 (13 Nisan 2011)
|
Büyük ümitlerle dolu yeni bir çağ yakında başlayacaktır. Görünüşe göre statüko ( *) daha fazla sürüp gidemez; zaten bizlere yeni zamanları karşılayabilmemizde hiçbir şekilde yardım da edemeyeceği de ortadadır. Ancak, yeni çağ tarafından tutulan yol ne olursa olsun, 1998’den itibaren bizleri nelerin beklediğini biliyor muyuz acaba?
( *) Süregelen durum.
Ortodoks komünizm, haksızlık ve insafsızlıkları yüzünden zaten çoktan aşılmış durumdadır. Sosyalizm, diktatorial bir idarenin çok güçlü bürokrasisine ve zulmüne doğru götürme riski taşımaktadır. Zaten daha önceden miyop olan kapitalizm ise artık iyice körleşmiştir ve görünüşe bakılırsa neleri riske soktuğunu görebilecek bir kapasitesi yoktur.
Devamını oku...
MODERN AMERİKAN KRİZİ
Birleşik Devletler’in geleceği hakkında Edgar Cayce’in söyleyecek pek çok şeyi vardır. Tarihin çarkları dönmeye devam ederken insanlık da hızlı bir şekilde yeni bir devre geçmektedir. Bizler şimdi bir geçiş dönemi yaşamaktayız: “Bu zamanlar sona ermektedir. Doğrular yeryüzünün mirasçıları olacaklardır.” denilmektedir “okumalar”da...
Ancak bu öyle pek de kolay olmayacaktır; tam tersine, insanların ruhlarını sınayacak olan bir anlaşmazlıklar, talihsizlikler ve felâketler dönemine girmekteyiz ve “pek çokları telef olup gideceklerdir”. Ancak incinin de, istiridyenin içindeki sürtünmeler ve karışıklıklar neticesinde oluştuğunu unutmamak gerekir. Terslikler olmadan gelişme olmaz.
Devamını oku...
Norveçli ve İsveçli Gotlar, hiç şüphesiz, yeni dünyaya ayak basan ilk Beyazlar’dır. Kızıl Eric ( Eric le Rouge) bu gözü pek denizcilerin, Vikingler’in, ilk liderlerinden biridir. Leif Ericson’un babasıdır ve 1970 yılında İzlanda’ya doğru yelken açmış ve orada yerleşmiştir. Batıda çok geniş bir ülke bulunduğu söylentileri üzerine de yeniden denize açılmış, 1980 yılına doğru Groenland ( Grönland) kıyılarına ulaşmış ve burada yeni bir koloni kurmuştur.
Kuzey Amerika’ya ilk ulaşan onun oğludur. İzlanda’da 1970 yılında dünyaya gelen Leif Ericson, cesaretleri ile övünen deniz adamlarının geleneği içinde yetiştirilmiştir. Ancak 1003 yılında Amerika’yı keşfetmesi tamamen rastlantı ( *) sonucudur. Kralın himayesi altında Norveç’ten yola çıkmış, ancak patlayan bir fırtına onun yönünü saptırarak Yeni Dünya’nın doğu kıyısına doğru sürüklenmiştir. Nereye ayak basmış olduğu tam olarak belli değildir, ancak burada buğdaya ve bağlara rastladığı ve bu yüzden bu bölgeye “Vinland” adı verdiği bilinmektedir, ki bu da hiç şüphesiz Massachusetts’deki Cap Cod’u belirtiyordu.
Devamını oku...
Bundan en az 5 000 sene önce -belki de 9 000 sene önce- Birleşik Devletler’in merkezini oluşturan bölgede önemli geometri âlimlerine sahip bir millet yaşamaktaydı. Yazılı bir dilleri yoktu, tekerleği bilmiyorlardı, daima su kenarında yaşıyorlardı ve Mississippi Nehri ve bunun kolları boyunca yolculuk etmişlerdi. İşin en ilginç yönü, toprak üzerinde mükemmel kare biçiminde, kusursuz daireler, elipsler, yaylar ve tıpkı Ohio’da, Peebles’daki Büyük Yılan tümülüsü gibi, kusursuz oranlara sahip binlerce eser bırakmışlardı.
Bu tümülüsleri yapanlar kimlerdi? Üstün ve seçilmiş ırktan, yerlilere varıncaya dek birçok tahminde bulunulabilir. Kimse bunların nereden geldiklerini ve uygarlıklarının nasıl gelişmiş olduğunu kesin şekilde bilememektedir; ancak bunların Asya kökenli oldukları ve güneybatıdaki Troglodytler’le az ya da çok akrabalıklarının bulunduğu varsayılmaktadır.
Devamını oku...
Atlantis boylarının ya da Maya göçmenlerinin Arizona ve New Mexico’ya gelişlerinden ve burada kaynaşmalarından önce, iklim, hayvanlar ve bitki örtüsü çok farklı idi. Sonuçta A.B.D.’nin güneybatısı, Atlantis fethinin genel görünümünde bir rol sahibidir.
Jeolojiye göre ilk buzul çağı bizim çağımızdan aşağı yukarı bir milyon sene öncesinde gerçekleşmiştir; demek oluyor ki Kuzey Amerika o zamanlar buzullarla kaplıydı. Son buzullaşmanın insanın dünyaya gelişinden 10 000 ya da 12 000 sene öncesine uzandığı uzun süre düşünülmüştür. Amerika yerlileri ya da “Amerindienler” Avrupalılar’dan daha yeni ancak güney Amerika insanından daha eski gibidirler. M.Ö. 10000’e doğru, o zamanlar Asya ve Amerika arasında buzdan bir geçit oluşturan Bering Boğazı’ndan geçmek suretiyle Moğalistan’dan gelmiş oldukları ve derece derece güneye doğru, Meksika’ya ve orta Amerika’ya kadar inmiş oldukları tahmin edilmektedir; bazıları buradan A.B.D.’nin güney-batısına doğru gitmiş olmalıydılar.
Devamını oku...
|