Mesih Bilincine Yeniden Uyanış
Bu bölümde söyleyeceklerim inanç sisteminizi sarsabilir, dostlarım, çünkü size öğretilmiş olan eski inanç sisteminde sizden Mesih’in geri dönüşünü ( İsa’nın ikinci gelişini) beklemeniz istenmişti. Şunu açıkça söylemeliyim ki, Mesih Işığı sizi asla terk etmemiştir, çünkü O, Yaradan’ın Sevgisi’nin projeksiyonudur. O, sizin yaptığınız her şeyle kendini genişletir.
Evet, bizim sözünü ettiğimiz bu Mesih’tir. Siz eğer isterseniz insan İsa ile Mesih İsa’yı birbirinden ayırabilirsiniz. Ancak, ben bu konuda size şöyle söylemeyi yeğlerim: Neden Mesih’i görmek için insanın ötesine bakmıyorsunuz?
Dünya’da çok uzun zaman önce yaşamış olan bu güzel varlığa neden kalbinizi açmıyorsunuz? Onun hakkında çok şey söylenmiştir. Neden söylenmiş olanların ötesine bakmıyorsunuz? Neden onun öğretisini içeren kitaplarda okuduklarınıza bakıp, sevdiğiniz bölümleri alıkoyup, sevmediğiniz bölümleri bırakmıyorsunuz?
Ya eğer, dostlarım, siz onun tüm insanların ağır hastalıklarını iyileştirdiği gün orada olabilseydiniz? Ya onun ölmüş bir adamı dirilttiği gün orada olabilseydiniz? Tıpkı oradaki insanlar gibi şoke olurdunuz. Ama “ Korkudan Sevgiye Yolculuk” adlı önceki bölümde söylendiği gibi, korkmazdınız, çünkü bu kitabı okumuş ve İsa’nın Mesih Bilincinin Işığı’nı Dünya’nızda taşıyabilmiş bir varlık olduğunu bilirdiniz.
İşte size Mesih’in bilmenizi isteyeceği bir şey: Siz o yolda yürüdüğünüz sürece, Yaradan’ın sevgisini bulmak için hangi yolu seçtiğinizin bir önemi yoktur. O yol boyunca sizi dini, spiritüel, vb. neyin çağırdığı önemli değildir. O yol boyunca sizi kimin çağırdığı önemli değildir, çünkü eğer siz oraya ulaşacak sevgiye sahipseniz o yolda kaybolmazsınız. Ve Sevgi’nin olabilecek en güzel ifadesi olan bir Yaratıcı Kuvvet’i düşündüğünüzde, siz nasıl olur da sevgiye sahip olamazsınız?
Evet her neyi seçerseniz o uygundur; isterseniz birçok yolu seçin, uygundur, sizi Yaradan’a götürecek tek bir yolun bulunduğunu bildiğiniz sürece. Ve o sevgi yoludur.
***
KİRAEL: Dünya’da yaşamış en büyük Üstatlar’dan birinin sizden tekrar bütün olabilmeniz için gerekli cesareti, inancı ve gönüllülüğü göstermenizi istediğini bilmenizi isterim, dostlarım. Bazılarınız onu “ İsa Mesih,” bazılarınız “ Mesih,” bazılarınız da sadece “ İsa” diye adlandırırsınız. Eğer izin verirseniz, ben onu “ Üstat İsa” diye adlandıracağım.
Betlehem’de bakire Meryem ile Yusuf adlı varlığın oğlu olarak doğan Üstat İsa, Dünya’ya bir fark yaratmak için gelmişti. O çok güzel bir enerjiydi. Kaydedilmiş tarihiniz O’nun mucizeler sergilemeye başladığında otuz yaşlarında olduğunu söyler. Gerçek şu ki, O buna çok daha önce başlamıştı, ama dikkat çekmekten kaçındığı için bu mucizeler fark edilmemişlerdi.
Yaklaşık otuz yaşındayken, Üstat İsa kendi büyük değişimini geçirmeye başladı. Bazıları O’nun yaşam gücü enerjisinin yeniden uyumlandığı ve sahip olduğu her şeyin yeni ve daha da anlamlı bir varoluş kazanmaya başladığını savunabilirler. Bu, “ yaşam gücünün dönüşümü” olarak bilinir ve Mesih Bilinci olarak kabul edilmiştir. Çünkü bir gün, İsa, diğer insanlarla birlikte bir kuyruğa girerek Vaftizci Yahya’nın onu Tanrı’nın adına vaftiz etmesini beklemişti. Orada bekleyen kalabalık O’nun vaftiz sırasında geçirdiği değişim ve dönüşüme tanık olduğunda çok şaşırtmıştı. Adeta, varoluşun bütünü yeni bir realiteye geçmiş gibi görünmüştü. Gümbürtülü bir dalga gibi, Yaradan’ın Enerjisi Üstat İsa’yı kaplamıştı. Şimdi, Üstat kendisine bahşedilen güçlerle yeniden bir olmuş ve tüm insanlığın şifacısı olarak hizmet etmek üzere dünyaya geri dönmüştü.
Üstat İsa’nın misyonunu kaydeden herkes için O’nun dünyaya yaymaya geldiği gerçeğin bir “ Sevgiyle Şifalandırma” mesajı olduğu açıktı. Ancak, bu zamana dek, insanlık Üstat İsa’nın, “ Ben her ne yapıyorsam, siz de yapabilirsiniz,” bildirimini gerçekten anlayamamıştır. O, dünyanın şunu idrak etmesini gerçekten istemiştir. Bir kez siz sevginin tüm Değişimler’e dayanacağını ( onlardan daha uzun ömürlü olacağını) hatırladığınızda, o zaman, Dünya Ana da dahil olmak üzere, herkes olması amaçlandığı gibi şifa bulacaktır. Artık güce sahip olanlar insanlığın büyük çoğunluğunu yargılanma tehdidiyle perdelenmiş halde ve kendi kendine empoze edilmiş korkuyla kontrol altında tutamayacaklardır. Çünkü bu büyük Değişim; titreşimi sevginin her şeyi fethettiğini biliş frekansına yükseltecektir.
Çok uzun bir zaman önce, firavunlar zamanında, tarih bir kişiden diğerine sözlü olarak aktarılırdı. Örneğin, ( Tevrat ve İncil’den oluşan) Kutsal Kitabı oluşturan metinler binlerce yıl boyunca bir kuşaktan diğerine geçirilen sözlerdi. En sonunda, bu öyküler yazılmış ve birçok dile çevrilmişlerdi. Ancak, birçok nedenle, o metinler bu süreçte değiştirilmişlerdi. Ben, Akaşik Kayıtlar’ın yardımıyla, bilginin bir bölümünü tekrar uyum içine sokmak istiyorum. Akaşik Kayıtlar vuku bulmuş ya da bulacak olan her şeyin aynen kaydedildiği bir boyuttur. Herkes bu kayıtlara ulaşabilir, ama siz bu konuda daha fazla pratik kazanana dek, onları sizin için çevirmeme izin verin.
Benim burada hiç kimseye, özellikle de hiç kimsenin dini inançlarına saldırmak için bulunmadığımı bilin. Benim haklı olduğumu kanıtlamaya da ihtiyacım yoktur, çünkü herhangi bir şeyi kanıtlamaya ihtiyacım yoktur. Benim yapacağım şey bu konuya bakmanın alternatif bir yolunu sunmaya çalışmaktır, çünkü benim yapmakta olduğum tüm şey Gerçekler olarak kabul ettiğim birtakım olguları bildirmektir.
Din, Üstat İsa’nın öğretilerinin sadece bir parçasıydı. Üstat, enerjisini - insanların fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal olmak üzere dört ayrı titreşimden oluşan dört beden sistemi üzerinde tam bir hakimiyete sahip olduklarının farkına varmalarını sağlayacak şekilde-Dünya’ya uyumladı. İncil’i gözden geçirdiğinizde, İsa’nın bu dört bedeni iyileştirme yeteneğiyle ilgili öyküler bulabilirsiniz. Bu dört beden uyum içine sokulduğunda, ortaya mucizeler çıkıyordu.
İncil’de, Üstat İsa ve onun büyük çalışmasıyla ilgili birçok öykü yer alır. Ancak, yorumcular Üstat’ın odaklayabildiği yoğun enerjinin doğru anlayışını pek az araştırırlar. Üstat ile yol arkadaşlığı yapmış olanlar, dört-beden sisteminin Gerçek şifasını güçlendirecek geniş, cesur, birleşik bir düşünce enerjisi ana-zihniyle bir araya gelmişlerdi.
Şu soru sık sık sorulur: “ Eğer Üstat İsa böyle büyük şifa güçlerine sahip idiyse, neden tüm insanlığı değil de sadece seçilmiş az sayıda insanı tam aydınlanmaya eriştirmişti?” Gerçek şu ki, gerçekten şifa bulmak istemeyenler vardı. Çoğu kişi bunları kabul etmeyecek olsa da, bunun birçok nedeni vardır. Bugünkü dünyada bile, bir hastalık bazı insanlarda iyileşebilirken diğerlerinde iyileşmeyebiliyor. Üstat her zaman kişinin özgür iradesine saygı göstermiştir. Tutkulu bir biçimde rica edilmeden bir mucize asla sunulmamıştır.
Üstat İsa’nın öğretileri öylesine geniştir ki O’nun en basit eylemlerini tanımlamak için bile ciltler dolusu yazmak gerekebilir. Birçok öykü Üstat’ın neyin doğru neyin yanlış olduğunu yargıladığı şeklinde yorumlanabilir. Gerçekte, O’nunki korkuya ya da yargıya dayalı bir öğreti değildi. O’nun hakiki mesajı Sevgi ve Şifa’ya dayanan Gerçek’ti. Bir seferinde Sevgi’yi, Kaynak’tan gelen -ve alan kişinin özünü sarıp sarmalayan- saf Işık düşüncesinin toplanması olarak tarif etmişti. Böyle bir enerjinin kardeşlerini yargılayacağı nasıl düşünülebilir?
Bu kitabı okuyan kaç kişi paranın ya da parasızlığın realitelerinde büyük bir odak olduğunu görmüştür? Üstat İsa’nın da realitesinin bir parçası olarak yoksulluğu deneyimlemiş olduğunu kaç kişi bilir?
İsa on dört yaşındayken, babası Yusuf’un bir kaza sonucunda bu dünyadan ayrıldığı söylenir. O zamana dek, Yusuf onlarını geçimini sağladığından aile oldukça rahat yaşamıştır. Yusuf ölünce, patronu aileye onları bir zaman boyunca geçindirecek hatırı sayılır bir tazminat ödemeye söz verir. İsa, annesi ve erkek kardeşiyle birlikte bu parayı almak için patronun yanına gittiğinde, patron böyle bir söz vermediğini söyleyerek onlara hiçbir ödeme yapmaz. Perişan olmuş bir halde evlerine geri dönerler. Bu noktada aileyi geçindirmenin tüm sorumluluğu İsa’nın omuzlarına yüklenir. Böylece O, ailesiyle birlikte yoksulluğu deneyimler ve yoksulluğun gerçek anlamını bulur.
Böylece, dostlarım, eğer sizin işlerinizin durumu da olmasını istediğiniz gibi değilse, bu mesajı hatırlayın ve eğer Üstat İsa bu durumda kendi gerçeğini bulabilmişse, sizin de bulabileceğinizi anlayın. Üstat hakkında, insanlığın henüz erişemediği, kaydedilmiş birçok öykü vardır. Bir gün bu kayıtlar herkese açılacak ve o zaman birçok gizem açıklanmış olacaktır. Çoğu kişinin her zaman istemiş olduğu gibi, Gerçek yaşanan realite olacaktır.
Kendinizi Tanımak
Üçüncü boyut, inanç sistemlerinin bir illüzyonudur. Siz bu boyuta deneyimlemek için gelirsiniz ve gerçekten yapmak istediğiniz tüm şey deneyimlemektir. Eğer siz sıkıntı ve üzüntüyü deneyimlemeye karar vermişseniz, o zaman öyle olsun.
Ancak, hazır olduğunuzda bu deneyimi değiştirebilirsiniz. İşte o zaman “ yüzde yüzün sihri”ne girer, hayatınızda artık kestirme yollardan gitmez ve hakkıyla sizin olduğunu bildiğiniz şeyi elde edene dek dosdoğru ilerlersiniz.
Bu Dünya’da harcadığınız her enerji zerresini kendiniz hakkında gittikçe daha fazla şey öğrenebilmek, böylece sonunda aydınlanabilmek ve tekrar Yaradan Enerjiniz ile bir olabilmek için harcarsınız. Üstat İsa’nın yapmış olduğu tüm şey budur. O, deneyimleyebileceği her şeyi deneyimlemek için Dünya’ya geldi. Yoksul olmanın, hasta olmanın, iyileştirmenin ve mucizeler sergilemenin nasıl bir şey olduğunu öğrendi. Bu Dünya’da ölümün ıstırabını öğrendi ve sonra yaşamın sonsuz olduğunu ve ölümün sadece bir başka farkındalık düzeyine geçiş olduğunu kanıtlamak üzere geri döndü. Dünya Ana’ya ve insanlığa verdiği sözü yerine getirmek üzere geri döndü. Yaradan, O’nun, “ Ben her ne yapıyorsam, siz de yapabileceksiniz,” sözünü sadece deneyimlemekle kalmayıp, ayrıca güçlendirebileceği bir ortam yaratmıştı.
Tüm deneyimlere izin verilir, çünkü Mesih Enerjisi’nde, eğer onları deneyimlemenize izin verilmeseydi, yaşadığınız ıstırapları ve üzüntüleri nasıl anlayabilirdiniz? Eğer Yaradan, Üstat İsa’ya, “ Seni bedenli olarak Dünya’ya göndereceğim ve sen orada en yüksek deneyimden başka bir deneyim geçirmeyeceksin. Asla bir sorun yaşamayacaksın. Haydi, aşağı in ve insanlara şifa verip onları iyileştir ve Dünya’da yapmak istediğin her şeyi yap. Sonra seni semavi aleme geri çekeceğim,” demiş olsaydı, ne olurdu? O zaman Üstat İsa berraklığa nasıl ulaşabilirdi? O, bunu insanların gözlerine bakıp çektikleri acıyı görerek yapabilir miydi? Yoksa bu acıyı bizzat deneyimlerse daha mı iyi olurdu?
Böylece Üstat acının ve ıstırabın bilgisine sahip olmakla kalmamış, O’nun insan özü bu acıyı ve ıstırabı gerçekten deneyimlemiştir. O, sizin deneyimlerinizin içsel işleyişini ve her bir kişinin tekamülü ileri götürmek için gerekli yanıtları almaya başlamasının gerektiğini bilir.
Yargı ve Yeniden Gözden Geçirme
Yargı, Dünya üzerindeki yolculuğun asli bir parçası olarak görünmektedir. Birçok dini inanç, yüksek bir varlığın tekamül etmekte olan ruhları yargılamasını içerir. Belki çocukken size, eğer kötü bir şey yapmışsanız Tanrı’nın sizi cezalandıracağı ya da yaptıklarınızdan sorumlu tutacağı söylenmiştir. Çoğunlukla, bu arzulandığı gibi davranmanızı sağlamak için sizi korkutmanın bir yoluydu. Siz Yaradan’ın tüm yaradılışa bakıp, her bir hareketi ve eylemi iyi ya da kötü diye yargıladığını hayal edebilir misiniz?
Bu dünyaya var olan her şeyi deneyimlemek için geldiğinizde, sözde “ hatalar” yapmanız kaçınılmazdır. Ama ya eğer onlar hata değillerse? Ya eğer onlar, sadece, bu yolculuğun özünü deneyimlemenin yollarıysa ve bu ancak bu şekilde yapılabiliyorsa ve doğru yargılama Kaynağa geri dönüşte yapılıyorsa? Bir insan, ölüm yoluyla bu realiteden ayrıldıktan sonra, deneyimlemiş olduğu enkarnasyonu yeniden gözden geçirir. Bu gözden-geçirme Mesih Enerjisi’nin, yüksek benliğin ve genellikle bir koruyucu meleğin huzurunda yapılır. Siz bu gözden-geçirmeyi bir öğrenme perspektifinden, her bir deneyimi nasıl yaşamış olduğunuzu anlama perspektifinden yaparsınız. Son enkarnasyonun her veçhesini çok ayrıntılı olarak gözden geçirirsiniz ve eğer bir yargılama varsa, bu sizin tarafınızdan yapılır. Farklı bir biçimde davranmış olmanızın gerekip gerekmediğine siz karar verirsiniz. Eğer bazı dersleri tamamlanmamış sayarsanız ( öğrenememiş olduğunuza karar verirseniz), onları bir sonraki yaşamda tekrarlayabilmek için kaydedersiniz.
Örneğin, bu gözden-geçirme, geçmiş enkarnasyonlarda sergilediğiniz hırs, açgözlülük ve büyük servet edinme üzerinde odaklanabilir. Ruhunuzun niyeti makul bir servet edinerek rahat bir varoluş düzeyinde anlam bulmak olmuş olabilir. Ancak, onun yerine, büyük servet edinmek sizin için bir saplantı haline gelmiş ve siz yolunuza çıkan insanlarla hiç ilgilenmemişsinizdir. Bir gün, büyük servet edinme arzusunun yerini yaşama sevinci ve -sahip olduğunuz şeylerden dolayı değil, varlığınızdan dolayı sevilmek gibi- hayatta basit şeyler yapma yeteneği alacaktır. Gördüğünüz gibi, dostlarım, bir başkasının servetini yargılamak anlamsızdır.
Geri Dönüş Yolu
Aranızdan birisi bir seferinde bana şöyle sormuştu: “ Eğer Tanrı gerçek, adil ve sevecen bir Tanrı ise tek Oğlu’nun Dünya’ya gelip böyle bir yaşam sürmesine ve sonunda çarmıha gerilerek öldürülmesine neden izin verdi?” Ona şöyle bir açıklama yaptım: Eğer ona bu şekilde bakarsanız, eğer Yaratıcı Tanrı’ya bakıp, O’nu en yüksek bilgeliğe sahip değilmiş gibi görürseniz, o zaman belki de görülmesi gereken şeyi görmüyorsunuz demektir. Bu, Tanrı’nın Üstat İsa’ya ne yaptığı meselesi değildi; bu daha çok, O’nun Üstat’ın neyi deneyimlemesine izin verdiği meselesiydi. Tıpkı sizin kendi yaşamınızda olduğu gibi, dostlarım, sizin Tanrı’ya seslenip, “ Bunu bana nasıl yapabildin Tanrım?” dediğinizde olduğu gibi. Onu size Tanrı yapmadı. Kendi programlarınızı siz oluşturdunuz. Kendi enkarnasyonlarınızı siz işlemden geçirdiniz. Tanrı tüm yol boyunca size duyduğu sevgiyle oradadır, ama sizin O’na uzanmanız gerekir. Kalbinizi açıp, “ Tanrım, bırak Mesih Işığın kalbime girsin,” demeniz gerekir. Sonra neler olduğunu görürsünüz.
Üstat İsa, doğum zamanından itibaren başlayan sevgi yolculuğundan sık sık söz etmiştir. Herkes Dünya’ya sevgi denen en saf enerji formunda girer ve ancak zamanla korkuyu öğrenir. Dünya’ya masumiyeti içinde doğan bir çocuk hiçbir korku kavramına sahip değildir, ta ki bir yetişkin sesini ona öfkeyle yükseltene dek. Bu duygu yeni ve canlı bir duyum yaratır ve bu duyum, yüksek enerjisi yüzünden, gelecekte kullanılmak üzere belleğe kaydolur. Çoğu kişi korkuyu heyecanla eşit saymayı çok küçük bir yaşta öğrenir ve bunu yetişkinliğe taşır ve bu süreçte sevginin aynı güce sahip olduğunu asla anlamaz.
Büyük korkulardan biri boşluk hissidir, Yaradan’a geri dönüş yolunu kaybetme korkusudur. Zaman zaman, yolculuk o kadar çok acı ve ıstırapla dolu gibi görünür ki insan geri dönüş yolunu kaybedeceğine inanabilir. Ancak, sizi temin ederim ki böyle bir şey mümkün değildir. Her bir ruh geri dönmeyi seçmiştir ve sadece zamanlama değişik olabilir. Sonuç daima aynı olacaktır, çünkü Yaradan herkesi geri dönüş yolculuğuna buyur eder. Her şeyin bu enerjiyle uyum içinde olduğunu ve Üstat’ın yarattığı bilinçte hiç kimsenin geride bırakılmayacağını bilin.
Sevgi ve Şifa
Daha önce de söylediğim gibi, Dünya Dördüncü Boyut’a geçtiğinde, insanlık sevgi kavramını anlayacak ve en büyük sevgiye, koşulsuz sevgiye, yani, agape’ye doğru ilerliyor olacaktır. Bu, aslında, Beşinci Boyut’a nüfuz eden enerjidir. Sevginin anlamını gerçekten anladığınızda, kendinizi sevme yeteneğini de keşfetmiş olacaksınız. Bu tip sevgi diğer her sevgi biçimini görmek için gereklidir. Bu yüzden, önce kendinizi sevmeden sevgi duygusunu deneyimlemek olanaksızdır.
Üstat İsa’nın, Sevgi ve Şifa öğretisinin gezegensel bir inanç sistemi haline gelebilmesi için kendi özünü bu Dünya’ya odakladığını çoğu kişi kabul eder. Dünya üzerinde yürümekten, koruyucuların koruyucusu olmaya dek, Dünya katına nüfuz etmiş olan bu büyük enerjinin içinde, Üstat’ın ışığını ve sevgisini anlayanların, O’nun bu dünyaya şifalandırma ve sevme yeteneklerinizi yeniden uyandırmaya gelmiş olduğunu da anladıklarını biliyoruz.
Bu uyanışın içsel bir hisle ilgili olduğunu anlamalısınız. O, sevginin sadece bir sözcük olduğu, ama sözcüğün ötesinde sizi aradığınız güzelliğin bütününe ulaştıracak kavramın bulunduğu anlayışıdır. Üstat İsa, insanlığı iyileştirmekten ve Dünya’da yaşamış olan tüm Büyük Üstatlar’dan gelen şifalardan söz etmiştir. Bu dünyadaki her varlığı Mesih Enerjisi’nin zaten sizin bir parçanız olduğu anlayışına uyandırmak, daima, Mesih Bilinci’nin büyük arzusu olmuştur. Bu, Mesih Bilinci’nin her birinizin içinde uyandığını ve bu uyanışın içinde sizden istenen tüm şeyin o güzelliği tanımanız olduğunu anlamaktır. Bu ona büyük bir ihtişam atfetmek değil, ama onun zaten sizin bir parçanız olduğunu ve sizin evrenin bir parçası olduğunuzu anlamaktır; çünkü Mesih Bilinci evrenin bir parçasıdır.
Gezegensel düşünce kalıplarını genelde negatif olmaktan pozitif olmaya dönüştürmek ortak bir çabayı gerektirecektir. Ancak, ışığı yaymaya başlayanlar onun yayılımcı ve korkudan çok daha üretken olduğunu görecekler. Yol arkadaşlarıyla birlikte sevgiye doğru ilerleyenler, Gerçek, Güven ve Tutku üçlüsü varlıklarına hakim olduğunda, gücü bulurlar. Bu, kalp enerjinizin özüyle ve sizin bir’liği tanıyıp kabullenmenizle ilgilidir.
Tümüyle ışığınızı güçlendirmek üzerinde konsantre olun. Bunu yaparken kendi içinizdeki ışığı yakarsınız ve o sizden tüm çevrenizdekilere yayılacaktır. Bu ışığın yayılmasında Bir’lik Gerçeği’nin anlayışı vardır. Tanrı’ya birçok isim verilebilir ve O birçok şekilde görülebilir, ama sadece tek bir Yaratıcı Tanrı Enerjisi vardır. Ve Değişim tamamlanıp da Tanrı Enerjisi’ne geri döndüğümüzde, biz Tanrı’yızdır.
Işık, kendi özünde, Benliğin realitesi haline gelir. O realitede, ışık onun vasıtasıyla titreşeceği aracı seçer. O kendini -hepsi Işığa geri dönecek olan- birçok şeye dönüştürecektir. Bu Işık’ta, siz kendinizi bütünün bir parçası olarak tanıyacak ve bütünlüğü anlayarak Benlik ile bir olacaksınız. Dolayısıyla, siz kendi erişiminiz içindeki her şeyi aydınlatarak Benliğe katma olanağına erişmektesiniz.
Öğrenimini trans medyumluğu veya kanallık yoluyla paylaşmayı seçen birçoğunuz bir gün Üstat İsa’nın açıkça anlamış olduğu şeyi deneyimleyeceksiniz. Bu dünyaya öğretmek için gelmiş olan birçok varlık insanlar tarafından bir kaide üzerine koyularak taparcasına sevilir, öyle ki sonunda bu sevgi korkuya dönüşerek sevilen varlığa saldırır, hatta onu öldürür, böylece insanlar sevgiden yine güvenli bir biçimde zevk alabilirler. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar birisini ya da bir şeyi o kadar çok severler ki kontrolü yitirdiklerini hisseder ve sevdiklerinden korkarlar. Korkuyla, sevdiklerinin faniliğini kanıtlamak için onu öldürürler. Sonra sevgi göstererek, ölen varlığın anısını onurlandırırlar. İşte, Üstat İsa’ya da böyle davranılmıştı. Bu davranışla karşılaştığında, Üstat şöyle konuşmuştu:
“ Benim kötü durumumu anlamaya çalışmayın; sadece sizin ve benim bir olduğumuzu hatırlamak için ruhunuzun derinliklerini araştırın ve o zaman benim sevgim sizin olacaktır. Geldiğim gibi sevgiyle gidiyorum.”
Sorular ve Yanıtlar
İsa, daha tekamül etmiş olması dışında, bizim gibi midir?
KİRAEL: Gerçek budur. O tıpkı sizin gibidir. O da, tıpkı sizin gibi, bir ışık kalıbı içindeki Işık Varlık’tır. Kendinizi bu boyutu deneyimleyen üçüncü-boyutsal bedenle sınırlamayın. Gerçek şu ki, siz Yaradan’ın ya da Tanrı Enerjisi’nin bir parçası olan bir Işık Varlık, bir enerji kalıbısınız. Bu dünyaya bir erkek formunda gelmiş olan İsa Mesih sizinle aynı varlıktır.
İsa neden Tanrı’nın Oğlu’dur?
Siz neden Tanrı’nın oğlu ya da kızıysanız, o da aynı nedenle Tanrı’nın oğludur, dostum. Hepimiz Yaratıcı Enerji’nin uzantılarıyız. Üstat İsa, yeni ışık getirmek ve bir Sevgi ve Işık yolunu gözler önüne sermek için Dünya katına geldi. Size nasıl baktığınızı görme seçeneğini vermek Yaradan’ın seçimiydi. Üstat İsa size, nasıl bakmayı seçtiğinize karşı, nasıl bakabileceğinizi göstermek istemişti.
İsa’nın halletmesi gereken karmik sorunları var mıydı?
KİRAEL: Kesinlikle vardı. Onun bir enkarnasyonda yaratmış olduğu karmik sorunları vardı. Bunun O’nun bir Üstat olarak ilk gelişi olduğunu anlamalısınız. O, Dünya katında çalışmasını başlatmadan önce birçok kez enkarne olmamıştı. O, ölümlü bir adam olması için Tanrı’nın suretinde yaratılmıştı. Tanrı’nın suretinde derken, bununla bir ışık varlığın ölümlü bir adamın bedenine bürünmesini kastediyorum. İsa, yaşamı sırasında karma yarattı ve sırf onun nasıl bir şey olduğunu görmesi için onu halletmesi gerekti.
İsa’nın Rehberleri kimlerdi?
KİRAEL: O’nun Rehberleri’nden ikisi Cebrail ve Mikail idi. İsa, başmeleklerle epey çalıştı, ama O’nun sadece Yaradan’ın emrinde olan Mesih Bilinci’ne de erişebildiğini unutmayın. İsa, dileklerini Mary Magdalene, Petrus, Yusuf ve tüm diğer Havariler’e iletmek için Melekler Alemi’ni de kullandı.
Gençlik yıllarında İsa’yı en çok etkileyen kişi kimdi?
KİRAEL: Genç İsa’nın yaşamını en çok etkileyen kişilerden biri, geniş çapta yolculuk yapan bilgili bir satıcıydı. İsa, onun dünyada olup bitenlerle ilgili anlattığı öykülerli dinlerdi. Böylece, dünyanın O’nun düşünebileceğinden daha çok şeyi içerdiğini anladı ve kendi bilgisini genişletmeye başlaması gerektiğine karar verdi.
Üstat İsa’nın otuz yaşındakinden önceki yaşamı hakkında çok az şey bilinir, ama o “ dertler ve sıkıntılar” ile dolu bir zamandı. Yaradan, O’nun yaşamını sizin gibi işlemden geçirmesine izin vermişti. Ancak, bazılarınız yaşamlarınızda aynı deneyimleri tekrarlamışsınızdır, oysa Üstat böyle bir tekrarlama lüksüne sahip değildi. O, tamamlayabileceği her şeyi tek bir yaşamda tamamlamak zorundaydı, oysa bazılarınız birçok enkarnasyonda yoksul olmuşsunuzdur ya da birçok enkarnasyonda kötü ilişkiler içinde olmuşsunuzdur veya son üç-dört enkarnasyonu hasta geçirmişsinizdir. Belki bir noktada bu şeyleri aşmanız ve tıpkı Üstat İsa gibi her şeyi iyileştirebileceğinizi anlamanız gerekiyor.
Üstat İsa’nın öğretileri O çarmıha gerildikten sonra değiştirilmiş midir?
KİRAEL: Bu soru genellikle iyi örtbas edilmiş olan tarihi bir meseleyi ortaya getirmektedir ve onu yanıtlamak kaçınılmaz olarak bir sürü insanın inancını altüst edecektir. Bu yüzden, her zaman olduğu gibi, sizi hayatta hiçbir şeyi mutlak gerçek olarak kabul etmemeniz konusunda uyarıyorum, çünkü her şey yoruma açıktır.
Petrus ve Pavlus, Üstat’la birlikte çalışan son derece güçlü varlıklardı. Onları diğerlerinden ayırıyorum, çünkü her ikisi de Üstat’ın çalışmasına önemli bir katkıda bulunacaktı.
Petrus, Üstat İsa’nın başlatmış olduğu kusursuzluk içinde çalışmayı sürdürecekti. O, Mesih’in öğretilerini öğrettiği kişilerin bu öğretileri sürdürecekleri yerleri kurmak üzere bir yolculuğa çıkacaktı. Yaşamının büyük bölümünü şifa ve sevgi sözlerini sadakatle yayarak ve sadece Yaradan’a geri dönme amacına odaklanarak geçirecekti.
Buraya kadar durum makul görünür, ancak Pavlus tarafından oynanan bölümler gözler önüne serildiğinde birçok kişi tepki gösterecektir. Nedenini kısaca şöyle açıklayabiliriz: Petrus çalışmasını sürdürürken, ilk Hıristiyanlar’a zulmedildiği geniş çapta kabul edilmiştir. İsa’nın takipçilerinin giderek çoğalması ilk başta otoriteler üzerinde büyük bir etki yaratmamıştı, çünkü bu takipçilerin çoğu daha düşük sosyal sınıflardandı. Ancak, bu durum değişmeye başladığında ve sosyal statüye sahip olanlar İsa Mesih’in öğretilerini anlamaya başladıklarında, bu bilinç değişimi devletin gelirlerinin düşmesiyle sonuçlandı. Çünkü, bir zamanlar devlet hazinesini dolduran paralar Üstat İsa’nın takipçileri tarafından kurulan kiliselere yönlendirilmişti.
Yüzyıllar boyunca sanatları ve kültürleri geliştirmiş olan Yunanlılar, birden, güçlü Roma İmparatorluğu ile savaşmak zorunda kalmanın yanı sıra, devlet gelirlerinin de azalmakta olduğunu gördüler. Ne Yunan ordusu ne de Roma ordusu aynı anda -biri savaş meydanında yapılan, diğeri İsa’nın yolunu bulmuş olanlardan gelen gelirlerin azalması karşısında verilen- iki savaşı sürdürecek kadar güçlüydü.
Pavlus, Mesih Bilinci’nin takipçilerinin acımasızca öldürülmelerini durdurmak için bir fırsat gördü. Yunan-Roma İmparatorluğu ile yeni Hıristiyanlığın yüksek otoriteleri arasında bir anlaşma yaptı. Sonuçta, hükümet devlet ile kilise arasında bir ayrılık illüzyonu yaratacak bir düzenleme yaptı. Yıllar içinde, bu anlaşma kendi başına bir yaşam buldu ve güç dengesi Kilise’nin eline geçti. Dahası, Hıristiyanlar’ın sayısındaki çarpıcı artıştan ötürü, Kilise aslında her iki hükümeti de yöneten güç haline geldi. Ve bu süreçte Üstat İsa’nın öğretileri Pavlus tarafından değiştirildi.
Kilise o kadar güçlü hale gelmişti ki bir güç dengesini yeniden kurmak için Kilise’yi bölmek gerekti. Böylece, o zamandan itibaren yapılan savaşların birçoğu din adına yapıldı. Bu gerçek midir, yoksa yedinci-boyutsal bir enerjinin ( Kirael’in) iddiaları mıdır? Kalbiniz olasılıkları tamamen özümsediğinde ve parçaları bir araya getirmeye başladığında, bunun yanıtını bulacaktır.
Dini şekillendirirken, İncil’i son haline getiren İznik Konseyi dişi enerjinin büyük bölümünü dışlamıştı. Hangi noktada erkek hakimiyeti daha dengeli bir erkek/dişi yönelimine doğru değişmeye başladı?
KİRAEL: Yine, bu sorunun yanıtı da epey tartışmaya yol açabilir. Bugünkü İncil’de bile, Üstat İsa’nın çarmıha gerildikten sonra dirildiğini ilk önce kadınların fark ettikleri yazılıdır. İncil, ayrıca, havarilerin bu büyük olaya tanık olmaya gönülsüz olduklarını da belirtir. Bu büyük Üstat’ın neden kendisini ( dirildikten sonra) ilk kez kadınlara göstermeyi seçmiş olduğunu merak edebilirsiniz. Basit. İster tam dişi, isterse dengeli bir erkek/dişi olarak, dişi daima sezgiyi anlama yoluyla berraklığa ulaşmıştır.
Geçmişte dişi enerji genelde sahnenin arkasında iş görmüştür, çünkü bu çok daha geniş bir görüş sunar. Bu yüzden, tarihin büyük bölümü erkek-egemen bir perspektiften yazılmıştır. Ancak, gerçek şu ki, dostlarım, sizin geçmişle ilgili anlayışınızın büyük bölümü oldukça yoğun bir biçimde dişi enerjiyle örülüdür.
Bugünkü yöneticilere bakın ve bir yerlerde dişi bir etkinin olup olmadığına kendiniz karar verin. Büyük bir ülkenin güçlü liderinin güzel, akıllı bir eşe sahip olup da ülkeyi yönetirken eşinin sunabileceği sezgisel yardımdan yararlanmayacağını hayal edebilir misiniz? Ya da büyük bir prensin güzel bir prenses tarafından etkilenmeyeceğini? Öyleyse, Meryem Ana, Marta ve Mary Magdelene gibi kadınların o zamanın enerjisini büyük ölçüde etkileme konumunda olup olmadıklarını kendi kendinize sorun.
Son olarak şunu bilin ki, Üstat’ın öğretisiyle tam gerçek olarak rezonansa girmeyen her şey bu dişi enerji tarafından dışlanırdı ve bu yüzden, erkeğin odağının hakim olmasını sağlamak için, dişi enerjinin arka planda tutulması gerekiyordu.
Evet, aslında çok etkili olan bir dişi enerji vardı, ama çoğu kişiyi buna ikna etmek için benim sözlerimden daha fazlası gerekecektir. Ancak, her şey keşfedildiğinde, dişi enerjinin erkek enerji kadar güçlü olmuş olduğu açığa çıkacaktır. Bu yolculuğun barış hareketinin, en azından, büyük erkek liderlerin dişi yanlarına hitap etmesi için dua edelim.
Üstat İsa’nın çarmıha gerilmesi Tanrı’nın planı mıydı?
KİRAEL: Tüm planlar Tanrı’nındır. “ Üstat İsa’nın çarmıha gerilmesi” denen olay, elbette, Üstat’ın fiziksel yaşamının sona ermesinden daha fazla bir şeydi. O, aslında, kitlelerin - “ yaşam” denen zamanın sizin bütününüzün küçük bir parçası olduğu ve tüm yaşamın daha yüksek farkındalığa geçeceği ve yeni dünyaya yolculuğa dönüşeceği bir zamanın geleceği gerçeğine- uyanışın başlangıcıydı. Tarih az sayıdaki güçlü insanın kitlelerin realitesini yönettiğini kanıtlamıştır, ama şuna inanın ki dostlarım, bu kez durum böyle olmayacaktır. Gerçekte, Üstat’ın özü Dünya yaşamına nüfuz edecek ve O’nun yaşamını neden o şekilde feda etmeye gönüllü olmuş olduğunu herkese hatırlatacaktır. İnanın bana, bu boşuna yapılmış bir fedakarlık değildi.
Mesih, yeniden dirilip bedenli olarak geri geldiğinde, fiziksel forma bürünmüş olan bir ruh muydu?
KİRAEL: Çoğu kez bir sorunun yanıtı daha fazla soruya yol açacaktır. Mesih Enerjisi’nin insan varoluşundan asla ayrı olmamış olduğunu kesin olarak söyleyebilirim. Birçok kişi Mesih Enerjisi’ni farklı düzeylerde arar, ancak gerçek şu ki, bu enerji her zaman sizinle birliktedir.
Yaradan, Üstat İsa’yı Dünya katına sunmayı uygun gördüğünde, gereken tüm şey bir insan bedeni yaratmak için yeterli enerjiyi odaklamaktı. Hangi formda olursa olsun, tüm öz birçok düzeyde gelen bu odaklanışın sonucudur. Örneğin, yeniden dirildikten sonra ilk kez görüldüğünde Mesih’in katı bir formda olmadığı söylenmiştir. Bunun nedeni, Mesih’in sadece, orada bulunanların O’nu tanıyabilecekleri kadar yeterince enerjiyi odaklamayı seçmiş olmasıydı. Gerçekçi olmak gerekirse, Üstat İsa enerjisini fiziksel olarak görülecek kadar odaklamamış olsaydı, o kadar çok insan onun karşılarında belirdiğine nasıl inanabilirdi? Ruh dünyası devreye girdiğinde, herhangi bir şeyin sadece odaklanma yoluyla bir realite haline getirilebileceğini bilin.
Bu kadar yüksek bir düzeydeki bir Üstat’ın yeniden enkarne olmayı seçmesinin birçok nedeni vardır. Nedenler değişiktir, ancak bu kadar büyük bir Işık’tan olan bu Üstat’ın durumunda, O normal bir insanın deneyimlemeye muktedir olduğu realite genişliğini asla deneyimlememişti. “ Veche” enkarnasyonunu kullanarak, O arzuladığı, ama enkarne olmuş bir Üstat olarak yapamadığı güzel şeyleri tamamlayabilirdi. Bunu tam olarak anlayabilmek için, “ veçheler” teorisini anlamalısınız ( bkz. Lügatçe). Aydınlanma yolundaki her bir kişinin şu ya da bu zamanda mevcut enkarnasyonu daha tam bir yaşama dönüştürmek için bu “ veçhe” realitesini kullanacağını bilin.
İsa Kuzey ve Güney Amerika’ya gitti mi?
KİRAEL: Üstat İsa’nın bir zamanlar Amerika kıtalarında bulunduğu önermesine dayanan bir dini grup vardır. Üstat “ astral yolculuk” yapma yeteneğine sahipti ve gitmesi gereken yere gidebiliyordu. Mesih Enerjisi kadar yüksek derecede tekamül etmiş olarak, O’nun o sırada gerektiği kadar enerjiyi odaklayarak istediği yerde belirebileceğini unutmayın.
Amerikalı yerli kardeşlerinizle konuşun. Onlar Büyük Işık Oğul’dan söz ederken, bununla astral olarak yolculuk yapmış olan İsa’yı kastetmektedirler. Bu güne dek, bu yerli halk rehberlik için büyük ölçüde ruh dünyasına güvenmiştir. Bu halkın büyükleri herhangi bir realitenin istendiğinde Üçüncü Boyut’ta odaklanabileceğini öğretirler.
İsa çarmıha gerildikten sonra, tüm dünya karanlık günleri deneyimledi mi, yoksa bu sadece Üstat’ın bulunduğu bölgede mi vuku buldu?
KİRAEL: Bu ışıksız zamanı deneyimleyip deneyimlememek insanın farkındalık düzeyine bağlıydı. Aslında, tüm Dünya’yı “ ışık-sız” bir anlayış kaplamıştı, ancak bazıları bunun farkında değillerdi, çünkü henüz onların uyanma zamanı gelmemişti. İşte o zamanki ile şimdiki Değişimler arasındaki fark budur. Sizin sözünü ettiğiniz Değişim’de, ona katılmak ve onu hatırlamak insanın seçimine bağlıydı. Oysa şimdiki Değişim’i herkes hatırlayacak ve şu ya da bu biçimde herkes bütünün bir parçası olacaktır.
Üstat İsa, bu dünyaya gelmiş en büyük şifacılardan biri olarak, şifasını nasıl yapıyordu? Özel bir enerjiyi mi kanalize ediyordu?
KİRAEL: Üstat İsa, Yaratıcı Enerji ile bağlantı kuruyor ve “ Sevgi realitesi içinde bulunan güzel ışık enerjisinin aktarıcısı olmama izin ver,” diyordu. “ Mucizeler” denen şeyleri işte böyle sergiliyordu.
Eğer isterseniz, şifa verirken Üstat’a çağrıda bulunabilirsiniz. Şifa sırasında O’nun ellerinizi yönlendirmesini ve ışığıyla özünüzü aydınlatmasını isteyebilirsiniz. Siz ellerinizi ışıklandırması için Üstat İsa’ya, kalbinize rehberlik yapması için Yaradan’a ve gücü getirmesi için Kutsal Ruh’a çağrıda bulunduğunuzda, Teslis ( Üçlü Birlik) olarak bilinen realiteyi yardıma çağırmış olursunuz.
İsa, daima, başının çevresinde yer alan eterik bir doku veya hale ile resmedilmiştir. Bunu yaratan şey O’nun Dünya katında özüydü. İsa, Meryem’in karnında bedenlenmiş olsa da, zamanda bir noktada Mesih Enerjisi haline geldi ve O artık sadece Nasıralı İsa değildi. O, Mesih Enerjisi olarak titreştiğinde, tüm boyutlar O’na açıldı. O, şifa yeteneklerine birçok boyuttan erişti. Şifa verdiğinde, çevresindeki hale çok daha parlaklaşırdı, çünkü O şifa güçlerini başka bir boyuttan getirirdi. O’nun Dünya katına getirdiği şey budur; buradan ayrılırken o güçleri birlikte götürmemiştir. Üstat, herkesin O’nun yolunu izlemenin olanaklarını anlamaya başlayabilmesi için, şifa farkındalığını kendisiyle birlikte getirmişti.
Görünüşe göre, İsa’nın şifaları bir anda gerçekleşmiştir. Biz bu tür bir şifayı nasıl başarabiliriz?
KİRAEL: Üstat İsa Dünya’da yaşarken, büyük insan kalabalıkları O’nun tarafından dokunulmak için gelirlerdi. Böylece, binlerce insanın kitlesel bilinci Mesih Bilinci’ni beslemiş ve güçlendirmiştir. Üstat’ın ellerinden bu kadar büyük bir güç yayılırken, O nasıl olur da şifalandıramazdı? Binlerce insanın kitlesel bilinci O’nun ellerinin önünde O’nun realitesiyle ittifaka girerdi. Üstat, ellerini binlerce insanın inancıyla birleşen kendi Teslis inancıyla hastanın üzerine koyar ve hasta bir anda iyileşirdi. O, elini bir cüzamlının üzerine koyar ve cüzamlı bir anda tamamen iyileşirdi. Orada bulunan herkes bu şifanın işe yarayacağını bilirdi.
Üstat İsa, “ Ben her ne yapıyorsam, siz de yapabilirsiniz,” demiştir. Bu sözlerle, yaptığı şeyin bir sihir ya da Yaradan’ın verdiği bireysel bir yetenek olmadığını ifade etmiştir. Bu herkesin Ruh’un bir parçası olduğunu bildiren bir mesajdı. Ve sizin eriştiğiniz berraklık düzeyi dünyanın şifa bulmasına hangi ölçüde katkıda bulunabileceğinizi gösterir. Sınırlarınızı aşın, dostlarım, çünkü bu boyut yakında bu Sevgi’nin özüyle dolup taşacaktır.
Biz prana solunumu yaparken ve enerjiyi fiziksel bedenden dışarı iterken, daha yüksek boyutlarla temasa mı geçiyoruz?
KİRAEL: Aynen öyle, üçüncü-boyutsal bedenle başa çıkmak çok kolay bir iş değildir, ama siz ona belli bir titreşimsel kalıp getirdiğinizde durum değişir. Prana solunumunda, siz aslında kalıbı değiştirirsiniz. Bizler ( Rehberler) o sırada sizi daha büyük hale getiririz. Siz bunu fiziksel olarak göremeyebilirsiniz, ama bedeninizin genişlediğini hissedebilirsiniz, çünkü moleküler yapı genişler. İşte Üstat İsa şifa çalışmasını böyle yapıyordu. O, kafasını Yaradan’ın imgesine uzanan bir huni gibi imgeleyerek şifa enerjisini bedeninin merkezine indiriyor, kundalini’nin temeline, yani birinci çakra’ya dek dümdüz uzanan bir tüp ( enerji kanalı) yaratıyordu.
Siz de tepe çakranızdan kök çakranıza dümdüz uzanan bir tüp, bir kanal yaratabilir ve bu enerjinin bu tüpe girerek bedeninize şifa vermesini isteyebilirsiniz. Hala bedeninizin katı olduğunu hissedebilirsiniz, ama bu uygulamayı yaptığınız her seferinde, bedeninizin katı olmadığı giderek daha çok berraklaşır. O zaman bu enerjiyi istediğiniz amaçla ellerinizden ve üçüncü gözünüzden ( alın çakrasından) dışarı doğru yöneltebilirsiniz. Bunu, sadece odaklanarak, fiziksel gözlerinizle de yapabilirsiniz.
Şifa alan kişiler hakkında da konuşabilir misin?
KİRAEL: Tüm şifacılar şunu anlamalıdırlar ki, şifa arayan kişi o hastalığı neden deneyimlediğini tüm düzeylerde tam olarak anlayana dek, tam bir iyileşme şansı çok azdır.
Gerçek şu ki, tüm hastalıklar belli bir ders planının sergilenmesi için deneyimlenirler. Kanser gibi bir hastalığı olan bir kişi daha önce kusursuz bir sağlığa sahip olduğu birçok yaşam geçirmiş olabilir. Ama bu, acıyı, kontrol edememeyi, hatta ölüm deneyimini anlamak gibi, “ hastalık” denen şeyle ilgili her şeyi öğrenmek için seçilmiş bir yaşam olabilir. Tekamül yolculuğu her neyi içeriyorsa, bireyin onu kendine en uygun biçimde öğrenmesi sağlanır.
Örneğin, eğer siz iyileşemeyeceğiniz tanısını kabullenmeyi reddederseniz, alternatif bir şifacı arayabilirsiniz, çünkü gerçekten gereken şey hastalığın iyileşeceğine dair kesin ve kuşkusuz bir inançtır. Siz bu anlayışa eriştiğinizde, o zaman şifacı devreye girer. Siz şimdi bu yolculukla bağlantılı dersleri nasıl tamamlayacağınızı keşfetmek istersiniz. Bu noktada, şifacı enerjiyi hücresel belleğe odaklayabilir ve yeniden inşa etme süresini başlatabilir. Bedendeki her bir hücre bir kusursuzluk anısına sahiptir ve o dersin tamamlandığına ikna olduğunda, her bir hücre ışık tarafından kusursuzluğu hatırlamaya yönlendirilebilir. Böylece şifa gerçekleşir.
Çoğu kişi şifa sürecini bilinçli bir düzeyde engelleyemez. İşte bu yüzden, dört-beden sistemiyle çalışabileceğiniz birçok yolu hatırlamak, ruhun bir yaşama ördüğünüz deneyimi elde etmek için gideceği derinlikleri tanımak çok önemlidir.
Tamamen iyileşmek, hastalığın tekrarlanmasını önlemek için, bedendeki bir hastalığın kök nedenini bilmek ne kadar önemlidir?
KİRAEL: Hastalığın kök nedeni, her nasılsa ruhta başlamış olan hastalık fiziksel bedende ortaya çıkar. Eğer bunun realitesini anlamazsanız, bütün dersi tamamlamak sizin için çok zordur. Dersi tamamlamak, şifacının şifanın fiziksel bölümünü gerçekleştirmesini sağlayan şeydir.
Meditasyon yaptığımızda, Mesih Bilinci ve Yaradan ile bağlantı kurabilir miyiz? Bizi meditasyon yapmaya teşvik etmenin nedeni bu mu?
KİRAEL: Evet. Meditasyon, Mesih Bilinci’ne giden direkt bir hattır. Bazıları bir beden-dışı deneyim yaşamak ya da uzaylı dostlarınızla konuşmak için meditasyonu kullanırlar; onları ziyaret etmek pekaladır, ancak meditasyon çok daha fazlası için kullanılabilir. Meditasyon, dualarınızın yanıtlarını işitebilmenizin tek yoludur. Eğer yanıtı dinlemeyecekseniz hayatınızda bir şeyler istemeniz mantıklı olmaz. Aradığınız sözleri alacağınız tek doğru yer meditasyondur. Bunu ne kadar tekrarlasam azdır.
İsa, Mesih Bilinci’nin ilk bedenlenişi miydi?
KİRAEL: Bunu yanıtlamak için, tekamül eden tüm yaşam formlarının aslında aynı anda farklı düzeylerde var olduklarını hatırlatmalıyım. Basit yanıt, hayırdır. Karmaşık realite şu ki, Mesih Bilinci zamanın ölçülmesinden çok önce vardı. Böylece Nasıralı İsa’nın ilk olduğunu söylemek doğru olmaz. Mesih Enerjisi sizinki de dahil olmak üzere tüm boyutlardan geçmek için birçok biçimde kullanılmıştır.
Mesih Bilinci, yaşamının son iki yılında Üstat İsa’nın bedenini devraldı mı?
KİRAEL: Üstat İsa, aslında, on altı, on yedi yaşlarındayken Mesih Bilinci ile oldukça yakın bir biçimde çalışmaya başladı. O dönemde, insanlar İsa’nın daha fazla vaizlik yapmasını istiyorlardı, böylece O yolculuklarına başlamaya karar verdi. İşte o zaman Mesih Bilinci ile daha fazla temasa geçmeye başladı. Sizin sözünü ettiğiniz zamanda ise Mesih Bilinci ile tam olarak rezonansa girmeye başlamıştı. Meryem Ana, doğduğu andan itibaren oğluna Başmelek Cebrail’in kendisine bildirmiş olduğu şeyi, İsa’nın özel bir varlık olduğunu ve insanlara Sevgi ve Şifa anlayışıyla dolu daha iyi bir yaşamın yolunu göstereceğini söylemişti.
En basit şekliyle, Üstat İsa Mesih Bilinci’ni aktaran bir medyum muydu?
KİRAEL: Eh, bu benim yapmak isteyeceğimden biraz daha basit bir açıklama olur. Bir “ medyum,” bir ruhun kendi titreşimini düşürerek onun bedenine geçici bir süre için girip istediği gibi işlev yapabilmesi için bedenini sakinleştirerek transa giren biridir. Mesih Enerjisi, elbette, daha kesin bir alışı ve kabullenişi içerir; yani, bu Enerji bir kez bir bedene girdiğinde, yolculuk tamamlana dek o bedenden ayrılmayacaktır.
Ruhsal hiyerarşiyle ilgili kitaplarda, Mesih’likten söz edilir. Mesih Bilinci, sadece bir enerji olmaktan daha çok, erişilmesi gereken bir şey midir?
KİRAEL: Bu soru birkaç şekilde yanıtlanabilir. Mesih Bilinci, Dünya üzerindeki titreşimini şimdi’de anlama sanatıdır. Böylece yanıt evettir, ona erişilebilir. Asıl soru şudur. İnsan uyanışı fark edecek midir? Gerçek şu ki; bu enerji tüm tekamül düzeylerine nüfuz eder, ancak o Her Şey’i anlamadan önceki son tekamül basamağı olacaktır.
Buda da Mesih Bilinci’nden miydi? Dünya katında bu bilinci yansıtmış olan başka insanlar da var mı?
KİRAEL: Buda, Dünya katına gelmiş Büyük Üstatlar’dan biriydi. Üstat İsa ve Buda kesinlikle ayrı, ama aynıydılar. Farklı fiziksel bedenlere bürünmüşlerdi, ama özünde Tanrı’nın Oğlu idiler. Mesih Bilinci derken, biz aslında “ Tanrı’nın Oğlu” olarak bilinen enerjiden söz ediyoruz. Aslında böyle birçok üstat vardı, dostum, ama ne yazık ki onlar o kadar tanınmamışlardı. Dünya katına yakın zamanda gelmiş olanların çoğu tanınmamıştır. İster Buda adıyla olsun, ister kendinizi rahat hissettiğiniz başka bir adla olsun, Büyük Üstatlar aranızdadırlar.
Örgütlü dinler Mesih Bilinci ile ne yapacaklar? Onlar Mesih Bilinci’nin bir parçası olduklarını anlayıp o sevgiyi yaşamaya başlayacaklar mı? Benim hedefim o anlayışı örgütlü bir dinde birleştirmektir. Ben dini bir ortamdayken bir türlü, Mesih Bilinci’nde yaşayan insanlarla birlikteyken başka türlü davranmak zorunda olmak istemiyorum.
KİRAEL: Birçok insan bu süreçten geçiyor. Onlar resmi bir dinin içinde kalmak istiyor, ama eğer hepimiz Tanrı Enerjisi’nin bir parçasıysak, o zaman Mesih Bilinci’nin de bir parçası olmamız gerektiğini anlıyorlar. Sana söyleyebileceğim tek şey şudur: İçine yönelme arayışını sürdür. Kendi içine bakmayı sürdür. Hiç kimseyi, örgütlü dinin sözleri ile eylemleri arasında aykırılık olduğuna ya da onları birleştirmenin gerekli olduğuna ikna etmeye çalışma. Kendi içine erişmeyi sürdür ve yanıtı bulmaya çalış, çünkü yanıtı bulduğunda, onu her iki tarafa da açıklama ihtiyacı duymayacaksın. Onları kendi kusursuzlukları içinde anlayacaksın, ama en çok da benliğin kusursuzluğunu anlayacaksın. Mesih Enerjisi’nin Dünya katında resmetmek istemiş olduğu tüm şey, kendi içinde Mesih’i bulmak, Yaradan’ın Işığı’nın kusursuzluğunu bulmaktır.
Geçmişte ne yazık ki, resmi dinlerdeki birçok kişi sizi belli bir inanç kalıbı içinde tutmak için korkuyu kullanmıştır. Sizin gibi insanlar yaşamın-bu ister bir otomobil kazası geçirmekten korkmak, isterse yeterince iyi bir öğretmen, hemşire, doktor, vb. olmadığınızdan korkmak olsun- korku içinde yaşamaktan daha fazla şey içeriyor olması gerektiği sonucuna vardıklarında, zamanla bu korku da dağılmıştır. Sizin korku içinde olmanız Mesih Enerjisi’nin yolu değildir.
Bu arada, resmi dinler uzun bir zaman boyunca burada olacaklardır. Sizin gibi güzel insanların, Mesih’e, siyah cüppe giyenler ( rahipler) kadar yakın olduklarını idrak etmelerine izin vermeleri için bu dinlerin bazı değişiklikler geçirmeleri gerekecektir. Herkesin, bir inanç sistemini benimsemeye zorlanmadan, kendi hızında yolculuk yapmasına izin verileceği gün yakında gelecektir. Bu herkesin kendi hızında tekamül etmesine izin verilen bir zaman olacaktır. Ve herkes Gerçeği aramakla çok meşgul olacağından, onlar başkalarını doğru ya da yanlış diye yargılayamayacaklar.
Farklı dinler Kurtarıcıları’nın gelişini bekliyorlar. Bu Mesih Bilinci’nin onlar için tekrar gelişi mi olacak?
KİRAEL: Din sözcüğünü kullandığınızda, o hemen tartışmaya yol açar. Eğer bu, sözde “ geliş”i beklemeye odaklanırsanız, kendi gerçeğinizi keşfetme gücünüzden vazgeçmiş olursunuz. Onlara verilen adla “ Kurtarıcılar” insanlığın tekamülünü asla gerçekten terk etmemiş, ama her birinizin kendi hızında ilerlemesine izin vermişlerdir. Onlar her zaman burada olmuşlardır ve yaşam yolunu daha berrak biçimde anlamaya çalışanları asla terk etmeyeceklerdir.
Geçmişi, tüm dünyanın insanların etrafında çöker göründüğü ve insanların umutsuzluk içinde Mesih Enerjisi’nin benzeri muhteşem bir enerjiyi yardıma çağırdıkları ve şu ya da bu biçimde yanıtladıkları bir zamanı düşünün. Siz bu tür insanları Mesih’in şu anda burada olduğuna ikna etmekte hiç zorlanmayacaksınız.
Ben ders verdiğim sınıfa Mesih Bilinci’ni getirmeye çalışıyorum. Benim için, bu daha fazla sevgi enerjisi getirmek anlamına geliyor. Sınıftaki bir kız çocuğu, ona daha çok sevgi verdikçe, benden daha fazla sevgi talep ediyor. Onun davranışı şimdi daha da kötüleşti. Onu hayal kırıklığına uğrattığımı hissediyorum. Bu sorunla nasıl başa çıkacağımı anlamaya çalışıyorum.
KİRAEL: Yapacağın ilk şey onu ya da kendini yargılamamaktır. Eğer bu küçük kıza sevgi enerjisini sunmak için elinden gelen her şeyi yaptıysan, şifayla birleşen sevginin her şeyin üstesinden gelmenin tek yolu olduğunun ona gösterilmesine izin ver.
Herkesin bir seferinde büyük dozlarda sevgiyle baş edemeyeceğini hatırla; bu çocukları onlu yaşlara gelene dek şekerin tadından yosun bırakmak gibidir. Siz yapmanız gereken tüm şeyin onlara bir küp şeker vermek olduğunu ve onların şekerin tadını harika bulacaklarını düşünebilirsiniz. Yanılıyor olabilirsiniz. Onlar diğerlerinin sever göründükleri şeyi kendileri için kesinlikle arzu edilmez bulabilirler; ancak eğer şeker onlara zaman içinde küçük miktarlarda verilirse, çoğu daha fazlasını istemeyi öğrenecektir. Bu senin sınıfındaki küçük kız için ne kadar farklı olabilir ki? Vazgeçme. Büyük Üstatlar sizlerden vazgeçmemişlerdir.
Bunu bir adım ileri götürelim. Eğer bu küçük kıza verebileceğin tüm Mesih Enerjisi’ni ya da Sevgi ve Şifa’yı verirsen, o, o sırada alabileceği kadarını alacaktır. O, senin tarafından Mesih Enerjisi adına gönderilen sevgiyi aldığında, bu büyük olasılıkla ilk başta ona iyi gelecektir. Bazen bu çok fazla iyi gelebilir ve bu bir ayarlanma, kendini alıştırma dönemi yaratacaktır. Eğer sen, küçük kız daha fazla sevgi almak için geri döndüğü sürece ona sevgi verme kararına sadık kalırsan, Benlik sevgisinin tüm yoksunluk hislerinin yerini alabileceği anlayışıyla ödüllendirileceksin.
Böylece, senin ve küçük arkadaşın için tavsiyem, ona kendini nasıl seveceğini göstermendir. O zaman onu sevgiyle doldurup durmak zorunda kalmazsın. Bu küçük kız ( Kirael çocuğun enerjisini algılar), kısa yaşamı boyunca neredeyse haftada bir dayak yemiş. Şimdi birdenbire okul öğretmeni onu kucaklıyor, ona sevecen gözlerle bakıyor ve ona asla el kaldırmıyor. O böyle bir durum karşısında nasıl tepki verir? Bu onun için olağan bir durum değildir ve o bunun nasıl bir his verdiğini hatırlamaz, böylece bu yeni davranışı kabul edip etmeyeceğini bilmez. Bu durumda ne yapar? Başkaldırır. Bu seni ürkütüp uzaklaştırır ve küçük kız dayak yemeğe geri döner. Sen onun için aynı şeyi yaptığın her seferinde, belki o biraz daha fazla başkaldırır. Ama ya bir noktada o belki de sevginin o kadar kötü bir şey olmadığını idrak ederse? Ya eğer diğer yönde başkaldırıp, “ Ben artık dayak yemeyeceğim,” demeye karar verirse? Belki bu harcadığın zamana değer.
Melekler Üçüncü Boyut’ta mevcudiyetlerini nasıl belli ediyorlar?
KİRAEL: Her ne zaman bir melek Üçüncü Boyut’ta ortaya çıksa, kitlelerin dikkatini çekecek bir şeyin vuku bulmakta olduğuna dair bahse girebilirsiniz. Büyük Değişim kuvvet kazanmaya başladığında, siz tüm dünyada meleklerin daha fazla göründüklerine tanık olacaksınız. Örneğin, daha fazla Meryem Ana heykelinin gözlerinden yaşlar ve kanlar geldiğini göreceksiniz. Bunlar “ Meleklerin Mevcudiyeti” dediğimiz şeylerdir.
Melekler Alemi şimdi bu realite ile öncekinden daha yakın bir biçimde çalışmaktadır. Onlar mevcudiyetlerini size göstermek için güçler kullanmaktadırlar. Çok uzun bir zamandır, onlar Üçüncü Boyut ile fark edilmemelerini sağlayacak biçimlerde ilişki kurmak zorundaydılar. Onların şimdi sizinle paylaştıkları özgürlük, güçlerinin sizin günlük yaşamınızın bir parçası olmasına izin verme özgürlüğüdür.
Onların bu dünyada çalışma rolleri çok genişlemiştir. Onlar şimdi bedenlenme ve sizin yanınızda çalışma yeteneğine sahiptirler. Birçok melek değişim’i sizinle birlikte deneyimlemek için burada tam olarak bedenlenerek yaşamayı seçmiştir. Bazıları için bu, tamamlamaları gerektiğini hissettikleri bir ya da iki dersi tamamlama şansıdır.
Onlar buraya hangi nedenle gelmiş olursa olsunlar, bunu yaptıklarına memnun olmalısınız, çünkü Dünya gerçekten sarsılmaya başladığında, eğer onların yakınında bir yerde bulunuyorsanız harika bir yerde bulunuyor olacaksınız. Eğer onlardan biriyle birlikte yaşıyorsanız şaşırmayın. Şimdi burada o kadar çok melek yaşamaktadır ki önünüzdeki yirmi dört saat içinde onlardan biriyle karşılaşabileceğinizden emin olabilirsiniz. Karşılaştığınızda, onları Işık içine alın, çünkü bu onların anladığı haliyle Gerçek’tir.
Özünü yeni yeni tanımaya başlayan hepinize diyorum ki, “ Hoş geldiniz ve tekamülde şimdiye dek görülmemiş en büyük Değişim’e yardımcı olmak için yuva realitenizi bırakarak buraya geldiğiniz için size çok teşekkür ederiz.”
