 (13 Nisan 2011)
|
MAKROKOZMOS
Makrokozmos deyince aklımıza; güneşler, yıldızlar, uzak yıldız bulutları, galaksiler, beyaz cüceler, kara delikler ve evrenimizin en dış sınırları gelmektedir. Mikrokozmos, gözle görülmeyen evrendir. Makrokozmos kavramı ise bizi, bilimsel gelişmelere uygun olarak, her gün alışık olduğumuz cisimlerden ve düşünce anlayışlarından sıyırıp, yavaş yavaş açılan yeni ufuklara doğru götürmektedir.
İnsanoğlu, uygarlığının ilk çağlarında evreni sadece dünyamız sanıyordu. Ve yer küresinin, kendini çevreleyen okyanus üzerinde bulunan geniş düz bir disk olduğuna inanıyordu. Bu yerküresinin altı, düşünebildiğimiz kadar sudan, üstü de Tanrılar’ın oturduğu yer olarak kabul edilen gökyüzünden meydana gelmişti.
Devamını oku...
EVRENİN OLUŞUMU
Evrenin oluşumu ile ilgili olarak çeşitli teoriler ileri sürülmekle beraber henüz hiç biri tam manası ile açıklığa kavuşmuş değildir. Önümüzdeki yıllarda başka ipuçları elde etmek mümkün olabilir.
Bilimsel çevrelerin ve astrofizikçilerin yanı sıra felsefe de bu konuyla çok yakından ilgilenmiştir. Yeni bir inceleme dalı olan Varlık Bilim, insanın yeryüzünde nasıl var olduğunu bilmeye uğraşırken Ontoloji Felsefesi de, filozofik açıdan varoluşu incelemiştir.
Devamını oku...
YARADAN
Mutlak Yaradan, her şeyden ve bütün yarattıklarından münezzehtir. Hiç bir yaradılmış varlık Yaradan’ı ile ilişki içine giremez. O’nun yaratıcılığını, kudretini ve yaratmış olduğu her şeyi sarıp sarmalamasını ifade edebilecek hiç bir süslü kelime, sıfat veya eşdeğerde kavram yoktur.
Yaradan isimlendirilemez ve sıfatlandırılamaz! Halk ettikleri ile ilişki içine giremez; aksi taktirde münezzehlik kavramına halel gelir. İyi- kötü, güzel-çirkin gibi ikilemli sıfatlandırmalar sadece dünya insanının eksik bilgisinden kaynaklanmaktadır.
Devamını oku...
YAKARIŞ ( Medyomun Duası)
Ruhum aç ve susuz; bu açlık ve susuzluk benim için bir halet… Dünyayı kucaklasam, güneşi kucaklasam, kozmosu kucaklasam özlemim bitmiyor. Evrene uzansam susuzluğum yine dinmiyor. Ruhum bütün alevleri ve buzları sarsa da, bize sunduğu tüm imkanlara rağmen Tanrı’ya bir adım bile yaklaşamıyorum. Bu ne kötürümlüktür Yarabbi!
Bugüne dek ne gördükse, ne yaşadıksa, bu gördüğümüz ve yaşadığımız şeyler bize, “ şükür” hissinden başka hiç bir şey öğretmiyor. Bu sonsuz varlıklar diyarında, bu hınca hınç dolu evrenler içinde, boş bir yer göremiyorum kendime!
Devamını oku...
SİRİUS VE BİLEŞENLERİ
Büyükköpek Takımyıldızı’nın alfa yıldızı Sirius, Güneş’imizden yaklaşık 8,6 ışık yılı uzaklıkta bulunur. A-1 tayf sınıfında yer alan Sirius yıldızının aydınlatma gücü 23 yani Güneş’in 23 mislidir ve görünürdeki parlaklığı bakımından gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Bugünkü Astronomiye göre Sirius bir çift yıldız sistemi olup, başyıldıza bileşeni Sirius-B yıldızı eşlik eder. Bir akcüce olan Sirius-B, Sirius’ten ( 45) parlaklık bakımından 10.000 kez daha az parlak ve hacim bakımından ondan 160.000 kez daha küçük olduğundan, Sirius’ün yanında ufacık bir siyah nokta gibi kalır. Fakat Dogonlar’ın evren bilgisine göre, işlevi tam tersine çok büyüktür; hatta âlemin yol göstericisi olarak kabul edilen başyıldız Sirius’ü bile onun gözettiği, «emirler»in Sirius-B’den Sirius’e nakledildiği söylenir.
Devamını oku...
|