EDGAR CAYCE İNSANIN KADERİ - ŞAŞIRTICI MAYALAR - BÖLÜM 11

http://www.dunyaana.com/images/edgar%20cayce%202.jpgAtlantisliler’in göç etmiş oldukları ülkeler içinde hiç biri onların etkisini Meksika’daki Yucatan kadar açığa çıkaramaz. Burada, Atlantis kültürünün, daha eski ve ilkel bir kabile kültürü üzerindeki derin izlerinin en kayda değer örneği sergilenmektedir. Ne mutlu ki, Mayalar hakkında bilimsel bakış açısından olduğu kadar Cayce’in “okumaları” vasıtasıyla da çok şey bilinmektedir.

Güney Meksika’daki bu yarımada, modern arkeologları uzun bir süre şaşkınlığa düşürmüştür. Maya muamması, bu uygarlıktan geriye kalanların 16. yüzyılın başlarına Cortez tarafından ele geçirilişinden beri insanların imajinasyonlarına ilham kaynağı teşkil etmiştir. Mayalar yüz sene içerisinde tamamen ortadan kaybolmuşlardı ve bu olay onların kökenleri kadar esrarengizdi.

Devamını oku...

EDGAR CAYCE İNSANIN KADERİ - AMERİKA’NIN KAYBOLMUŞ MİLLETLERİ - BÖLÜM 10

http://www.dunyaana.com/images/edgar%20cayce%203.jpgİNKALAR MUAMMASI

İnsanın, dünya üzerindeki hayatının uzun süren taş devri boyunca Asya’dan gelerek Kuzey ve Güney Amerika’yı kolonileştirdiği söylenmektedir. Göçlerin tarihlerini kesin biçimde saptamak mümkün değildir, ancak M.Ö. 25000’e doğru başlamış olabilirler. Bazılarına göre bunlar buzdan bir köprüden veya günümüzde Alaska ve Rusya arasında bulunan ve Bering Boğazı adını verdiğimiz yerde mevcut olan ve şimdilerde sularla kaplı durumdaki dar bir geçitten geçerek gelmiş olmalıdırlar.

Şayet ırk kelimesinin, insan varlığının değişik türlerini belirtmek gibi bir anlamı var ise, göç edenler gayet bariz bir şekilde Moğollar olmalıydılar.

Devamını oku...

EDGAR CAYCE İNSANIN KADERİ - PİRAMİTLERİ İNŞA EDENLER - BÖLÜM 9

http://www.dunyaana.com/images/edgar%20cayce%205.jpgDünyanın tüm gizemleri içinde, Mısır’daki Büyük Piramit ilk sırayı almaktadır. Dünyanın yedi harikasından biridir ve yaşı, yönü, yapısı ile alâkalı olarak sayısız münakaşalara yol açmıştır. Ama zaten tüm Mısır, bir araştırmacı ya da bir arkeolog için büyüleyici olduğu kadar da zengin bir ülkedir; çünki orada insanlığın en esrarengiz muammaları yer almaktadır.

Dünya üzerinde bilinen ilk tarih, M.Ö. 4241 yılında Mısır takviminin kabul edilişidir. Evrensel olarak kabul edilen bir sistem, Mısır tarihini M.Ö. 3400 ile 332 yılları arasında yer alan otuz hanedana bölmektedir. Bundan önceki zamanlara ait olarak hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir; ayrıca bu tarihlerin hiç biri de kesin değildir. Genel olarak, Gize Piramidi’nin M.Ö. 2900 yılına doğru yapılmış olduğuna inanılır (*).

Devamını oku...

EDGAR CAYCE İNSANIN KADERİ - CAYCE DOSYALARINDAN AKTARMALAR - BÖLÜM 8

http://www.dunyaana.com/images/edgar%20cayce%206.jpg“ Bir ‘hayat okuması’ için verilen bilgilerin içinde, zaman zaman varlığın ya da kişinin, Atlantis Kıtası’nda iken özel bir konum işgal etmiş olduğuna, ya da bu kıta üzerinde herhangi bir faaliyete iştirak etmiş olduğuna, ya da varlığın bu kıtadan ayrılarak, o devirde yeryüzünde bulunan başka bir bölgeye, buralara özel bir gelişme süreci aşılayabilmek için göç etmiş olduğuna rastladım. Bu kişiler çok fal olmalıydılar, çünki yeni gökler altına gelmiş oldukları hâlde, içine girmiş oldukları bu yeni ortamlarda bir hayli değişiklikler oluşturmaya başladılar. Tekrardoğuşun bir olgu olduğunu ve dünyada önce yaşamış olan ruhların, bugünkü devirde de yeryüzüne doğmakta olduklarını kabul edersek, eskiden yaşamış oldukları devirde yaptıkları faaliyetlerle kendi yıkımlarını hazırlamış iseler, günümüzde de geri gelerek yeniden bazı değişimler meydana getirecek olduklarını düşünmek yanlış mı olur acaba? Onlar bu eski dünyaya mı aittiler? Yoksa bizimkine mi? ( 364-1)

Devamını oku...

EDGAR CAYCE İNSANIN KADERİ - CAYCE DOSYALARINDAN AKTARMALAR - BÖLÜM 7

http://www.dunyaana.com/images/edgar%20cayce%204.jpgİnsan dünyaya fizik formu (sureti) ile geldiğinde, topografya bugünkünden çok farklıydı. Kutupların yer değiştirmesinden sonra ve binlerce yıl sonra da kıtaların ayrışması neticesinde önemi değişimler meydana gelmişti.

Kutup bölgeleri tropikal veya yarı tropikal idiler. Kuzey Amerika’nın büyük bölümü, Utah, Nevada, Arizona ve New Mekxico hariç, sularla kaplıydı. Bu bölgeler ise, tıpkı Göbi çölü gibi, çok bereketli ovalar durumundaydılar. Güney Amerika’daki Andlar’ın kıyı bölgesi de, tıpkı bu kıtanın büyük bölümü gibi, sıra dağların güney kısmı ve Peru hariç, suların altındaydı. Doğu Afrika’nın bütün kuzeyi -Mısır ve Sudan- suların üstündeydi ve Nil Nehri, Atlantik Okyanusu’na dökülüyordu. Avrupa’da ve Asya’da, Karpatlar, Kafkas Dağları, Norveç, Moğalistan ve Tibet, suların üstündeydiler. Çok zengin topraklar olan İran ve Kafkasya, Aden Bahçesi’ni hatırlatıyordu.

Devamını oku...

Bu site özeldir ve ticari amaç taşımaz.

Copyright © Dünya Ana