 (13 Nisan 2011)
|
İnsanlık safhasına kadar olan bütün safhalarda var olan otomatizma, yani otomatik işleyiş, hidrojen alemindeki tekamül akışlarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Hidrojen alemi, şu an içinde bulunduğumuz basit hidrojen atomlarından meydana getirilmiş çok büyük bir maddi alemdir. Bu alem, tüm insanlık safhalarıyla birlikte daha geri seviyelerin tüm safhalarını da kendi içinde barındırmaktadır.
Yani dünyadaki insanlık safhası ve öncekiler sadece dünyada bulunmamaktadır. Hidrojen alemine sayısız galaksiler ve nebülözler de dahildir. Bu safhalar, dünya maddesi gibi gelişmiş uzak yerlerdeki gezegenlerde de bulunmaktadır. Fakat, oradaki tekamül araçlarının veya insan şekillerinin tıpatıp dünyadakilere benzemesi beklenemez. Çünkü bunlar, bir gezegen maddesinin özelliklerine göre doğal olarak değişiklik göstermek zorundadırlar.
Devamını oku...
İnsanlar geliştikçe kendisini, öz varlığını, ruhunu, yaşadığı hayatı, ilahi olanı, aslında her şeyin gerçekte ne olduğunu merak edip öğrenmek ihtiyacı içinde bulunmaktadır. Fakat, bunları açıklayan doğru bir bilgi kaynağının mevcut olup olmadığını bilmemektedirler. İhtiyaç duyulan bu kaynak zamanında dünyaya verilmiş ve gerçekten öğrenmek isteyenler de bu bilgilerle ilk defa karşılaşıp ne olduklarını yavaş yavaş anlamaya başlamışlardır. Zaten, hep var olmuş olan bu büyük gerçeklerin anlaşılabilmesi için insan idraklerinin belirli bir olgunluğa ulaşması beklenmiştir. Bu olgunluğa ulaşmak bir meyve ağacında açan çiçekler gibi önce üç tane, sonra beş tane, sonra on tane, sonra yüz tane, bin tane, milyon tane gibi mevsiminde açan çiçekler gibi her yerde çoğalmaktadır. Dolayısıyla insanların ilk defa karşılaştığı veya karşılaşacağı bu büyük gerçekler hakkındaki bilgilerin herkes tarafından hemen anlaşılması veya kabul edilmesi beklenemez.
Devamını oku...
Her insanın çok iyi tanıdığı arkadaşı, akrabası, veya dostlarından birisi, uzak veya yakın bir zaman içinde dünyadan ayrılmış olabilir. Dünya hayatında olan biten hiç bir şey ne kaybolmakta nede boşa gitmektedir. İyi veya kötü yaşanmış olan her şey dünyada kalanlar için de dünyadan ayrılanlar için de mazide kalan tek kazançları olmaktadır. Geçmişte kalan bu kazançlar, dünyada kalanların hatıralarında zaman zaman canlanırken, dünyadan ayrılmış olan bedensiz dostları da bu hatıraların binlerce kat derinlerine gömülmüş olarak bu hatıraları tekrar yaşamaya devam etmektedirler. Çünkü, dünyadan ayrılan her insanın dünyada iken yaşadıklarını binlerce kat ayrıntılar içinde tekrar yaşaması asla değişmeyen büyük bir prensip olmaktadır.
Devamını oku...
Vicdan, düalite prensibine göre çalışan ve bir birim düaliteye sahip olan bir mekanizma olarak ifade edilmiştir. İdraki geliştiren bu vicdanın ne olduğunu ve varlığın bu vicdana nasıl hakim olduğunu çok farklı açılardan ifade etmeye çalışalım. İnsanlarda bulunan vicdan, daha basit ve farklı şekillerde bitki ve hayvanlarda da bulunmaktadır.
Bu vicdan, idrakten ayrılıp toplanabilen, paketlenebilen, bir başkasına gönderilebilen, yada bitkilerdeki vicdanların idraklerden tutup sökülerek hayvan idraklerine takılabilen, veya insanlardaki vicdanların idraklerden tutup sökülerek hayvan idraklerine takılabilen, veya ortalarda dolaşıp gezebilen, alınıp satılabilen, yada diğerleriyle yer değiştirebilen özellikte bir unsur değildir. İdraklerin gelişebilmesi için var olması şart olan bu vicdan, idraklere yapışık bir nesne de değildir, hatta bir kabiliyet de değildir ancak onu kullanmak bir kabiliyet olmaktadır.
Devamını oku...
Bu gün, bütün insanlarda çeşitli derecelerde gelişmiş olan sorumluluk duygularının dünyada ilk defa nasıl ortaya çıktığını kısaca ve basitçe izah etmeye çalışalım. Fakat, bu sorumluluk duygularıyla birlikte gelişmiş olan vicdanlar, idrakler, sevgiler, merhamet duyguları gibi, diğer bütün bu unsurlar gerçekte ilk defa ortaya çıkmayıp, dünyanın sürekli açılan ve kapanan büyük devreleriyle birlikte tekrar yeşermektedirler. Yani, dünyanın bütün mevcut kıtaları da dahil, insanların fiziki bedenleri, medeniyetleri, maddi manevi bütün kabiliyetleri, alışkanlıkları, kısaca her şeyi, sınırları belirlenmiş bir zaman içinde sona erdirilmekte ve yerini bu unsurlara ihtiyaç duyan yeni varlıklara terk etmektedirler.
Devamını oku...
|