KİRAEL - Metafiziksel İş 1 - 2 - 3

Share

http://www.dunyaana.com/images/flower%2032.jpgMetafiziksel İş 1

Bu bölümde ben yaşamın tamamen sevgi olduğunu anlatıyorum. İşyerinde bile mi? Evet, orada bile. Sevgi her yerde var olabilir. Siz sevginin her nerede olmasını istiyorsanız, onu orada yaratabilirsiniz. Bu biraz çaba gerektirebilir, durumlara farklı bir biçimde bakmayı gerektirebilir, ama bu yapılabilir. Bunu Gerçek, Güven ve Tutku üçlüsüne göre yaşayarak yapmanızı öneririm. Korkuyu kökünden söküp atın ve onun yerine sevgiyi geçirin; evet, işyerinde bile bunu yapın. “ Hayatını kazanmak için hendek kazan bir adam bunu nasıl yapabilir?” diye sorabilirsiniz. “ Böyle bir işte nasıl sevgiyle rezonansa girebiliriz?” Bu size aptalca bir soru gibi gelebilir, ama siz o hendeği baştan savma mı kazıyorsunuz, yoksa kazabileceğiniz en iyi hendeği kazmaya mı çalışıyorsunuz? İnanın bana dostlarım, bu dünyada, yaptıkları iş her ne olursa olsun ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan insanlar vardır.

Ben bir işi “ sadece bir iş” diye adlandırmaktan hoşlanmam. Onu “ metafiziksel bir iş” olarak adlandırmayı tercih ederim. Bunu dikkatle okumanızı isterim. Bir işi daha metafiziksel kılmak için o işin sahibi ya da yöneticisi olmanız gerekmez. Bir işçi, bir çalışan olarak bile işinize yaklaşımınızda değişiklikler yapabilirsiniz.

İşinizin aslında, tıpkı bir kişi gibi, bir varlık olduğunu hayal edin. Her gün ofisinize gitmek yerine, bir kişiye gittiğinizi imgeleyin. Sabah ofise girdiğinizde, eğer o bir kişi olsaydı yapacağınız ilk şey ne olurdu? “ Günaydın” derdiniz, değil mi? Eğer o gerçekten hoşlandığınız bir kişi olsaydı, sadece “ Günaydın” demekle kalmaz, ona iyi bir gün geçirmesini diler, hatta, onu sevgiyle kucaklardınız. İş varlığına sessizce, kalbinizden, onu sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Çocuk yetiştirmekle ilgili bölümde bebeğiniz ile düşüncelerle iletişim kurmaktan söz etmiştim. İş de canlı ve bilinçli bir varlıktır; o da düşüncelerinizi işitebilir. Her şeyin bir bilinci vardır.

Sizin bir patron olduğunuzu ve “ iş” denen canlı varlığın içinde sizden hoşnut olmayan bir çalışanın bulunduğunu varsayalım. Bu çalışanın aslında yavaş yavaş işinize zarar verdiğini varsayalım. Örneğin, siz odadan çıkar çıkmaz, bu çalışan yanında oturan kişiye dönüp: “ Şu adi pintinin bize prim diye ne verdiğini gördün mü” der. Aslında aldığı primden hoşnut olan diğer kişi, “ Ah, evet. Bu çok düşük bir primdi, değil mi?” der. O zaman hoşnutsuz çalışan, bir başka kişiye şöyle söyler: “ Geçen hafta fazla mesai yaptığını duydum. Bu herif mesai ücretini ödedi mi? Ah, gönüllü olarak çalıştın! Oğlum, sen enayi misin, nesin?” O zaman, gönüllü olarak geç saatlere kadar çalışmış olan kişi şöyle diyebilir: “ Sanırım, ben enayiyim.”

Tabloyu anladınız: Bir kişi çevrede dolaşıp sorunlar yaratmaktadır. Siz o kişiyi bir kanser olarak, sizi yiyip bitiren bir şey olarak görebilirsiniz. Ve eğer onunla ilgilenmezseniz, o sizi öldürecektir. Bu küçük kanser sizi yiyip bitirmektedir ve siz onun varlığından habersizsinizdir. O sizi yiyip durmakta, siz ise her şeyin çok iyi gittiğini düşünmektesinizdir. O küçük “ kanser”in masasının önünden geçtiğiniz her seferinde, o başını eğerek ve gülümseyerek sizi selamlar. Siz o kanserin orada olduğunu fark etmezsiniz. Size göre her şey pürüzsüz bir biçimde gitmektedir, ancak şirketinizin karı hızla düşmeye başlar.

