 (13 Nisan 2011)
|
Uyanış kelimesinin gerçek anlamını ancak uyanarak bilebilirsiniz.
Düşüncelerinizde kaybolmak yerine uyandığınızda kendinizi onun ötesindeki farkındalık olarak tanırsınız. O zaman düşünmek sizi ele geçiren, hayatınızı yöneten ve sadece kendine hizmet eden otonom bir eylem olmaktan çıkar. Hayatınızı idare etmek yerine farkındalığın hizmetkarı olur. Farkındalık evrensel zekayla bilinçli bir bağ kurmaktır. Bunun için Varlık kelimesi de kullanabilir. Diğer bir deyişle, düşünce olmadan bilinçli olmak.Farkındalık ile düşünme arasındaki ilişki nedir? Farkındalık, o boşluk kendinin bilincine vardığında düşüncelerin var olduğu boşluktur. Sizin içsel amacınız uyanmak. Bu kadar basit. Bu amacı gezegendeki diğer bütün insanlarla paylaşıyorsunuz çünkü insanlığın ortak amacı bu. İçsel amacınız bütünün amacının önemli bir parçası. Dışsal amacınız zamanla değişebilir. İnsandan insana çeşitlilik gösterir. İçsel amacınızı bulmak ve onunla uyumlu yaşamak dışsal amacınızı tatmin etmenin temelidir. Gerçek başarıyı ancak böyle elde edersiniz.
Devamını oku...
Kim olduğunuzla ilgili esas gerçek, ben buyum ya da ben şuyum değil ben benimdir demek.
Duygularla algılanan fiziksel vücudu, yaşlanmaya, sararıp solmaya ve ölmeye mahkum bir bedeni ‘ben’ gibi görmek insanı er ya da geç acı çekmeye götürür. Kendinizi vücudunuzla tanımlamaktan vazgeçmek onu ihmal etmeniz, onu hor görmeniz ya da artık onunla ilgilenmememiz anlamına gelmez. Eğer bedeniniz güçlüyse, güzelse ya da dinamikse bu özelliklerin keyfini çıkarabilir ve bunlar için minnet duyabilirsiniz. Tabii var oldukları sürece. Ayrıca doğru beslenme ve egzersizle vücudunuzu daha iyi bir hale getirebilirsiniz. Ama eğer vücudunuzu kim olduğunuzla eşdeğer tutmazsanız güzelliğiniz solduğunda, canlılığınız kaybolduğunda ya da bedeniniz güçten düştüğünde bu sizin kimlik hissinizin kaybolmasına sebep olma ya da kendinize değer vermenizi engellemez. Aslında vücut güçten düşmeye başladığında o formsuz boyut, diğer bir deyişle bilincin ışığı, solan formunuzdan daha kolayca yansıyabilir.
Devamını oku...
Egonun en büyük düşmanı bu andır. Diğer bir deyişle hayatın kendisidir.
Zaman birbirini izleyen, bazıları ‘ iyi’ ve bazıları ‘kötü’ sonsuz dakikalar olarak algılanır. Ancak daha yakından, kendi o anki tecrübeniz vasıtasıyla bakarsanız sandığınız kadar çok dakika olmadığını görürsünüz. Bir tek bu anın olduğunu keşfedersiniz. Hayat, daima şimdidir. Bütün hayatınız bu sabit ‘ Şimdi’ye yayılır. Geçmiş ya da gelecek dakikalar bile sadece siz onları hatırladığınızda ya da beklediğinizde var olur ve bunu var olan tek anda onları düşünerek yaparsınız: Bu anda.
O halde bize neden pek çok dakika varmış gibi gelir? Çünkü bu an, olanlarla ve içerikleriyle karıştırılır. Şimdinin alanı o alanda gerçekleşenlerle karıştırılır. Bu anın içerikle karıştırılması yalnızca zaman yanılsamasına değil aynı zamanda ego yanılsamasına da sebep olur.
Devamını oku...
DÜŞÜNCENİN ÖTESİNE GEÇMEK
Düşünmek, bilincinizin ve kimliğinizin küçük bir parçası olmaktan öteye gitmez.
Şimdi yükselişe geçen; yeni bir inanç sistemi, yeni bir din, ruhani ideoloji ya da mitoloji değil. Yalnızca mitolojilerin değil aynı zamanda ideolojilerin ve inanç sistemlerinin de sonuna geliyoruz. Bu değişim zihninizin içeriğinden ve düşüncelerinizden daha derine gidiyor. Bu yeni bilincin kalbinde aslında düşünceyi aşmak, yeni keşfedilen düşüncenin ötesine geçme yeteneği ve kendinizde düşünceden çok daha engin bir boyutun farkına varmak yatıyor.
O zaman artık kimliğinizi ve kim olduğunuzla ilgili hissinizi, kendiniz olduğunu sandığınız eski bilincin bitip tükenmek bilmeyen düşünce akışından almazsınız. Kafamdaki sesin aslında ben olmadığını fark etmek nasıl da büyük bir özgürlük!
Devamını oku...
İNSANLIĞI BİRLEŞTİREN GERÇEKLER
TANRI
Tanrı hiç bir şeye benzetilemez ve hiç bir şeyle kıyaslanamaz. Çünki benzetme ve kıyaslama kabul eden her şey, başka şeylerdeki bazı özellikleri taşımadığı için eksiktir. Oysa Tanrı, sadece kendisine benzer. O, O'dur. Bundan dolayı, Tanrı isim ve sıfata muhtaç değildir. O Mutlak Kudret sahibidir. Sıfatlar eşyayı ve insanı göreceli olarak tarif ettiğinden, Yaradan için değil, yaratılanlar için kullanılabilirler.
Devamını oku...
|