KİRAEL - Çocuk Yetiştirmek

Share

http://www.dunyaana.com/images/flower1.jpgIşık Varlılar olarak sizler Dünya’ya gelir ve fiziksel bedeninizin yoğunluğu içinde işlev yapmayı öğrenirsiniz. Yaşam yolculuğunuz sizi yetiştiren kişilerle, çoğunlukla ebeveynlerinizle oluşturduğunuz etkileşimlerle başlar. Bu ebeveyn-çocuk ilişkisinin gelişimi şifa yolculuğunuzda birçok dersi barındırır.

1987’den sonra doğan çocuklar “ Değişim bebekleri”dir, çünkü onlar Değişim’i deneyimlemek için bu zamanda Dünya üzerinde bulunmayı seçmişlerdir. Birçoğu İsa’nın Dünya’da yaşadığı dönemde de burada yaşamıştır. O zamanlar bir Değişim’in doğru odağını gerçekten deneyimlemediklerini hissettiklerinden, bu zamana dek sabırla beklemişlerdir. Bu çocuklara iyice bir bakın ve onların önceki kuşaklardan nasıl farklı olduklarını görün. Onlar sezgilerini kullanma konusunda daha gelişkin mi görünmekte ve normal çocukların davrandıklarından daha olgun mu davranmaktadırlar?

Her ilişkide, özellikle çocuk yetiştirirken, Gerçek, Güven ve Tutku üçlüsüne uygun davranın. Çocuk yetiştirirken bazen bu prensipleri unutursunuz, çünkü kendi ebeveynleriniz size böyle davranmamış olabilirler. Bugünün ebeveynleri her şeyi biraz farklı biçimde yapmalıdırlar.

İletişim

Çocuklarla konuşmak için, onlarla nasıl iletişim kuracağınızı öğrenmelisiniz. İletişim onlar daha anne karnındayken başlamalıdır. Çünkü o sırada çocuk iki avantaja sahiptir. Birincisi, o masumiyetin tüm sevgisine ve küçük bir bebek olmanın, korkuyu bilmemenin rahatlığına sahiptir. İkincisi, o henüz “ perde”sini geliştirmemiştir. Bilgisini perdelememiştir ve hala geldiği yerin tüm bilgisine, özünün bilgisine sahiptir. Böylece bebek doğum kanalından geçerek Dünya’ya doğar ve buraya saf Gerçeği ortaya koyma olasılığıyla gelir. Bu enerjiyi ortaya koymanın önündeki tek engel, korkuları sevgilerinden daha ağır basabilen ebeveynlerin anlayışsızlığıdır.

İşte burada bir hata meydana gelebilir. Masum bir halde sırt üstü yatmış çevresindeki birçok harikayı merakla inceleyen iki aylık bir bebek, bir yetişkin komik şekillere soktuğu yüzünü onun yüzüne yaklaştırıp, eliyle de onun göbeğini dürterek, “ Agucuk, gugucuk” dediğinde, birden Üçüncü Boyut’a iner. Siz bebeğin neden gülmeye başladığını merak edersiniz. Çünkü siz gülünç görünmektesinizdir. Bebek bir karşılık bulmak için belleğini araştırır ve bu sesleri hatırlayamaz. Yine de güler ve o zaman siz de gülersiniz ve böylece düşük-perdeli bir performans kalıbı üretilmiş olur.

Bir başka yaklaşım ise bebeğin gözlerine bakıp üçüncü gözünden ( alın çakrasından) ona şöyle bir mesaj göndermektir: “ Dünya’ya hoş geldin. Burada durumun biraz garip olduğunu biliyorum, çünkü şimdi bu bedenin içindesin, ama yine de buraya hoş geldin. Burada arzu ettiğin kadar uzun bir süre kalmanı istiyoruz ve her şeyi senin için elimizden geldiği kadar kolaylaştırmaya çalışacağız.”

“ Bu mümkün mü? Bir bebek bizim konuştuğumuz dili gerçekten anlayabilir mi?” diye sorabilirsiniz. Belki sizden çok daha berrak bir biçimde anlayacaktır. Belki o sizin konuştuğunuz dili dinlememektedir. Belki o sizin düşüncelerinizi dinlemektedir.

Bir çift yunusun birbiriyle konuşmalarını hiç işittiniz mi? Onlar, “ Bugün nasılsın?” gibi şeyler söylerler mi? Açıkça, onlar farklı iletişim yollarına sahiptirler. Siz ve o bebek de iletişimde aynı avantaja sahipsiniz ve eğer daha yüksek becerileri kullanırsanız, bunun ödülleri de olağanüstü olacaktır.

Çocuklar özel bir düzeyde iletişim kurarlar. Eğer sözsüz iletişimle başlayabilirseniz, kurulan bağlantı bir ömür boyu sürecektir. Bu tip bir iletişimi henüz öğrenenlerinizi bu ödüller yeni yüksekliklere çıkaracaktır. Bakın, bunun mümkün olmadığı bir yaş yoktur; çocuklar daima sözsüz olarak iletişim kurabilirler.

Bu çok utanç verici bir şeydir, ama sadece sözcükler kullanıldığında, sözlü enerjinin akışı çoğu kez korkunun ortaya çıkmasına yol açabilir. Çocukları terbiye etmek için onları korkutmanızın gerektiği sizin kurallar kitabınızın neresinde yazıyor? Bu eski, çağdışı bir düşünüştür.

Tüm anlaşmaları yapanlar yetişkinlerdir; onlar bu anlaşmaların hepsine uymasalar da, yine de onları yapanlar onlardır. Başlangıçta çocuklar sizin yaptığınız anlaşmalara inanırlar. Ancak, çok geçmeden, bu anlaşmaların çoğuna uyulmadığını öğrenirler. Bu yeni berraklıkla, aynı şeyi nasıl yapabileceklerini formüle etmeye başlarlar. Siz küçük çocuklarla anlaşmalar yaptığınızda, onlara karşı çok dürüst ve apaçık olmalısınız. Onların tüm yaşamı Gerçeğe dayanır. Bu yüzden, sadece yerine getirebileceğiniz anlaşmaları yapın, tutabileceğiniz sözleri verin.

Çocuklar bu dünyada doğduklarında, yalanın ne olduğunu ve acının ne olduğunu bilmezler. Onlar yalan söylemeyi bilmezler… ta ki onu büyük insanlardan öğrenene dek. Büyük insanlardan bunu öğrenir öğrenmez, yalan söylemeye başlar ve onunla kaçınılmaz bir biçimde gelen acıyı hissederler.

Siz diyebilirsiniz ki, “ Ben çocuklarıma nasıl yalan söyleneceğini öğrettiğimi hatırlamıyorum.” Belki çocuk henüz küçük bir bebek olarak beşiğinde yatarken siz ona, “ Bak, eğer ağlamayı kesersen seni kucağıma alacağım,” demiştiniz. Bebek buna karşılık vermiş ve susmuştur. Siz bu durum karşısında o kadar heyecanlanmışsınızdır ki bunu evdekilere bildirmek ve kutlamak için hemen odadan çıkmışsınızdır. Böylece, çocuk anlaşmaların nasıl yapıldığını ve nasıl bozulduğunu anlamaya başlar. Bazılarınız benim abarttığımı düşünebilirsiniz, ama bu gerçekten böyle olmaktadır.

Siz yalan söylemeyi nasıl öğrendiğinizi düşünüyorsunuz? Siz onu tıpkı öğreteceğiniz gibi öğrendiniz. Yalan söylemek hakkında konuşurken biraz eleştirel olduğumu biliyorum. “ Yalan” acı bir söz değil mi? Ama gerçek şu ki, siz çocuklarınıza nasıl küçük bir yalan, “ beyaz bir yalan” söyleyeceklerini öğrettiğinizde, onlar bunu yapmaya alışırlar. Sonra ne olur? İşte en üzücü bölüm: Siz onları bu konuda geçmeye çalışırsınız. O zaman bu en iyi kim yalan söyleyecek yarışmasına dönüşür. Her şey söylendiğinde ve yapıldığında, bu konuda onlardan daha fazla pratiğe sahip olduğunuzdan, siz kazanırsınız. Ama gerçekte herkes kaybeder.

Öyleyse hemen bugün sadece gerçeği söylemeye başlayın. Bir dahaki sefere çocuğunuza ya da başkasına bir şey söylemeden önce kendi kendinize, “ Bu Gerçek mi?” diye sorun. Çocuğunuza asla bir başka yalan söylememeniz yıllar alabilir, ama bunu yapabilirsiniz. O zaman onlar büyüdüklerinde ne olacağını tahmin edin. Siz yalanlara izin vermeyecek olan büyük insanlara sahip olacaksınız.

İnsanların yalan söylemedikleri bir dünyayı hayal edebilir misiniz, dostlarım? O zaman nerede olacağınızı biliyor musunuz? Dördüncü Boyut’ta olacaksınız.

Yaşamınızda bir değişiklik yapmaya bugün başlayın. Çocukları şefkatle kucağınıza alın ve üçün gözünüzü onların üçüncü gözlerine dayayın. Tüm kalbinizle, ruhunuzla ve eğer istiyorsanız sesli olarak da, “Seni seviyorum” deyin. Sadece, “ Seni seviyorum” deyin. Sonra onları dinlenmeleri için tekrar yerlerine bırakın. Size garanti ederim ki o küçük yüzlerde minik bir gülümseme göreceksiniz, çünkü onlar sizin söylediğiniz şeyi sadece işitmekle kalmamış, hissetmişlerdir de.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana