 (13 Nisan 2011)
|
DİĞER KARŞILAŞMALAR
Burada, durumunu hiç anlamayan insanlar bulunduğunu biliyor musunuz? Onları aydınlatmayı denedim, zaman zaman da başardım bunu. Davanın toptan reddedildiği durumlarda da karşılaştım.
İki tipik olay anlatmak istiyorum:
Birincisi, dünyada « şerefli» denilen bir burjuva ile ilgili. Entelektüel ve materyalist olmak istiyordu. Teorileri biliyorsunuz. İnanışlarına göre, ölündüğü zaman artık şuur yoktur ve insanlar çok büyük bir zaman için uyumaya başlarlar.
Devamını oku...
GECEDE BİR IŞIK
Evet. Dün geceden beri sizle birlikteyim. Daha önce kendimi duyurmak imkansızdı!
Büyük dostum, acı çektiğiniz anlarda cesaretinizi kaybetmeyin ve şunu söyleyin kendinize: Başımıza gelenden, gerçekte ne bayan X, ne bayan Y, ne de herhangi birisi sorumludur. Başımıza gelenden biz sorumluyuz. Zira, « imbiğimizin» altındaki ateşi yakan kendi Hami Varlığımız’dır.
Devamını oku...
Albert Pauchard Kimdir?
« Cenevre, Ruhsal Araştırmalar Derneği Fahri Başkanı»Albert Pauchard Cenevre’de doğdu ve orada öldü ( 1878-1934).Tüm çocukluğu boyunca spiritizm’le ilgilendi. Sırasıyla; Cenevre Ruhsal Araştırmalar Derneği üyesi, derneğin kütüphane yöneticisi, başkan vekili ve fahri başkanı oldu. Sıkı dostluk ve iş ilişkileri, onu Leon DEN’S ve Gabriel DELANN’a bağladı. 1911’de bir yıl Paris’te kaldı ve orada PAPUS ( Dr. ENCAUSSE) ile okültizm’i inceledi. Daha önce kendisinde var olan manyetizm yeteneğini geliştirdi. Giderek fikirleri, düşünceleri spiritüalizm’e yöneldi.
Devamını oku...
İnsanın, bizzat kendisi hakkında ve bütün ile olan ilişkisi hususunda yaptığı incelemeler esnasında, her an, muazzam yaradılış şemasında oynamakla yükümlü olduğu rol ile karşı karşıya gelip de sarsılmaması imkânsızdır. Kendisine, enerjinin madde içinde olağanüstü bölünmesi gibi görünen şey onu belki tereddüte sevk etmektedir; ancak olup bitmekte olanları ve objeleri yeni bir bakış açısı ile algılamasını sağlayabilecek olan ve de aşmaya muktedir olduğu bir kapı kendisine daima açık tutulmaktadır. Bu kapı, muhakkak ki onu kendi “iç ben”ine götüren kapıdır. İnsan, bu sonsuz ve daha yüksek bir boyuttan olan “ben”i ve Kaynağı ile olan ilişkilerini anlamak zorundadır.
Cayce’in “Okumaları”ndan Aktarmalar
Devamını oku...
Böylece dünün, bugünün ve yarının mütecaviz ve ilerlemeyi seven tabiatlı insanları olan Atlantisliler’in hikâyesi sona eriyor. Bu kronikte verilen bilgileri ancak zaman güçlendirebilir ya da zayıflatabilir. Atlantis ve tekrardoğuş olgusu, insanın yeryüzündeki varlığının karmaşık sorunlarının tek çözümü olmasa bile, yine de en güçlüsü olarak görünmektedir. İnsan yalnızca doğru ve âdil bir yaşam beklentisi içinde değildir; bu yaşamın bir anlamı olmasını da ister. Atlantis ve insanın tekrardoğuşu teorileri en azından, şimdiye kadar yayınlanmış diğer hiçbir varsayımın yapamadığı ölçüde pek çok soruna çözüm getirecek yapıdadırlar.
Ancak geriye, incelenmemiş iki soru daha kalmaktadır.
Devamını oku...
|