okült bilgilere göre, dünya gezegeninde çok eski çağlarda Lemurya ( Mu) ve Atlantis kıtalarında hermafrodit varlıklar ırkı yaşıyordu. Sonraki ‘devre’lerde, Atlantis kıtasında, bu çift cinsiyetli ırkın yerini kadın ve erkek halinde ayrılmış bir ırk almıştı. Nitekim, Nommo da, önceleri hermafrodit iken, yeniden canlandırıldığında, dişi ve erkek ikizler halinde ayrı olarak yaratılmıştır. Ayrıca, Nommo’nun yeniden canlandırılmadan önceki ‘Semu’ adı ile Kuran’daki yok edilen Semud kavminin ve Mu kıtasının adları arasında benzerlik ilginçtir.
« ( Arz’ınızdan) pek çok nesiller gelip geçmiştir. Kuran’da bahsedilen yok edilen muhtelif kavimler, bu gelip geçmiş, inkıraz bulmuş kavimlerdir.» ( Sâdıklar Plânı)

Ayrıca, konuya ilişkin olarak şöyle denir: «Amma devirip alt üst etmiş olduğunu tanzim ve tertip etti. Amma, yok edip ortadan kaldırdıktan sonra, kendi yok etmiş olduğunu bugün, yine yapıp ortaya çıkarmış bulunuyor».

Nommo’nun yeniden canlandırılması, adanmadan sonraki 5 «dönem» ya da zamanda gerçekleştirilmiştir.

http://www.dunyaana.com/images/ssekil%2022.jpg

                       Şekil – 2: Onuncu ay yıldızının «şema»sı ( tonu).

Yeniden canlandırılmanın göksel tanığı, «10’uncu ay yıldızı» denilen bir yıldızdır. Bu yıldızı ortaya çıkmamış haldeyken temsil eden şekilde ( Şekil-2) çifter çifter yapılan 10 ışının içe dönük olması, yıldızın «çıkışı»ı, öykünün ilerki kısmında yer alan «Nommo’nun gemisi»nin Dünya’ya inişi sırasında gerçekleşecekti. Çünkü bu yıldız, aynı zamanda, canlandırılan Nommo’nun «göz»ünün tanığıydı.

Kimliği araştırmacılarca henüz saptanamayan bu yıldızın ancak temmuz ayına rastlayan 10’uncu ayda görülebileceği söylenir.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana