 (13 Nisan 2011)
|
“ Üç kanununa dönerek bu kanunun yaptığımız ve incelediğimiz her şeydeki tezahürlerini bulmaya çalışmalıyız. Bu kanunun her alandaki uygulaması, bize derhal pek çok yeni ve önceden görmediğimiz şeyi açıklar. Örneğin kimyayı ele alalım. Mutat bilim, üç kanunundan haberdar değildir ve maddeyi, onun kozmik özelliklerini hesaba katmadan inceler. Fakat mutat kimyadan başka, maddeyi, onun kozmik özelliklerini hesaba katarak inceleyen özel bir kimya ya da dilerseniz, simya mevcuttur. Önceden de ifade edildiği gibi, her bir maddenin kozmik özellikleri, ilk olarak onun yeri ile ve ikinci olarak da belli bir anda onun içinde hareket eden kuvvet sayesinde belirlenir. Aynı bir yerde belli bir maddenin tabiatı, onun içinde tezahür ettiren kuvvete bağımlı olarak büyük bir değişime uğrar. ( 182) Her madde üç kuvvetten herhangi birinin iletkeni olabilir; buna uygun olarak da aktif, pasif veya etkisiz kılan olabilir. Ve eğer belli bir anda hiç bir kuvvet, onun içinde tezahür etmiyorsa veya kuvvetlerin tezahürü ile bağıntısız olarak ele alınmışsa ne birincisi, ne ikincisi ve ne de üçüncüsü olabilir.
Devamını oku...
Konuşmamız benim sorumla başlamıştı: “ Savaş durdurulabilir mi?” ve G. şöyle cevaplamıştı: “ Evet, durdurulabilir.” ama önceki konuşmalarımızı göz önüne getirmekle emindim ki, “ Hayır.” diye cevaplayacaktı.
“ Fakat, bütün mesele, ‘nasıl’da toplanıyor.” dedi. “ Bunu anlamak için çok bilgi sahibi olmak gerekir. Savaş nedir? Savaş gezegenlere ait tesirlerin sonucudur. Uzayda iki veya üç gezegenin birbirlerine çok yaklaşmaları ile gerilim meydana gelir. Dar geçitte çok yakınından birisi geçtiğinde, nasıl tümüyle gerilime girdiğini hiç gözlemledin mi? Aynı gerilim, gezegenler arasında da olur. Bu gerilim gezegenlerde belki bir ya da iki saniye sürer. Fakat burada, dünyada, insanlar birbirlerini öldürmeye başlarlar ve belki de birkaç yıl süreyle birbirlerini öldürmeye devam ederler. Bu zaman içerisinde, onlara birbirlerinden nefret ediyorlarmış, belki de birbirlerini yüce bir amaç için katletmeleri gerekiyormuş veya bir kimseyi ya da bir şeyi savunmaları zorunluymuş ve bunu yapmak soylu bir hareketmiş gibi gelir.
Devamını oku...
D-YARADILIŞ IŞINI
“ Bağlantıları Mutlak ile olan alemler zinciri yani bütün alemler, bütün güneşler, bizim Güneşimiz, gezegenler, Arz ve Ay, kendimizi içerisinde bulduğumuz ‘Yaradılış Işınını’ oluştururlar. Yaradılış Işını, terimin en geniş anlamıyla, bizim için alemdir. Doğaldır ki, Mutlak, her biri yeni ve ayrı bir Yaradılış Işını başlatan birçok, belki de sonsuz sayıda farklı alemler meydana getirdiğinden Yaradılış Işını, terimin tam anlamıyla ‘alemi’ içermemektedir. Dahası bu alemlerden her biri, ışının daha da dağılmasını temsil eden birçok alemi ihtiva eder. Biz, yine de bu alemlerden birini, kendi Samanyolumuz’u seçiyoruz; Samanyolu birçok güneşten oluşmuştur fakat bunlar arasından bize en yakın olan, birinci derecede ona bağlı bulunduğumuz, içinde yaşadığımız, hareket ettiğimiz ve varlığımızı sürdürdüğümüz bir tek güneşi ele alıyoruz. Diğer güneşlerden her biri, ışının yeni bir dağılımı anlamına gelir; fakat biz bu ışınları, kendi ışığımızı yani içinde bulunduğumuz ışını incelediğimiz gibi aynı şekilde inceleyemeyiz.
Devamını oku...
A – KENDİ KENDİNİ MÜŞAHEDE NEDİR?
“ Kendini incelemek için, insan öncelikle, nasıl inceleyeceğini, nereden başlayacağını, hangi yöntemleri kullanacağını öğrenmelidir. İnsan, kendini nasıl inceleyeceğini öğrenmeli ve kendi kendini inceleme yöntemlerini incelemelidir.” ( 85)
“ Kendini incelemenin başlıca yöntemi, kendi kendini müşahededir. Kendi kendini müşahedeyi uygun biçimde uygulamaksızın, insan, makinenin çeşitli fonksiyonları arasındaki bağıntıyı ve karşılıklı ilişkiyi her defasında, her şeyin onda nasıl ve niçin dış etkilerle vuku bulduğunu hiç bir zaman anlamayacaktır.” ( 86)
Devamını oku...
“ Şu anlaşılmalıdır ki, insan iki kısımdan oluşmuştur: Öz ve kişilik. İnsandaki öz, kendisine ait bulunandır. Kişilik ise ‘kendisine ait olmayandır’. ‘Kendisine ait olmayan’; dışarıdan gelmiş bulunanlar, öğrendikleri ya da kendisine aksedenler, bellekte ve duyumlarda kalan dış izlenimlere ait tüm izler, öğrenilmiş bütün kelime ve hareketler, taklit yolu ile doğmuş bütün duygular anlamına gelir. Bütün bunlar, ‘ona ait değildir’; bütün bunlar kişiliktir”.
“ Mutat psikolojinin görüş açısından insanın kişilik ve öz diye ikiye ayrılması zordur. Böyle bir ayırımın psikolojide hiç söz konusu olmadığını söylemek daha doğru olacaktır.”
Devamını oku...
|