Dünya’nın Kayıp Kökenleri
Dünya’nız sizin bildiğinizden daha çok kez nüfuslandırılmıştır. Bilim adamlarınızın on sekiz bin yıl önce yaşamış ve aletlere sahip birini keşfettiklerini öğrendiğimde çok keyifleniyorum. Ben ise elli bin yıl önce yaşamış ve henüz icat etmediğiniz aletlere sahip birilerini tanıyorum. Onlara Lemuryalılar denirdi.
Ve bu, fatihler tarafından yazılmış bir tarihi okuyup kabullenmiş olanlarınız için bilinmeyen dünyaların bir parçasıdır. Siz kazanmamış olanların yazmalarına izin veremezsiniz, böylece sizin kazananın görüş noktasını benimsemeniz gerekiyordu. Ve kazananlar en çok güce sahip olanlardı ve bu güç, genellikle, onların en çok paraya sahip olmalarından kaynaklanıyordu.
Bununla nereye varmak istediğimi anlıyorsunuz. Bizim sözünü ettiğimiz şeyi dinleyecek cesarete sahipseniz haklarında bir şeyler öğrenebileceğiniz kayıp kökenler vardır. Peki, “ biz” kimiz? Biz dünyanın Kryonları, Kiraelleri, Gaiaları, Başmelek Mikailleri, hatta ( onların medyumları olan), Ronna Hermanları, Lee Carollları, Pepper Lewisleri ve Fred Sterlingleriyiz ve hepimiz size bu kökenlerden söz ederiz. Ve biliyorsunuz, bazen biz bu geçmişi birbirimizden biraz daha farklı olarak görürüz. Bunda da bir güzellik vardır, çünkü böylece verilen bilgiyi sizler kalbinizle hissetme seçeneğine sahip olursunuz.
“ Üstat Kirael, neden bu varlıkların hepsi geçmişi aynı şekilde göremez?” diye sorabilirsiniz. Çünkü hepimiz ona farklı bir zamanda baktık. Hepimiz ona farklı bir titreşim içinde baktık. Hepimiz ona farklı bir titreşim içinde baktık. Benim yirmi-otuz bin yılı tek bir gezegende geçirdiğimi düşünmüyorsunuz, değil mi? Biz bir gezegene gider, görür ve gördüğümüz şeyi rapor ederiz. Size ne söyleyeceğimizi ise kalbimiz bize bildirir.
Bakın, Lemurya ve Atlantis denen bu kayıp uygarlıklar bir amaçla dünyanızda var olmuşlardır. Örneğin, Lemurya’nın varoluş amacı şuydu: Yaradan, en yüksek titreşimini alıp onu üçüncü-boyutsal bir gezegende işletip işletemeyeceğini bilmeye ihtiyaç duymuştu. Ancak, sonuçta, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Lemuryalılar çok ileriydiler. Ve böylece Yaradan Lemurya’nın tüm insanlarına dedi ki: “ Bazılarınızın dünyanın öbür bölgelerine gitmenizi istiyorum. Dünyanın öbür bölgelerine gitmelerini istemediklerim ise kalben kutlama yapsınlar, çünkü sizi yuvaya, ışığıma geri getireceğim.”
Bunun üzerine Lemuryalılar kutlama yaptılar. Diğer bölgelere gönderilmiş olanlar, deyim yerindeyse, yeni bir kuşağın, yeni bir anlayışın keşif kolları olarak gönderilmişlerdi. Ve Yaradan yeni bir ışık varlık geliştirdi. O zamandan beri sizin Yaradan’ın yolculuğunu yapmaya hazır olmadığınız zamanlar ( Değişim dönemleri) olmuş ve O sizi yuvaya geri çağırmıştır.
Daha sonra, Atlantis dönemi denen bir zaman yaşandı ve bu uygarlığın varoluş amacı, Yaradan’ın sizin en yüksek teknolojiyle –ne kadar çok şey yapacağınızı değil – ne yapacağınızı görmek istemesiydi. Ve sizler bugün hala Atlantis’i arıyorsunuz. Hala kayıp Lemurya’yı arıyorsunuz. Aramayın. Onu kalbinizde bulun. Onu bulduğunuzda, bulduğunuzu bileceksiniz.
Bir gün Havai Adaları’nı ziyaret edebilir ve böylece Lemurya dağlarının zirvelerine ayak basabilirsiniz. Ya da Shasta Dağı denen yere gidebilir ve orada Lemurya’nın sınır bölgelerinin sevgisini hissedebilirsiniz. Veya bir gün bedeninizden çıkıp istediğiniz yere astral yolculuk yapabilir, kayıp toplumları görebilir ve böylece onların asla kaybolmamış olduklarını anlayabilirsiniz. Onlar sadece tekamül etmeyi sürdürdüler. Ve işte bugün buradayız.
KİRAEL: Kayıp kökenler. Tarih, bir kuşaktan diğerine aktarılan olgulara dayanır. Bu bölümde anlatılacak olanlar ise tarihçiler tarafından geniş çapta kabul edilmeyen kaynakların açıkladığı olgulara dayanmaktadır. Lemurya ve Atlantis gibi uygarlıkların varlığını kabul etmek için, insan, kendi kendine yüklediği sınırlayıcı perdelerin artık yaşamı eskisi gibi yaşamak için bir neden olmadıklarını anlamalıdır.
Tarih, kayıtların gösterdiğinden çok daha geriye gider. Nitekim, bugün arkeologlarınız yüz binlerce yıl öncesine dayanan, kadim fakat teknolojik olarak ileri olan uygarlıkların dünyanızda var olmuş olduklarını gösteren objeleri ortaya çıkarmaktadırlar.
Bu bölümün amacı, insanlığın sözde “ mağara adamı” düzeyinden, modern insanın çok daha yüksek entelektüel düzeyine birçok kez tekamül etmiş olduğunu göstermektedir. Bu sizin düşüncelerinizi esnetmenizi gerektirebilir, ancak Dünya’nın geçmişte, şimdi sizi bekleyen Değişim kadar güçlü birtakım değişimlerden geçmiş olduğu aşikardır.
Geçmiştekiler ile şimdiki Değişim arasında iki büyük fark vardır. Birincisi, bu Değişim bütün bir toplumu tamamen yok etmeyecektir. İkincisi, bu kitaptaki gibi bilgilerle insanların bu olaya hazırlanmak için vakitleri vardır. Hazırlık, bu Büyük Değişim’den kaçıp saklanmakla değil, değişim için duyduğunuz büyük bir şevkle ona doğru ilerleyerek, içsel benliğinizin bütünüyle yeni enerjiye girmesini sağlamakla ilgilidir.
Uzak bir geçmişte, Dünya üzerinde çok yüksek-düzeyli bir toplum yaşamıştı. Lemurya uygarlığındaki varlıklar deneyimleyecekleri çok az şeyin kaldığı bir düzeye dek tekamül etmişlerdi. Sonunda, kendi seçimleriyle, bu çok tekamül etmiş toplumun insanları –insan tekamülüne bugün hala üzerinde çalışan deneyimlerde ustalaşma fırsatı sağlamak için– DNA ipliklerini azaltma fedakarlığında bulundular.
Lemurya’daki tekamül düzeyi Dünya’nın diğer bölgelerindekinden daha ileri olduğundan, farklı bir dizi deneyimin sergilenebilmesi için bu ayarlamaların gerekli olduğu aşikar olmuştu. Bunu izleyen süreç tarih kitaplarında kaydedilmemiştir, ama gelecekteki arkeolojik keşiflerle doğrulanacaktır. Arkeologlar ileride Yerküre’nin içindeki arkeolojik objeleri ortaya çıkardıklarında, sözünü ettiğimiz tarihin büyük bölümünü bulacaklar.
Atlantis hakkında daha fazla kanıt vardır, çünkü o Lemurya’dan çok daha yeni bir kültürdür. Yakında, Atlantik Okyanusu’ndaki küçük adalardan birinin yakınlarında, dalgıçlar Lemurya/Atlantis döneminin yazılı kayıtlarını içeren altın kutuları keşfedebilirler. O zamanın yazarları kadim bir dil kullanıyorlardı. Halen, arkeologların ve hükümetlerin dosyalarında, onlara Galaktik Kardeşlik tarafından verilmiş olan ve insanların anlamadıkları birçok kodlanmış dil vardır. Kayıtlar bulunduklarında, bu dillerin kodları da hemen çözülecektir.
Atlantis uygarlığı hakkında bir hayli bilgi vardır, ama biz halkın Lemurya kıtasından Atlantis’e geldiği dönem üzerinde odaklanacağız. Biz o zamanda olup bitenleri açıklamaya başladığımızda, birçokları onun ardındaki amacı sorgulayacaktır. Birçokları Dünya’nın tekamülünün realitesi üzerinde düşünecektir. Görülecek olan şey, bilinçteki o ilk değişimin, gerçekten, bugün Dünya’ya nüfuz eden titreşime bağlı olduğudur. Bu, o değişimin şimdi vuku bulması gerekenle nasıl bağlantılı olduğunu anlamaya yardımcı olacaktır.
Lemurya: Dünya Üzerindeki Cennet
Eğer şimdi Pasifik Okyanusu denen yerin üzerini Lemurya kıtasının bir haritasıyla kaplayabilseydiniz, Hawaii Adaları’nın aslında Lemurya dağlarının dorukları olduklarını görürdünüz.
Lemuryalılar, saf sevgi düzeyi olan beşinci-boyutsal düzeye erişmişlerdi. Onlar sevginin özünün saflığını anlamışlardı. Örneğin, onların resmi bir hükümet sistemleri yoktu, ama onlar her bir kişinin öğrenimi en yüksek potansiyeline eriştirmesini sağlayan bir kültürde yaşıyorlardı. Tekamülle ilgili bilgi toplamak için konseyler kurulmuştu ve onların ilk önceliği, daima, tüm bilginin tüm halka yayılmasıydı.
Bu toplumun bütün temeli paylaşmaya dayanıyordu. Kimse bir başkasından daha iyi olmak için bilgiye sahip olmazdı. Eğer herhangi bir kişi tekamül yolunda geride bırakılırsa, bu durum tüm tekamüle zarar verici olarak görülürdü. Bundan dolayı, herkesin aynı düzeye erişmesine yardım etmek bir sevgi işi haline gelmişti.
Bu spiritüel insanların zihinlerindeki hedef, her şeyi Yaradan’ın titreşimine eşit olan bir titreşime yükseltmekti; bu yüzden, hiçbir varlık bütünün tam desteği olmadan öğrenmeye bırakılmazdı. Ve bu, konseylerin evrensel bilgiyi toplayıp uygun üyeler vasıtasıyla yaymalarıyla yapılırdı.
Bir konsey on iki üyeden oluşuyordu ve her birine yine on iki kişiden oluşan ve her bir üyeyle ilişki ve etkileşime giren bir alt-konsey atanmıştı. Yüz kırk dört kişilik bu konseyin her bir üyesinin, sekiz kişiden oluşan ve saptanmış varlık gruplarından elde edilebilecek tüm veriyi toplamaktan sorumlu olan bir konseyi vardı. Herhangi bir konseyin herhangi bir üyesinin yerine, bunu isteyen bir başkası geçebilirdi. Sizin yerinizin tekamül etmekte olan başka biri tarafından alınması bir onurdu, çünkü bu sistemin sağlam olduğunu kanıtlıyordu. Bu düzenleme her varlığın herhangi bir pozisyonu dolduracak kadar bilgili olmasını temin ediyordu, ki bu da hiç kimsenin bir otorite pozisyonunda olmadığı anlamına geliyordu. Bu sözde “ Yüksek Konsey”deki bir pozisyonu bırakanlar, kendi yükselişleri üzerinde çalışmaya başlamalarına izin verilerek ödüllendiriliyorlardı.
Şimdi Lemuryalılar’ın kendilerinden söz edelim. Birincisi, onların beyin kullanımları genellikle yüzde doksan ile doksan dört oranındaydı, ki bu onların kütlenin enerjiye dönüştürülüşünü anlamalarını, bugünün standartlarıyla anlaşılamayacak biçimlerde yolculuk yapmalarını ve iletişim kurmalarını sağlıyordu.
Onlar tepe çakraları yoluyla pranayı soluyor ve ağızlarını genellikle, nefes almak için değil, yemek yemek için kullanıyorlardı. Ve sadece bir şeyi kutlamak istediklerinde yemek yiyorlardı, ki o toplumda neredeyse her gün bir kutlama yapılıyordu. Onlar daima bir şeyi kutluyorlardı, böylece yemek yemek ihtiyaçtan daha çok törensel bir şeydi. O toplumda şişman ya da zayıf kimse yoktu. Aslında, onlar nasıl olmak istediklerini seçiyor ve o görüntüyü yaratıyorlardı.
Onlar için bir ömür uzunluğu sizinkinden çok farklı olmasına rağmen, Lemuryalılar istedikleri kadar uzun bir ömür sürebiliyorlardı. Sizler birçok tipte deneyimden geçebilmek için birçok kez enkarne olursunuz, oysa onlar tüm bu deneyimleri tek bir ömre sıkıştırıyorlardı. Lemuryalılar her seferinde altı yüz ila yedi yüz yıl veya daha uzun yaşar ve genelde bu ömürleri üç-dört kereden fazla tekrarlamazlardı.
Onlar da sizin gibi karbon-bazlı mıydılar? Onlarınkini “ tümüyle karbon-bazlı bir beden” olarak adlandıramazdınız, çünkü onlar beşinci-boyutsal enerjilere sahiptiler. Örneğin, istedikleri zaman, sadece titreşimlerini yükselterek ve düşürerek gözden kaybolabilir ve yeniden belirebilirlerdi. Tekamülün bir veçhesini yeniden-deneyimlemek için titreşimlerini düşürür ve sonra titreşimlerini yeniden yükseltirlerdi. Böylece, Lemurya’da düşük titreşimli varlıklar çok azdı.
Yaradan’ın Müdahalesi
Bir anlamda, Lemuryalılar tekamül ederek kusursuz bir topluma erişmiş ve Dünya’nın desteklemek üzere kurulduğundan çok daha ileri gitmişlerdi. Bu durumda, ruhların insanlığın başlangıcından itibaren tekamül edebilecekleri yeni bir çerçeve yaratmak için bir şeylerin yapılması gerekiyordu. Yaradan’ın yeni tekamül planı, yeni ruhların her bir deneyimin bütününü öğrenerek bilgi edinmelerini mümkün kılmaktı. Bütün’ün her bir veçhesini deneyimlemek aslında tekamülün yoluydu. Yaradan, Lemurya kıtasının başlangıcından itibaren batmakta olduğu olgusunu Dünya’nın üzerinde bulunduğu yolu yeniden ayarlamak için kullandı. Unutmayın ki bu, tekamül sürecinde bulunan tek gezegen değildi. Diğer sistemlerdeki varlıklar harekete geçirilerek Dünya’nın yolu yeniden ayarlanabilir ve Dünya bir kez daha tekamül okulu olabilirdi. Çoğu kişi bunu geriye doğru bir hareket olarak görecektir, ama gerçekte bu o zaman tam gereken şeydi.
Dünya üzerindeki tekamül tamamen yeniden-tasarlanmış bir formda devam edecekti ve bu yüzden Lemuryalılar’a ya dünyevi-olmayan bedenlere evrimleşmeye ya da zamanda –onları çok geriletecek– yeni bir noktaya geçme seçeneği verilmişti.
“ Bu yükseliş düzeyine erişmiş herhangi bir varlık insan varoluşunun bir kabuğuna doğru gerilemeyi neden istesin ki?” diye sorabilirsiniz. En önemlisi neden, Yaradan’ın yeniden başlamak istemeyerek, insanlığın aynı fiziksel bedeni kullanmaya devam etmesini istemiş olmasıydı. Ayrıca, Lemuryalılar sadece sevgiyi biliyorlardı ve onlara göre, eğer o Yaradan’ın planında yer alıyorsa, o zaman onun kusursuz olması gerekirdi.
Atlantisliler ile ilgili olarak, Yaradan, gerileme planını nasıl uygulayacakları konusunda Pleiadesli ve Siriuslu ET’lere talimat vermişti. Bu, ET’lerin şimdiki Değişim’in sonucuyla neden bu kadar çok ilgilendiklerini açıklayabilir.
Lemuryalılar daha saf bir biçimde Tanrı-yaratımı varlıklardı. Atlantisliler neredeyse tümüyle sizin galaksinizdendiler ama Tanrı Enerjisi’nin farkındalığıyla hareket ediyorlardı. Dolayısıyla, galaktik varlıklar Dünya varlıkları ve Lemuryalı varlıklar kadar çok Tanrı’nın çocuklarıdır. Onların hepsi Tanrı’nın varlıklarıdır.
Bu şu anlama geliyordu ki, galaktik enerjiler nüfusunuzun bir kısmını oluştururken, nüfusunuzun diğer kısmı direkt olarak Yaratıcı Kuvvet’ten geliyordu. Bu karbon-bazlı insansı birleşim bu güne dek gezegeninizin üzerinde bulunan insan unsurudur. Halen, galaktik enerjiler ve direkt olarak Yaratıcı Kuvvet’ten gelenler birbirlerine o kadar karışmışlardır ki onları ayırt etmek zordur.
Atlantisliler’in öyküsü, onların geçtikleri tekamül sürecinden ötürü, belki de bu iki öykünün daha ilginç olanıydı. Onlar aslında zihinsel, neredeyse makinemsi bir dünyayla daha yakından ilişkili formdan tekamül etmişlerdi ki bu tekamül süreci bu galaktik enerjilerin yerine ışık enerjisi kalıplarını geçirmiş ve onların yeni bir tekamül yolculuğuna başlamalarını mümkün kılmıştı. Sonra bu iki akımın birbirine karışması binlerce yıl almış ve şimdi sadece tekamül etmekte olan diğer uygarlıklara hizmet etmek isteyecek kadar realitesinde çok ilerlemiş olan bir toplum üretmişti. Böylece, iki farklı tipte enerji bir olmuş ve kendi yükselişine başlamıştı.
