 (13 Nisan 2011)
|
BELLEK
Günlük dilde şuur sözcüğü pek çok durumda zeka ( bir zihin faaliyeti olarak) sözcüğü ile aynı anlamda ya da onun bir alternatifi olarak kullanılır. Gerçekte ise, şuurlu olma hali insandaki özel bir tür “ farkında oluş” halidir, kim olduğunun, ne hissettiği ya da düşündüğünün veya şu anda nerede olduğunun farkında olma durumudur bu.
Çalışacağımız sisteme göre, insanın şuurlu olma durumunun dört aşaması olduğu söylenebilir. Bunlar; uyku, uyanıklık, benlik şuuru ve nesnel şuurluluktur. Ancak, insanın şuurlu olma halinin bu dört aşamasına da sahip olması olasıyken, o gerçekte sadece iki aşamada yaşamaktadır. Yaşamının bir kısmı uykuda geçmektedir, diğer kısmı ise, gerçekliği olsa da uyku halinden pek de farklı olmayan “ uyanıklık durumu”nda harcanmaktadır.
Devamını oku...
Böyle bir başlık atarak ne demek istiyorum? Önce içermekle çevrelemek arasındaki farkı belirtelim. İçermek bir kavramın aslında ta kendisidir. Çevrelemek ise o kavramla aranızdaki ilişkiler bütünü ve ona karşı tavrınızdır.Yeniden doğuşla, birbirleriyle ilişkili nefeslerle bastırılmış düşünceler ortaya çıkarılıp, farkına varılabilir hale getirilir. Düşüncelerin bastırılmış olmasının sebebi o düşüncelerle ilişkileriniz ve tavrınızın olumsuzluğudur (çevreleme). Zaten aksi olsaydı bastırmanız gerekmeyecekti.
Yeniden doğuş sırasında yanlışlarınızın da farkına vararak olumsuz koşulları olumluya çevirmek mümkündür. Ancak tam da aynı noktada kendi kendimizi olumsuz bir biçimde yargılayıp, durumu olumluya çevirirken önemli üzüntülerde hatıra gelecektir. Bu zor durumları daha önemsizlerle birlikte özümseyip ( belki de önemsiz sorunları birer sığınılacak liman olarak kullanıp) aşmaya çalışmak mümkün olacaktır.
Devamını oku...
1980 yazında iyileşme konusundaki ilk bilgimi yeniden doğuş eğitimim sırasında aldım.
Avrupa’da iki ay geçirip, kurucu Leonard Orr’la birlikte çalıştım. Avrupa’dayken Babaji hakkında çok şey işittim. ( Babaji; Paramahansa Yogananda’nın Yoganın Otobiyografisi kitabında belirtilen ölümsüz yoga ustasıdır).
Babaji’nin 1970 yılında yeni bir yetişkin bedenine sahip olduğunu, zamanımın çoğunu Herakhan Ashram’da ( Kuzey Hindistan’da bir kent) geçirdiğini öğrendim. Avrupa’da olduğum süre içerisinde Babaji’yi bulmak için Hindistan’a gidip gelmiş birkaç kişiyle tanıştım. Anlattıkları hikayeler ilginçlikle inanılmazlık arasında gidip geliyordu.
Devamını oku...
Yeniden doğuş duygusal bedenin eğitimidir. Bu aslında, Horus’un sol gözü eğitiminin modern karşılığıdır. Aynı zamanda yeniden doğuş, korkularla, his ve duygularla mücadele etmeyi öğreterek, daha ileri, daha gelişmiş bir varlık olmamızı sağlayan bir metottur.
Çok ilginç bir şekilde, yaklaşık on iki yıl boyunca ( aynı Mısırlılar gibi) duygusal beden ( yeniden doğuş) eğitimi gördükten sonra bir takım noktaları atladığımı fark ettim. Bunlar Horus’un sağ gözü ve Drunvalo’nun geri kalan açıklamalarıydı. Yeniden doğuş kafamdaki sorunlara, farkına bile varmadığım sıkıntılarıma dikkat çekerken, aslında, hiçbir referansa sahip değildim. Bilmiyordum. Bilmediğimi de bilmiyordum. Uykudaydım ve kördüm.
Devamını oku...
Fiziksel olarak ölümsüz olabilme fikrini ilk kez yeniden doğuşla tanıştığım 1979 Martında duydum. Yaşamımda duyduğum en garip fikirdi, bende aldırış etmedim. Sorgulanamayan, incelenmesi mümkün olmayan, kaçınılmaz, önüne geçilmez ölüm tamamen kontrolümüz dışında bir şeydi. Hatta öfkeyle “ Bana ne tür bir yeni çağ safsatası satmaya çalışıyorlar?” diye sordum.
Çok geçmeden Leonard Orr’la tanıştım. Sürekli fiziksel ölümsüzlükten bahsediyordu. Hatta bu konuda bir de kitap yazmıştı. Bu kez bana o kadar da tuhaf gelmeyen bu fikirden, giderek hoşlanmaya bile başlamıştım. Özellikle bunun aslında şu anki yaşam kalitemizle ilgili olduğunu fark ettiğimde ilgim daha da arttı.
Devamını oku...
|