Olup biteni en sonunda fark ettiğinizde, bu küçük kanseri bulursunuz. O zaman ne yaparsınız? Birincisi, o sizi öldürene dek, öyle bir şey yokmuş gibi davranabilirsiniz. Bu herhalde en bilgece karar olmaz. Ya da o kanseri kesip atabilirsiniz. Bir işteki bir kanseri nasıl kesip atabilirsiniz? “ Seni kovuyorum! Böylece sorun ortadan kalktı,” diyebilirsiniz. Sorun bu yolla gerçekten ortadan kalkar mı? Kanser, bedendeki diğer hastalıklar gibi, çevresindeki tüm hücreleri etkiler. Onun çevresindeki hücreler kanserli olmayabilirler, ama yine de etkilenirler. İşte bu yüzden doktorlar bir kanseri cerrahi olarak kesip attıklarında, o çoktan, doktorların farkında bile olmadıkları diğer bölgeleri etkilemiş olabilir.

İşyerinizdeki kansere geri dönelim. Çalışanınız işten çıkarılmıştır ve siz, “ Kanseri kesip attım. Her şey yolunda,” diyebilirsiniz. Peki, işten çıkardığınız kişinin düşük primden söz ettiği diğer kişiden ve ücret almadan fazla mesai yaptığı için eleştirdiği bir başka kişiden ne haber? Onlar şifa bulmamışlardır, dostlarım. Artık tüm şirketinize yayılan bir kanseriniz vardır. Şirketinizin büyüklüğü ve kanserin yayılma hızı bu işi ne kadar sürdürebileceğinizi belirleyecektir.

Böylece, “ Bu çok moral bozucu görünüyor. Ben ne yapacağım?” diyebilirsiniz. Bir başka yol vardır; ona “ radyasyon terapisi” diyebiliriz. Bu radyasyonu ( ışınımı) “ beyaz ışık” olarak da adlandırabilirsiniz. Beyaz ışık sevecen enerlidir. Kalbinizden sevgiyle yayılan beyaz ışığın o sorun yaratan çalışana gittiğini imgeleyin. Siz bu kanseri dönüşüme uğratabilir ve onu orada artık zarar verici olmayacağı ışığa sokabilirsiniz.

Bu kanserin nereden çıktığını varsayıyorsunuz? Yaptığınız bir şeyden mi çıktı? Siz sadece şirketinizi yürütmeye çalışıyorsunuz, öyle değil mi? Öyleyse bu kanser nereden çıktı?

Çalışanınızın sırtını yeterince okşamadığınızı, takdirinizi ona yeterince göstermediğinizi varsayalım. Belki o iyi bir iş yaptığında siz bunun onun yapması gereken bir şey olduğunu düşünüp hiçbir takdirde bulunmamıştınız. Böylece kanser gelişmeye başlamıştı. Peki, onu nasıl yok edebilirsiniz? O kişiyi odanıza çağırır ve gerçeğinizi ifade edersiniz. İş ilişkileri de dahil olmak üzere, her ilişkide daima Gerçek, Güven ve Tutku için çaba göstermeniz gerektiğini hatırlayın.

Birinci adım Gerçek’tir, böylece siz şöyle diyebilirsiniz: “ Bak, açıkça, seni işten çıkarabilirim, ama bunu yapmak istemiyorum, çünkü Yaradan’ın herkesi bu dünyaya bir deneyim için gönderdiğine inanıyorum. Senin deneyimin benim şirketimin bir parçası olmak. Sen bundan dolayı bugün buradasın. Bu sorunu senin burada bulunmaktan en çok yararlanacağın şekilde nasıl dönüştürebiliriz? Sorunun sana daha ne kadar fazla para verebileceğimle ilgili olmadığını anlamalısın, çünkü sana verebileceğim her şeyi veriyor ve bu şirketi ancak ayakta tutabiliyorum. Sanırım bu sorunun yanıtını kendi içinde bulman gerekiyor.”