DNA İpliklerinin Azaltılması
Atlantis olarak tanınacak olan yere ilk varanlar, tekamül etmekte olan türün yeni insan formasyonuna dönüştürülmüşlerdi. Onların üzerinde deney yaptıkları ilk şey, beyin kullanımlarını yüzde sekiz ila on’a indirmek ve DNA yapılarını on iki iplikten şimdiki iki ipliğe indirgemekti. Unutmayın ki bu tümüyle isteyerek yapılan bir değişimdi. Tekamülü tersine çevirmek, ruhların gelişimi ve tekamülü deneyimlemelerini sağlamanın tek yoluydu.
Büyük Değişim’i tamamladığınızda, Lemurya Çağı’nın yoluna geri döneceksiniz, çünkü o da ilk başta dördüncü-boyutsal enerjide başlamış, sonra Beşinci Boyut’a geçmişti. Bugünkü Değişim süreci tam bir daireyi işaret eder, çünkü siz en nihayet bu Dünya katındaki kökenlerinize uyanıyorsunuz. Lemurya ve Atlantis dönemi bir tekamül sarmalıdır.
Hücresel Bellek Yansımaları
Üstat İsa gibi Büyük Üstatlar, Büyük Değişim’in tüm tekamül sürecinde çok önemli bir rol oynamışlardır. Bu Büyük Değişim’in Üstat İsa’nın doğum-ölüm dönemi içinde meydana gelmesi gerekiyordu. Ancak, bu gerçekleşmediği için, Üstat İsa o zamandan beri insanlığın büyük odaklarından biri olmuştur. Bunun nedeni, kısmen, Üstat İsa’nın yükselişi ve O’nun yükselişin mümkün olduğuyla ilgili öğretileriydi. Üstat, Sevgi’nin ve Şifa’nın saflığını öğretmişti. Ancak, o dönemde dünya sevgiyi tam olarak deneyimlemeye hazır değildi. Bu, dostlarım, çok fazla ışık, çok fazla sevgi meselesiydi; böylece Değişim iki bin yıl ertelendi.
İnsanlar galaktik varlıkların Dünya’ya inişlerini düşündüklerinde neden korku duyarlar? Çünkü bu aynı senaryo uzun bir zaman önce tekamülün çarpıcı bir biçimde tersine çevrilişini getirmiştir. O, Yaradan’ın ana planı olmuş olsa da, insanlarınız bazı bakımlardan bu tersine-çevirişin uygunsuz geldiğinin bilişini hücresel belleklerinde hala taşırlar. Böylece, bu güne dek, bir UFO görmek hücresel belleğin derinliklerindeki o korkuyu ortaya çıkarmıştır ve şimdiki bedeninizin titreşimi yükselene dek bu durum böyle devam edecektir.
Tersine-çevriliş kendi başına büyük bir Değişim’di; o belki de bir daha göreceğimiz hiçbir değişime benzemiyordu, ancak yine de ana planın bir parçasıydı. Halen Dünya’da yaşayan insanların birçoğu bu kitlesel değişime nüfuz eden büyük karışıklığın hücresel anısına hala sahiptir. İşte bu yüzden, bugün birçok kişi yaklaşan bilinç değişimini kabullenmeyi reddedecektir, çünkü bu anı çok tehdit edicidir.
Bu seferki fark, bunun bir tersine-çevriliş değil, bir zamanlar bulunduğu düzeye bir geri-dönüş olduğudur, bu yüzden gözünüz korkmasın. Bu korkunun çoğu hücresel belleğin o kadar derinlerindedir ki ona erişmek neredeyse olanaksızdır. Toplumunuz hala korkuya-dayalıdır ve berraklığa doğru her bir ilerlemeyle herkes uyanmaya başlayacaktır. Sevgi, dostlarım, tek çözümdür.
Piramitler
Şimdi Mısır piramitlerine ve kaydedilmiş tarih ile asıl realite arasındaki farka bakalım. Piramitler, altı bin yıl önce yaşanan Mısır Firavunları devrinden epeyce yaşlıdırlar. Sfenks’in üzerinde bulunan ve suyun yükseldiği düzeyi gösteren çizgiler bunu kanıtlar. Bu süreç yavaştır, ama bilim adamları piramitlerin gerçek yaşını saptayacak ve gerçekten ilginç olan bir sonuca ulaşacaklardır.
Mısır’daki üç büyük piramit çok uzun bir zaman önce inşa edilmişlerdi. Onlar Mars’taki piramitlere benzer ve Orion sistemindeki üç yıldızla aynı hizada yer alırlar. Bu piramitlerin hepsi, sadece Dünya’daki ve Mars’takiler değil, Pluto’daki ve diğer gezegenlerdeki piramitler de ileri uygarlıklar tarafından inşa edilmişlerdir.
Araştırmacılar piramitlerin taş bloklarının üst üste yığılmalarıyla inşa edilmiş olduklarını düşünürler. Piramitler böyle inşa edilmemişlerdir. Onlar ses tonları kullanılarak, bir anlamda, titreşim yoluyla var edilmişlerdi. Kadim Mısırlılar bunu yapmaya muktedir değildiler. Köleleri ve sandalları ile birlikte gömülmek isteyen bir kültür nasıl olur da bir piramidi inşa edecek teknolojiye sahip olabilirdi?
Ancak, Mısırlılar daha küçük piramitleri nasıl taklit edeceklerini öğrenmişlerdi. Piramitlerin içlerindeki kabartmalarda uzay araçlarının ve normalden daha büyük ( geriye doğru uzayan) kafalara sahip varlıkların resimleri yer alır. Resimler oradadır, ama araştırmacılar onları açıklamazlar.
Mısır’daki Büyük Piramit bugün bile Dünyanız’ın odak noktalarından biridir. Dünya, Mars ve Pluto üzerindeki Büyük Piramitler’in yerleri, bu üç gezegenin odak noktaları arasındaki galaktik bir bağlantıyı gözler önüne serer. Her ne zaman Yaradan galaktik varlıklar ve Melekler Alemi ile birlikte çalışsa, geride özel olayların bir başlangıcını işaret eden bir piramit bırakılır. O oraya işaretlenmiştir ve daima orada olacaktır. Galaktik varlıkların araçlarıyla inecekleri yerlere ihtiyaçları vardır ve Büyük Piramit bunun için odak noktasıdır. İşte bu yüzden, yaşamı destekleyen büyük gezegenler en azından, aynı olmasa bile, benzer bir odak noktasına sahip olacaklardır.
Geçenlerde Hawaii’nin Büyük Adası’nın güney ucunun açıklarında yer alan yeni bir piramit keşfedildi. O neredeyse Büyük Piramit kadar büyüktür ve neredeyse tümüyle kristallerden yapılmıştır. Büyük Ada’nın yakınında su altında meydana gelen patlamalara ET’lerin volkanik döküntüyü ortadan kaldırmaya çalışmaları neden olmuştur, çünkü onların bu piramidin yaydığı sinyallere ihtiyaçları vardı. Unutmayın ki bu bölge de Lemurya’nın bir parçasıdır ve Lemurya realitesinin önemiyle ilgili gerçek ancak zaman içinde anlaşılacaktır.
Balinalar ve Yunuslar
Dünya’nın kayıp kökenleriyle ilgili parçalı-bulmacanın son parçalarından biri kayıt tutucular, yani, balinalar ve yunuslardır. Binlerce yıldır, balinalar Dünya tarihi hakkında bilgi toplayıp depolamışlardır. Onların bilgilerinin çoğu, “ manyetik rezonans alanları” dediğimiz, Dünya’nın kristal tabanı tarafından şarj edilen alanlardan gelmiştir. Dünya Ana, gelecekte kullanabilme olasılığıyla her düşünceyi masseder ve kaydeder. O, her düşünceyi kristal tabanına kaydeder ki böylece o düşünceler onları almak isteyen herkese aktarılabilir; ki bu durumda balinalara aktarılır, çünkü onlar bunun için gerekli beyin kapasitesine sahiptirler. Dünya’nın kristallerine kaydedilmiş tarihin çoğu balinaların zihinlerine “ yüklenmiştir”, çünkü kristaller bu kayıtları süresiz olarak tutamazlar. Bir kural olarak, kristaller kaydettikleri bilgiyi ancak birkaç yüzyıl boyunca tutabilirler ve onlar değişim sürecinde yavaş yavaş yıprandıkça, bilgiyi yitirme riski ortaya çıkar. Bu yüzden, tüm bilgi balina nüfusuna geçirilir ve onlar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılır. Onlar, insanların tarihi kaydederken yaptıkları gibi, bu kayıtlara kendi amaçlarını destekleyecek şekilde bilgi ekleyebilir ya da çıkarabilirler mi? Hayır, çünkü onların Yaradan ile uyum içinde olmaktan başka bir amaçları yoktur.
Balinaların sahip oldukları tüm bilgiye, bilinmesi gerektiğinde erişilebilir. Siz o bilginin tümünü şimdi bilmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz, ama siz üçüncü-boyutsal, karbon-bazlı bir kişi olarak Dördüncü Boyut’ta yaşamın nasıl olduğunu bir balinanın gözleriyle görebilseydiniz, şimdiki yolculuğu sürdürmeyle ilgili tüm arzunuzu yitirebilirdiniz. Çünkü, gördüğünüz güzellik çok etkileyici olurdu. Biz dikkatli olmak zorundayız, işte bu yüzden ben bu bilgiyi hafifçe açıklıyorum. Eğer size her şeyi gösterseydim, bu tekamülü sürdürmek için bir nedeniniz kalmazdı, ama o zaman da yaşayacağınız tüm deneyimleri ve tüm eğlenceyi kaçırırdınız.
Galaktik enerjiyle en iyi şekilde rezonansa giren balina nüfusundan farklı olarak, yunuslar Lemurya özüyle titreşirler. Balinalar bu boyutun kayıtlarını çok zihinsel bir düzeyde korurlarken, insan tekamülüyle etkileşime girmek ve insanlara her şeyi çok fazla tüketmekle ilgili doymak bilmez ihtiyacın onların uyum hali içine girmelerini engelleyeceğini göstermeye çalışmak yunuslara bırakılmıştır. Birçok yunus, öğretmenler olarak, sizi herkesin bu gezegeni paylaşabileceği anlayışına ulaştırabilmek için ölmüştür. Ancak sizin okyanusları hor kullanmanızdan dolayı balık ağlarında ölen çok sayıda yunus onların bu konuda pek başarılı olamadıklarını göstermektedir. Ben bunu kendinizi kötü hissetmeniz için değil, sizi çok seven bu yumuşak ve nazik türün içinde bulunduğu kötü durumdan haberdar olmanız için söylüyorum.
Sorular ve Yanıtlar
Bugün genetik mühendisliği ve insan kopyalamayı araştıranlar bu dünyada yeniden enkarne olmuş Atlantisliler midir? Ayrıca, o zaman DNA ipliklerinin azaltılmasından da onlar mı sorumluydular?
KİRAEL: Evet, ancak bunun nedenini bilmek önemlidir. Onlar, o zaman Yaradan’ın ışığında çalışmış olmalarına rağmen, hala o deneyin bitmemiş olduğuna inanmaktadırlar; çünkü şimdi bile planın gerçeğini anlamamaktadırlar. Hala dersler devam etmektedir ve birçoğu hala kendilerine düşen rolü anlamaya çalışmaktadır. Sabırlı olun, dostlarım, sabırlı olun.
Benim Latin Amerika’ya gitme arzum hakkında bir içgörü verebilir misin?
KİRAEL: Oraya çekildiğini hissetmenin nedenlerinden biri, bir geçmiş-yaşam bağlantısıdır. Lemurya’dan bugünkü Güney ve Orta Amerika’da yer alan Atlantis bölgesine göç ediş esnasında sizin şimdi Kızılderililer dediğiniz bir toplum vardı. Bu yanları fazla bilinmese de, onlar şifa tapınakları kurmakla ve “ iyileştirici dokunuş” denen şifa yöntemini uygulamakla ünlüydüler. Bu tapınaklar muazzam büyüklükteydiler, bazıları binlerce metrekare büyüklüğündeydi. Bir tapınak yüz altmış bin metrekareden büyüktü.
Arkeologlarınız şimdi o dönemden kalma ve insanoğlunun bildiği en farklı ticaret yollarından birini oluşturan yol ağını ortaya çıkarıyorlar. Tüm bunlar yakınlarda yayınlanmış bilimsel yayınlarınızda bulunabilir.
Şimdi o bölgeye çekildiğini hissetmenin nedeni, şifacılık yetenekleridir. Şifanın ellerini nereye koyduğundan çok daha fazla şeyi içerdiğini keşfedeceksin. İki şifa asla aynı değildir ve çoğunlukla aynı bireyi iyileştirmek için birçok şifa yöntemini uygulamak gerekir. Tüm dört-beden sisteminin anlayışı idrak edildiğinde, şifacılar yeni ve olağanüstü yöntemlere geçeceklerdir. Sen sadece iyileştirici dokunuş yeteneğine sahip olmakla kalmıyorsun, psişik ameliyatlara da başlamaya hazırsın ki o bedenin içinde bilinçli enerjiyi hareket ettirmektir.
Büyük Piramit’te depolanmış olan bilgiden söz edebilir misin?
KİRAEL: Araştırmacıların Büyük Piramit’teki özel bir odayı açmış olduklarını biliyorsunuz, değil mi? Bazıları önemli bilginin çoğunun çoktan çalınmış olduğunu düşünüyorlar. Soyguncular daha az önemli bazı yazıları almış olabilirler, fakat “ yaşamın gizemleri” denen gerçek sırları barındıran manyetik bilgiyle rezonansa girememişlerdir. İnanın bana, zamanı geldiğinde, doğru bir varlık ortaya çıkarak bu noktaya dek hiç kimsenin rezonansa giremediği bilgi kütlesini çözecektir. Bu bilgi, üçüncü-boyutsal enerjiyi dördüncü ve beşinci-boyutsal planla, sizi yeni bin yıla ve ötesine götürecek bir planla uyum içine sokan bir anlayış kaynağı olacaktır. İşte bu yüzden herhangi bir kişi onunla rezonansa giremeyecektir. Uyanıştan sonra, kitleler o bilginin içeriklerini anlayabilecek ve ondan nasıl yararlanılabileceğini bilecekler.
Akaşik Kayıtlar ne kadar geriye gider? Onlar ne kadar eskiler?
KİRAEL: Aranan bilginin tekamül etmekte olan herhangi bir ruhun yaşam yoluna zarar vermemesi, onu engellememesi konusunda saf bir niyet ve saf bir sevgi gösteren her varlık bu kayıtlara erişebilir. Basitçe koyarsak, bu kayıtlar daha çok, bir düzeyden bir sonraki düzeye geçişi içeren varoluşlarını bitirmekte olan tekamül etmiş ruhlar içindir.
Sık sık rehberlerden bu kayıtlardan bazı kalıpları bulup getirmeleri istenir. Bir kez bir kalıp saptandığında, Rehber o bilginin bir deneyimi bozup bozmayacağına karar vermelidir. Birçok lineer düşünce kalıbı bu testten geçemez. Hala geçirilmesi gereken daha fazla temizlik vardır, bu yüzden bir dahaki sefer bir Rehber’e Akaşik Kayıtlar’a girerek sizin deneyiminizin bir bölümünü deşifre etmesini istediğinde, eğer beklediğinizden daha azını alırsanız düş kırıklığına uğramayın.
Bu kayıtların var olmuş ve var olacak tüm düşünceyi içeren bir zaman kapsülü olduğu söylenir. Bu kayıtların yaşını lineer bir biçimde ölçmek, Tanrı Enerjisi’nin kendisini tarihlendirmek olur, ki bu elbette mümkün değildir, çünkü zaman bu realitede var olmuştur.
Okuduğum bir makalede, piramitler inşa edildikten hemen sonra Dünya’nın tüm insanları yok eden bir felaket geçirdiği yazıyordu.
KİRAEL: Zaman dönemi biraz yanlış, ama evet, büyük bir felaket yaşanmıştı: Büyük Tufan. Sorun şu ki, tarih onu tek bir adamın öyküsüymüş gibi gösterir ( Nuh Tufanı). Birçoğunuzun Değişim’den korkmanızın nedenlerinden biri budur.
Bu bölümde, Dünya’da bulunan herkesin bu Değişim’i deneyimleyeceği gerçeğini işaret etmeye çalıştım. Deneyimleyeceğiniz korku sizin ne kadar perdelenmiş olduğunuza bağlıdır. Bu perde, ancak, eğer siz korkudan sevgiye geçmeye ve geniş genel-görüşü anlamaya gönüllüyseniz azalabilir.
Lütfen şunu anlayın: Değişim’i seçime göre deneyimleme fırsatı Üstat İsa ile birlikte gelmiş ve gitmiştir. Bu sefer Dünya Ana büyük bir güçle devreye girmiştir ve O bu kez yadsınamayacaktır. Dünya Ana artık kendisine yüklenen tüm bu yıkıma katlanmayacaktır.
Aslında, sizin kökenleriniz kaybolmamıştır. Hatta, hatırlama zamanı tüm bilinç düzeylerine nüfuz etmeye başlarken, onlar parlamaya başlamaktalar. Kaybolmuş görünen her şey hızla öne çıkmaktadır ve süreçle birlikte hareket etmeye hazır olanlar gerekli tüm gereçlere sahip olacaklardır.
Bir zaman gelecek, büyük kadim geçmişi inceleyen bazı varlıklar bilinçte Büyük Değişim’i deneyimleyen Dünya adlı uzak bir gezegenin üzerindeki bu zamanla karşılaşacaklar. Yaklaşık altı milyar insanın bu Değişim’e girdiğini ve tüm veçheler birleştiklerinde, iki milyar varlığın oluşmuş olduğunu görecekler.
Şimdi siz yaklaşık dört milyar insanın bu gezegenden ayrılacağını hesaplayıp korkuya kapılmadan önce, “ veçheler” kavramını inceleyelim. Çoğunuz bir ruh grubunun bir parçasısınız ve çoğunlukla, Benliğiniz’in ( yüksek benliğinizin) bu Dünya üzerinde iki ya da üç veçhesi veya enkarnasyonu vardır. Değişim doruğa çıktığında, yani, foton kuşağından geçerken, burada tekamül etmekte olan veçheler yeni anlayışı işlemden geçirmek üzere tek bir varlıkta, en yüksek titreşimli varlıkta birleşecekler.
