 (13 Nisan 2011)
|
Dünyaya verilen son bilgilere göre, vazife alemine ilk defa katılan varlıklar, insanlık alemini ve dolayısı ile hidrojen alemini başarıyla tamamlamış olan varlıklar olmaktadır. Bu varlıklardan, insanlık alemini tamamladıkları halde vazife alemine hazırlanamamış olanlar var ise, vazife alemine katılmadan önce bir hazırlık sürecinden geçmektedirler. Bu hazırlık sürecine sevgi alemi veya sevgi planı denmiştir. Sevgi planına geçen varlıklar, burada bulundukları süre içinde vazife aleminin prensiplerini benimsemeye başlamakta ve daha sonra şartlarını kabul ederek vazife alemine ilk kez buradan katılmaktadırlar. Eğer bir varlık, bir dünya devresi içerisinde insanlık alemini tamamlayamamış ise, eksik kalan tecrübeleri bir sonraki devre içerisinde tamamlamakta ve sonunda yine o da vazife alemine katılmaktadır. Kısaca, verilen bilgilerden çıkan genel duruma göre, bir devrenin sonunda az sayıda varlık bir sonraki devreye kalmakta, yine az sayıda varlık dünyada iken vazife alemine hazır olmakta, ve çok sayıda varlık da sevgi alemine geçmektedir. Sevgi alemine geçen varlıklar daha sonra üçer beşer kişilik guruplar halinde vazife alemine ilk kez katılmaktadırlar.
Devamını oku...
Dünyaya verilen son bilgilere göre, insanlık alemine ilk kez katılacak olan varlıkların, dünyada ve diğer gezegenlerde insanlık safhasının altındaki safhaları tamamlamış olmaları gerekmektedir. Bu varlıkların, insanlık alemine katılma hakkını nasıl kazandıkları hakkında verilen bilgilerden bazılarını kısaca ve basitçe ifade etmeye çalışalım. Dünyada yaşayan her insan bedenini, beyin merkezini meydana getiren hücre varlıklarına hakim olan bir insan varlığı yönetmektedir. Bu varlık, insanlık alemini tamamlayana kadar bu hücre varlıklarını bırakmamaktadır. Varlık, insanlık alemini tamamlayıp üst bir aleme geçmeyi hak ettiği zaman, hakimiyeti altında tuttuğu bu hücre varlıklarını da serbest bırakmaktadır.
Devamını oku...
Her geçen gün artan tesirlerle hayatın sürekli değişen şartları insanı bazen olduğu seviyelerden aşağıya doğru çekmekte ve bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Aşağıya doğru çekilmek, bilindiği gibi bir düşüşü veya bir gerilemeyi ifade etmektedir. Fakat tekamül prensipleri hayatta aşağıya doğru çekilmeye veya gerilemeye izin vermemektedir. Dolayısıyla bu durumun gerçek bir gerilemeyi ifade etmediğini ancak, bir adımda geçilemeyecek kadar geniş bir hendeğin üzerinden bir insanın atlayabilmesi için, onun hız almak için biraz geriye doğru giden hareketlerine benzetebiliriz.
Devamını oku...
Bu konu, madde kavramının arka planında bulunan derin bilgileri içermektedir: Bedenli varlıklar yani insanlar geliştikçe her şeyin aslının ne olduğunu merak edip öğrenmeye çalışmaktadırlar. Fakat her şeyin aslı dünyada veya uzayda hatta kainatta bile bulunmamaktadır. Dolayısıyla meraklarını giderecek, idraklerini tatmin edecek veya kendi asıllarını öğrenmeye çalışan insanların arayıp ta bulamadığı bütün bilgiler yerinde ve zamanında dünyaya bir hediye olarak verilmiştir. Önce, dünyada bilinen elementlerin aslının ne olduğunu, nasıl ve niçin meydana geldiklerini, dünyaya verilen bu son bilgilere göre kısaca ve basitçe ifade etmeye çalışalım.
Devamını oku...
İnsanlık alemine verilen son bilgilere göre ve dünya zamanı ve dünya idrakine göre, ruhların tekamül ihtiyaçlarının bu kainatta nasıl bir hızda karşılandığının genel bir tablosunu çizerek kısaca ve basitçe ifade etmeye çalışalım. Verilen bilgilere göre ruhların tekamül ihtiyaçları, ruhların ve kainatların üzerinde bulunan ilahi prensip tarafından kainatın öz maddeleri üzerine tesirler halinde yansıtılmaktadır. Kainatın öz maddelerinin yani amorf maddelerinin kaba, dağınık, hareketsiz ve her hangi bir şeklinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Ruhlara ait tesirlerin yansıtıldığı bu öz maddelerin bulunduğu sahada olup bitenler insanlar için anlaşılması mümkün olmadığı için bu sahaya karanlık saha denmiştir. Verilen bilgilere göre, bu karanlık sahada ruhların tekamülleri pasif ve mekanik olarak ilerlemektedir.
Devamını oku...
|