O zaman onunla gerçekten konuşmaya başlarsınız. Bunu yaparken, sorunların gerçekte nerede olduklarını bulursunuz. O zaman radyasyon terapisine başlayabilirsiniz. O kişiyi şifalandırmak için beyaz ışığı ya da sevgiyi kullanın. Bu onu hoşnut etmekle ilgili değildir; bu ona karşı adil olmak ve karşılığında adillik beklemekle ilgilidir. Bu Gerçek’te olmakla ilgilidir. Dürüstlük örneği oluşturun. Sonra karşılığında dürüstlük bekleyin. Gerçek ile birlikte Güven gelir.

Siz diyebilirsiniz ki, “ Kirael, ben bunu yapamam, çünkü ben patronum. Ben zaman zaman sesimi yükseltmek zorundayım. Birilerine bağırmak zorundayım, yoksa onlar beni ciddiye almazlar.” “ Eh, o zaman bulunduğunuz yerden çıkın, çünkü kanser sizsiniz. Tabii, bunu yapamazsınız, çünkü siz o yerin sahibisiniz. Ancak, şirketinizi korkuyla yönettiğinizden, bu sahiplik uzun sürmeyecektir; böylece siz de oradan çıkacaksınız demektir. Eğer bir şirketin nasıl yönetileceğiyle ilgili görüşlerinizi değiştirmezseniz, mücadele etmek zorunda kalacaksınız demektir.

Eğer sizin çok başarılı bir şirketiniz varsa, büyük olasılıkla metafiziği biliyorsunuzdur. Eğer öyleyse, sizi kutlarım. Ama ya onu daha ileri götürmek istiyorsanız? Şirketinize sanki o bir kişiymiş gibi bakın ve onu farklı beden bölümlerine ayırın. Otuz, kırk kişinin çalıştığı ortalama büyüklükte bir şirketi ele alalım. O şirketin özü, ruhsal, eterik dokusu kimdir? Bu, yönetim kurulu ya da şirketin sahipleri olacaktır. Beyin ise her gün çalışmaları denetleyen, gün boyunca insanlarla başa çıkan yöneticidir. İşinizin kalbi kimdir? Eğer işinizin kalbine kötü bir şey olmasına izin verirseniz, dostlarım, şirketinize ne olacağını tahmin edebilirsiniz.

Şimdi bir adım daha ileri gidelim. Sizin muhasebecilerinizin olduğunu varsayalım. Onların bedenin hangi bölümü olabileceklerini tahmin edin. Muhasebeciler böbrekler gibi işlev yaparlar, öyle değil mi? Çünkü arındırılmak ve olumlu kazançları alıkoymak için her şey onlardan geçmelidir. Eğer bir çift yönetici yardımcınız varsa, onlar sağ ve sol kollarınızdır. Yapmanız gereken tüm şey her bölümün ne yaptığını öğrenmektir ve o zaman şirketinizi nasıl daha pürüzsüz bir biçimde yönetebileceğinizi öğrenirsiniz.

Böbreklerinizin işini yapmaya çalışan bir sağ kolunuz varsa, ne tür bir bedene sahip olursanız olun, bu bir işe yaramayacaktır. Diyelim ki siz şirketinizin sahibisiniz, yani ruhsal eterik dokusunuz. Ancak, beyin bir kanser hücresine sahiptir ve yarım-kapasiteyle işlemektedir. O kanseri çabuk bulsanız iyi olur. Bir başka deyişle, şirketin her bir bölümünü yapacak kendi belli işi olan bir organ olarak görmelisiniz.

Ya eğer iki kişilik küçük bir şirketiniz varsa? Yine de o iş varlığını beden bölümlerine ayırabilirsiniz. Siz beyinsiniz. Bir kişi sağ kol ve diğer kişi de sol kol olabilir. Bir kol diğer kolun ne yaptığını bilmeli midir? Elbette.

Eğer beden kuvvetten düşmüşse, bunun nedenini öğrenin. Kendi bedeninizle ilgili olarak ne zaman aşırıya kaçtığınızı bilirsiniz. Kendinizi ne zaman aşırı zorladığınızı, ne zaman yanlış besinler yediğinizi veya ne zaman yanlış yöne gittiğinizi bilirsiniz. Durum sizin için kötüye gidip durduğunda, yanlış yönde gitmekte olduğunuzu bilirsiniz. Siz o zaman hastalanabilir, dengenizi yitirip yere düşebilir ya da bir kaza geçirebilirsiniz. Aynı şey şirketiniz için de geçerlidir. Eğer şirketiniz olabilecek en iyi şekilde yönetilmiyorsa, o zaman o gittikçe hastalanacaktır. O hastalandığında, bunun nedenini bulmalı ve onu hızla iyileştirmelisiniz.

Kaç kişi ilk başta küçük bir baş ağrısı hissetmiştir? Siz hiçbir şey yapmadan o ağrının geçip gideceğini düşünebilirsiniz. Sonra o büyük bir migrene dönüşür; ve o geçtiğinde, bu kez de başınızı tutmaya çalışmaktan kaynaklanan bir sırt ağrısı çekmeye başlarsınız. Sonra bu sırt ağrısı yürümekte zorlanmanıza neden olur. Çok geçmeden, bütün sistem kapanır. Eğer o küçük baş ağrılarını ihmal ederseniz, şirketinizin başına gelecek olan da budur. Siz bir kanser hücresinin oluşmasını beklememelisiniz.

Özet olarak, metafiziksel bir iş canlı ve bilinçli bir varlıktır. Ona bir dostunuzmuş gibi davranın. Her sabah ona kendisini sevdiğinizi söyleyebilir ve iyi dileklerde bulunabilirsiniz. O varlığı bir kişi olarak görebilir ve onu beden bölümlerine ayırabilir, her bir çalışanı belli bir bölüm olarak nitelendirebilirsiniz. Bu her bir bölümün en iyi biçimde iş görüp görmediğini belirlemenizi kolaylaştırır. Eğer her bir bölümü pürüzsüz bir biçimde işliyorsa, metafiziksel iş bedeni sağlıklıdır. Eğer öyle değilse, hastalık ortaya çıkacaktır.

Metafiziksel İş 2

Şimdi, iş varlığınızın ruhsal yanını geliştirme konusuna bir göz atalım. Eğer kendinizle ilgili olumlu bir tutumu korumazsanız, size ne olur? Eğer iş varlığınızı sevgiyle kucaklamazsanız, eğer her gün onu “ beyaz-ışıklandırmazsanız.” eğer ona iyi bakmazsanız, o zaman elbette o en iyi halde olmayacaktır. Örneğin, eğer burada, İçsel Şifa Merkezi’nde çalışıyor olsaydınız, sabah geldiğinizde meditasyon yapmaya teşvik edilirdiniz.

Sizin için çalışan otuz, kırk kişinin bulunduğunu varsayalım. Sabahları onlar şöyle bir şey söyleselerdi ne olurdu: “ Çalıştığım bu yer için teşekkürler, Tanrım, bugün elimden gelenin en iyisini yapmama yardım et. Bana gelen her şeyi kazanmama yardım et.” Eğer onlar bunu her gün yapsalardı şirketinizin grafiğinin ne kadar hızlı yükselip tavana vuracağını tahmin edin. Siz, “ Kirael, ben insanlara bunu yaptıramam,” diyebilirsiniz. Hayır, yaptıramazsınız. Siz insanlara hiçbir şey yaptıramazsınız. Ancak, eğer korkunuz varsa, sevgi nüfuz edemez. Metafiziksel işinizde size gerekli olan şey sevgidir. Korkunuzu bırakın ve vuku bulan her şeyin en yüksek hayır için olduğuna güvenin.

Siz şirketinize karşı ne kadar açıksınız? Gerçek’te misiniz? Her şeyi büyük bir sır olarak saklıyor musunuz? İşler aslında kötüye giderken, çalışanlarınız her şeyin yolunda gittiğini mi düşünüyorlar? Siz, “ Ama, sırları saklamak patronun ayrıcalığıdır,” diyebilirsiniz. Hayır, bu geçmişte kalmıştır. Bugün, o Değişim ile ilgilidir. İşleri farklı biçimde yapmakla ilgilidir, çünkü eğer öyle yapmazsanız olduğunuz yerde kalırsınız., Eğer bulunduğunuz yer bulunmak istediğiniz yerse, belki de bu sözleri okumanıza gerek yoktur. Siz bu sözleri okuyorsunuz, çünkü ilerlemek ve tekamül etmek istiyorsunuz.

Evet, işinize böyle bakmalısınız. Sağlıklı, güçlü, metafiziksel bir iş bedenini böyle geliştirmeli ve şirketteki sevginin büyümesine böyle izin vermelisiniz.

Metafiziksel İş 3

Eğer çalışanlarınızın birinden hoşlanmıyorsanız, önce onu sevmeyi öğrenin. Onu mümkün olan en iyi işi yapması için destekleyin. Sonra, eğer bunu yapmanız gerekiyorsa, bırakın o gitsin. O zaman her şey pekala olacaktır. Eğer siz bir çalışansanız ve şirketten ayrılmak istiyorsanız, önce çok profesyonel hale gelin ve işinizi kusursuz bir biçimde yapın. Olabileceğinizin en iyisi olduğunuzu bildiğinizde, işte o zaman şirketten ayrılın. Her şeyi elinizden geldiğince iyi yapmış olduğunuzda oradan ayrılın.

Tıpkı hayatta olduğu gibi, eğer bir şirket için çalışıyor ve artık ona dayanamadığınız için oradan en kötü şekilde ayrılmak istiyorsanız, size garanti ederim ki eğer geçmişe bakarsanız, daha önce de tıpkı bunun gibi bir işinizin olduğunu görürdünüz. Eğer geleceğe bakabilseydiniz, yine tıpkı bunun gibi bir işinizin olacağını görürdünüz! Siz yaşadığınız deneyimden ders almamışsınızdır. Bu yüzden, kendi kendinize, “ Bu şirketin çerçevesi içinde mümkün olan her şeyi öğrendim mi?” diye sormalısınız. Yanıt kesin bir “ Evet, ben her şeyi biliyorum” ise o zaman patronunuza işten ayrılacağınızı söylemenin zamanı gelmiş demektir.

Sizin bir işçi olduğunuzu varsayalım. Patronunuz size, “ Evet, bugün maaş günü ve benim elimde nakit para var. Yüzde yüzün her şey olduğunu kabul edersek, sen bu hafta benim için yüzde kaç çalıştın?” diye sorar. Herkes bu soru karşısında kıkır kıkır gülecektir. Sizin vereceğiniz karşılık,   “ Ben yüzde yüz çalıştım. Paramı ver,” olacaktır. Ya eğer yalan söylediğiniz için ölecek olsaydınız? Eğer dürüst davranmak zorunda olsaydınız, şöyle demek zorunda kalabilirdiniz: “ Bu hafta verdiğim iş molalarını on beş dakika uzattım, bu yüzden belki yüzde yüz çalışmamış olabilirim. Diyelim ki yüzde doksan sekiz çalıştım. Ah, evet, bir gün bir saat geç geldim. Sonra kahve molası verdim, böylece belki o gün yarım gün çalıştım. Diyelim ki bu hafta yüzde doksan çalıştım. Sonra siz beni kağıt oynarken yakaladınız. Tamam, yüzde yetmiş beş çalıştım.” Böylece patronunuz der ki, “ İşte al sana bana kazandığını söylediğin maaş, yüzde yetmiş beş.”

Sizin gerçeği söyleyip söylememeniz Yaradan ile sizin aranızda kalır. Bu sizin şirketinize karşı davranışınızı değiştirir mi? Elbette, değiştirir. Eğer yaptığınız iş karşılığında yüzde yüz almayı bekliyorsanız, sizi ne kadar vermelisiniz? Yüzde yüz, değil mi? Eğer sizin için çalışan insanlar varsa, onların kendilerine yüzde yüz ödediğiniz için onlardan yüzde yüz çalışma beklediğinizi anlayabileceklerini düşünüyor musunuz?

Ondan sonra çalışanlarınızın iki şeyden birini yapmaları uzun bir zaman almayacaktır. Onlar ya işten ayrılacak ya da yüzde yüz çalışmaya başlayacaklardır. Bu konuda düşünmenizi istiyorum. Çalışanlarınızın da bu konuda düşünmelerini sağlamaya çalışın. Bunun biraz komik geldiğini biliyorum, ama yine de dinleyin. Eğer otuz kişinin çalıştığı bir şirketiniz varsa ve otuz kişinin hepsi yüzde yüz çalışıyorsa, şirketinizin başarılı olma şansı ne kadardır? Çok yüksektir. Eğer otuz kişinin çalıştığı bir şirketiniz varsa ve onların yüzde yetmişi yüzde yüz çalışıyorsa ne olur? Başarılı olma şansınız ne kadar olur? Grafiğin ne kadar hızlı düştüğünü görüyor musunuz? Eğer otuz kişinin çalıştığı bir şirketiniz varsa ve onlar yüzde kırk beş, yüzde elli ya da yüzde elli beş çalışıyorlarsa ne olur? Şirketinizin başarı grafiğinin neden yükselemediğini anlıyor musunuz?

Siz diyebilirsiniz ki, “ Bu harika bir haber. Şimdi neden başarısız olduğumu biliyorum.” Aslında, başarısızlığınız bununla ilgili değildir, dostlarım. O, başarısız olmak için hiçbir nedenin bulunmadığını anlamakla ilgilidir. Tıpkı kendi yaşamınız gibi, bu perspektiften, siz başarısız olamayacağınızı anlarsınız. Siz farklı yönlerde hareket etmeyi sürdürürsünüz, ama asla başarısız olmazsınız. İşinizin başarısız olması gerekmez. Sadece siz ondan vazgeçtiğinizde, pes ettiğinizde işiniz başarısız olur.
İş varlığının çalışanına baktığımız gibi, varlığın kendisine de bir bakalım. Bu varlık yüzde kaç çalışmaktadır? O her zaman çok güzel görünmekte midir? Çöpünüzü boşaltması için her zaman odacının gelmesini beklemeyin. Eğer çöp ağzına kadar dolup yere dökülüyorsa, “ Bu benim değil, odacının işi. Ben çöp boşaltamam, ben başkan yardımcısıyım,” demeyin. Sokakların başkan yardımcısı olmaya ne dersiniz, çünkü bu gidişle sonunda kendinizi orada bulabilirsiniz! Odacıyı beklemeyin. Peki, yanınızdaki masadaki telefon çaldığında ne yaparsınız? “ Bu benim telefonum değil. Ben onu açmayacağım,” diyebilirsiniz. Ve telefon çalar, çalar, çalar. Ya eğer arayan kişi şirketinizle en büyük iş anlaşmasını yapacak biriyse? Bu anlaşma herkesin geçimini sağlayabilirdi, ama o sizin telefonunuz olmadığı için siz onu yanıtlamadınız!

Bunların bazıları size küçük, önemsiz görünebilir, ama bu gerçektir. Siz bu oyunları oynamaya başladığınızda, tüm şirketiniz elden gider. Gerçek. Sizce iyi bir başkan çöpü boşaltır mıydı? Kesinlikle boşaltırdı, çünkü o şirketinin büyüyüp gelişmesini isterdi.

İş bir varlıktır. Ona eşinize davranacağınız gibi sevgi ve saygıyla davranın. Birlikte iş yaptığınız insanlarla ilgilenmeyi bıraktığınız an, sizin işle uyumunuzu yitirdiğiniz andır. Uyumunuzu yitirdiğinizde ise enerjiniz ve titreşiminiz düşer ve sonra tekrar uyum içine girmenin yolunu bulmanız gerekir.

Kendinizi onurlandırdığınız biçimde işinizi kutsayın ve o gittikçe daha iyi hale gelecektir. Eğer kendinizi onurlandırdığınız biçimde işinizi onurlandırırsanız, eğer kendinizi sevdiğiniz kadar işinizi de severseniz, siz asla kaybedemezsiniz. Bu olanaksızdır. Siz kazanmak zorundasınızdır. Yaradan’ın işleri yapma biçimi böyledir.

Çalışanlarınıza bir beden olarak ortaklaşa büyüyüp gelişebileceğinizi, bir beden olarak daha sağlıklı hale geleceğinizi gösterin. Onlara tüm bunları gösterin, o zaman varlığınızı, güzelliğinizi bulursunuz ve bedeniniz çok daha iyi bir hızda çalışmaya başlar.

Share

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana