1 –ALLAH: ebedidir, gayri maddidir, tekdir, Kadiri Mutlaktır, fevkalade iyi ve adildir.
———
( *) Bu ifade, halen Neo-Spir,tüalizm ve O’nun yüksek bilgilerinden haklı nedenlerle haberdar olmayan bu makalenin yazarı Hermino de Miranda’nın görüşüdür. ( h.e.s.)
2 - ALLAH, canlı ve cansız, maddi ve gayrı maddi varlıklardan müteşekkil olan Kainatı yaratmıştır.
3 - Maddi varlıklar; görünen yahut cismani varlıklar; gayrı maddi varlıklar ise, görünmeyen, spirit alemini, yani Ruhlar alemini teşkil eden varlıklardır.
4 - Cismani alem ise: Talidir ( geçicidir). Ruhlar aleminin cevherine hiç bir halel getirmemek şartiyle maddi varlık yokolabilir. Yahut hiç mevcut olmayabilir.
5 - Ruhlar zaman zaman ölümlü beden zarfına bürünürler. Bu zarfın ( bedenin) ölümle harap olması, Ruhların serbest kalmalarını intaç eder. ( Bu fani zarf, bedendir.)
6 - ALLAH, muhtelif maddi varlıklar arasında, insan cinsini muayyen bir tekamül derecesinde enkarne ettirmiştir. Onun için insan, zekası ve ahlakıyla diğerleri üzerinde ve üstündür.
7 - Lam ( Lame: can) bedende yani zarfda enkarne olmuş bir ruhdan ibarettir.
8 - İnsanda üç şey mevcuttur,
a) Beden yahut maddi varlık. ( Hayvanlar gibi ve aynı hayati prensiple canlandırılmıştır.)
b) Bedenle Lam’ı ( canı) birleştiren bir bağ vardır. ( Bu, madde ile ruh arasında geçirgen ve vasıta bir cevherdir; diğer orijinal adıyla perispiri.)
c) Lam veyahut gayri maddi varlık. ( Bu varlık bedende enkarne olmuş bir ruhtur.)
9 - Demekki insanda iki tabiat vardır. Bedeni ile hayvanların tabiatını arz eder ve onlar gibi içgüdüye sahiptir. Lam’ı ile ruhlar tabiatına aittir.
10 - Bağ veya Perispiri, beden ile ruhu birbirine bağlar. Bu yarı maddi bir zarftır. Ölüm demek en kaba zarfın ( bedenin) harap oluşu demektir. Ölümden sonra espri, ikinci zarfını ( perispirisini) muhafaza eder. Perispiri, ruhun; tabii halde bizim göremediğimiz esiri bir bedenidir. Fakat arızi olarak Aparisyon ( Ruhun görünüşü) hadiselerinde olduğu gibi elle tutulur, gözle görülür bir durum alabilir.
11 - O halde Perispiri; soyut idrakin takdir ettiği gibi gayrı muayyen bir varlık değildir. O reel, hudutları muayyen, hatta bazı ahvalde gözle kulakla ve temasla dahi his edilen somut bir varlıkdır.
12 - Muhtelif sınıflara ait ruhlar; ne kudret, ne zeka, ne bilgi, ne de ahlak bakımından birbirine eşit değildirler. Birinci sınıfdakiler; yüksek ruhlardır. Onlar diğerlerinden tekamülleri, bilgileri, ALLAH’a yakınlıkları, iyiye karşı sevgileri ve hislerinin temizliği bakımından, ayrılırlar. Bunlar saf ruhlardır, veya Meleklerdir. Diğer sınıflar henüz derece derece bu tekamülden uzaktırlar. Bunların aşağı tabakada bulunanları ihtiraslara eğilimlidirler: Kin, gıbta, haset, nahvet ( gurur) v.s. gibi; fenalık yapmaktan zevk duyarlar. Bir kısmı da ne çok iyidir ne de çok fenadır. Fakat bunlar bilmeden fenalık yapabilecekleri gibi, fenalığa da eğilimlidirler. Bunlar havai meşrep hafif ruhlardır.
13 - Bütün Ruhlar aynı düzene tabi değildirler, onlar muhtelif ruhi hiyerarşi ( mertebe) derecelerinden geçerek tekamülleri enkarnasyonlar vetiresiyle gerçekleşir. Ve bu enkarnasyon da ( Bedenlenme) bazıları için bir kefaret ( günahın ödenmesi), bazıları için de bir misyondur, vazifedir. Maddi hayat, mutlak tekamüle varıncaya kadar bir çok defalar yaşanması lazım gelen imtihanları ihtiva eder. Oralardan az çok arınılmış olarak çıkılır.
14 - Can, bedeni terk ederek Ruhlar alemine girer, zaten yeni bir beden edinmek için oradan çıkmıştır. Bu alemde, tekrar bedene girme zamanına kadar, aradan bir müddet geçer ki, o halde bulunan Ruh’a ise avare, başıboş ( Eran) derler.
15 - Ruh bir çok enkarnasyonlar geçirir. Bundan anlaşılır ki, gerek arz üzerinde gerekse diğer alemlerde, bu birbirinden az çok mütekamil maddi mevcudiyetlerimiz olacaktır.
16 - Ruhların enkarnasyonu daima insan halinde olur. Esprinin veya lam’ın bir hayvan bedeninde yaşadığını zan etmek bir hatadır.
17 - Ruhun müteaddit cismani mevcudiyetleri daima gelişimsel bir seyir takip eder. Fakat bu gelişimin sür’ati, tekamüle ulaşmak için göstermemiz lazım gelen cehitlere tabidir.
18 - Lam’ın kaliteleri bizde ( bedende) enkarne olan esprininki gibidir. Yani iyi insan iyi ruhun enkarnasyonudur. Havai meşrep insan ( pervers), kötü, gayrı saf ruhun enkarnasyonudur.
19 - Lam’ın Enkarnasyondan evvel bir hüviyeti ( indentite) vardır. O hüviyetini bedenden ayrıldıktan sonra da muhafaza eder.
20 - Lam, Espriler alemine gideceği zaman, Dünyada iken tanımış olduğu her şeyi orada bulur. Ve aynı zamanda geçmiş zamana ait bütün hatıraları da yapmış oldukları iyilik ve fenalıkları ile beraber hafızasında canlanır.
21 - Bedenlenmiş espri ( ruh), maddenin tesiri altındadır. Tekamülü ve Lam’ının arınmışlığı ile bu tesire üstün gelen kişi, bir gün kendileri ile birlikte olacağı iyi esprilere yaklaşır. O insan ki kendini kötü ihtiraslara koyuverir ve kaba maddi iştahlarını tatmin etmek zevkine temayül eder, hayvani tabiata yaklaşmış olan saf olmayan Ruhlara yaklaşır.
22 - Enkarne espriler Kainatın muhtelif kürelerinde ikamet ederler.
23 - Bedenlenmemiş veyahut gezici olan espriler, muayyen ve mahdut bir sahada değildirler. Onlar fezanın her yanındadırlar. Bizi görürler ve mütemadiyen bizimle temas halindedirler. Bunlar böylece, ahret varlıkları olarak etrafımızda kaynaşıp dururlar.
24 - Espriler, Ruhumuz ve hatta bedenimiz üzerinde mütemadiyen tesirler icra ederler. Binaenaleyh onlar maddemize ve düşüncelerimize devamlı tesirler icra etmeleri bakımından tabiat kuvvetleri arasında sayılabilir. İşte bunlar izah edilmemiş veya fena tefsir edilmiş bir takım dünya hadiselerinin spiritizm yolu ile makul izahlarının yapılabilmesini mümkün kılar.
25 - Ruhların insanlarla teması devamlı bir halde mevcuttur. İyi ruhlar, bizim iyiliğimizi isterler. Hayatın mihnetleri ve imtihanları içinde bizi cesaretlendirirler ve bize tahammül edebilmemiz için yardımlarda bulunurlar. Kötü ruhlar ise bizi daima fena yollara sevk ederler. Bizim yuvarlanmamız ve kendilerine benzememizi görmek onlara zevk verir.
26 - Esprilerle insanların görüşmesi ya gizli yollardan veya aşikar yollardan olur. Gizli yollardan yapılan iyi veya kötü tesirler, bizim üzerimizde, kendilerinin, bilgimiz haricinde bilgilerini göstermekle olur. Bunlar iyi veya kötü ilhamlar halinde bizde doğar.
Açık ruhsal irtibatlara gelince, bunlar yazı yazma, konuşma, veyahut da herhangi bir maddi tezahürle vaki olur ki, bu da ancak, bir vasıta olarak Ruhların kullanmış oldukları, medyomlar vasıtası ile mümkün olur.
27 - Espri’ler, ya kendiliklerinden veyahut da davet üzerine gelirler. Bütün Espriler, davet edilebilir. Bunlar ister çok geri ruhlar olsun, ister çok meşhur olsun ve hangi tarihte yaşamış bulunursa bulunsun. Bunlar bizim akrabalarımız, dostlarımız veya düşmanlarımız olabilir. Onlardan yazı ile veya konuşarak nasihatler alabiliriz. Öbür alemdeki hayatlarına ait, veya bizim hakkımızdaki düşüncelerine ait bilgiler alabiliriz.
28 - Espriler ( Ruhlar) kendilerini davet eden muhitin ahlaki durumları ile sempatize oldukları nispette celp olurlar. Yüksek Espriler islahı hal etmek ve tenevvür eylemek hakkındaki samimi arzulardan veya iyiye karşı duygulardan sevgiden hoşnut olurlar. Halbuki aşağı espriler havayi meşrep şahıslar arasında veyahut sadece bir merak saiki ile hareket eden insanlar arasında istedikleri gibi dolaşmak serbestisini bulurlar ve kötü insiyakların hüküm sürdüğü her yere koşarlar. Yüksek esprilerin bulunduğu yere bu aşağı espriler gelemez. Bu aşağı esprilerden ne iyi fikirler, ne de faydalı bilgiler alınamaz. Onlardan yalnız abes sözler, yalan kötü şakalar ve iğfaller elde edilir. Zira insanları hataya sürüklemek için onlar ekseriya muteber ( yüksek varlıklara ait) isim kullanırlar.
29 - İyi veya fena ruhları ( Esprileri) ayırmak son derece kolaydır. Yüksek Ruhların dili mütemadiyen bir değer taşır. Asilanedir, en yüksek ahlaki hisleri taşır. Bütün nefsaniyetten kurtulmuştur. Onların nasihatlerinde en temiz hikmet vardır. Gerek kendimizin, gerekse beşeriyetin islahını hedef tutar. Halbuki aşağı ruhların nasihatlerinde; bilakis mütemadiyen havaice ve hatta kaba sözler bulunur. Eğer bunlar arada sırada iyi ve doğru konuşurlarsa, avranın ( celsede bulunanlar) gerek cahilliklerini, gerek fena niyetlerini sezmemeleri içindir. Fakat bunlar ekseriya abes ve yanlış söylerler. Kendilerine inananların çoğalması onları hoşnut eder ve bilhassa insanların arzularına göre yalancı bir takım ümitlere sevk ederek onların Ruhunu okşarlar. Hülasa, ciddi ruhsal irtibat, kelimenin tam manası ile ciddi toplantılarda olur. Ciddi toplantılar ise iyilik yolunda düşünce birliği ve bağlı azaların topluluğudur.
30 - Yüksek Ruhların ahlakı Hz. İsa’nın sözlerinin en yükseği ayarındadır. Bilhassa şu prensip üzerinde toplanır: « Başkalarına karşı; sana ne şekilde muamele edilmesini istiyorsan o şekilde muamele et.» Yani başkalarına karşı daima iyilik yap, fenalık yapma. İşte bu prensipte, kainatın
sevki idaresindeki kaideler bulur ve en küçük hareketlerini ona göre ayarlarlar.
31 - Yüksek ruhlar bize şunları öğretirler. Hodgamlık, gurur, şehvet bizi maddeye bağlayarak hayvani tabiata yaklaştırır; ve insan daha dünyada iken dünyanın abes işlerine karşı çekimserlik göstermelidir. Bunları yaptığı zaman Ruhani hayata yaklaşır. İnsanlar ALLAH’ın kendilerine vermiş olduğu vasıtaları kullanarak kendi melekelerini etrafları için yararlı bir hale sokabilmelidirler. Kuvvetli ve kudretli olanlar, zayıfları himaye etmeye mecburdurlar. Zira kendi kuvvet ve kudretlerini, böyle yapmayıp da fena yolda kullanırlarsa ve hemcinslerini mutazarrır ederlerse ALLAH’ın kanununa karşı gelmiş olurlar.
Ve nihayet Yüksek Ruhlar bize öğretirler ki: Espriler dünyasında hiçbir şey gizli tutulamaz. Mürailik maskesi düşer, bütün sahtekarlıklar meydana çıkar ve kendilerine fenalık yaptığımız kimseler kaçınılmaz bir şekilde bir ceza olarak orada bizi her an takip ederler.
32 - Fakat şunu da bize öğretirler ki, kefaretle silinmeyecek ve tamiri kabil olmayan hiç bir kabahat yoktur. İnsan muhtelif maddi hayatları esnasında, arzusuna ve göstereceği cehitlere göre daima ilerlemek imkanına ve nihai gayesi olan tekamüle doğru hamle almak imkanlarına maliktir.
İşte Spiritizm doktrininin hülasası budur. Bunlar yüksek espriler ( ruhlar) tarafından verilmiş tebliğlere dayanır.
[ Bu, artık aslında klasik olan Spiritizm’in belirli ilkeleri, Dr. Bedri Ruhselman tarafından hazırlanmıştır ( h.e.s.)]
———
Not: Spatyom’un 3-boyutlu mıntıkalarında bulunan yüksek, fakat gene de 3-boyutlu beşeri bilgi ve değer yargılarına sahip varlık sistemlerinin vermiş oldukları tebligat bilgilerinin bu kısa özetinde de görüldüğü gibi, bugün Neo-Spiritizm Altın Çağ Realite Bilgileri yanında oldukça yetersiz ve eksiktirler. Bu durum ise kuşkusuz insanlara verilen bilgilerin, onların o aşamadaki maddi-manevi yapılarına uyarlanmasındandır. ( h.e.s.)
Alıntı...
NEO SPİRİTİZM
Dr. BEDRİ RUHSELMAN
MODERN SPİRİTİZM
ALLAN KARDEC
